Biz Mirkan ile bu kadar yakınken içimdeki arsız ses yaptığımı onaylarken aklım yanlış yaptığımı söylese de burnuma dolan tanıdık kokusu aklımı alıp başka bir dünyaya götürmüştü. O an içimden geldiği gibi yüzünü avuçlayıp öpmek istiyordum ama ondan korkuyordum, çok korkuyordum. İnsan korktuğu adama gitmek için can çekişir mi? Ben ona gitmesem, onu görmesem delirirdim. Mirkan beni yanından kovduktan sonra ağlaya ağlaya çıktığım hastaneden giderken, “Doktor hanım.” diyen Ayşe’ye baktım. Yanında çok genç, güzel bir asker kız daha vardı. İkisi bana doğru geldiğinde ben sırtımı dönüp gözyaşlarımı sildim, tekrar onlara döndüm. — Nasılsınız? — İyiyim Ayşe, sen nasılsın? — Ben de iyiyim, sağ olun. Eliyle gösterdiği mavi gözlü, sarı saçlı, Dilzar’ın kopyası genç askeri işaret edip: — Bu da

