Bazı şeyler yaşanır ve dilden dile destan misali anlatılır, bazı şeyler yaşanır sır misali suya dahi anlatılamaz... İşte Ahenk'in hikayesi de tam olarak böyle. Bazı şeyler vardır kimsenin yaşamaması gereken, bilmemesi, görmemesi, öğrenmemesi gereken. Maalesef bu mümkün olmuyor.
***
Gecenin kalanında ne Ahenk ne de Naz uyuyamamıştı. Bütün gece Ahenk anlattı, Naz dinledi.
"Canım ne oldu? Bana anlatabilirsin. Çekinme, dök içini rahatla"
"İçimde tutamıyorum artık Naz. Anlatacağım ama kimseye bir şey söyleme. Yoksa canıma kıyarım"
"O nasıl söz öyle ağzından yel alsın. Tabii ki de kimseye söylemem" dedi Naz ve ağzına hayali bir fermuar çekti.
Ahenk anlatmaya başladı " yaklaşık 3 sene önce ailece tatile gidecektik. Ailem aşırı kuralcıydı. Kurallara uyulmazsa ağır cezalar alırdık. Karnemde zayıf getirmenin cezasını çok ağır ödedim. Ceza olarak beni tatile götürmeyip amcama bıraktılar. Ama bana asıl ceza gibi gelen bu değil yanlış anlama. Sonrasında olanlar" dedi ve derin bir nefes aldı. Gözünden iki damla yaş süzüldü. Naz, Ahenk'in gözünden düşen yaşları baş parmağı ile sildi. Devam etmesine teşvik etmek için "ee" dedi. Ahenk devam etti "tatil hazırlıkları bittiğinde yola çıkmadan önce beni amcama bıraktılar. Ordan Bodrum'a doğru yol almaya başlamışlar. Küçük kardeşim Can da o sıralar 'ablam da gelsin ya da beni de amcama bırakın ben ablamın yanında kalmak istiyorum' diye tutturmuş. Annemler beni aradılar ve 'kardeşin seni istiyor. Ama geri dönemeyiz. Her gün arayacağına söz ver içi rahatlasın' dediler. Ben de öyle yaptım. Biraz sakinleştiğinde kapatacaktım ama hissetmiş gibi kapatmak istemedi. 'Abla ben uyuyamıyorum. Uyuyana kadar bana senin şu özel masalını anlatır mısın?' diye sordu. Kıramadım. İyi ki de kırmamışım. Ben masalı anlatmaya başladım, o da klasik nakaraklara eşlik etmeye başladı derken karman çorman sesler, bağırmalar, çığlıklar duyulmaya başladı. Telefonun bir ucunda kardeşimin, annemin, babamın bağırmalarını duyuyorken diğer taraftan ben boğazım acıyana kadar ne olduğunu sorarak bağırıyordum. Birden sesler kesildi. Meğer telefon kapanmış. Benim bağırmalarıma amcam ve yengem geldi. Olanları anlatınca hemen karakola koştuk. Bir saatin ardından haber geldi. Bizimkiler daha il dışına çıkmadan otobanda kaza yapmışlar. Fazla mesai ile çalışan bir tır şoförü uyuyakalmış ve yoldan çıkıp ailemin aracına çarpmış. Sonra..." diyerek hıçkırıklara boğuldu.
Naz da duydukları karşısında aynı Ahenk gibi ağlıyordu. Dayanamayıp kıza destek olmak amacıyla sıkıca sarıldı.
Ahenk kendini biraz daha iyi hissedince yerinden kalktı. Dolabının içindeki pantalonların en altına elini sokup bir fotoğraf çıkardı. Naz'a uzattı. Naz eline alıp bakmaya başladı. Ahenk ve Ahenk'in tam bir erkek versiyonu ufaklık vardı. Birbirlerine sarılmış, sevgileri gözlerinden bile belli oluyordu. Naz hemen bunun Can olduğunu anladı.
Naz fotoğrafa bakarken Ahenk devam etti "işte benim en büyük cezam buydu. Karnemdeki kırık not yüzünden ailemi, en önemlisi Can'ımı kaybettim. Eğer notlarımın hepsi güzel olsaydı şuan bunları yaşamamış olacaktım. Onlarla birlikte o kazada ölüp kurtulmuş olacaktım" dedi ve gözünden süzülen yaşları elinin tersiyle sildi. Derin bir nefes aldı. Naz ise kız tam açılmaya başlamışken yeniden içine kapanmasını istemediğinden sesini çıkartmadan dinliyordu.
"O kazadan sonra gidecek yerim yoktu. Amcam beni yurda vermek istedi ama yengem bir şekilde amcamı ikna etti ve onlarla kaldım. Meğer yengem beni eve köle olarak istemiş. Öğrenmem çok kısa sürdü. Daha acım geçmeden başladı bana işkencelere. Keşke o kadarla da kalsaydı. Aradan 1 sene geçti geçmedi amcam değişmeye başladı. Önce bana iyi davranmalar, hediye getirmeler, gezmeğe götürmeler, övmeler derken bir zaman sonra kucağına oturmamı falan istemeye başladı. Tabii çocuğum anlamıyorum. Salak kafam. Amcam ya amcam! Babamdan sonraki babam! Kucağına oturttuktan sonra olmadık yerlerime dokunmaya başladı. Tabii ben yine küçüğüm diye anlamadım. Yanlışlıkla oluyor sanıyorum. Meğer değilmiş. İğreniyorum ondan. Bir süre sonra odama ben uyuduktan sonra gelip baş ucumda oturmaya başlamış. Gece birden uyanıyordum ve beni izlerken yakalıyordum. Üzerin açılmış örtmeye geldim diyordu. Teşekkür ederim sen git dediğimde ise yok sen uyu ben burada beklerim diyerek kalıyordu. Önceleri bir şey diyemiyordum. Bir kaç gün sonra ben odada biri varken uyuyamam demeye başladım ve gitti ama gece ben uyuyunca gelmeye devam etti. Korkudan yaz ayında çarşafı kafama kadar örterek uyuyordum. Bir gece örtünün üzerinden dudağıma yapılan baskıyla uyandım. O amca dediğim adam örtünün üzerinden beni öpüyordu. O gece kendimi sıktım ses çıkaramadım. Sonraki geceler yine devam etti. Daha da ileri giderek elleri bedenimde gezmeye başlayınca dayanamadım. Yataktan kalkmaya çalıştım ama beni bırakmadı. Kaçamadım Naz, kaçamadım. Çocukluğumu, hayallerimi, yaşama sevincimi, masumiyetimi aldı benden. Yetmedi. Defalarca aldı. İki sene boyunca durmadı. Karısına anlattım. O senin amcan iftira atma dedi. İnanmadı bana. Anlattım diye daha çok aldı beni benden. Komşumuz Bahar Teyze anlamış. Beni sıkıştırdı sordu bir gün. Dayanamadım anlattım. Beni direkt karakola götürdü. Oradan hastaneye, pedegoglara ve daha bir çok yere gittik. En sonunda amcam ve yengem tutuklandı. Benim de başka bir akrabam olmadığı için buraya getirildim" dedi ve ayağa kalkıp odadan koşar adım çıktı. Naz, Ahenk'in kendine bir şey yapmasından korktuğu için direkt peşinden koştu. Ahenk'i yurdun ortak terasında buldu ama korktuğu gibi bir durum yoktu. Sadece rahat ağlayabilmek için açık alana çıkmıştı.
Naz, Ahenk'i oturur şekilde görünce rahat bir nefes aldı. Yavaş adımlarla yanına ilerledi. Naz da aynı şekilde yere bağdaş kurarak oturdu. Ahenk'i omzundan çekerek kendisine yasladı. Saçlarını okşamaya başladı ve "sen hala masum ve temizsin. Pis olan onlar. Bunların hiç birini sen isteyerek yapmadın. Hepsi sana zorlandı. Eminim seçme şansın olsa sen bunları seçmezdin" diyerek saçlarına öpücük kondurdu.
Ahenk rahat bir nefes aldı. Korktuğu gibi olmamıştı. Naz onu yargılamamış aksine destek olmuştu. Anlatmak hem içini hafifletmiş hem de arkadaş kazandırmıştı. Ahenk, Naz'a minnetle sarıldı "teşekkür ederim" diye kulağına fısıldadı...
Selam,
Bugün Ahenk'in hikayesini öğrendik. Bu bölümü Ahenk'e ayırmak istedim. Artık Naz ile devam edeceğiz.