Güneş, kanlı canlı bir şekilde oradaydı. Hayattaydı ve birkaç adım uzağımdaydı sadece. "Güneş!" diyerek yanına koştum ve sıkıca sarıldım. "Şükürler olsun, buradasın. Şükürler olsun! Allah'ım şükürler olsun, yaşıyorsun. Ben onu sarıp, sarmalarken, o donmuş bir şekilde duruyordu sadece. "Doğru yere geldiysek, ben gideyim. Geçmiş olsun abla." Taksicinin sözleriyle onun farkına vardım. "Kusura bakma kardeşim. Borcumuz ne kadar?" "Ne borcu komiserim? Ben, insanlık namına getirdim onu. Denk gelmeseydim ya aç köpeklere yem olacaktı ya da biri başına iş getirecekti. Benim de kız kardeşlerim var. Onu öyle, dağ başında, yol kenarında görünce aldım da getirdim." "Nerede buldun?" "Polonezköy'de, aha üstünde sadece bu önlüğüyle buldum. Yol kenarında yere sinmiş, titriyordu. Yiyecek de aldım am

