Olayların bu kadar çabuk gelişmesi ne kadar doğruydu, arkadaşlık birbirini tanıyınca olurdu neredeyse sevişmiş kişilerin arkadaş olması olası değildi.
“Vay benim kızla tanışmışsın kardeşim” Taylan gelmişti yanıma oturup kolunu omuzuma attığı anda yerimden fırladım bu ne terbiyesizlikti. Oğuzhan şaşırmış şekilde bakıyordu “Nerden senin kızın oluyorum, iki kez konuştuk diye böyle davranamazsın. Her ikinizde söylüyorum benden uzak durun, nişanlıyım ve çok yakında evleniyorum” Bu neydi ya bu ne biçim bir saçmalıktı… Yanlarından koşarak uzaklaştım. Oğuzhan VİP katında olmasa da onlardan biriydi, okul hayatım boyunca tanıdığım tanıdıkça iç yüzlerini gördükçe, nefret ettiğim grubun uzantılarıydı. Ben onlar gibi insanlarla başa çıkamazdım.
Resepsiyondaki kıza karşımda ki odanın ne zaman boşalacağını sordum pazartesi sabah boşalacağını söyleyince rahatladım. Hasta olduğumu söyleyerek iki günü odamda geçirdim, öğlen saatlerinde odamdan çıktığımda karşı oda temizleniyordu. Nihayet kurtulmuştum biri gitmişti ikincisinin de aynı anda gittiğini öğrenince dünyalar benim oldu.
9.bölüm
OĞUZHAN
Onun yıllar önce aradığım kız olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım, geldiğimden beri Taylan yeni tanıdığı bir kızdan bahsedip çok etkilendiğinden bahsedip durmuştu. Asıl şaşkınlığım Yasemin’e teklifsizce sarılmış olmasıydı gerçi kız hemen kalkıp ağzının payını vermiş olsa da bu azarlanma Taylan’ın hoşuna gitmişti. Onun kadınlara karşı böyle teklifsizce davrandığını biliyordum.
Yanımızdan koşarak uzaklaşmıştı. Nişanlıyım, yakında evleneceğim sözleri kulağımda yankılanıyor, yüreğim sıkışıyordu. Beni beklemeyecekti ya koskoca altı sene dile kolaydı. Güzel kızdı, onu ilk gördüğüm andan çok daha güzel olmuştu.
“Ya ben geri mi dönsem” Taylan uçağa bindiğimiz andan beri onu anlatıp duruyor nasıl tanıştıklarından bahsediyordu “Sen bilirsin” diye blöf yaptım, hayır dediğim anda uçak indiği gibi geri dönerdi.
“Sen onu tanıyor gibiydin, kaç kez karşısına çıktım benimle zor bela konuştu. Oldukça samimi konuşuyordunuz”
Taylan’a geçmişimizden bahsedecek değildim “Öylesine bir konuşmaydı hem evleneceğini söyledi”
Taylan’a karşı dikkatli olmalıydım benimle rekabet etmeyi çok severdi, bu rekabet iyi yönde değil kötü yöndeydi ne zaman bir kıza baksam benden evvel yanına giderdi. Bu huyunu bildiğimden ilişkilerimi hep saklamıştım. Yasemin’i önceden tanıdığımı bilse elinden geleni ardına koymazdı.
“O anda uydurdu gibi geldi, dediği doğru olsaydı onla konuşmaya çalıştığımda söylerdi hem parmağında yüzük yoktu”
Ben olayın şokundan buna hiç dikkat etmemiştim, yine de bir şekilde arkadaşlık teklifimi reddetmişti. Beni istemeyen kadının peşinden zorla koşacak değildim, güzel hoş bir anı olarak beynimin bir köşesinde kalacaktı. Nerede oturduğunu, telefonunu bilmiyordum keşke yola çıkmadan öğrenebilseydim. Düşüncelerim oradan oraya gidip geliyordu Taylan’ın söylediklerinde büyük gerçek payı vardı. Nasıl ulaşabilirdim kısacık konuşma anımızda bakışlarında korku ve utancın yanı sıra beğenide vardı. Otelde çalıştığını öğrenmiştim henüz yaz bitmemişti işlerimi toparlar toparlamaz gider aramızda yarım kalmış konuşmayı bitirirdim. Yarım kalmışlık evet yarım kalmıştık tamamlanmalıydık. Bir şekilde tekrar bir araya getirilmiş kişilerin böyle ayrılığı olmazdı.
“Yasemin’i boş bırakmaya hiç niyetim yok, kız hoşuma gitti” Taylan’ın kulağımın dibinde onun hakkında saçma sapan konuşmasına dayanamıyordum “Senin uzatmalı sevgilin ne olacak”
“Sıktı artık yeni kadınlara, yeniliklere ihtiyacım var”
“Her zaman şıpsevdi olmuşsundur.”
“Sende bir kişide takılır kalırsın, hayatında biri yok mu?”
“Gerçi yıllar öncesinden tanıdığım bir kız var ama ne kendi hislerimden ne de onun hislerinden emin değilim” Taylan’ın gözleri parlamıştı “Kim olduğunu bana söylemeyecek misin?” dedi güldüm… “Sana asla söylemem”
“Huyum pis değil mi? Ne yapayım kardeşim kızlar arasında, okulda, işte popüler olmanı kıskanıyorum bunu da çok iyi biliyorsun hiç saklamadım.”
“Bana zarar vermeyecek şekilde olursa eyvallah, lisede elimden aldığın kızlara gerçek hislerim yoktu. Eğer ki gerçekten sevdiğim bir kadına, kadınıma el atarsan durum çok daha değişik olur.”
“Vay be Oğuzhan’ım çok ciddisin”
“Gerçekten çok ciddiyim Taylan, çocuk değiliz, lisede değiliz ikimizde neredeyse otuz yaşına geldik. Kendine dur demeyi öğrenmelisin”
İstanbul’a iner inmez emlakçının bulduğu işe yakın stüdyo daireyi görmeye gittim, bir oda bir salon olsa da büyüktü. Eşyaları yeniydi, en beğendiğim yönü manzarası ve büyük pencereleri olmuştu. Akşamdan akşama gelecek olsam da ev olarak kullanacağım yerin ferah olmasını severdim. Anneme telefon açıp bavullarımı almaya geleceğimi söyledim adresi mesaj olarak at, ben getirir hem de evini görürüm dedi itiraz edemeden telefonu kapattı…
Ayrı yaşayacak olsam da ailem yakınımdaydı böylesi sürprizlere, dayatmalara hazırlıklı olmalıydım. Yarım saat geçmedi tüm ailem evimin içindeydi, annem erzakları yerleştiriyor, kız kardeşim bavullarımı boşaltıyor içindekileri dolaba asıyordu. Bende babamla karşılıklı koltuklarda oturmuş manzarayı izliyordum. Ailemin yakınımda olması fena olmayacaktı, annemi babamın karşısına oturtup kahve yapıp ellerine verdim.
Annem “Abine bak da utan Birsen” diye seslendi… Kardeşimin ne cevap vereceğini merakla bekliyordum “Alt tarafı bir kahve ikram etti, benim evim olursa sizi kuş sütüyle besleyeceğim”
“Göreceğiz küçük hanım bu gidişle senden hiç umudum yok”
Aralarından çok erken ayrılmıştım liseden sonra yurt dışı eğitimim başlamıştı, sonrasında da iş hayatının çarklarının içine girmiştim. İşe başlamadan geldiğim o yaz tatilinde hem ailemle hasret gidermiş hem de birkaç gün için kaçtığım Bodrum’da onunla karşılaşmıştım, tenime nüfus eden kızla. Anısını uzun süre sakladığım kızla, bulamayınca hayallerimde buluşamadığım silinmeye yüz tutmuşken tekrar karşılaştığım kızla. Böylesi bir mucizeyi görmezden gelemezdim. Başka bir erkeğin kadını olmak üzere olduğunu söylemesi bile beni fazlasıyla rahatsız etmişti. Taylan’ın söylediklerinin doğru çıkması en büyük dileğimdi. Ona nasıl ulaşacaktım…
Yeni iş yeni sorunlar ve sorumluluk demekti günler geçiyor istediğim sonuca ulaşamadıkça sıkılıyordum, sıkıntımın asıl nedenini çok iyi biliyordum Yasemin bir türlü aklımdan çıkmıyor ona nasıl ulaşabilir konuşabilirim diye düşünmek beynimi yiyordu. Yıllar öncesinde de peşine düşmüş onu bulmaya çalışmıştım hayal kırıklığı içinde işime geri dönmek zorunda kalmıştım. Şimdi vazgeçemezdim, ona bu kadar yakınken vazgeçmeyi beynim, kalbim hatta bedenim reddediyordu. Otelde kaldığım iki gün boyunca onu her yerde aramış bulamamıştım, benden kaçtığını biliyordum, bir iki kişiye nerede olduğunu sorsam da bilmediklerini söylemişlerdi. Küçük aşık ortalarda koşturup duruyordu ona da Yasemin’i sormuştum görmediğini söylemiş elinde ki telefonu uzatmıştı sevdiği oyunu indiremiyordu. Evet ya daha önce niye aklıma gelmemişti… “Zeno ben Oğuzhan, oyun nasıl gidiyor”
“Yine yenildim”
Hadi bir cesaret Oğuzhan, küçük âşıktan telefonunu istemem ters tepebilirdi “Kazanırsın aslanım, Zeno Yasemin’i gördün mü?”
“Gördüm çalışıyor onu erkeklerden koruyorum”
Neden soruyorsun deyip aksilik yapmamıştı “Aferin sana erkek dediğin senin gibi olur sevdiğini korur”
“Of of aşkımı anlamıyor ki ben senden çok büyüğüm yaşıtlarınla oyna diyor.”
“Senin namına onunla konuşsam, şimdi yaşın çok genç olabilir ileride büyüyeceksin”
“Konuş aşkımın gerçek olduğunu bilsin”
Nihayet tuzağıma düşmüştü “Ne yazık ki bende telefon numarası yok”
“Bende de yok bulurum haber bekle”
Ona ulaşmak için kim olursa olsun kullanabilirdim… Kulağım telefon sesindeydi beklediğim haber bir türlü gelmiyordu Zeno ya unutmuş ya da alamamıştı. Fırsat bulduğum anda gece gidip sabah dönecektim başka çarem kalmamıştı…
****
İkisi de gidince çok rahatlamıştım, Zeno bir süre peşimde dolaşmış yüz bulamayınca benden vazgeçmişti. Şimdi de yeni işe giren garson kıza âşıktı annesi oğlunun daldan dala konarken bir gün poposunun üstüne düşeceğini söylüyordu. Bu hızla giderse bende Şeyda ablayla aynı fikirdeydim. Otel işini gerçekten sevmiştim, maaş günüm gelince çok daha fazla sevdim. Ders verdiğim zamanlar hariç emeğimle kazandığım ilk maaşımdı. Özellikle odama girerken aklıma gelen kişi Oğuzhan oluyordu. Onun kaldığı odanın kapısını görüyordum sanki içeriden çıkacakmış gibi geliyordu. Başka şartlarda karşılaşsaydık ilişkimizin nasıl olacağını düşünmeden duramıyordum. İlk kez bir erkeği bu kadar çok beğenmiştim, silinmiş anılar yeniden tazelenmişti. Aynı oda, aynı yatak olunca bu tazelenme daha da fazla oluyordu… Odamı değişsem anılar yine silinir miydi?
Telefonum çalınca baktım yabancı bir numaraydı – Merhaba Yasemin diyen sesi tanımıyordum
-Lütfen kapatma ben Oğuzhan
Onu düşündüğüm anda aramıştı –Telefonumu nereden buldun
-Zeno’ya ulaştım, konuşalım Yasemin
Ah Zeno ben sana ne diyeyim, günlerdir peşimde dolaşıp ille numaranı ver demesinden bir şeyler döndüğünü anlamalıydım -Sana evlenmek üzere olduğumu söyledim
-Parmağında yüzük yoktu, bizden ikimizden de kurtulmak için söylediğin bir bahaneydi değil mi?
Onlardan kurtulmak için söylediğim sözlere inanmamışlardı -Sizin gibilerle uğraşacak halim yok, benden uzak durun
Taylan ilk kez işe yaramıştı düşüncesi doğru çıkmıştı nişanlı değildi. Sevinmiştim… -Sizin gibiler derken neyi kastediyorsun?
İçimde ne varsa dökmemin tam sırasıydı, düşündüklerimi öğrenirse benden uzak dururdu, durmalıydı -Zengin züppeleri, baba parası yemekten başka hiçbir işe yaramayanları, bir kadın istesin veya istemesin yatağa atıp sonra pis bir mendil gibi kenara atanları, dünyanın onların etrafında döndüğünü düşünerek kendilerine benzemeyen kişileri küçümseyenleri. Bu ve bunun gibi binlerce örnek verebilirim sizin gibi insanlarla bir arada olmak, görüşmek, tanışmak istemiyorum.
Telefonu yüzüme kapatmamıştı düşünceleri ne olursa olsun bana karşı ilgisi vardı ve ben bahsettiği insanlar gibi olmadığımı anlatmalıydım -Ben bu saydıklarının hiç birisi değilim. Babam bankada memur olarak çalıştı şimdi emekli oldu. Annem ilkokul öğretmeniydi, mal varlığımı bilmek istiyorsan annemlerin kendine ait bir evi, birde babaannemden kalan küçük bir yazlık var. Yani paraya para demeyen zenginlerden değilim, maaşlı çalışanım. Okul hayatımı burs alarak tamamladım…
-Ama o adam, arkadaşın onlardan
-Liseden beri birbirimizden ayrılmayan beş arkadaşız, içimizde bir zengin olan Taylan’dır. Sen niye zenginlere bu kadar karşısın içlerinde çok iyi olanlarda var
-Benim şansıma kötüleri çıktı, üniversitede çok sevdiğim kız arkadaşım onların tuzağına düştü. Dayak yedi, zorla uyuşturucuya alıştırıldı…
-Bunu sırf zenginler yapmıyor ki her sınıftan kötü niyetli kişiler aynı davranabilir. Yasemin orada mısın?
-Bu gün çok yoruldum biraz dinlenmeliyim
-Haklısın bende sabah erkenden ofiste olmalıyım, seni aramama iznin var mı?
Gerçi izin istemeden telefon numaramı alıp açmıştı şimdi devam etmek için iznimi istiyordu. Ne demeli nasıl davranmalıydım hangisi davranış doğru olurdu. Bizim ilişkimiz doğru başlamamıştı doğru gidebilirdi. Oğuzhan’la sohbet etmek güzeldi… -Arayabilirsin, iyi uykular
-Nihayet… Hayır diyeceğinden deli gibi korktum iyi geceler. Der demez telefonu hemen kapattım fikrini her an değiştirebilir gibiydi onu tanımak yıllar öncesinde yaşadığımız anları geri getirmek istiyordum. Kısacık anda yaşadığım duyguları hiçbir kadında hissetmemiştim…
****
Telefon uzun süre elimde kaldı ona evet dediğime inanamıyordum, ellerimi yüzüme götürdüm hayal gerçeğe mi dönüşmüştü. Kalbim deli gibi atıyordu geçmişim geri gelmişti. Bir daha ne zaman arardı sabah mı? Gün içinde mi? Yoksa bu saatlerde mi? Of şimdiden arayacağı zamanı merak etmeye başlamıştım. Telefonu elimin uzanabileceği mesafeye koyup gözlerimi kapadım.
****
OĞUZHAN
MESAJ YASEMİN’E: Sabah çok erken kalktım uyuduğunu düşünerek yazmak istedim, bu gün resmi olarak işteki ilk günüm bana iyi şanslar dile…
MESAJ OĞUZHAN’A: Günaydın havuza gidiyorum, ben hiç uyuyamadım. İyi şanslar…
MESAJ YASEMİN’E: Şimdi yanında olmak isterdim, sonra görüşürüz şirkete geldim
Uyuyamamıştı benim yüzümden olduğunu düşünmek istedim, beni kabul etmişti yüzümde kocaman bir gülümsemeyle şirketin kapısından adım attım. Devasa şirketin aynı şekilde girişi vardı, alıştığım görüntü beni şaşırtmıyordu, onlarca çalışan kartlarını okutarak turnikelerden girmeye çalışıyorlardı. Asansörlerin önü fazlasıyla kalabalıktı sıramın gelmesini beklemekten başka çarem yoktu. Omuzuma sarılan kolla irkildim “Günaydın Oğuzhan”
“Erkencisin Taylan bu saatte yataktan kalkmana şaşırdım” Sarılmayı bırakmadan önü boş olan asansörün kapısına çekti, elinde ki kartı okutunca kapı açıldı. Eh patron veya patronun oğlunun binmeleri için kendilerine özel asansörleri olduğunu bilmeliydim. Sadece buraya özgü bir durum değildi, dünyada ki büyük şirketlerin çoğunda vardı. “Peder beyin emri üstüne buradayım ne o içeri girerken çok mutlu görünüyordun nedeni iş mi yoksa bilmediğim bir şeyler mi var”
“Ne olabilir ki çalışmayı severim”
“Tam bir işkoliksin”
“Bazılarımızın para kazanmak için çalışmaya ihtiyacımız var, senin gibi ağzımızda altın kaşıkla doğmadık”
“Yasemin aklımdan çıkmıyor, onu elde etmek için ne yapmalıyım”
Birden bire ondan bahsetmesini beklemiyordum “Bence edebini bilmelisin, diğer kadınlara benzemiyor”
“Bence her kadın aynıdır, biri ki tatlı söz, biraz hediye ağıma düşmeleri için yeterli”
“Görüşmeyeli karakterinde değişmiş yerlerde sürünüyor, seni doğuran annenin de kadın olduğunu unutma” Gerçi her zaman böyleydi de…
“Annemde farklı değildi, yerine gelen kadında farklı değil. Altınlar, elmaslar ve bol para yatağa girip bacaklarını iki yana açmaları için anahtar görevini görüyor” Taylan’ın ailevi durumunun az çok farkındaydık, parası için değil mutsuz olduğu için aramıza almıştık. Lisede daha düzgündü yıllar onu daha olgunlaştıracağına yozlaştırmıştı. Yasemin’in sözlerine hak vermemek elde değildi. Asansörden indik kolumdan tutup durdurdu “O kadını ilk ben gördüm, uzak duracaksın Oğuzhan. Samimi konuşmanız hiç hoşuma gitmedi”
Taylan resmen beni tehdit ediyordu “Sana ne oluyor anlamadım davranışların benim de hiç hoşuma gitmiyor, şirketinizde çalışmaya başladım diye bana patronluk taslamaya çalışıp ezmeye uğraşıyorsan hata yapıyorsun derim işe gelmem için yalvaran sizdiniz. Şimdi çıkar giderim yarın başka şirkette hatta sizden çok üst düzey şirkette işe başlarım. Sakın beni küçümsemeye, ezmeye çalışma, bildiğin gibi birbirimizi deneme süremiz bile bu gün başladı”
“Kim kimi eziyormuş”
Mithat Bey tam arkamızdaydı konuştuklarımızı duymuş olmalıydı. Taylan yakamda ki hayali tozu elinin tersiyle sildi. “Sırtını senin gibi bir adama dayadıktan sonra Oğuzhan’ı kim ezebilir değil mi baba”
“Sende adam ol çalış desteğim üstünde olsun. İkinizde toplantı odasına gelin” Günlük rutin toplantılardan biriydi daha çok elde edilmek istenen arazinin sahiplerini nasıl ikna edebiliriz diye konuşuluyordu. Bu konunun beni ilgilendirmeyeceğini baştan söylemiştim.
“Çoğu yer nasılsa bizim eninde sonunda çıkmak zorunda kalacaklar” diyen Taylan “O kadar beklersek çok fazla zarara gireriz bir an önce çıkartılmaları gerek.” diyen Mithat Bey oldu…
“Umut vadeden genç iş adamı ödülünü almış arkadaşım sen bu konuda ne diyorsun, bir fikrini duysak”
Taylan’la ağız dalaşına girmeyecektim “Mithat Bey şimdi konuştuğunuz olayın benim bölümümle alakası yok. Bir iki işletmenin dosyalarını incelemeliyim müsaadenizle” diyerek cevabını bile beklemeden koltuktan kalktım. İşler umduğum gibi gitmiyordu, tanıdık yerine yabancılarla çalışmak çok daha iyiydi…
*****