Güneş yaşıyordu. Şükürler olsun ki Güneş, hayattaydı. Benim yüzümden kaçırmışlardı demek ki... Bunun vebalini asla ama asla ödeyemezdim. Bu notu yazdıklarına göre, planlarında bacağından vurduğum şerefsizin yaklanması yoktu. Zannettiler ki, ben sevdamı pazarlık masasına koyacaktım. ''Nerede o?'' ''Kim nerede?'' ''Bacağına sıçtığım!'' ''Zafer, ağzını topla.'' ''Yani bacağına soktuğum, aman sıktığım...'' ''Allah'ım sen akıl fikir ihsan eyle. Zafer, oğlum... Sen eve git ve dinlen. Bundan sonrası bizde.'' ''Müdürüm, o şerefsiz nerede?'' ''Hastaneye kaldırıldı. Sonra da tutuklanacak. Sen de evine git artık.'' ''Hangi hastane?'' ''Zafer, eve git oğlum.'' ''HANGİ HASTANEDE?'' Ben bağırınca o da sesini yükseltti. ''KARŞINDA KİM OLDUĞUNU UNUTMA ZAFER!'' ''SİZE HANGİ HASTANEDE-'' Müdü

