Hakan çocukları çok seven bir adam. Her çocuğa baba şefkati ile yaklaşır. Her bir çocukla kendi çocuğu gibi ilgilenirdi. Tüm çocuklar da Hakan'ı çok severdi. Hakan ile Emel ilk evlendiği yıllarda, Emel'in geçirdiği bir kaza sonucu rahimi alınmıştı. Bu sebepten dolayı çocukları olamıyordu. Hakan ve eşi Emel çocuk istedikleri için evlat edinmişlerdi. Bu işe alınmasının en büyük sebeplerinden biri de evlat edinme olayı olmuştu. Hakan'ın kızı şu sıralar yirmili yaşlarındaydı. Ara sıra yurda gelir, oradaki kızlarla ilgilenirdi. Ve her gelişinde babası onu aldığı için Allah'a şükrederdi.
***
Ahenk ile Naz odalarında sohbet edip akrabağlarından bahsediyorlardı. Naz, uzun zamandır amcasını göremediği hatta sesini dahi duyamadığını söyleyince Ahenk'in aklına bir fikir geldi.
"Naz bak aklıma ne geldi. Sen bir mektup yazsan? Eminim Hakan amca mektubu amcana ulaştırır. Hakan amca bizim dışarıda gereken tüm işlerimizi hallediyor. Bence bu iyiliği de yapar" dedi.
Naz bir süre düşündü. "Neden olmasın? Hem gerçekten amcamları ve arkadaşlarımı çok merak ediyorum. Herkese mektup yazarım, hepsini amcama yollarım, amcam da gereken kişilere verir" dedi ve sevinçle ellerini çırptı. Hemen gidip kağıt ve kalem çıkardı. Yazmaya başladı. Yazdıkça yazdı. Meğer yazacak ne çok kişisi, ne çok şeyi varmış. Amcasının ailesine, Selim ile Şirin'e, Seda'ya, Gamze'ye... Hepsine tek tek yazdı. Her kağıdın arkasına kime ait olduğunu yazdı ve hepsini tek bir zarfta topladı. Ve hiç vakit kaybetmeden soluğu Hakan'ın yanında aldı.
Naz bütün dişleri görünecek şekilde sırıtarak "Hakan amca senden bir şey isteyebilir miyim?" diye sordu ve gözlerini şirin bir şekilde kırpıştırdı.
Hakan "söyle bakalım ufaklık yine neye ihtiyacınız var? Çarşıya çıkınca alayım" dedi.
Naz "bu öyle bir şey değil. Aramızda kalması şart" dedi.
Hakan iyice meraklandı "peki söyle bakalım. Yapıp yapamayacağımıza karar verelim" dedi.
Naz arkasında sakladığı mektubu çıkardı "bunu amcama gönderebilir misin? Onları çok merak ediyorum. Annem, amcamlarla görüşmeme engel oluyor. Buraya geldiğimden beri haber alamadım. Neredeyse bir sene olacak" dedi. Gözleri dolmuştu.
Hakan onaylamaz şekilde başını salladı. "canım bunu yapamam. Müdirenin kulağına giderse çok kötü sonuçları olur" dedi.
Naz'ın dudakları titremeye başladı "Hakan amca lütfen. Bu bizim sırrımız olabilir. Söz veriyorum kimse bilmeyecek. Onlar benim annem ve babam gibi. Ailemin vermediği sevgiyi ve özveriyi verdiler bana. Kendi çocuklarından ayırmadılar. Lütfen" diyerek kafasını yana eğdi.
Hakan bu duruma dayanamadı ve "ver bakalım tatlı bela. Peki sana cevap yazarlarsa ne olacak? Buraya mektup gelirse hemen anlarlar" dedi. Naz bunu düşünmemişti. Bunun çözümü de Hakan'dan geldi.
Hakan "al şu kağıdı yaz bakalım" diyerek kağıt ve kalem uzattı Naz'a. Naz hemen sevinçle aldı ve "dinliyorum" dedi.
Hakan "sevgili amca, sana bu mektupları yollayan ben değilim. Yurttan mektup yollamak ve almak yasak. Bu sebeple güvenlik görevlimiz Hakan amca aracılığı ile yolluyorum. Yazacağınız mektupları Hakan Çelik adına...... adresine yollayın. Mektuplarınızı kendisi bana getirecek" dedi ve Naz da yazdı. Daha sonra bu kağıdı da zarfın içine yerleştirdi. Hakan mektubu aldı ve sıra göndermeye gelmişti. Bunu kendisi yapamazdı. O yüzden akşam Emel'e verecek ve Emel de sabah yollayacaktı. Anlaştıktan sonra Naz odasına geri gitti. Ve bütün olanları Ahenk ile paylaştı.
***
İki gün sonra Yaşar'ın kapısı çaldı. Kapıyı Müge açtı. Karşısında postacıyı görünce şaşırdı. Postacı elindeki kalın zarfı Müge'ye uzattı ve kendi elindeki evrak için imza isteyip oradan ayrıldı.
Müge içeri geçmiş ve zarfa bakıyordu. Üzerindeki ismi görünce bir sevinç çığlığı patlattı. Sesi duyan herkes salona koştu. Ama kimse bir şey anlayamadı. Müge hızla zarfı açtı. İçinden bir sürü kağıt çıktı. İki tanesi kendilerine, iki tanesi Selim ve Şirin'e, birer tane de Seda ve Gamze'ye olmak üzere ayrılmıştı. Ayrıca küçük bir de not yazılı kağıt vardı.
Tüm aile toplandıktan sonra mektubu okumaya başladılar. Herkes biraz okuduktan sonra kağıdı bir diğeri kapıp devam ediyordu. Herkesin yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Naz, yurtta olanlardan, onları çok özlediğinden, geçen zamanlardan, yeni arkadaşı Ahenk'ten bahsediyordu. Mektubun sonuna doğru Naz isteklerini belirtmişti. Mektubun sonuna doğru yazanlar "ablacığım, senin bana ördüğün ve kendi saçını kullandığın bebeğim sizde kalmıştı. Eğer sorun olmazsa o bebeği istiyorum. Siz yanımda olamasanız da sizden bir parça olsun istiyorum. Söz veriyorum çok iyi bakacağım. Zarfın içindeki diğer mektupları da görmüşsünüzdür. Onları Selim abime verin. O gereken kişilere ulaştırır. Sizi çok ama çok seviyorum" şeklindeydi.
Mektubun bitmesinin ardından küçük kağıda baktılar. Orda yazanlardan sonra Müge "Yaşar, Selim'e söyle mektuba cevap yazan olursa toplasın bize getirsin. Mektupların hepsini tek seferde yollayalım bir sorun çıkmasın. Belli ki notu sonradan yazmış. Kızı zor durumda bırakmayalım" dedi. Yaşar da onayladı.
Yaşar, işe gitmek için evden çıkarken diğer mektupları da yanına aldı ve önce Selim'e uğradı. Selim'in yanına varınca olanları anlattı ve mektup yazan olursa toplayıp kendisine getirmesini söyledi. Selim önce şaşırdı sonra Naz'ın aklıyla gurur duydu. Yaşar ile vedalaştıktan sonra bahçeye oturdu ve Şirin'i aradı. Şirin geldiğinde mektuplarını beraber okudular. Mektubun sonuna doğru "abişim, benim en yakın arkadaşlarımı sen tanıyorsun. Onlara ait olan mektupları sen verir misin lütfen? Sizleri çok çok seviyorum ve çok özledim. Kendinize çok iyi bakın" yazıyordu. Bizim ikili hem çok mutlu oldular hem de çok hüzünlendiler.
Selim telefonunu çıkarttı ve Seda'yı aradı. Gamze'yi de alıp gelmesini istedi ama sebebini söylemedi. Sadece çok önemli demişti. Seda hemen Gamze'yi de alıp, Selim'in evine gitti.
Selim, Yaşar ile olan konuşmasını da aktardıktan sonra mektupları verdi. Kızlar sessizlik içinde kendilerine yollanan mektupları okudular. İkisinin de gözleri dolmuştu.
Seda "Selim abi, Naz seninle irtibatımızı kopartmamamızı istemiş. Onsekizi dolduğu zaman İzmir'e geri gelecek ve hepimizle yeniden görüşmeye devam edecekmiş. Mektuplardan annesine de bahsetmememizi istemiş. Şu mektup o kadar iyi geldi ki. Naz'ı kaybetmek hiç istemiyordum zaten. Naz için birlik olmalıyız. Abi sende kağıt kalem var mı? Ben cevap yazmak istiyorum. Sen Yaşar amcaya verirsin " dedi. Selim kabul etti ve içeriden herkese kağıt kalem getirdi. Herkes mektuplarına cevap yazmaya karar vermişti.
Naz için herkes seferber olmuştu. Herkes mektuplarına cevap yazıyor, Naz'a verecekleri eşyaları hazırlıyordu.
Herkes işlerini tamamlayınca, Selim tek tek topladı ve Yaşar'ın evine gitti. Müge kapıyı açtı ve Selim'i içeri aldı. Naz için herkesin bir şeyler yazdığını, ufak tefek şeyler hazırladıklarını gören Müge çok duygulandı. Küçük bir sandığa bunları koydu. Yaşar'ın gelmesini bekleyecek ve kendileri de mektuplar yazıp isteklerini hazırlayacaklardı. Ertesi sabah da postaya vereceklerdi.
Kimse Yaşar'ı beklememiş mektuplarını önceden yazmıştı. Akşam Yaşar'ın gelişiyle de vereceklerini ayarladılar. Her bir gidecek şeye sevgiyle baktılar. Küçük bir kutuya her şeyi yerleştirip kutuyu bantladılar. Sıra gecenin bitip yeni günün başlamasındaydı.
Ertesi sabah Yaşar erkenden kalktı ve kutuyu eline alıp postanenin yolunu tuttu. Kutuyu postaya verip parasını ödedi ve postaneden çıktı. Sıra bu kutunun Naz'ın eline geçmesini ve cevabı beklemeye gelmişti.
***
Aradan üç gün geçmişti ama Naz hala cevap bekliyordu. Meğer beklemek ne zormuş. Beklediğine değecekti ama bunu daha bilmiyordu...