TANITIM

413 Kelimeler
Ben beyazdım, o ise siyah. Ve bu masal ise, Kirleten o adamın hikayesiydi. TANITIM ● Başlıyoruz.. Lale Aksuvar, güzelliği dillere destan yirmi iki yaşına yeni basmış genç bir kızdır. İstanbul’un izbe mahallesi olan Yaprak Mahallesinde, ailesi ile birlikte yaşarken geçmişin yükü omuzlarına bırakılırken, yasak aşkının günahını tüm zerresinde hissetmişti Lale. Alnına yazılan kadere baş kaldıramayacağını çok geç vakit öğrendiğinde, el mahkum kaderine boyun eğmek zorunda bırakılmıştı. Sahir Karahan, tehlikeydi, yasaktı. Ve Lale’yi ilk gördüğü günden beri vurgundu. ● “Gör beni.” Dudaklarımdan firar eden kelimeler benden izinsizce dökülürken, koyu kahverengilerinin esiri olan kalbim fırlayacakmış gibi atmaya devam ediyordu. Hüznün çöktüğü gözlerimde biriken yaşlar görüşümü bulanıklaştırırken, tenimin karıncalandığını hissediyordum. “Duy beni, yakarışlarımı, isyanımı Sahir Karahan.” Titreyen ellerimi iki yanımdan usulca doğrulturken, sol göğsümün üzerine kalbime bastırdım avucumu. Boğazımda var olan yumruya rağmen devam ettim. “Anlamıyor musun, seni istemiyorum.” Kara gözlerini yüzümün her zerresine dokundurdu, yüzünün her zerresinden yansıyan tehlikenin izleri bir adım geriye kaçmamı sağlarken bu hareketime karşılık olarak dudakları kıvrıldı. Keyifli bir ifadeden uzak, soğuk bir kıvrımdı. “Az önce de söyledim Lale. Yine tekrarlamaktan usanmayacağım ama bil ki, üçüncüye aynı kelimeler dudaklarımdan dökülürse..” Sahir, bana doğru bir adım atarak benim az önce açtığım mesafeleri kapatmaya niyetli bir şekilde üzerime doğru geldi. “O zaman, Azrailini çağırdığını düşünmeye başlarım.” Dilini alt dudağına usulca sürttü, bir adım daha geriye kaçarken sırtım sert ve soğuk duvarla buluştuğunda benim alanımı sınırlandırarak vücudunu, vücuduma sürterek duvar ile arasında sıkıştırdı. Gözlerimi endişe ve heyecanın arasındaki duygularla kırpıştırırken, Sahir ise devam etti sözlerine. “Ablanı bağışladılar, seni sundular bana.” Yüzlerimiz arasındaki mesafe olabildiğince azalırken, dudaklarının arasından dökülen sıcak nefesi yüzüme çarpıyordu. Elleri boynumu kapatan kahverengi saçlarımı usulca kenara atarken, dudaklarını boynuma temas ederek hafifçe sürttü. Beyaz tenime sürtünen kirli sakalı yutkunmamı sağlarken, dudaklarının temas ettiği boynum endişe ile gözlerimin aralanmasına sebep olmuştu. “Seni bana verdiler Lale.” “Sahir!” diye inledim endişeyle, başımı kapının olduğu tarafa çevrilirken her an birinin gelecek korkusu bedenimi ele geçirmişti. “Sahir dur lütfen, biri görecek.” “Artık bana aitsin Lale. Benimsin.” Beyaz elbisemin açıkta bıraktığı boynumda gezinen dudaklarını çekmeden sarf etmeye devam etti sözlerini. “Söyle, kime aitsin. Duyacağım.” “Sahir!” “Söyle güzelim. Kime ait olduğunu söyle.” “Senin. Seninim!” dedim hızla, “sana aitim, çekil üzerimden biri görecek.” Eli, belime yerleştiğinde parmakları kumaşın üzerinden tenimi okşarken vücudumu bastırdı vücuduna. “Beni istemek zorundasın Lale.” “Sahir lütfen..” “Beni istemeye mecbursun.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE