Bugün iğrenç bir okul gününe Merhaba diyerek girdim okula. Neden mi iğrenç? Barlas'ın dersi yokta ondan.
Esin'in biricik Mehmet'i okulda olduğu için ve ben ders arasında onların vıcık vıcık aşklarını izlemek istemediğim için bahçeye attım kendimi. Hayır, olan var olmayan var ne diye gözüme sokarak yaşıyorsunuz aşkınızı. Gidin bir köşede yiyişin değil mi ama?
Bahçede kitabı elime almış çalışırken biri geldi yanıma. Yok artık! Barlas'ın biricik sevgilisi değil mi bu?
"Konuşabilir miyiz?"
"Konuşacak bir şeyimiz varsa, konuşuruz tabi."
"Bence var."
"Dinliyorum o zaman."
"Direk konuya gireyim o zaman. Neden Barlas'ın peşindesin?"
"Onu sevdiğim için."
Kız itiraz etmemi falan bekliyordu sanırım. Öyle bir süre şaşkın gözlerle baktı bana.
"Ben onun sevgilisiyim biliyorsun değil mi?"
"Evet, tabi ki biliyorum. Her gün başka bir kızla yattığını bilen sevgilisi. O kızları takmazken neden beni uyarma gereği duydun anlayamadım."
"Çünkü sen onunla yatmadın? Yanlış mı biliyorum?"
"Yatmamı mı tercih ederdin? Söylesene nasıl bir sevgilisin sen?"
"Bak, sadece ondan uzak dur tamam mı?"
"Eğer seni seviyorsa neden beni tehdit etme gereği duyuyorsun ki? Seni seviyorsa bana bakmaz bile."
"Tehdit falan etmiyorum ben."
"Her neyse. Uzak falan durmayacağım. Şimdi gider misin?"
"Bak onunla okul bitince evleneceğiz biz."
"Iyi ya, şimdiden mutluluklar."
Kız sinirden kudurmak üzereyken, benimle başa çıkamayacağını anlamış olacak ki gitti yanımdan. Onun beni tehdit olarak görmesi güzel bir şeydi, Barlas'ın ilgisini çekmeyi başarmışım demek ki! Şimdi biraz daha ilgisini çekelim bakalım şu Barlas beyimizin.
Telefonu elime alıp az önceki konuşmayı Barlas'a yolladım. Telefon numarasını haftalar önce bulmuş ama kullanmak için uygun anı beklemiştim. Tekrar bir mesaj atıp 'sevgilini üzerime salmaktan vazgeç.' yazarak telefonu sessize aldım. Sevgilisini onun yollamadığını biliyordum tabi ki. Ama benim tanıdığım Barlas, bana açıklama yapmak isteyecekti ve ben bunun telefonda olmasını istemiyordum. Belki de kızacaktı sevgilisine. O kız için üzülüyor muydum? evet, umurumda mıydı? Koca bir hayır.
Dersteyken içeri dalış yapan Barlas'a şaşkınlıkla baktım. Tamam, bir tepki bekliyordum ama o tepki kesinlikle bu değildi.
Sırama kadar gelip kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı çıkartan Barlas'a sadece benim değil tüm sınıfın aynı şaşkınlıkla baktığını gördüm.
"Ne dedi sana Ayça?"
"Demek biricik sevgilinin adı Ayça."
"Hakkımda her şeyi biliyorsun zaten. Bunu bilmediğini söyleme bana."
"Ayrılacağın için öğrenme gereği duymadım."
"Ne dedi sana?"
"Duyduklarını."
"Başka bir şey?"
"Yok."
"Bak, onu ben yollamadım tamam mı?"
"Tamam.."
"Peki, kız arkadaşım gelip seninle konuşmuş ve farkındaysan ben sana hesap soruyorum. Sen neden bu kadar sakinsin?" Güldüm sadece.
"Neden sakin olmayacakmışım. Farkındaysan kız arkadaşın bana Barlas'ın peşini bırak dedi, beni tehdit ederken beni tehdit olarak gördüğünü söyledi aslında. Ve sen, neden kız arkadaşına değil de bana geldin sormak için, söylesene."
"Ben.." Söyleyecek birşey bulamayınca dudaklarını birbirine bastırdı.
"Ben anladım anlayacağımı. Dersten de çıkardığına göre kolumu bırakırsan eve gideceğim."
"Ne anladığını bana da anlatmak ister misin?"
"Hayır."
"Tamam, git." deyip kolumu bırakınca okuldan çıkıp arabama doğru yol aldım ben de. Adım adım yaklaşıyordum amacıma...
----------
Ertesi gün okula giderken Esin'i de alıp okula doğru yol aldım. Arabadan inerken bahçede arkadaşlarıyla konuşan Taşkın çarptı gözüme ilk olarak. Kız arkadaşım yok derken ciddiydi sanırım, on kişilik grupta bir tane bile kız yoktu.
Esin'i de çekistirerek oraya doğru gittim. Bahçedeki Barlas'la oraya gitmemin hiç de alakası yok bir kere..
"Selam."
"Oo güzellik. Naber?"
"Iyi, senden?"
"Gördüğün gibi sap sap takılıyoruz işte."
Yanındaki çocuklarla da tanışınca, Taşkın kadar olmasa da onların da eğlenceli tipler olduğunu gördüm. Bugün Mehmet olmadığı için benimle takılmak zorunda olan Esin bile gülüyordu espirilere.
Gözüm Barlas'a kayınca sevgilisiyle biraz ayrı durduklarını fark ettim. Araları mı açılmıştı? Ne kadar da üzüldüm anlatamam(!)
"Ee Gaye, Esin'in sevgilisi varmış ya senin?"
"Ona bulaşmayın oğlum. Ona biri sarkacaksa sadece ben sarkarım." diyen Taşkın'a bakıp gülümsedim.
"Tüh yaa. Gitti güzelim kızlar."
Biz kahkaha atarken gelen mesaj sesiyle telefona döndüm. Artık gelip kolumu morartmak yerine mesaj atıyordu beyefendi. Kolum açısından iyi, benim açımdan kötü bir durumdu.
'Sana ne dediğimi hatırlıyorsun değil mi?'
'Hafızam zayıftır benim. Gelip hatırlatmak ister misin?'
'Doktor olacak birinin hafızasının zayıf olması.. inanasım gelmedi nedense.'
Cevap yazmayarak muhabbete geri döndüm.
Barlas'ın elindeki telefonu alıp bana doğru sallamasından ne dediğini anlamak istesem de anlamamazlıktan geldim. Ne yapayım? Sinirlenince o kadar çekici olmasaydı o da.
Taşkın nereye baktığımı anlayınca yanıma gelerek kolunu omzuma atıp devam etti muhabbete.
"Çok adisin."
"Ne var? Seninki kudursun iyice işte. Dövmez beni değil mi kız?"
"Yok be. Benim için kılını kıpırdatmaz o." Taşkın gülerken "Şimdilik." diye ekleyip güldüm ben de.