Bölüm 3

1162 Kelimeler
O kadar yüksek ayakkabılarla nasıl oluyor da hızlı yürüyor aklım almıyordu. Usain Bolt bile arkasından yetişmek için ek çaba göstermek zorundaydı. “Ece!” diye arkasından bağırdım. Aniden durakladı. Duraklamasının iyiye işaret olduğunu düşündüm. Yanına yanaştığımda topuklarının üstünde sakince arkasını döndü. “Ne bacağın varmış be kızım. Yetişene kadar göbeğim çatladı.” dedim. Bütün gece ilk defa o an yüzüne o kadar dikkatli bakmıştım. Çatık kaşlarının rengine bakılırsa saçları doğal kızıldı. “Sana arkamdan gelme cesaretini veren şey nedir?” dedi. Cümlesini kurarken ukala bir tavır takınmış, burnunu havaya kaldırmıştı. Ukalalığı ciddi anlamda sinir bozucuydu. “Gecenin bir vakti bir kadın yalnız bırakılmaz. Racona ters.” dedim. Yavaş yavaş yürüyerek yanıma yanaştı. Yüzlerimizin arasında fazla bir mesafe kalmamıştı. O kadar yakındı ki nefesi neredeyse nefesime karışıyordu. Kokusu bahar çiçeklerini kıskandıracak ferahlıktaydı. Kendini kucağıma atmaya hazır olan kadınların o iğrenç şekerli kokularının aksine, bu ferah kokunun hoşuma bile gittiğini söyleyebilirdim. Sakince ellerini omzuma koyduğunda, ellerinin değdiği yerden beynimekadar elektrik çarpmış gibi hissettim. “Sikmişim raconunu!” dedi ve kasıklarıma ani bir diz darbesi ile vurdu. Öyle bir noktaya vurmuştu ki, kasıklarımda hissettiğim zorlama aynı gece beynime giden ikinci elektrik akımına neden oldu. “Oğlum sen manyak mısın!” diye bağırdım. Küçük bir çocuk tavrıyla dil çıkarıp omuzlarını silkti. Topuklarının üzerinde geri dönüp yürümeye başladı. Bir zafer kazanmış edasıyla yürürken, değme mankenlere taş çıkaracak vücut hatlarıyla özgüven saçıyordu. Derin bir nefes aldım. Acı içinde, topallayarak da olsa arkasından gidip yakalamak zorundaydım. Gerçekten bu şekilde aptal bir taksiye binmesini istemiyordum. Mal varlığıma zeval gelmiş mi diye kontrol etmem gerektiğini ve bu kızın bana bir metreden fazla yanaşmasına izin vermemeyi de aklıma iyice kazıdım. “Gittiğin yönde taksi durağı yok!” diye yeniden arkasından seslendiğimde durakladı. Geri dönüp bana doğru yavaşça yürümeye başladı. Her hareketi kelebek kadar nazik ve yumuşak görünüyordu. Yanıma gelmesine bir kaç adım kala bağırdım. “Hoooo! Daha fazla yanaşma ben canıma da erkekliğime de susamadım!” diye bağırdım. “Sakin ol şampiyon. Sadece sana fazla yüklendiğim için özür dileyecektim. Galiba seni biraz korkuttum.” dedi kıkırdayarak. Gülünce inci gibi dizili dişleri yüzüne bambaşka bir güzellik katıyordu. Herhangi bir erkeğin Ece’ye ilgi duymaması mümkün değildi. Bir kadına bin kere güzel dersen binbir kere etkilenirsin Tekin cümlesi beynimin içinde yankı yapmaya çoktan başlamıştı. “Tamam sorun yok. Şimdilik iyi olduğumu söyleyebilirim. Ama tekrar söylüyorum orada taksi durağı yok.” dedim. Acımın biraz hafiflediğini hissediyordum. Derin bir nefes daha aldım. Kendimi çok daha iyi hissetmeye başlamıştım. “Yoldan geçen bir taksi bulurum nasılsa. Hadi koca oğlan evine dön.” dedi ve arkasını döndü. Aramızdaki mesafeyi tek seferde kapatarak bileğinden yakalayıp kendime çevirdim. Ani bir refleksle neredeyse bileğimi büküyordu ki, yapabileceklerini tahmin edip belinden yakaladım. Topuklu ayakkabılarıyla göz hizamız neredeyse aynı olduğunu fark ettim. Mavi gözleri tam içine düşüp kaybolunacak türdendi. Herhangi bir anda, herhangi bir kadının gözlerinde kaybolmak zaten tehlikeliydi. Ama söz konusu Ece’yse daha tehlikeliydi. Sağı solu belli olmayan türden bir kadın olduğundan bu zafiyeti kullanıp bir kere daha herhangi bir yerimden beynime elektro şok etkisi yaratacak bir sinyal daha gönderebilirdi. “Beni bir an önce bırakmazsan sonsuza dek asla çocuğun olmaz.” dedi. Sesi titrek çıkmıştı. Doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Kuyruğu asla kaptırmayan türden bir kadına benziyordu. Tam Ada’nın kalemi bir arkadaştı. Elimden kurtulmak için çırpınıyordu. Vücut ağırlığımı biraz üstüne vererek çırpınmasını engellemeye çalıştım. İnce beline, incecik kollarına ve bacaklarına rağmen, sandığımdan çok daha kuvvetli bir kadındı. “Sorun yok. Ne evlenmeyi ne de çocuk yapmayı düşünmüyorum.” dedim ve hiç beklemediği bir hızla kucaklayıp, omzuma attım. “Ben senin un çuvalın mıyım dağ ayısı.” dedi. Sırtımı yumruklamaya başladı. Vurduğu tek bir yumruk bile işe yaramadı demeyi çok isterdim. Ancak eli ağırdı ve canım yandıkça öfkelenmeye başlamıştım. “Bana bak Ece, sabrımı biraz daha zorlarsan çok fena olur.” dedim dişlerimin arasından. Ece kolay kolay bir şeye boyun eğecek türden bir kadın değildi. Ama çırpınmalarından vazgeçip çenesini kapatmış olmasından, sert tavrımın iş gördüğünü düşündüm. Arabanın yanına geldiğimizde, omzumdan yavaşça indirip kucağıma alarak Ece’yi arabaya bindirdim. Hala sesi çıkmıyordu. Kapısını kapatıp şöför tarafına bindim. Sinirden yüzü kıpkırmızı olmuştu. Belli belirsiz çilleri, beyaz teni ve kızarıklığı bir araya gelince ayrı bir tatlı olduğunu fark ettim. Ani herhangi bir hareketine karşı çocuk kilidini açmayı ihmal etmedim. İşimi her zaman sağlama alan bir insandım. Ama Ece, tam bir dengesiz olduğundan iki kere sağlama almak daha da iyi olacaktı. “Ne bakıyorsun yüzüme hödük.” dedi. Kollarını bir çocuk gibi göğsünde kavuşturmuş, dağılan saçlarını önünden çekmeye bile tenezzül etmemişti. “Emniyet kemerini bağla ve o saçlarını yüzünden çek. Fazla çirkin oluyorsun.” dedim. Söylediğim sözle ağzı hafifçe aralandı. Ancak kafasından her ne geçtiyse ağzını geri kapatıp, dişlerini sıkarak söylediklerimi harfiyen uyguladı. “Aferin kızıma.” dedim alaycı bir tonla. “Sen hayatımda gördüğüm en adi herifsin.” dedi. “Ve sen de hayatımda gördüğüm en dengesiz hatunsun.” dedim. “Sana ne kardeşim benim eve nasıl gittiğimden.” diye söylenmeye başladı. Neredeyse 5 dakika boyunca susmadı. Delirme noktasına gelmeme çok ama çok az vardı. “Şu soktuğumun navigasyonuna adresini gir ve sus artık:” dedim. “Susmazsam ne olur tekinsiz Tekin? Dağ ayısı gibi saçımdan mağarana mı sürüklersin?” dedi. “Hayır seni bize götürür bütün geceyi benim odamda benimle geçirmek zorunda bırakırım.” dedim. Yüksek ve kısa bir kahkaha attı. “Yani saçımdan sürükleyip mağarana götürürsün!” diye ciyakladı. En sonunda beni sinir etmeyi başarmıştı. “Yav Ece, sarhoş da değilsin neden böyle yapıyorsun?” diye sordum. Belli ki öfkem, Ece’yi korkutmuyor, aksine ona z4evk veriyordu. Bir kere de sakin olmayı denemeye karar verdim. Böylece iki normal insan iletişimi kurabileceğimize inanmıştım. Ancak verdiği cevap, yüzde yüz yanıldığımı gösteriyordu. “Ben, keyfim ve kahyasının kararları seni hiç ama hiç alakadar etmez!” dedi. Yolun geri kalanına sessiz sedasız devam ettik. Aman sırf inadından o kadar dolambaçlı bir rota seçmişti ki, rota seçimini ona bırakmakla çok büyük bir hata ettiğimi fark ettim. Seçtiği yolun uzunluğuna kendi bile dayanamamış olacak ki, daha yolun yarısında uyuya kalmıştı. Evinin önüne geldiğimizde arabayı durdurup yüzüne baktım. Hokka gibi ucu havada olan minik burnu, ve neredeyse yanaklarına değen kirpikleri vardı. Kaşlarından ve kirpik diplerinden, doğal kızıl saçlara sahip olduğu anlaşılıyordu. Bir kaç saat önceki cadaloz gitmiş de yerine uyuyan bir melek inmiş gibi görünüyordu. Nedense, Ece’yi uyandırmak istemedim. Arabanın kapısını açıp rahatsız olmasına izin vermeden kucakladım. Evin kapısına geldiğimizde kapıyı çaldım. Yardımcılarından biri kapıyı açtı. Gözleri, Ece ve benim aramda endişe ile gidip geliyordu. “Bir şeyi yok, sadece beni süründürmek isterken kendisi uyuyakaldı.” diye fısıldadım. Yardımcısı eliyle beni içeri davet etti. “Bana odasını göster, yatağına bırakıp çıkayım.” dedim yeniden. “Tabii Tekin bey.” dedi. Adımı nereden bildiğini anlamamıştım. Ece’yi yatağına yatırıp çıktıktan sonra kıza döndüm. “Adımı nereden biliyorsun?” dedim tek kaşımı kaldırarak. “Yeğenim, sizin şirketinizde çalışıyor. ATABA Holding’in sosyal medya hesabından yaptığınız açıklamadan tanıyorum. Sizi tanımayan zaten yok.” dedi gülümseyerek. Hafif yaşlıca olan bu kadının minnet dolu bakışları eşliğinde çıkış kapısına doğru yürüdüm. “Tekin bey, teşekkür ederim. Ece hanım bana annesinin emaneti.” dedi. Başımla onu onayladıktan sonra eve gitmek üzere arabama geçtim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE