"Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada." Bir birleşmenin ya da bir kayboluşun sınırlarında dolaşmak; o birleşmenin ya da o kayboluşun vereceği hazzı deli gibi merak etmek ama o lanet sınırı bir türlü aşamamak gerçeğine bir isim verilseydi, bu kesinlikle avcunu yalamak olurdu. Pars'la onun yarasının izin verdiği ölçüde, sınırları zorlamaktan çekinmemiştik. Pantolonumun kemeri onu rahatsız edince bir çırpıda çıkarmış, hatta pantolonumun varlığının bile büyük bir rahatsızlık sebebi olduğuna kanaat getirip onu da kemerin yanına yollamıştım. Südyenimle aynı renk alt çamaşırımdan başka hiçbir parça kalmamıştı aramızda. Onu tüm hamlığı ile hissetmek, hatta bu hissin yetersiz kaldığını düşünerek daha da sarmalamak için elimde

