8.BÖLÜM

2248 Kelimeler
“Burnumu düzelttirip, birazda karnımdan yağ aldırdım. Altı yıl önceki benle şimdiki ben arasında tabii ki fark olacak” Hiç dediği gibi durmuyordu, bir burun estetiğiyle bu kadar değişiklik olmazdı. Gençken fazlasıyla kilolu, dişleri telli, kalın camlı gözlük takan biriydi. Ne zaman görsem bu kız hiç saçlarını yıkamıyor mu diye düşünürdüm. Elinde hep yiyecek bir şeyler olurdu… “İyi yönde değişmişsin” “Teşekkür ederim Oğuzhan, öğle yemeğini birlikte yesek mi?” “Babanla yani Mithat Beyle konuşmam gerekiyor belki sonra” Eda “Bak söz verdin mutlaka yemeğe çıkaracaksın” dedi babasının yanağına uzaktan bir öpücük koyup manken gibi yürüyerek odadan çıktı. Şimdi estetik harikası olmuştu da fazlasıyla yapay duruyordu, önceden bari sevimliydi. Bu halini hiç beğenmemiştim, hangi erkek sanki patlayacakmış gibi görünen göğüslere dokunmak isterdi, ya da besleme yapılmış kalçalara. Asla benim tarzım değildi o dudaklar neydi öyle, bir dudağı gökte bir dudağı yerde gibiydi. Kızı çıktıktan sonra adam bir süre bana baktı, hislerim yüzüme yansımış olmalıydı, suratı asılıp kaşları çatıldı “Ne yazık ki engel olamadım kendini güzellik uğruna mahvetti. Üç evladım var üçü de işe yaramaz çıktı” “Diğer oğlunuzu bilmiyorum ama Taylan düşündüğünüz gibi değil, daha rahat şartlarda sevdiği işi yapmak istiyor. Oğlunuzun sizin işinizi devralmasını istiyorsanız bırakın sevdiği işe başlasın sonrasında zaten yanınıza gelecektir” Öyle bir konuşuyordum ki sanki Taylan can ciğer arkadaşımdı… “Aynı yaştasınız Oğuzhan, artık genç sayılmazsınız daha kaç sene onun avareliğine göz yumacağım” “Babam her şeyin bir vakti zamanı olduğunu söyler. Mithat Bey benim başarılı olduğum bölümü biliyorsunuz çizgimin dışına çıkmam beni çok zorlar ve size yararlı olamam. Sahip olmak istediğiniz arazilerin üstünde çok fazla ev sahibi var okuduğum kadarıyla çoğu yıkıma ve evini satmaya karşı. Bu projeye katılmak istemiyorum baştan konuşmak istedim, bunun için beni şirkete çağırdıysanız hemen istifamı verebilirim” “Kendinden çok eminsin değil mi?” “Yapacaklarımı ve yapamayacaklarımı biliyorum yoksa başarılı olamam” “Keşke Taylan senin gibi olabilseydi, çizgilerin kesin ve net. İşsiz kalma korkun olmadığından da kendine güvenin tam” Sessiz kaldım kabul etmezse kendi bilirdi, başarı sağlayamayacağım işi yapmak istemiyordum. Bahsettiği proje benim işime yaramazdı geçmiş dosyaları bulmam gerekiyordu. Mithat beyin karanlık tiplerle çalıştığını öğrenmiştim. Elimi çabuk tutmam gerekiyordu. Hem işlerine yarayarak gözlerine girmeli, hem de aradığım bilgilere ulaşmalıydım. Güvenlerini kazanmalıydım başka türlü karanlık sırlara ulaşamayacaktım. Odama döner dönmez Bodruma uçak bileti aldım hafta sonu iki günlüğüne gidebilirdim otel odası hala benimdi çıkış yapmamıştım. Genç kızın ayrılmamış olmasını umut etmekten başka ne yapabilirdim. İşlerime tam yoğunlaşmak için aklımda soru işaretleri kalmamalıydı. **** YASEMİN Hafta sonu için gelmek isteyenlere evet cevabı verilemiyordu. Odalar full doluydu… Şeyma abla koltuklardan birine oturdu bende karşısına geçtim “Bu otel küçük geliyor daha fazla büyütmek içinde para” “Bu kadar yeterli değil mi ablacığım, yıllardır gelen müşterileriniz var, büyüdükçe elemanlar yetişemeyecek hizmet kalitesi de düşecektir” “Burayı büyütmeyi gerçekten çok isterdim. Seninle çalışmayı sevdim devamlı kalmayı düşünmelisin, işler kışın çok daha rahat olur. İşse iş buradan daha rahat yer mi bulacaksın, sen olunca bende daha güvenli olurum İşleri üstüne yıkar tatil yaparım” Şeyda ablayı gerçekten seviyordum çok doğal bir o kadar da sevimli bir kadındı “Bol köpüklü Türk kahvesine ne dersin patroniçem” “Ay kendimi bir hoş hissettim içelim canım yanına likörde koysunlar, birde lokum” Garsona seslenecekken elim havada kaldı, kapıdan içeri gireni görünce küçük bir şok yaşadığım kesindi beni havuzda kurtaran nereden tanıdığımı çıkaramadığım adam gelmişti, üstelik her gece beni rahatsız eden Taylan’la el sıkışıyordu. Garsona seslenmekten vazgeçip telefonla sipariş verdim onun hatta ikisinin de dikkatini çekmek istemiyordum. Sarmaş dolaş bar kısmına geçtiler bende rahat bir nefes aldım… “Yarın belalın geliyor haberin olsun” diyen Şeyda ablaya şaşkınlıkla baktım “Belalım kim?” “Kim olacak Zeno geliyor, on bir yaşına geldi hala seni unutamadı hınzır evlat” “Ben onla konuşurum altı sene önce ki ben değilim. Neredeyse genç delikanlı olacak yaşıtlarıyla ilgilenecektir” “Yok şekerim babası gibi takıntılı bir tip, babası da bana bir taktı, takış o takış kurtulmam mümkün olmadı” “Vaz geçer ablacığım, ben onunla konuşur ikna ederim. Senin eşinle olan durum normal, Zeno kısa süre sonra onun için çok yaşlı olduğumu anlayacaktır” “Baştan rahatsızlık verebilir, mümkün olduğunca ikaz edeceğim onun saçmalıklarınla gerçekten uğraşacak halim yok” Kahvelerimizi içtik, dinlenme zamanımızın geldiğini söyledi. Bunu benim için söylüyordu, gece yarısını geçmeden ofisinden ayrılmadığını biliyordum. Odamın penceresinden havuza baktım iki kişi vardı. Kesinlikle Taylan ve o adam olmalıydı, bir an evvel gitseler de kurtulsaydım. Havuz yerine duşa girmekten hoşlanmamıştım. Üstümde sadece havluyla yatağıma uzanmamla kalkmam bir oldu… İlk geldiğimde gece yarısı koynuma giren, beni başka bir kızla karıştırıp öpen gence çok benziyordu… “Yok, artık tesadüfün bu kadarı olamaz” diye kendi kendime söylendim. Bütün vücuduma ateş bastı ya o da beni tanırsa? Tanımaz, hem kısacık bir an gördü… Beynimin içinde kelimeler birbirine karşılık veriyor sanki benden bağımsız karara varmaya çalışıyorlardı… “ Ya tanırsa? Off çok utanırım” “Neden utanacaksın, senin suçun ne” “Her yerimi gördü, beni öptü” “Çok uzun süre geçti, ayrıntılar aklında kalmamıştır, dert etme” son sözde karar kıldım fazla karşısına çıkmazsam beni hatırlama oranı sıfıra düşerdi, şimdiye kadar kaç kız hayatına girip çıkmıştı kim bilir, kesin unutmuş olmalıydı. O olup olmadığını anlamamın kesin bir yolu vardı. Üstümü giyinip Şeyda ablanın ofisine koştum, nasıl koştuğumu bilemiyordum. Durup aralara saklanıyor, hollere bakıyor kimse yoksa koşuyordum. En korktuğum bölgeye gelmiştim otel girişinden geçmek azap oldu. Nihayet ofise ulaştım Şeyda abla uyumamıştı kapısına bir kere vurup odaya daldım “Hayırdır canım gecenin bu saatinde, çoktan uyumuşsundur diye düşündüm” “Ablacığım hani altı yıl önce çekildiğimiz fotoğraflar var ya onlar hala duruyor mu?” “Ay ben dün ne yediğimi unuttum nereden bileyim” “Ne olur canım benim hani altı yıl önce beni biri aramıştı ya sanki ona benzeyen biri var o olup olmadığını bilmem gerek” Şeyda abla masasının çekmecelerini karıştırmaya başladı, kadıncağızı bu yorgun haliyle bir de ben uğraştırıyordum. “Dipteki dolap var ya en alt çekmecesine bir bak” Dediği yerde bir torba fotoğraf buldum, ben hızlıca bakıp geçerken Şeyda abla eskilere dalmıştı “Bak Yasemin, gençliğime bak, ah ne canlar yakmıştım. Zeno’ya hamileyken, hastanede doğduğu gün, birinci yaş günü, bu adam var ya bu adam neredeyse evliliğime mal oluyordu” dedi elinde ki fotoğrafı yırttı… Bir onun gösterdiklerine bakıp, aradığım fotoğrafı bulmak oldukça uzun zaman aldı. Şeyda ablada ki fotoğraf değişik açıdan çekilmişti bende olan gibi değildi, yandan çıkmış olsa da benzerlik vardı. “Ben bu açıdan tanıyamayacağım, belki sen tanırsın” “Bu çocukla aranızda bir şeyler mi geçti” “Ne geçebilir ki sadece o mu değil mi merak ettim” Ah bir gerçeği bilseydi acaba ne düşünürdü. O olsun veya olmasın kaçacaktım… ***** Gece boyunca uyku tutmadı, sabahın köründe ayakta olan bir ben olmalıydım kuşlar bile uykuda görünüyordu. İlk işim balkondan atlayıp havuza girmek oldu, Taylan’a inat bir uçtan bir uca yüzüp durdum, omuzlarım ağrımaya başlamıştı. Birden bire bastıran yağmurla içim neşeyle doldu, bir süre daha yüzdüm. Yağmur böyle devam ederse misafirler odalarında vakit geçirmeye çalışırlardı bu da benim işime gelirdi. Kaydırağa çıktım yağmurla birlikte aşağı havuzun içine kaydım gören deli mi bu derdi. Son kez kaymak için çıktığımda havuzun içine biri girdi vazgeçip geri döndüm havlumu kaptığım gibi odama geldim. Kahvaltı saati yaklaşmıştı… Şeyda abla istediğini giy desede çalışıyor olduğum için ince pantolonlarımdan birini seçtim, yarım kollu gömleği giyince kıyafetim tamamlanmıştı. Saçlarımı fırçalayıp ensemde gevşekçe ördüm. Yaz kıyafetlerine bayılıyordum, giymesi kolaydı ve çok rahat oluyorlardı. Makyaj yapmaya gerek duymamıştım tenim o kadar beyazdı ki güneşin altında geçirdiğim anlar yüzüme renk vermişti. Taylan ve arkadaşını görmemeyi umarak odamdan dışarı adım attım, insanın kaçtığı şey burnunun dibinde bitermiş benimde öyle oldu tam karşı odadan o çıkıverdi, ökseye tutulmuş kuş gibi donmuş kalmıştım yüzünde güzel bir tebessümle bana bakıyordu, bu dudakların beni öptüğünü hatta tüm vücudumda dolaştığını bilmemin huzursuzluğu içimde büyüyordu. “Bu ne tesadüf odalarımız karşılıklı çıktı denizkızı” “Hıı öyle olmuş” İlk işim Şeyda ablaya odamı değiştirtmek olacaktı, elini uzattı. Ne yapacağımı bilemiyordum, ben uzatmayınca elini geri çekip cebine soktu “Benim ismim Oğuzhan Boran senin adın ne?” Söylesem mi, söylemesem mi tereddüt ediyordum ki “Yaseminnnnnnnnn” diyen bağıran sese doğru dönmemle Zeno Murat’ın belime sarılması bir