İnsan kaderinde ki kişiyle denk düştüğün de keşke hissede bilse diye hep söylerdim, annem ise " insan kaderinde ki kişiyi hisseder, kendi hissetmese bile kalbi hisseder" demişti. Annem haklıydı. Boran intikam almak bahanesi ile topraklarına geri dönmüştü. İntikam bizim aşkımız için bahane olmuştu. Şimdi boran o bahaneden vazgeçmişti, hem benim için hemde bizim için.
" teşekkür ederim" dedi boran, ardından ise " Fırat" dediğinde kapı açıldı ve içeri 30 yaşlarında, esmer benizli bir adam girdi " hocayı camiye kadar bırakın" adam boranın dediğini başı ile onayladı ve dışarı çıktı. Hoca ise " hayırlı olsun gelin kızım Allah yuvanızı daim etsin" dediğinde gülümsedim " teşekkür ederim" hoca da gülümsedikten sonra çıktı. Avlu da boran ile kaldım.
Boran elimi tuttu " gel benim ile" nereye diye sormadan boran çekiştirmeye başladı. Sessiz kalıp onun peşinden gittim. Yukarı çıktığımız da siyah kapılı bir odanın önüne geldik ve durduk. Boran elimi sıkı sıkı tutup " bu oda bizim gülçiçek" dedikten sonra kapıyı açtı, kenara çekilip eli ile içeriyi işaret etti
" buyurun" dedi. Girmek için tereddüt ettim, acaba boran hemen? Bu yanlış düşünce ile başımı iki yana salladım. Boran öyle biri değildi,
İçeriye bir adım attım ve içeri girdim. Boranda içeri girdiğin de kapıyı kapattı. Oda sandığım dan da büyüktü. Karşıda büyük siyah bir yatak, yatağın karşısın da büyük siyah bir koltuk, duvar da ise büyük bir siyah ata ait tablo vardı. Oda başlı başına siyahtan ibaretti. İçeri girer girmez daralmıştım. " farkındayım çok siyah" dedi mahçup bir şekilde. Bakışlarımı Borana çevirdim, elleri ceblerinde öylece odayı inceliyordu.
" sorun değil" dediğim de bana baktı, sonbaharı andıran bakışları ne kadar soğuk ise kalbi benim için o kadar sıcaktı "Ben hallederim merak etme" bakışlarımı odaya çevirdim ve hevesle " beyaz bir çarşaf sereriz yatağa " ardından koltuğa işaret ettim " buraya iki tane tekli koltuk atarız aralarına bide küçük bir zigon sehba" duvarda ki tabloya baktım, oldukça güzel ve tabi kide özel yapıp gibiydi " kara" dediğinde " gitmeden önce senden alınan atın" diyerek kalan sözünü tamamladım. Boran başını salladı ve gülümsedi. Bende ona gülümsedikten sonra ellerimi bir birine vurdum " ee hadi bir an önce yapalım" bakışlarımı odada çevirdim " kurtulalım şu kasvetli havadan" boran gülümsedi ve odada ki eşyaları tek tek dışarı çıkarmaya başladık.
Odada sadece yatak kaldığın da, ikimiz de yeteri kadar yorulmuştuk, işimiz bittikten sonra boran ile terasta beraber limonatalarımızı içiyorduk
" yarın gider alınması gerekenleri alırız" dedi boran, elimde ki limonatayı önümüz de ki sehpaya bıraktım "tamam olur" dedikten sonra ayağa kalktım, benim kalkmam ile boran da kalktı " gidiyor musun" diye sordu. Başımı salladım
" evet geç olmadan gideyim malum yarın için ısrarın ile çeyizimi çıkaracağım" boran güldü " aferin benim güzel karıma" dedi.
Yüzümde ki gülümseme kısa bir süreliğine dondu, boran bana karım demişti değil mi? Bide güzel karım demişti...
Boran " bir sorun mu var yanlış bir şey mi dedim" diye sordu, başımı iki yana salladım " hayır sadece" gerisini getirmedim getirmek istemedim, tek isteğim ona sarılmaktı ve öylede yaptım, kollarımı Boranın beline doladım, ona sarılmam ile oda anında kollarını belime doladı.
Kolları cenneti benim için, huzur bulduğum limanım, evim kısacası boran hayatım dı.
Geri çekildi " korumalara söyleyeyim de seni bıraksınlar bende Sibel ile almamız gerek eşyaları alalım" yılmış bir şekilde
" canım kardeşim bizde kalacak artık" dedi. Güldüm " ne güzel işte gelin görümce geçinir gideriz" diye dalga geçtim.
" ne demezsin ikiniz benim başımı çok ağrıtırsınız bitmezsiniz siz" der iken elimden tutmuş beni merdivenlere götürüyordu " cidden o kadar mı" alınmış gibi yapıp " kırıldım, üzüldüm, gücendim" boran kahkaha attı, cidden attı. Geldiği zamandan beridir ilk defa bu kadar mutlu görüyordum onu, sanırım onu intikam sessiz karanlık bir adam yapıyordu.
" ya gülme" diye sızlandım, boran ise gülmesini bastırdı " tamam gülmüyor" dediğinde çoktan aşağıya inmiştik. Aşağıya indiğimiz de boran dönüp bana baktı, boşta ki elini yanağıma koydu, bakışlarımı ona çevirdim. Sonbaharı andıran bakışları artık soğuk değilde sıcaktı hatta sıcacıktı.
" bu hayatta senden ve Sibel den başka kimsem yok benim, sizin için dünyaları ayağınızın altına sererim." dili ile kuruyan dudaklarını ıslattı " Sibel canım, sen cananımsın, ikinizi bu hayatta sahip ola bileceğim en büyük zenginliksiniz"
Benim için de öyle idi, bu koskoca şehir de tek başıma iken boran çıkmıştı karşıma herşey bir yana eski boran ile benim tanıdığım sevdiğim aşık olduğum adam ile
Yanağım da ki elinin üzerine elini koydum "bende yanlız iken bana yalnızlığı unutturdun boran herşeyin ile" boran yaklaştı ve anlıma öpücük kondurdu, geri çekilmeyi bir süre öylece bekledi.
Bende kıpırdamadım bir süre öylece bekledim çünkü biliyordum ki boran saçlarımın kokusunu içine çekiyordu. Tıpkı ona sarıldığım da yaptığım gibi
Geri çekildi ve başı ile kapıyı işaret etti
" hadi git artık kapıda seni bekliyor araç abinler daha fazla kızmasınlar sana kızlar ise de bana söyle halledeyim" gülümsedim "tamam boran bey" dediğim de gülümsedi " anlaştık gülçiçek hanım" parmaklarımın üzerinde yükseldim ve boranın yanağına öpücük bırakıp geri çekildim.
"Görüşüz boran boysal" dedikten sonra Konaktan çıktım, konaktan çıktığım da boranın dediği gibi siyah bir araba beni bekliyordu, yanın da duran iri yapılı adam beni görünce kapımı açtı ve binmemi bekledi. Sanırım artık bundan sonra böyle olacaktı sevdiğim adamın hayatına alışmak zor olur muydu yada yıllar sonra tekrar karşılaştık diye yabancılık çeker miydim bilmiyordum tek bildiğim bundan sonra boran hayatımdaydı.
Daha fazla beklemedim ve arabaya bindim, ben bindikten sonra kapı kapandı. Ardından da şoför arabayı çalıştırdı ve boysal konağının önünden ayrıldık.
******************************************
" geçmişim kirli, geleceğim de kirli gülçiçek benim" dedi boran, başımı iki yana salladım " hayır değil boran ben varım, biz varız" dediğim de Borana bir adım attım. Adım atmam ile boran benden bir adım geriye gitti,ters giden bir şeyler vardı hatta fazlasıyla.
" geçmiş peşimi bırakmamış gülçiçek" dediğinde bir adım daha geri gitti. Borana uzandım, tuta bilmek adına ama başaramadım. Sevdiğim adam ellerimin arasından kayıp gidiyordu.
Gözlerimi kapadım, derin bir nefes alıp verdim, gerçek değildi o boran değildi. Gözlerimi geri açtım, gözlerimi geri açtığım da ben dahil her yer kan gölü oldu. Boran ise karşımda vücudun yarısı kana bulanmıştı, Borana bir adım attım ama adımları tutan birisi var gibiydi.
boran " geçmiş gülçiçek geçmişim bizim sonumuz oldu" dediğinde iki dizi ile yere çöktü. Kan bu sefer boranın bütün vücudunu kaplamıştı.
Bir süre sonra boranın ağzından kan gelmeye başladığın da, " boran hayır" dedim. Boran ağzında ki kana rağmen bana son kez gülümsedi " geçmişimi keşke sile bilseydim gülçiçek, silseydim de bize bunları, sana bunları yaşamasaydım" dedikten sonra başı öne düştü.
Boranın başı öne düşmesi ile olduğum yerde çırpındım ama ne bir adım ata bildim nede Borana yaklaşa bildim. Borana öylece baka kaldım.
Boran gözlerimin önünden yitip gitmişti ve ben hiç bir şey yapamamıştım.