Bölüm 5

2057 Kelimeler
Mete, Koray’ın Güvenlik Şirketine geldiğinde girişteki kıza gülümsedi. Yanına yaklaştığında iki elini kaldırıp parmaklarıyla kızı gösterirken “bugün harika görünüyorsun tatlım, diyete mi başladın, zayıflamışsın” dedi. Kızın yüzü aydınlanırken, duruşunu dikleştirip saçını düzelterek “gerçekten belli oluyor mu? Bir haftadır deniyorum ama” diyerek vücudunu kontrol ettiğinde Mete hiç şaşmayan iltifatlarına başladı. “Ah kesinlikle belli oluyor.” Dedikten sonra kızın çenesini tutup yüzünü biraz havaya kaldırırken “direk yüzünden fark ediliyor tatlım” dedi. Kız “Mete Bey sizde olmasanız kimsenin fark edeceği yoktu” diyerek gülümsediğinde, Mete ona göz kırpıp “nerede bir güzel görsem fark ederim tatlım, benim uzmanlık alanım” dedi. Kız derin bir iç çekerek “keşke tüm erkekler sizin gibi kadınların dilinden anlayabilse” derken bakışları donuklaştığında Mete platonik aşkın kokusunu almıştı. Kızla sohbet edip biraz olsun içini açmasını istese de acelesi vardı. “Şimdi acelem var ama bu konuyu bir gün seninle kahve eşliğinde konuşalım tatlım. Koray müsait mi?” “Teşekkür ederim” diyen kız kocaman gülümserken eliyle asansörü işaret ederek “-2 de” dedi. Mete eksi ikinin nereye çıktığını çok iyi bilirken yüzünü buruşturarak “yine mi o ter kokan yerde” dediğinde kız kahkaha atarak “evet antrenman yapıyor” dedi. Mete asansöre bindiğinde eksi ikiye baktıktan sonra asansörün aynasındaki yansımasına bakıp saçını ve yakasını düzeltirken “kahretsin yine çok yakışıklıyım” diyerek göz kırptı. Kendini seviyordu. Ukala olmayı seviyordu. Kadınlarla flört etmeyi seviyordu. Bir erkek kadınları nasıl sevmezdi. Asansör durduğunda kapılar açılıp içeri adımını atar atmaz bahsettiği ter kokusuna maruz kalmıştı. Yüzünü buruştururken her tarafta ter içinde kalmış yarı çıplak adamları gördü. Kimi ağırlık kaldırıyor, kimi de kum torbası dövüyordu. Salonun sonundaki ring de ise Koray adamlarını sıraya dizmiş tek tek kıçlarını tekmeliyordu. Ellerini ceplerine atarak o tarafa doğru ilerledi. Daha önce karşılaştığı Koray’ın birkaç çalışanına selam verdi. Ringin yanına geldiğinde Koray nakavt ettiği adamının üstünden kafasını kaldırıp yüzüne düşen uzun saçlarını geriye atarken, Mete’ye sırıtarak “boyunun ölçüsünü almaya mı geldin” dedi. Mete “hah, hah, hah” diyerek yalandan güldükten sonra “sen kim beni dövmek kim dostum” derken Koray ayağa kalkmış elini uzatarak adamını da kaldırmıştı. Ringin köşesine doğru yaklaşıp kenara attığı havluyu alarak yüzünü ve vücudunu silen Koray, Mete’ye yarım bir gülümsemeyle bakarken “hep havadan atıyorsun ama daha bir marifetini göremedik” dedi. Mete omuz silkerek “elimi kirletmeye bile değmezsin tatlım” dediğinde etrafta onları izleyenlerden bir vuhuuu sesi yükselmişti. Mert elleri cebinde ukalaca sırıtarak onlara bakarken, Koray terini sildiği havluyu onun kafasına fırlatarak “çok gördük havadan uçanları” dedi. Yüzüne gelen terli havluyu iki parmağının ucuyla tutup bir kenara atan Mete “iğrençsin Koray” dedikten sonra ceketini çıkartarak “illa gel kıçımı tekmele diyorsun yani” dedi. Omuz silkerek, dudaklarını bükerken gömleğinin düğmelerine uzandığında “sen bilirsin” dedi. Koray onu gülerek izlerken “dikkat et o yakışıklı yüzün morarabilir” dediğinde, Mete kafasını eğmiş gömleğinin düğmelerini çözerken, kafasını hafif kaldırarak ona sinsi bir bakış atıp “sonunda senden yakışıklı olduğumu kabul ettin” dedi. Gömleğini omuzlarından sıyırıp yakasından tutarak düzgünce ceketiyle birlikte kenara kaldırıp ringe çıktı. Koray onu eğlenerek izlerken, Mete eldivenleri taktıktan sonra “bakalım kimin yüzü moraracak” diyerek Koray’ın karşısındaki yerini almıştı. Koray’ın adamlarından biri hakem olarak sahaya çıkarken, Mete “eğer seni yenersem koşulsuz şartsız ne istersem yapacaksın” dedi. Koray hiç düşünmeden “kabul, bende yeni aldığın bebeği istiyorum” dediğinde, Mete sırıtarak “kabul” dedi. Mete’nin bu kadar çabuk kabul etmesi Koray’ın kaşlarının çatılmasına sebep olurken, adamı maçı başlattığında birbirlerinin etrafında biraz döndükten sonra Mete basit bir sağ kroşeyle atağını gerçekleştirmiş Koray kolunu kaldırarak saldırısını bloke etmişti. Geri çekilen Mete ani bir hareketle hücuma geçtiğinde, Koray ondan böyle bir performans beklemediği için savunmasız yakalandı. Üst üste gelen yumruklardan aparkatla kurtulduğunda Mete aldığı darbeyle bir iki adım gerilemişti. Koray’ın adamı aralarına girerek ikisini biraz uzaklaştırdıktan sonra başlamaları için geri çekildiğinde bu sefer hücum eden Koray oldu. Mete kollarını çaprazlama kaldırıp Koray’ın vuruşlarını bloke ederek gerilerken, Koray karın boşluğuna tek vuruş attığında Mete onun dizlerine tekme attı. Koray dengesini kaybederken Mete toparlanarak Koray’ın sağ tarafına sağlam bir direk vuruş yapmıştı. Koray kulağına gelen darbeyle geri çekilirken, Mete hücuma geçti. Koray yüzünü korumak için kollarını kaldırsa da Mete zaten karnına çalışıyordu. Mete’nin kafasını iki elinin arasına alıp sıkıştıran Koray onu kendine çektiğinde hakem araya girerek ikisini ayırdı. Mete sırıtarak “hilebaz” dediğinde, Koray omuz silkerek “bazen hile yapmak gerekir” dedi. Tekrar başladıklarında ikisi de bir süre hafif hareketlerle birbirlerini korkuttular. Yarım saat süren maç sonunda Mete’nin üstünlüğü elde etmesiyle sona yaklaşmıştı. Mete’nin ardı ardına indirdiği yumruklardan nefesi kesilen Koray bir süre sonra havlu atmak zorunda kalmıştı. Koray homurdanarak “pes” diye bağırırken Mete sırıtarak geri çekildi. Koray’ın adamları Mete’yi alkışlarken Mete onlara gösteri yapmak için havaya bir tekme atarken pantolonundan gelen cart sesiyle bacağını indirip elini önüne koymak zorunda kalmıştı. Etraftakiler kahkahalara boğulurken, Koray bile yenilgisini unutmuş ona gülüyordu. Mete bir elini arkaya diğerini öne atarken “olur böyle kazalar lütfen abartmayalım” dedi. Mete ringden inerek beline ceketini bağladıktan sonra gömleğini giydi. Koray yanına gelirken “güzel kıçın az hava alsın lan neden kapatıyorsun” diye dalga geçtiğinde, Mete altta kalmayarak tek kaşını kaldırıp Koray “önce yüzüme iltifat ettin sonra kıçıma hayırdır abicim bana mı yavşıyorsun” dedi. Koray çıplak uyandıkları sabahı hatırlarken “siktir git lan” diyerek duşların olduğu tarafa ilerlediğinde Mete de onu takip etti. Duştan çıktıktan sonra Koray’ın yedek kıyafetlerinden giydi. Koray adamlarıyla kısa bir toplantı yapmak için aşağıda kaldığında Mete onun odasına çıkarak Koray’ı beklemeye başlamıştı. Koray odaya gelip yerince geçince “ne isteyeceksin bende” dediğinde Mete onun karşısındaki koltuğa geçip “Melis hakkında bir araştırma yapmanı istiyorum, bu geldiğinde onda bir farklılık vardı. Eskiye göre daha durgun ve vurdumduymazdı. Bu beni endişelendiriyor” dedi. Koray elleriyle masasında ritim tutarken “oğlum o bir genç kız, tabi ki bir günü bir gününe uymayacak bunun için araştırmamı yaptırıyorsun” dese de telefonundan ülkedeki tanıdıklarına göz gezdirmeye başlamıştı. “Öyle değil Koray. Kardeşimi tanıyorum. Durum beni endişelendirecek kadar ciddi olmasa seni rahatsız etmezdim. Elbette bende sadece evham yapmış olmayı diliyorum ama Melis çok farklıydı. Eğer başına kötü bir şey geldiyse bilmek istiyorum.” Koray “araştıralım, senin de için rahat etsin” diyerek telefonunu kulağına götürdüğünde Mete “sağ ol” diye mırıldandı. Uzakta olduğu için Melis konusunda daha bir hassastı. Onu ziyarete geldiği her dönemde Mete kardeşiyle vakit geçirip onun sıkıntılarını dinleyerek ayrı geçirdikleri zamanı telefi etmeye çalışırdı ancak bu geldiğinde hiçbir şey öyle olmamıştı. Melis, Mete’nin sorularından bilerek kaçmış, onu sürekli farklı konular açarak atlatmıştı. Koray telefonu kapattığında “araştırmasını yapıp haber verecek” dedi. Mete gitmek için ayağa kalkarken “tekrar sağ ol kardeşim” dediğinde, Koray telefonunun ekranına bakıp kalmıştı. Parmağı ekranı kaydırdıkça kaşları çatılırken en sona geldiğinde “siktiiiirrrrr” diye bağırdı. Mete ona merakla bakıp “ne oldu lan” derken, Koray telefonu onun önüne atarak “oku şunu” dedi. Merhaba yakışıklılar. Nasılsınız? Yorucu bir gecenin ardından güne güzel başlamışsınızdır diye umuyoruz. Kusura bakmayın geçen sabah sizi beklemeden çıktık ama yanımıza hatıra almayı unutmadık. Mesajın altında ikisinin çıplak aynı yataktaki resmini gören Mete, Koray gibi küfür etmeye başladı. Resmin altındaki yazıyı okuduğunda ise “boku yedik” diye mırıldanmıştı. Çok güzel fotoğraf değil mi? Sizce de bu güzel fotoğrafı herkesin görmesi gerekmiyor mu? Mete kafasını kaldırıp Koray’a bakarken “Koray ne yapacağız” dediğinde sıkıntıyla yüzünü sıvazlayan Koray ona öfkeyle bakıp “Koray ne yapocoğuz” diyerek onu kabaca taklit edip “senin yerinde durmayan sikin yüzüne geldi bunlar başımıza” dedi. Mete elindeki telefonu onun önüne doğru fırlatırken “hadi lan oradan, sanki seninki çok yerinde duruyor, ben mi dedim oğlum gel kıza yavşa diye” dedi. Ellerini beline yerleştirip odanın içinde volta atmaya başlarken, Koray saçlarını çekiştirip “eğer fotoğrafı yayarlarsa boku yeriz, hepsini geç Bora bu fotoğrafı görürse sittin sene dilinden kurtulamayız” dedi. Mete oflarken “ne yapacağız Koray” diye yakınınca Koray hemen masasındaki telefona uzanıp sekreterini arayarak “bana Nash’ı gönder” dedi. Mete onun ne yapacağını izlemek için kalktığı koltuğa geri otururken sıkıntıyla topuklarını yere vuruyor, fotoğrafın yayılma olasılığını düşünmemeye çalışıyordu. Ama maalesef ki aklı senaryolar yazmaya başlamıştı bile. Görüntüler yayılıyor, ülkeye kadar gidiyordu. Sonra bunu gören ailesi durumunu zaten öyle sandıkları için fazla bir tepki vermeseler de yine de annesi kalp krizi geçirebilirdi. Oğlunun takım taklavat ortada başka bir erkekle yataktaki hali azımsanacak bir şey değildi sonuçtu. Kardeşi ise kahkahalarla gülüyor, birinin sevgilin olduğunu biliyordum diye yorum yapıyordu. Koray’ın kapısı tıklatılıp içeri iri yapılı bir adam girdiğinde Koray elindeki telefonu ona uzatarak “son gelen mesaja bak ve sakın bundan kimseye söz etme. Bir kişiden bile duyarsam seni gebertirim Nash anladın mı beni?” dediğinde adam “evet efendim” deyip mesajı açmış ve yüzü şekilden şekle girmişti. Mete hemen açıklayarak “göründüğü gibi değil, oyuna getirildik. O mesajı atan kadınlar tarafından tuzağa düşürüldük” derken Koray “bize onları bulmanı istiyoruz” diye ekledi. Nash gülmemek için dudaklarını ısırırken başıyla onayladığında Koray kafasını diğer tarafa çevirip onun yüzüne bakamayarak “şimdi çıkabilirsin” dedi. Nash arkasını dönüp daha kapıya giderken omuzları sessiz kahkahalarla sarsılmaya başlamıştı. Kapı kapanır kapanmaz Koray, Mete’ye dönerken “şu düştüğümüz hale bak, böyle bir şey yapacakları hiç aklıma gelmemişti” dedi. Mete öne eğilip kafasını ellerinin arasına alırken fotoğraftaki görüntü gözünün önüne geldikçe