oldu “Geldiğini annem söyledi çok sevindim, hiç aklımdan çıkmadın sevgilim” Oğuzhan’ın da benimde ağzımızdan ayni sözcük döküldü “Sevgilim mi?” “Tabii ki sen benim sevgilimsin, daha bilmiyorsun ama ben olmana karar verdim” Nasıl davranacağımı şaşırmış bir haldeydim “Zeno bende seni gördüğüme çok sevindim ama ben senden çok büyüğüm biz abla kardeş olsak” Oğuzhan hala karşımda dikiliyordu, neden gitmiyordu ki? Zeno’nun kollarını belimden ayırmaya çalışıyordum ısrarla daha sıkı sarılıyordu. Çocuk olsun büyük olsun erkek cinsinin yapışkanlığından fenalık gelmişti. “Olmaz şimdi küçük olabilirim ama yakında büyüyeceğim, beni beklersin” Zeno fazlasıyla kararlı görünüyordu. Arada Oğuzhan’a kötü bakışlar atmayı ihmal etmiyordu “Duydun dimi arkadaşım, Yasemin benim ondan uzak dur” Zeno’nun tehdit içeren sözleriyle Oğuzhan’a baktım o da Zeno’ya değil bana bakıyor gayet ciddi duruyordu “Bilmiyorum düşünmem gerek” diyerek hafifçe tebessüm etti gözlerimi kaçırdım. “Ben altı sene öncesinden beri ona aşığım, ilk buraya geldiğinde beni kucağına aldı işte o zaman Yaseminime vuruldum” “Altı sene öncemi, bende buradaydım” Zeno’yu nasıl susturacağımı bilemez haldeydim, adamın tanımayacağı varsa da bu açıklamalar sayesinde kim olduğum ortaya çıkacaktı. “Evet, altı sene önce yine buraya geldi, bu odada kalıyordu beraber oyunlar oynadık, gezdik” “Zeno sus artık hadi yemeğe gidelim” dedim Zeno’nun ağzını kapattım… Keşke yapmasa mıydım çocuğun ağzını kapatan elime bakıyordu. Birden başını kaldırdı “Bu oda, altı sene öncesi evet ya, sen o kızsın” Yüzüm pancar gibi kızarmıştı, korktuğum başıma gelmişti “Değilim” diyerek itiraz ettim, pek bir işe yaramadı. Gülümsemesi büyüdü o anları hatırladığı yüzünden belliydi “Evet sensin, hatırladım seni” Zeno sıkıca elimden tutup beni çekmeye başlamasa olduğum yerde donup kalmıştım “Yürü sevgilim gidelim, bir daha bu adamla konuşma ben seni çok kıskanırım” Oğuzhan’ın da donup kalmasını mı, beni hatırladığı için duyduğum utancımı, Zeno’nun zamansız aşkını mı hangisini düşüneceğimi şaşırmıştım, Zeno’yla birlikte koşmaya başladım bir an önce ondan uzaklaşmalıydım. ***** Şeyda ablaların masasına oturduğum anda kapıdan girdi, Taylan birkaç masa ilerimizde oturuyordu yanına gidip benim karşıma gelecek şekilde oturdu, gözlerini benden ayırmıyor şaşırmış görünüyordu, yemek mi beni ben mi yemeği yedim bilemedim, Zeno devamlı bana olan aşkını ilan ediyor bir an susmuyordu, “Yeter artık oğlum, Yasemin senin ablan, bir daha duymayacağım ağzından böyle sözler” “Hayır efendim, ben Yasemin’i seviyorum sakın aşkımıza karşı çıkma anne” “Hey Allah’ım bu çocuk beni öldürecek, Yaseminciğim oğlumun kusuruna bakma lütfen ” “Sen üzülme ablacığım, biz Zeno’yla konuşur ne yapacağımıza karar veririz” Yemek biran evvel bitse de kalksam diye bakıyordum, kalbim deli gibi atıyordu, yok daha fazla dayanamayacaktım. “Şeyda ablacığım ben biran önce gideyim, bu gün meşrubat kamyonu gelecekti” “Tamam, canım tabii ki git, bende birazdan gelirim” Zeno bileğime yapıştı “Anne ben sevgilimi odasına kadar bırakayım, başına bir şey gelmesin” “Bana bak hınzır evlat sen çok fazla oldun, çabuk odana çık geldiğin gibi Yaseminin yanına koştun” Şeyda abla elinde ki kaşığı Zeno’nun yüzüne doğru sallıyordu. “Zeno seninle yarın konuşuruz tamam mı ablacım” “Bak hala aşkımı anlamıyor bu kız” dediği anda annesi kaşığı kafasına indirdi. Zeno benden evvel masadan kalkıp söylene söylene odasının yolunu tuttu. Arkasından bende kalktım yürürken adımlarım karışıyordu. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışmalıydım, kendimi bu sözlerle avutmama rağmen yine de otelden dışarı çıkmaya cesaret edemiyordum… Bütün gün lokanta bölümünde, ofiste dolaşıp durdum. Gece yarısı olmuş insanlar odalarına çekilmişlerdi. Yemeğimi bile ofiste yemiştim ne zaman kurtulacaktım. İşte şimdi benim zamanım gelmişti bikinimi giyip, balkondan bahçeye atladım havuzun serin suyu beni kendime getirmişti keyifle yüzmeye başladım, yeterince yüzdüğüme karar verip çıktım, havlum kendiliğinden vücuduma dolanıverdi korkuyla sıçradım… “Sakin ol korkma benim” “Ödümü kopardın” Oğuzhan’dı elbet karşılaşacaktık ama bu kadar çabuk olmasını beklememiştim, yüreğim kuş gibi çırpınmaya başladı derin bir nefes aldım gecenin karanlığı yüzümün kızarmasını gizlemişti. “Bu kadar korkacağını tahmin etmedim, üzüldüm” “İyi geceler, ben odama gideyim” “Lütfen gitme Yasemin kaçma konuşalım seninle” “Konuşulacak bir şey yok, hem ben kaçmıyorum çok geç oldu” “Bence var, hadi otur şu havluyu da saçlarına saralım gecenin serinliğinde üşütme” Elimden tuttu, of Allah’ım nasıl davranacağımı şaşırmıştım beni bebek gibi sarıp sarmaladı şezlonga oturttu karşıma geçti onu dinlemekten başka çarem kalmamıştı, konuşamıyordum sanki dilim tutulmuş gibiydi, gözlerini ayırmadan yüzüme bakıyordu. Gecenin karanlığında havuzun kenarında ki loş ışıkların altında birbirimizi tam olarak göremiyorduk. Masalardan birinin üstünde duran feneri alıp yaktı tam aramıza koydu. Beyaz bir gömlekle siyah bol bir şort giymiş bu kıyafette ona çok yakışmıştı. Neler saçmalıyordum ben… “Ben söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum, ilk söyleyeceğim seni tekrar gördüğüme çok sevindim. Altı sene önceki yaz hata sonucu odana girdiğimi biliyorsun, sabah ilk iş seni aradım ama gitmiştin… Kim olduğunu bilen yoktu motel sahibi de gittiği için sana ulaşmam mümkün olmadı. İşime dönmem gerekti aralıklı olarak moteli aradım tüm kış boyunca kapalıydı, yazın gelmesini iple çektim desem yeri var. Şeyda Hanım çok ısrar etmeme rağmen adresini vermedi, niye seni aradığımı sordu, ismini bile söylemedi, isteseydi kendi söylerdi dedi kestirip attı” Ellerimi sıkmaktan tırnaklarım avuçlarıma batmıştı “Neden beni bu kadar ısrarla aradın” “Bilmiyorum ama gerçekten bilmek istiyorum. Bu inanılmaz tesadüf senin kadar beni de şok etti. Birbirimizle aynı otelde tekrardan karşılaşmanın, kaderin bize verdiği bir armağan olduğunu düşünüyorum. Seni tanımayı çok isterim o geceyi hiç olmamış gibi düşünemez misin? İlk kez tanışıyormuşuz gibi benimle arkadaş olmak ister misin?” *****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE