Güneş, elindeki kağıdı bırakmadan işaret parmağını uzatarak Umut’un koluna dokundu. Parmağının ucuna değen teniyle alev alev yanmış olsa da elini hızla geri çekerek gözlerinden ateşler çıkararak ayağa fırladı. “ Sen burada ne arıyorsun?” diye bağırdı öfkeyle. Umut da ayağa kalkmıştı. Güneş’in aksine oldukça sakindi. “ Senin için geldim.” Diye yanıtladı onu sakince. Güneş bu yanıta daha fazla öfkelenmişti. Onunla dalga geçtiğini bile düşünmeye başlamıştı. “ Benim için öyle mi?” diye sordu Umut’a doğru bir adım atarken. “ Benim için geldin.” “ Evet, senin için geldim. Seni…” devam etmesine fırsat kalmadan yüzüne yediği tokatla susmak zorunda kalmıştı. Biraz şaşırdığını itiraf etmeliydi. Lale’nin telefonuyla Güneş’in nerede olduğunu ve dünden sonra neler olduğuna dair bir şeyler öğrenebi

