HAZAN'DAN; Yaklaşık yarım saat sonra dış kapı açıldığında Gurur elinde odunlarla içeri girdi. Bana kısa bir bakış atarken belindeki silahı çıkarıp kenardaki masanın üzerine koydu. Sonra şömineye ilerleyerek getirdiği odunları kırarak atmaya başladı. "Gurur." Kısık çıkan sesim bile onu anında durdururken kasıldığını hissettim. Sanki ne diyeceğimi biliyormuş gibi bana bir kez bile bakmadan şömineyi yakmaya devam etti. Kendimi tutamayarak dizlerimi aşağı sarkıttım ve koltuktan kalkmadan hafifçe öne eğildim. Soğuk salonda sesim tekrar yankılandı. "Gurur, bırak beni gideyim. Anla artık, burada olmam ikimiz için de iyi değil!" Gurur beni umursamadan yaktığı şöminenin içine elindeki odunları atmaya devam etti. Cevap vermeyeceğini düşünmeye başlamışken, "Hayır." dedi sakin bir tonda. Sak