küfrediyordu. O gün yapacak başka bir işi olmadığı için Koray’ın adamından haber gelene kadar orada kaldı. Koray’ın ofisinde oturup her koşulda olası senaryoları gözden geçirdiler. İki saatin sonunda Koray’ın telefonu çalmıştı ama arayan Melis’i araştıran kişiydi. Koray adamı dinlerken Mete ona bakıyor, neler konuştuklarını anlamaya çalışıyordu. Koray hiçbir şey demeden adamı dinleyip “benden haber bekle” diyerek telefonu kapattığında Mete “ne bulmuş” dedi. “Ayaz Korkmaz adında birini tanıyor musun?” Mete ellerini yumruk yapıp dişlerini sıkarken “evet” dediğinde Koray “Melis bu adamla bir süre birlikteymiş, daha sonra olaylı bir şekilde ayrılmışlar” diyerek sustuğunda Mete ayağa kalkarak “o piç kardeşime ne yapmış Koray” dedi. “Sakin ol dostum. Melis şimdi onunla görüşmüyormuş ama ilk başlarda kardeşini biraz zorlamış, adamın elinde Melis ile ilgili fotoğraflar varmış, Melis’i onlarla tehdit etmiş. Bu yüzden Melis bir süre ona sesini çıkarmamış, ancak daha sonra onu reddettiğinde fotoğrafları Melis’in arkadaş çevresine yaymış.” Mete’nin beyaz teni duyduklarıyla kızarırken yumruklarını sıktı. O an çok fazla düşünemiyordu. Tek istediği Ayaz’ı bulup gebertmekti. Sinirle arkasına döndüğünde Koray “nereye” diye bağırdı. Mete ona cevap vermeden kapıya ilerlerken, Koray yerinden kalkarak peşinden gitti. Mete kapıdan çıktığı an elini omzuna atıp onu durdururken “nereye” dediğinde Mete onun elinden kurtularak “İstanbul’a o şerefsizi bulup öldürmeye” diye bağırdı. Koray onu omzundan tutup geri çekerken “gel şuraya önce bir sakinleş” diyerek koltuğa yönlendirip oturmasını sağladı. Mete sinirden titreyen elleriyle yüzünü kapatırken “onu yalnız bıraktım, savunmasız bıraktım” dedi. Evi terk ettiği günden beri kardeşinden ayrı kalması tek pişmanlığıydı. Onun zor günlerinde yanında olamadığını bilmek Mete’yi öfkelendiriyordu. Eğer orada olsaydı. Ayaz denen it Melis’e bunları yapmaya cesaret edemezdi. Koray, Mete’nin karşısına geçip otururken “oraya gitmene gerek yok, istersen buradan da mesajını iletebiliriz. Arkadaşım benden haber bekliyor. İstersen oraya gidip işini kendin hallet. İstersen de buradan bir telefonla halledelim” dedi. Mete iki fikride düşündü. İsteği tabi ki gidip kendi elleriyle o şerefsizin ağzını burnunu dağıtası vardı ama ya babası karşısına çıkarsa ne yapacaktı. Ya da annesi… En son ki telefon görüşmelerinden beri konuşmamışlardı. Onlarla karşılaşmaya hazır mıydı? Hepsinden öte yıllar önce apar topar terk ettiği şehre geri dönmeye hazır mıydı? Buraya adımını attığı ilk gün kendi kendine söz vermişti. Ne olursa olsun bir daha geri dönmeyecekti.  Kardeşi için bu sözünü çiğnemeye hazırdı. Ama gidip de geri dönememekten daha çok korkuyordu. Yaşadığı çevreyi özlemişti. Arkadaşlarını özlemişti. Gidince geri dönebilecek miydi? Mete bunları düşünürken kapı çaldığında Koray ayağa kalkıp yerine geçerken “gel” diye seslendi. Nash İçeri girdiğinde “ne buldun” diye soran Koray koltuğunda arkaya doğru yaslanırken Mete de elini yüzünden çekmiş dikkatini adama vermişti. “Numarayı kullanan kişiyi buldum efendim. Adresi ve bilgileri burada” diyen Nash, Koray’a elindeki not kağıdını aldığında “şuan evde” diye ekledi. Koray adresi alıp ayağa kalkarken Mete’ye bakarak “geliyor musun?” dediğinde Mete de ayaklanırken “arkadaşını ara, benden sağlam bir selam söylesin Ayaz Korkmaz’a, mümkünse hayatı boyunca da unutamasın selamımı” dedi. Koray gülümseyerek “nasıl istersen dostum” dedikten sonra gerekli aramayı yaparken birlikte malum adrese doğru yola çıkmışlardı. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE