6. BÖLÜM

1940 Kelimeler
Yıllar sonra beni, bizi bulan mutluluk... İçimde hayla kötü bir his vardı. Geçen gün gördüğüm rüyandan beridir düzgün uyuyamıyordum herşey bir yana Borana bir şey olacak korkusu ile yaşıyordum, bizim için ne kadar intikamdan vazgeçse de her an herşey tekrar başa dönecek korkusu vardı. Yıllar sonra sevdiğim adam ile tekrar karşılaştık. Bu sefer yarım kalan hikayemizi tamamlamak için, " çok güzel oldun gülçiçek abla" diyen Sibelin sesi ile daldığım düşüncelerden çıktım, aynadan göz göze geldiğimiz de gülümsedim. Sibel ile çok güzel anlaşmıştık, boranın dediği kadar vardı biz ilerde onun başını çok ağrıtırdık herşey ile. Arkamı döndüm " teşekkür ederim canım benim" Sibelin baştan aşağı süzdüm, mavi ince askılı bir elbise giymişti, etek kısmı kabarıktı ve dizinin üzerinde idi. Ayağına ise beyaz spor ayakkabıları vardı. Akşam yerinde oturmayacağı söylemişti. " sende çok güzel olmuşsun" dediğimde Sibel başını yere eğdi, utanmıştı. Gülümsedim, elimi çenesine koyup başını kaldırdım. Tahmin ettiğim gibiydi utanmıştı yanakları al al olmuştu. Küçük bir burnu vardı, belirgin biçimli dudakları, boranın sonbaharı andıran bakışlarına inat onun bakışları okyanusu andırıyordu. Boran babasına benziyordu, Sibel ise annesine. Bakışlarını benden kaçırdı " utanmış mı canımın içi" dediğimde Sibel gülümsedi. Elimi çenesinden çektim ve koluna koydum " o kadar güzel ve masumsun ki boranın seni neden sakladığını şimdi daha iyi anladım" Sibel buruk bir bir şekilde gülümsedi " abim hiç bir zaman benden bahsetmez, sorun ediyormuyum hayır ama" bakışlarını pencereden dışarı çevirdi. Akşam olmak üzereydi " abimden ayrı kalmak istemiyorum o olmasa" bakışlarını tekrar bana çevirdi, gözleri dolmuştu " abimi görmez isem özlüyorum ondan başka kimsem yok bizim birbirimizden başka kimsemiz yok gülçiçek abla" dediğinde onu kendime çektim ve sıkı sıkı sarıldım. Sibelde bana sarıldığında bir süre öylece kaldık. Sonra da ilk çekilen ben oldum. Geri çekindiğim de Sibel göz yaşlarını sildi ve gülümsedi " ağlamak yok bugün abimin en mutlu günü ailemiz büyüyor" dediğinde bende gülümsedim. Bir süre dışarıdan davul sesleri duyulduğun da ikimiz de Bakışlarımız pencereye çevirdik " abim geldi" dedi Sibel ve " Ben çıkıyorum malum erkek tarafayım" dediğinde bakışlarımı Sibele çevirdim ve gülümsedim. Sibel de gülümsedikten sonra kapıya gitti, kapıyı tam açacağı sırada kapı açıldı ve içeri en büyük abim girdi. Sibeli görünce ilk başta şaşırsada da hemen kendini toparladı ve kapıdan çekildi. Sibel başını çevirip son kez bana baktıktan sonra odadan dışarı çıktı. Abim Sibel çıktıktan sonra kapıyı kapattı, bakışlarını bana çevirdi, baştan aşağı beni inceledi, gözleri dolmuştu. Erdal abim diğer abilerime göre daha merhametli idi ne kadar sert gözüksede bana hiç bir zaman kötü davranmamıştı. Ellerini pantolonuna sildi ve yanıma geldi, bakışları yüzümde gezindi, sanki yüzümü ezberlemek istermiş gibi. Bir süre konuşmadı öylece bekledi Konuşma cesaretini bulunca " çok hata yaptım, çok hata yaptık ama bir kez olsun sana tam yüklenmedim diğer abinler gibi çünkü sana her baktığım da annemizi gördüm. Herşey bir yana sana ne kadar çok değer verdiğimi bil olur mu canım kardeşim" dediğinde başımı sallamakla yetintim çünkü konuşsam ağlardım. Abimin gözleri de dolmaya başladığın başını önüne eğdi , bir süre başı yere eğik bekledi sonra da kendini toparlayıp bana baktı. Gözleri kızarmıştı biraz daha beklese ağlardı. Dedim ya Erdal abim ne kadar sert görünsede aslında öyle biri değildi diğer abilerime göre merhametli biriydi. " Azer üzmez seni biliyorum ama olur da üzer ise bana gel tamam mı?" dediğinde sesi titredi. Daha fazla tutamadığım göz yaşlarım yanaklarım ile buluştu, abim hemen elini kaldırıp göz yaşımı sildi " ağla diye söylemedim kızım yaa" dedi Daha fazla dayanamayıp abime sarıldım, abim de kollarını bana dolandığın gözümden bir yaş daha düştü, dedim ya diğer abilerimden daha merhametli diye. Abim babam benziyordu herşeyi ile duruşu konuşması ve kararları her ne olursa olsun abimdi, babamdı. İlk geri çekilen abim oldu, yüzümü bir süre inceledikten sonra bir şey demeden duamı yüzüme kapattı, kolunu bana uzatıp başı ile dışarıyı işaret etti " gidelim hadi dışarı da bizi bekliyorlar" diyen sesi titredi Derin bir nefes aldım ve abimin koluna girdim . Gelinliğimi eteğini tuttum ve abim ile odadan dışarı çıktım. Annem bana hep derdi "bu evden çıkar iken asıl çeyizin sandıkta kiler değilde aklında kalan anıların" derdi ve dediği gibi idi burda geçirdiğim sayısız anılar, güldüğüm ağladığım yeri geldi sayısız gece uykusuz kaldığım evimdi ama en güzeli bana dolu dolu çocukluk yaşatan babamdı. Allah onu biz den almıştı almasına ama hiç bir zaman neden demedim babam neden bana çocukluk yaşatmadın baba demedim. Babam her zaman ne ister isem yapmıştı bir kez olsun beni üzmemişti. Abim ile odadan dışarı çıktığımız da bizi karşılayan siyah damatlığın için de boran ve kardeşi Sibel oldu. Boran ellerini önünde birleştirdi, bakışlarını bir kez olsun benden çekmedi, dudaklarında ise belli belirsiz bir gülümseme vardı. Yanlarına geldiğimiz de boran bakışlarını benden çekti ve abime baktı, abim " kardeşimi sana emanet etmeden önce diyeceklerim var" boran başını salladı " kardeşim önce Allaha sonra da sana emanet üzmeyeceğine adım kadar eminim ama üzer isen bil ki iki elim yakanda Azer boysal" boran bakışlarını abimden çekti ve bana baktı " merak etmeyin gülçiçek benim evimin neşesi ve sıcaklığı olacak bırakın onu üzmeyi elini sıcak sudan soğuk suya değdirmeyeceğim, ha olur da üzer isem" bakışlarını benden çekti ve abime baktı "çekin vurun beni" dedi kendinden emin bir şekilde abim " o kadarına gerek yok, sen kardeşime sahip çık yeterli elini bırakma yeterli" dediğinde boran " merak etmeyin gülçiçeği" omuzun üzerinden diğer abilerime kısa bir bakış attı sonra da bize döndü " aynı kandan olanların bile üzmesine izin vermeyeceğim" dediğinde abim de arkaya kısa bir bakış attı, boranın ne dediğini anladığın da ise başını salladı " anladım" dedikten sonra bana baktı, kolunda ki elimi tuttu, borana " uzat elini" dedi boran ikiletmeden elini uzattı, boran elini uzattıktan sonra abim tuttuğu elimi boranın eline bıraktı. Boran elimi sıkı sıkı tuttu " bundan sonra kardeşim helalindir" diyen abimi boran başı ile onayladı. Bakışlarını ise bir kez olsun benden çekmedi. Şu etrafımız da ki herkes silinmiş, geriye boran ile sadece biz kalmış gibiydik. Boran elimin üzerine öpücük bıraktı " gidelim mi yeni bir hayat bizi bekliyor" diye sordu. Boranın sorusuna gülümsedim ve " gidelim" dedim, boran elimi sıkı sıkı tuttu ve yeni bir hayat için ikimizde bir adım attık. ********************************'*********** Annem her zaman" nasibini bekle derdi bana nasibin de de kaderinde de kim var ise er yada geç seni bulur"derdi ben ise "peki kaderimde ki kişi beni buldu bulmasına ama bana ya kötülük getirir ise" dediğimde annem gülerdi " kaderinde ki kişi kötülük getirmez, getirse bile doğru kişi olduğu için bütün zorlukların üstesinden gelirsiniz" derdi. Şimdi anlıyordum annemin, boran benim kaderimdi boran benim hem geleceğim hemde geçmişim di. Herkes mutluydu, boranın aşireti dayıları amcaları halaları herkes bir aradaydı, bir yadan halaylar çekilir iken bir yandan da yemekler dağıtılıyordu. Herkes tekrar bir aradaydı. Boran ile nikahımız gelir gelmez kıyılmış sonrasın da ise ilk dansımı yaptıktan sonra da boran hızını alamayıp halaya katılmıştı. Ben dahil herkes onun bu haline şaşkın gözler ile bakıyordu, neredeyse bir saattir halay çekiyordu. Sonunda yorulduğun da halaydan çıktı ve yanıma gelip oturdu " benim güzel karım ne yapıyormuş güzeller güzeli karım" dedi nefes nefese. Masanın üzerinden suyu aldı, kapağını açıp şişeyi yarısına kadar içtikten sonra masaya bıraktı. " valla kocam yanıma gelsin diye bekliyorum boran bey" dedim, boran güldü " demek kocan ha gülçiçek hanım" dediğinde başımı salladım " vay be siz bana neler demiştiniz" düşünüyormuş gibi yaptı sonra da " buldum" dediğinde sonra " asla boran boysal sana kocam demem o kadar sakinsin ki, senin bu sakinliğin beni deli ediyor" diyerek taklidimi yaptı Allah seni bildiği gibi yapsın boran onu nasıl unutmadın ya ben unutmuştum çoktan... Gözlerimi devirdim umursamaz bir şekilde " ne var yani dedim ise, niye açıyorsun ki sen şimdi o konuyu" dedim, boran gülerek başını salladı " tamam kızma bir şey demedim hem" kulağıma doğru yaklaştı, sıcak nefesini tenime değmesi ile gözlerimi kapadım kokusu sarhoş edici idi sıcak nefesi ise yakıcı. " insan kocasını bu şekilde kızar mı ya bunun akşamı var gülçiçek hanım" dediğinde yutkundum o ise gülerek geri çekildi, bir süre boranın dediklerini idrak edemedim en sonunda elimi kaldırıp bir tane daha koluna geçirdim. Boran gülerek kolunu tuttu " yapma kızım ya insanlar koskoca aşiret ağası karısından dayak yiyor sanacak "dediğinde hırsla" desinler eğer senin gibi kocaları var ise yesinler " dedim boram benim sinirli halimin karşısına güldü sonra da ise" tamam kızma şaka yaptım " dedi " yapma sen şaka şakaların komik değil " dedim huysuz bir şekilde. Boran uzanıp elimi tuttu, bakışlarımı ona değdirmeden öylece karşıda halay çeken insanlara baktım hepsi de el ele halay çekiyordu. " seni sevdiğimi biliyorsun bu yönümü bir tek sana gösterim " başını eğip yüzüme baktı ama ben oralı bile olmadım. " yapma gülçiçeğim böyle ya küsme" dedikten sonra " tamam küs ama şimdi değil" halay çeken insalara baktı " bak bizim düğünümüz bugün lütfen" dediğinde dudaklarımda bir gülümseme oluştu. Boranda gülümsedi " işte böyle gülsün benim güzel karım" bakışlarımı Borana çevirdim, asla küs kalamıyordum kalamazdım da. Bakışları artık sonbahardan fazla sıcacıktı tıpkı onu tanıdığım zaman gibiydi. Boran ile bir süre öylece baktık sonra da ise dışarıdan bir el silah sesi duyuldu, boran bakışlarını benden çekti ve " silah yok demiştim kim sıktı bunu şimdi" elimi bıraktı ve ayağa kalktı " sen burda bekle ben baka-" demişti ki salona telaşla bir adam girdi " kız vuruldu kız vuruldu" dediğinde düğün anında durdu . Telaşla bakışları kalabalığı taradı sonra da bana baktı, gözlerinde bariz bir korku vardı. " Sibel nerede" diye sordu, ayağa kalktım " dışarı da" dediğim de boran ok gibi yerinden fırladı, kalabalığı yararak dışarıya çıktı, gelinliğimin etek kısımlarını tuttum, boranın peşinden bende dışarı çıktım. Dışarı çıktığım da düğün de ki kalabalığın yarısı dışarı da idi. Kalabalığı yararak dışarı çıktığım da öylece kala kaldım, boran yerde oturuyordu kucağında ise kanlar içinde Sibel vardı, başlarında ise savaş vardı. Boran kardeşini sıkı sıkı tutuyordu. Kendime geldim ve hızla boranların yanına gittim, diz çöktüm. Boran ile Bakışlarımız buluştu, ağlıyordu ilk defa kalbime bir sancı oluştu. Yada boranı böyle gördüğüm içindi. Bakışlarımı Sibele çevirdim, üzerinde ki mavi elbise Artık kana bulanmıştı, gözleri ile kapanmak üzereydi ve tamda göğüsün ortasın da kurşun vardı. Boran sibelin anlına öpücük kondurdu " iyi olacaksın merak etme bir şey olmayacak sana izin vermem" dedi ve hırsla savaşa "nerde kaldı bu ambulans aradın savaş" diye bağırdı. Savaş sıkıntı ile saçlarını karıştırdı " aradım geliyor" dediğinde Sibel titrek bir nefes aldı, boran ise onu daha da sardı. Sibel bana bakıp zar zor da olsa gülümsedi " abim yanlız kalmayacak artık, abime bak olur mu yenge" dedi kısık bir sesle, boran ise sibelin saçına öpücük kondurdu " öyle deme sende olacaksın, sende bizim ile olacaksın abicim" dedi, sibelin elini tuttum, buz gibi olmuştu. Kan ise durmuyor mavi elbisesini bordo renge çeviriyordu. Boranın gömleği bile kana bulanmıştı. Sibel elini kaldırdı, boranın yüzüne koydu, herşey yolundaymış gibi gülümsedi " sorun değil abicim iyiyim iyi olacağım" boran başını salladı " biliyorum" dediğinde sesi titredi, Sibel son kez gülümsedi, gözleri kapanmak üzereydi, bilinci kapanıyordu. Sibel elini boranın yüzünden düştü. Boran son kez gözleri kapanmadan " özür dilerim abi seni yanlız bıraktığım için, beni affet olur mu" diyen sesi titrek ve kısıktı. Sibel son kez derin bir nefes aldı ciğerlerine ve gözlerini kapadı. Boran artık tamamen kendini saldı ve ağlayarak " Sibel" dedi, Sibelin yüzünü avuçladı " gitme sende gitme sende bırakma beni" dediğinde elimi Sibelin bileğine koydum, nabzını yokladım. Derin bir nefes aldım, içimden "lütfen dedim lütfen küçük bir nabız " ve gözlerimi kapadım, elimin altında zayıf bir nabız aradım, bekledim, bekledim ve sonra o nabızı hissedemedim. Gözlerimi kapadım, gözlerimi kapamam ile gözümden akan yaşlar artık arka arkaya akmaya başladı, boran ise" ölmedi, ölemez" diye arka arkaya tekrar etti, Sibele daha çok sarıldı, burnunu saçlarına gömdü " ölemez oda gidemez" daha sıkı sarıldı Sibelin cansız bedenine " ailemden herkes gitti oda gidemez bırakamaz" dedi ve sonra ise koskoca sokakta bütün sesleri bastıran boranın acı dolu bağırış sesi oldu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE