Boran hızla mezarlıktan çıktı, doğruca arabasına binip, motoru çalıştırdı ve hızla mezarlıktan uzaklaştı. İçinde tek bir duygu vardı intikam. Elini torbido gözüne attı ve açtı, içinden silahını çıkardı ve tek eli ile mermiyi ağzına verdikten sonra kemerine sıkıştırdı. Gülçiçeğe söz vermişti, intikam yok demişti ama maalesef ki onu yine intikama itmiştiler. Bundan sonra sadece intikam vardı, her kim ne derse desin, kardeşini ondan alanların kanını akıtmadan durmayacaktı.
Nihayet konağa geldiğin hızla arabadan indi, kapıda korumalar yoktu, anlaşılan geleceğinden haberleri vardı. Boran belinden silahı çıkardı ve hızla Konaktan içeri girdi. İçeri girdiğin de ona anında silah doğrultu. Boran bakışlarını silahlı kişilere çevirdi en az 10 kişilerdi.
Adamların arkasından gür bir kahkaha duyuldu " demek o kadar kinlendin haa Azer " dediğinde boran yumruklarını sıktı. Ortaya çıksa yumruğu onun suratına geçirmek istiyordu.
" çık adamların arkasından" dedi dişlerini sıkarak, adamlar kenara çekildi ve arkasından boran dan 3- 4 yaş büyük olan aze toprak çıktı. Aze boranın ailesini öldüren aşiretin ağası idi, onay ondan çıkmamıştı ama kardeşini öldürülmesinde parmağı vardı.
Aze bir adım attı ve öne çıktı, elinde ki tespihi cebine koydu, ellerini arkasında birleştirdi " seni dinliyorum Azer boysal" dedi rahat bir şekilde. Boran bir adım atması ile ona silah doğrultan adamlar silahların kabzasını daha sıkı tuttular. Tek bir işarete bakıyordular. Tek biz söze.
" nedenini sen de biliyorsun aze" dedi sakin bir şekilde. Aze çenesini kaşıdı " duydum kardeşin ölmüş" yalandan yüzünü astı " bide tam düğün gününde, duyduk üzüldük valla" dedi. Boran elinde ki tuttuğu silahın kabzasını daha sıkı tuttu. Aze konuştukça boran daha da patlamaya hazır bir volkan gibi oluyordu.
" senin parmağın var aze bunda biliyorum" dedi dişlerinin arasından, aze ise güldü " cidden mi ya, başına bir şey geldiğin de benden mi bileceksin" üzülmüş gibi yaptı " kalbim kırıldı şimdi de" alayla. Boran artık daha fazla dayanamadı ve silahı kaldırdı
Derin bir nefes alıp verdi, yapacaktı her ne olursa olsun yapacaktı, ondan canını alanın canını yakacaktı, aze boranın bu haline kahkaha attı " cidden sağ çıka bileceğini düşünüyor musun" diye sordu. Boran silah tutan parmaklarını oynattı
" inan bana beni küçümseme derim aze, yapa bileceğimi en iyi sen biliyorsun" silah tutan adamlara küçümser bir bakış attı " götün yemedi karşıma tek çıkmaya da adamlarını donatmışsın önüne" dediğinde azenin yüz ifadesi değişti.
Küçümseme sırası Boranda. İdi " ne oldu aze, az önce gülüyordun yüz ifaden değişti hayırdır" dediğinde azenin öfkeden çenesi gerildi. Adamlarına dönüp " ateş edin" emrini verdi. Korumalar ateş edeceği sırada " Azerin canına zarar gelir ise bilin ki bende sizin canınızı yakarım" diyen bir ses duyuldu.
******************************************
Acının içine batmış bir adamı ne kurtara bilirdi ki, sevdiğim adam gözlerimin önünde ailesini kaybetmişti, boran buraya geldiğin de başı ve omuzları dikti. Şimdi ise başını önüne düşmüş omuzların da ise ailesine verdiği sözü tutamadığı sözün ağırlığı vardı. En önemlisi de intikamı bıraktım hayatımı size adadım diyen adamı tekrar Bir intikamın içine çektiler.
Herkes tek tek mezarlıktan ayrılmaya başladığın da " savaş gidelim" dedim, aklıma gelen düşünce belki yanlıştı, belki hataydı ama artık buna bende mecbur kalmıştım. Savaş " nereye" diye sordu. Bakışlarımı ona çevirdim "gitmemiz gereken yere" dediğim de savaş sadece başını salladı sonra da arabaya geçip moturu çalıştırdı. Bende kapımı açıp yan koltuğuna oturdum ve mezarlıktan ayrıldık.
Yaşadığım sürec boyunca onun yanında olucaktım, ben bu yola boran için çıktım ve boran ile beraber devam edicektim...
Varacağımız yere geldiğimizde hiç düşünmeden arabadan indim, savaşta arabadan indi. Bakışlarımı arka tarafa çevirdim, bir kaç kişi vardı ama yeterli sayılırdı. Çenemi dikleştirdim ve kendimden emin adımla içeriye girdim benim ile beraber diğerleri de girdi.
" eğer azerin canına zarar gelir ise bilin ki bende sizin canınızı yakarım" diye ortama daldım, bütün bakışlar beni bulduğunda umursamadım ve boranın yanına gidip elini tuttum. Boran bana kısa bir süre şaşkınlıkla bakar iken diğer tarafına da savaş durdu. Ellerini önünde birleştirdi. Diğerleri ise Borana silah doğrultan adamlara aynı şekilde silah doğrultmuştu.
Karşımda duran adama baktım, esmer biri idi, kirli sakallı ve durumuna bakılır ise de oldukça tekin biri değildi.
Boran bakışlarını bizden çekti ve karşıda hayretle bakan adama " işte şimdi eşitlendik" dediğinde adamın gözlerinden kısa süreliğine bir korku geçti. Kendini hemen toparladı " burdan siz de sağ çıkamazsınız" dedi titreyen sesi ile. Boran küçümser bir şekilde güldü
" deneyelim madem"
Adam bir adım geri attı sonra da " emin olma Azer boysal" bana baktı " elinden diğerlerinin de alınmasını istemiyor isen defol git" uzanıp boranın elini tuttum, yanındayım gibi sıktım. Boran ise bana bakmadan parmaklarınızı kenetledi.
" Ben buradayım, Azer boysalın karısı olarak eğer sibele yaptığınız gibi şimdi de burda yapın, yapın ki sözde adamlığınızı görelim" dediğim de adamın bakışlarında ki tedirginlik bariz belli oldu. Boran ise güldü " korkma aze" doğrultuğu silahını indirdi " Ben intikamı silah ve kan dökerek almam, ben intikamımı zekam ile alırım" bize karşı silah doğrultan adamlara küçümser bir bakış attı sonra olarak ise, çenesini dikleştirdi " Ben intikamımı zekam ile alırım, silah ile kan dökmek korkaklar içindir. yiyor ise silahsız çık karşıma" dedi kendinden emin bir şekilde. Aze ise yavaş yavaş geri adım attı.
Adamların arkasına geçip " cidden mi Azer boysal, beni zekan ile alt ede bileceğini düşünüyormusun" dediğinde boran kahkaha attı, herkes biliyordu ki boran asla gerçekten gülmüyordu.
" haklısın bu adil olmaz değil mi sonuçta sende o zeka yok" aze de güldü "büyük konuşma çocuk, seni kendi zekam ile yenerim" dediğinde boran " aklın olsaydı benim kardeşimi, boysal aşiretinden birinin ölümüne sebep olmazdın aze, daha sı bir korkak köpek gibi adamların arkasına saklanmazdın" dedi.
" görüşelim boran azer boysal" dediğinde boran, elimi bıraktı, silahın jarjöründen bir mermi çıkardı ve yere koydu, mermiyi işaret ederek " bu mermiyi sakla aze, bu mermiyi senden almaya geri geleceğim, ben bu mermiyi senden aldığım an kazanmış olacağım kan dökmeden" dedikten sonra tekrar elimi tuttu ve bana baktı " hadi gidelim, acımızı yaşayalım çünkü bundan sonra bize acı değil intikam olucak" başımı salladım " gidelim" boran beklemeden arkasını döndü ve benim ile kapıya yöneldi kapıdan çıkmak üzere iken , aze " bekliyorum boran boysal seni de aileni de, unutma bu yolda kaybettiğin insanlar senin yüzünden öldü" boran omzunun üzerinden baktı " merak etme Kaybedeceğim başka kimse yok ama beni durduracak biri de yok aze unutma kan dökmem dedim ama bu dökmeyeceğim anlamına gelmiyor değil mi " dedi ve başka bir şey söylemeden el ele konaktan çıktık.