4

710 Kelimeler
Ertesi gün okula gidince ilk işim Esin'in nereye kaybolduğunu sormak oldu. Esin ve eski sevgilisi Mehmet yeniden denemeye karar vermişler dün gece. Hah! Gitmek istemeyen kıza bak sen. "Hadi hadi çekinme anlat. Ne oldu da böyle bir karar verdiniz?" diyerek sinsice ona baktım. Ülkenin durumunu tartıştıktan sonra hadi bi tür da çıkalım diyecek halleri yoktu ya. "Ne fesatsın kızım sen ya. Konuştuk sadece." "Hmm, evet, anlıyorum." "Off Gaye ya." Esin'le derse giderken Barlas takıldı gözüme. Yanında arkadaşları, kolunun altında biricik sevgilisi. Alayla bana bakan Barlas'a aynı şekilde alayla sırıtıp, başımla selam vererek geçtim oradan. Şaşırdı haliyle. Hadi ama, içim kan ağlarken gülmeyi annem ve babam doğum günlerimde beni yalnız bırakıp ameliyata giderken öğrenmiştim ben. Yaşım ilerledikçe doktor onlar, hastaları benden daha önemli diyerek kendimi önemsiz biri gibi hissetmeyi ve her şeyi kafaya takmamayı da öğrenmiştim, umursamazdım biraz bu yüzden. Hem Barlas'ın bir sevgilisi olduğunu ilk günden beri biliyordum, neyin havasıydı ki bu? Dersten çıkınca şehir eşkıyaları gibi yolumu kesip, dayılanan Taşkın'a bakıp gülümsedim. "Hayırdır yakışıklı, bugün kız bulamadın da bana sarmaya mı karar verdin?" "Ne zaman kız buldum ben ya? Gel çıkalım dedim dimi. Ne güzel iki öpüşürdük." "Ay sapık." diyerek omzuna vurduktan sonra Esin'le tanıştırıp kantine doğru ilerledik. Ve kentinde kim var dersiniz? Tamam, Barlas da var ama şu an bize sinirle bakan Mehmet önceliğimdi şahsen. "Kızlar, arkadaş?" diyerek kısa ve öz olarak Taşkın'ı işaret eden Mehmet'e gülümsedim. Ne güzel de kıskanıyordu gavurun evladı. "Taşkın. Benim arkadaş. Esin'i alıp defolabilirsin yani." "Cansın baldız." diyerek Esin'i çekistiren Mehmet'in arkasından kahkaha attım. Tuttum bu oğlanı ben. "Kaldık mı başbaşa? Hadi öpüşelim." "Hadi gel." deyip Taşkın'a yaklaşınca "Harbi mi lan?" diyen arkadaşımın kafasına bir tane geçirdim. "Heee harbi. Oğlum ergenlik de geçti ne bu sapıklık?" "Bana ne sevgili isterim ben." "Ayy kıyamammm. Ben bulacağım sana." diyerek sokak köpekleri gibi Taşkın'ın başını okşayınca, başını elime sürmeye başladı o da. "Kanişe de bağladığına göre bahçedeki köpeklerden birini ayarlayalım mı sana?" "Hii, pis." diyerek gözlerini kısıp bana bakan Taşkın'ın arkasındaki Barlas'ın bakışlarını görünce kahkaha attım. Öyle değil, böyle çatlatırlardı adamı canım. "Kalk lan kalk. Bahçeye çıkalım, bastı burası." diyerek yerimden kalktım. Tam da Barlas'ların yanından geçerken "Bahçede sıkıştırıp öpeceksin değil mi beni pis sapık." deyip kız gibi cırlayan Taşkın'a Barlas'ın gözlerinin içine bakarak cevap verdim. "Hee, gel. Tenhalara götürüyorum seni." "Anammm. Gidek. Götür beni spaydi." Biz kahkaha atarak kantinden çıkarken Barlas'ın sinirle arkamdan baktığına adım gibi emindim. "Ne yani, Barlas mı?" Bir kaç saniye bakakaldım Taşkın'a. "Yavrum, anan sana çok mu ceviz yedirdi. Bu ne zeka?" "Anlarım ben. Beni o çocuğa mı tercih ettin demeyi çok isterdim de çocuk taş, kötüleyecek tarafını bulamıyorum lan." deyince kahkaha attım. Kötülese döverdim zaten. "Kötüleme zaten. Barlas gay desen erkek olacak potansiyel var bende çünkü." "Vayyy. Onun yanında bilerek öyle konuştum. Aslında normalde de öyle konuşurum da, kızmadın değil mi?" "Yok be. Rahat ol." deyip duvara oturdum yine. "Banklar oturmak için biliyorsun değil mi Gaye? Neden normal insanlar gibi banklara oturmuyoruz?" "Normal olmadığımız için." "Mantıklı." diyerek yanıma zıplayan Taşkın'a baktım. Esin'den sonraki bir numaralı kankamı bulmuştum sanırım. Yarım saatlik bir aradan sonra diğer derse girince, dersleri biten Taşkın evine gitti. "Ne yaptınız kız başbaşa?" "Hiçç. Eve attı beni işte. Gaye manyak mısın sen?" "Ay ne var? Sana da soru sorulmuyor Esin ya." Esin gözlerini kısarak bana bakınca ben de aynı şekilde ona baktım. Bizim bu çok romantik (!) bakışmamız hocanın derse girmesiyle son bulurken pür dikkat dersi dinlemeye başladım. Barlas'ı o kadar kafama takmama gerek yoktu artık, en zor evreyi atlatıp benim farkıma varmasını sağlamıştım sonuçta. Dersten çıkınca eve gittim direk. Kapının önünde görmeyi beklediğim son kişi girdi görüş alanıma. "Sana beni sevdiğini söyleyip başka erkeklerle kırıştıramayacağını söylediğimi hatırlıyorum." "Ben de seni ilgilendirmediğini söylediğimi hatırlıyorum." diyerek Barlas'a yaklaştım. "Sence senin ne söylediğin benim umrumda mı?" diyerek yaslandığı duvardan sırtını çekip bana doğru gelen Barlas'a baktım. Bu çocuk benim sevgilim olmazsa intihar edebilirdim. "Sence senin ne söylediğin benim umrumda mı?" Yüzüme doğru eğilip "Bence olmalı." deyince "Bence de benim söylediklerim senin umrunda olmalı ama gördüğün gibi her istediğin olmuyor hayatta." diye cevap verip gözlerine bakmaya devam ettim. "Her istediğini aldığını söyleyen sendin." "Ben alıyorum dedim. Sen değil." "Bu kez alamayacaksın." diyen Barlas'ı öpmeye başlayınca bana sarılarak karşılık verdi. Biraz daha öptükten sonra istemeden de olsa geri çekilip "Bu kadar emin olma." dedikten sonra göz kırparak onu ardımda bırakıp eve girdim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE