37. DALGIN DÜŞÜNCELER...

1845 Kelimeler
UMAY'IN AĞZINDAN... Altay tarafından aşkının simgesi olan ilk öpücük yanağıma konmuştu. Tepki gösteremedim, karşı çıkamadım. Elim yanağımın üstünde, alık alık dolaşıyordum bahçenin ortasında. Taa ki "LAN! BU TATLININ 4 DİLİMİ NERDE!" bağırışını duyana kadar... Eyvah! Şimdi ben Yaman abime ne diyecektim? Kesinlikle inanmazdı hepsini benim yediğime. En fazla 2 tane yiyebiliyordum. Ee? Sıkıştın kaldın Umay! "UMAY! TATLIMIN GERİ KALANI NERDE?" Dışarıdan abimin sesini duyan içeride çok büyük bir olay var zanneder. Ama bilmiyorlar ki bu yüksek sesle bağırılmanın sebebi; koca bir tepsinin sadece 4 dilim eksik olması! Yetmiyor! Yetmiyor, adama yetmiyor! Önden sesi gelen abimin bedeni de kapıda gözüktüğünde alt dudağımı dişlerimle ısırdım. Şimdi ne diyecektim ki ben? "Umay! Benim tatlımdan 4 dilim eksilmiş!" dedi öfkeyle. Sustum. Hadi Umay, çalıştır şu saksını Umay! "Ben yedim!" dedim. Ne kadar düşünürsem düşüneyim. Gonca aşağıda olsa onunla birlikte yedik derdim ama o da abimle birlikte yukarıdaydı. "Sen mi? Saçmalama Umay! Mümkün değil sen 4 dilimi bir anda yiyemezsin." "Stresten dolayı abi. Bu aralar her şeyi çok kafaya takıyorum ya, o yüzden sanırım. Yani bir oturdum yemeye, baktım 4 dilimi birden yemişim. Ben de senin gibi şaşırdım böyle." "İlginç! Ama bir daha yeme Umay!" Oh! Ben bir daha yemem de sen yeter ki bu bahanemi ye abi. "Ee sen uyandıysan ben o zaman gideyim, çay suyunu koyayım." "Tamam bacım ama içeri gidip de tatlıyı bitirme!" "Doymayacaksın!" dedim. Demiştim ya, her gün yapsam her gün yerdi. Adam için trileçe bir yana, dünya bir yanaydı. Öpücüğün etkisinden çıkamayan bedenim yer yön duyularımı da kaybettirmişti bana. Ne tarafta mutfak kalıyordu, ne tarafta salon vardı, aklım idrak edemiyordu. İlk önce anlamadan merdivenlere yönelmiştim ki yerine gelen aklımla hemen dönüş yaptım. Neyse ki kimse görmemişti yoksa bunun için de takılırlardı bana. Mutfağa geçtim, çaycıyı hemen prize taktım. Yanaklarım kıpkırmızıydı. İyi ki bahçenin karanlığıyla yüzüm örtülmüştü yoksa abim bu halimi görseydi kesinlikle şüphelenirdi. Çaycıyı prize taktıktan sonra tatlı tabaklarını çıkarttım dolaptan. "Kolay gelsin..." sesiyle kaşlarım çatıldı. Gonca'ydı. Fakat sesi pek iç açıcı gelmiyordu. Acaba zıttı yönde gelişen durum mu vardı? Yoksa planım ters mi tepmişti? "Ne oldu kız?" dedim tatlımı keserken. "Bir çuval inciri berbat ettim Umay!" Ettim derken? Ne yapmıştı ki bu? "Ne oldu kız?" dedim bıçağı tezgahın üstüne bırakıp bedenimle birlikte ona dönerek. Mutfağın kapısını kapatıp yanıma kadar sıvıştı. "Planın tuttu Umay. Toprak gerçekten çok kıskandı. Sonra aramızda ufak bir tartışma yaşandı, karşı karşıya geldik. Aşağıda üstüme çok oynadınız diyerek bana ceza vereceğini söyledi. Dedi ki cezan öpücük olsun mu?" "Hi!" dedim heyecan yapıp lafını keserek. Abim kesinlikle aşık! O aşık olmadığı hiçbir kadına dokunmazdı biliyorum. "Nereden öptü kız?" dedim koluna vurarak. "Öpmedi! Salak gibi olmaz dedim!" "Ne!" dedim şaşkınlıkla. "Anlamadım Gonca? Ben burada bütün riskleri göz önüne alarak Toprak abimin damarına bastım, ikinizin arasını yapmaya çalıştım, sen geri teptin öyle mi?" "Of Umay!" dedi yan taraftaki sandalyeye oturup yüzünü kapayarak. "Anlamadan dedim ya! Valla anlamadan dedim! Zaten fikrimden geri caymamı bile beklemeden çıktı gitti odadan." "Ya ne yapacaktı Gonca?" dedim ellerimi belime koyarak. Pekiyi ben ne yapacaktım bu iki salakla acaba? İkisi de birbirine açılmayı beceremeyen salaktı resmen! "Toprak abim sence senin onayının olmadığı bir şeyi yapacak adam mı?" "Değil!" "Kalk!" dedim oturduğu sandalyeyi silkeleyerek. Yüzünü kaldırıp bana baktı. "Bakma bana öyle Gonca! Kalk git kendin öp!" "Ne diyorsun sen Umay? Ölsem yapamam ben onu utancımdan." "O zaman geçmiş olsun Gonca Koçyiğit! Ya da Gonca Yıdırım'da diyebilirim! Çünkü abim şu an onu istemediğini düşünüyor. Ve hiçbir güç Toprak Koçyiğit'i ayrılma kararından caydıramaz. Çünkü o, onu istemeyen kimseyi yanında zorla tutmaz." "Ama ben onu istiyorum Umay!" "Ama bunu sadece ben biliyorum Gonca!" dedim serzenişle. "Ama sen şimdi gidip onu öpersen o kararı kenara bırakır merak etme." "Çok utanırım!" "Bağa bak ula!" dedim ellerimi önündeki masanın üstüne koyup önüne doğru çullanarak. "Yemin olsun ikinizinde kafasını tutarım, ben öpüştürürüm sizi! Şakam yoktur Gonca bilirsin!" Gonca'nın yüzü o kadar komik bir hal aldı ki, gülmemek için resmen kendimle savaşıyordum. Yapabileceğimden korktuğu için rengi atmıştı kızın. Sandalyesinden dengesiz bir şekilde kalkarak koşar adımlarla çıktı gitti mutfaktan. Hele bir yapmasın dediğimi... Hele bir yapmasın, bak o zaman sözümü tutmuyor muyum ben? Altı kaynayan suyun bir kısmını üstündeki çay demi dolu hazneye koyarak altına tekrar su çektim. Muhtemelen 5 dakikaya hazır olurdu. O sırada dilimlediğim tatlıları teker teker herkesin tabağına doldurdum. Kişi başına iki tane koymuştum fakat Yaman abime 5 tane! Bu da kesmeyecekti onu biliyorum ama neyse... Çay demlenene kadar tatlıları dışarı çıkartmaya başladım. Tam masanın üstüne ilk tabağı yerleştirmiştim ki arka bahçeden gelen sesle duraksadım. "Cezam neydi?" cümlesini duydum. Oha! Ben yap dediysem odanda yap dedim kız Gonca! Sen tutmuş adamı arka bahçede yakalamışsın. Ne kadar korktuysa artık bulduğu ilk yerde öpmek istedi herhalde... Küçük ve sessiz adımlarla arka bahçeye bakan duvarın kenarına sindim. Yanan loş ışıktan ötürü ikisini de net bir şekilde görebiliyordum. "Söyledim ya içeride cezayı. Sen de kabul etmedin Gonca." "Bir daha sorsana." dedi Gonca. "Dalga mı geçiyorsun?" "Yoo! Hadi Toprak, bir daha sor!" "Kafan yerinde mi senin Gonca? Gel git mi yaşıyorsun kızım?" "Toprak! Soracak mısın, sormayacak mısın?" "Cezan öpücük olsun mu? Oldu mu Gonca? Bir kere üstte reddettin, bir de bahçede reddedeyim de evin hatırı kalmasın diye mi düşündün?" Hi! Ay benim canım abim ne kadar da çok alınmış... Gerçekten kalbi kırılmış, duyguları incinmiş. Alacağın olsun Gonca! Sen de herhalde Beril yengemle aynı listeye yazılmak istiyorsun. Abilerimi niye üzüyorsunuz anlamıyorum? "Dudaktan isterim ama..." Yuh! Yuh! Yuh! Ay bu kızın içinden resmen yürüyen cilve çıktı! Yerde gezinen abimin kafası bir anda yukarı çevrilince ikisi de göz gözeydi. Elimle ağzımı sımsıkı kapatmıştım ki anlamadan ambiyansı bozacak ses çıkartmayayım diye. Resmen ilk öpücüklerine şahit olacaktım. "Ne?" dedi abim. Gonca kollarını abimin boynuna dolayarak çok tehlikeli bir mesafede yaklaşım yaptı. "Dudaktan olsun..." dedi. Bence bu kız benden korktuğu için gelmedi buraya. Beni bahane ederek geldi. Resmen an kolluyormuş canım abimi öpmeye. Acaba ambiyansı bozsa mıydım? Sanki kıskandığımı hissediyordum. Abim eliyle Gonca'nın ateşine baktı. "Kendinde misin sen?" dedi. "Öpecek misin?" dedi Gonca'da. Yüzü şaşkınlığa bürünen zavallı abim ne diyeceğini bilemedi. "Dudaktan mı?" dedi sadece. "Evet Toprak... Gecikmiş bir öpücük ama olsun..." "Ama... Şey... Bu benim ilk öpücüğüm olacak. Böyle bahçede mi olsun? Ya biri görürse?" "Görmez! Kimse uğramaz buraya. Hadi öp! Cesaretim varken yap yoksa bir daha cesaret edemem!" dedi Gonca. "Peki... Yalnız şimdiden uyarıyorum, kim gelirse gelsin bir kere öpersem bir daha ayrılmam. Ayrıca bu boynuma dolanan kolların hesabını da yukarıda vereceksiniz Gonca hanım!" Ortamda oluşan sessizlikle gözlerimi kırpmadan ikisine odaklandım. Gonca'nın gözleri kapandı, abiminkiler ise tıpkı benimkiler gibi açıktı. Yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı... Tam dudakları dudaklarının üstüne konmuştu ki "BUNLARA NEDEN İKİ TANE DİLİM KOYDUN!" sesiyle Gonca, abimi kendinden itti. Ulan Yaman Koçyiğit! Ulan abi! Sen acaba gizli bir görümce misin? "UMAY NEREDESİN! HABULARA NİYE İKİ DİLİM KOYDUN? Bİ DANE NELERUNE YETMEY!" "Abi, abi!" dedi Toprak abim eliyle yüzünü sıkarak. "Biz devam edelim. Onun işi Umay'la merak etme gelmezler." "Tamam!" dedi Gonca. Etrafta yeniden sessizlik oluşunca abim tekrar bir dokunuş yapmış, bu sefer ki dokunuşu 4 saniye sürmüştü. Niye 4 saniye biliyor musunuz çünkü benim gizli görümce canım Yaman abim tam arkamdan bana bağırıyordu. "Umay! Neden ses vermiyor musun bana?" dedi. Korkuyla ayağım tam kenarda duran tenekeye çarpıp ses oluşturdu. Yakalanmıştım! Hem de çok kötü bir pozisyonda! "Ben... Şey... Ses geldi de kedi mi var diye bakmaya gelmiştim." dedim. Toprak abimle Gonca'da yanımıza geldiler. Toprak abim o kadar gergindi ki sürekli üstündeki tişörtün yakasını çekiştiriyordu. "Zamanlamanız muhteşem!" dedi elleriyle alkış yaparak. "Gerçekten harikasınız, bravo size!" Gonca'nın elinden tutmuş yanımdan geçerken durdu ve "Bir daha sakın böyle bir şey yapma Umay!" dedi. "Bırak insanların özelleri insanlara kalsın." "Siz de özelinizi odanızda yaşayın!" diyip koşa koşa odama çıktım. Hiçbirisi de iyilik yapmaya gelmiyor. Ben sizin aranızı düzeltiyorum, karınla öpüşmeni sağlıyorum, gördüğüm muameleye bak! Bütün gelinlerden nefret ediyorum! Hepsi de abilerimi benden çekip alıyor. Zaten Gonca bu eve gelin geldiğinden beri Toprak abim pek benimle takılmıyordu. Önceden her akşam uyumadan önce yanıma gelir, mutlaka yanağımdan öperek iyi geceler derdi bana. Şimdi ise haftada bir kez ya geliyor ya gelmiyor... Ağlama yastığımı elime alarak dizlerimi karnıma doğru çekip düşünmeye başladım. Gonca ile Toprak abim bu öpücükten sonra asla eskisi gibi olmayacaklardı biliyorum. Muhtemelen karı koca hayatına geçiş yapacaklar, beni de iyice yalnız bırakacaklardı. Orhan abim, Beril yengemin peşinde divane olmuştu, Toprak abim de şimdi Gonca'nın peşinde divane olur. Yaman abim desen zaten birkaç güne giderdi. Oh! Yine yalnız kalan Umay oldu. Altay'da zaten ne yaptığını bilmiyor, öyle aynı abilerim gibi alık alık dolaşıyor. Yanağımdan öptü ama hiçbir şey demeden çekti gitti. Öpüyorsan açıklama yap, ne bileyim bir şeyler de dimi? Gerçekten iyice yalnızlaştığımı hissediyordum bu evde. Odama gelen giden de olmamıştı. Sadece yarım yamalak hatırladığım kadarıyla gece ortalarında Yaman abim gelmiş, başıma öpücük kondurup geri gitmişti. Onun evlenmesine kesinlikle izin vermeyeceğim! O hep benim abim olarak kalacak. ••• Kahvaltıya indiğimizde çifte kumruların yüzünde varlığını koruyan utanç duygusu gerçekten dün gece bir şeylerin yaşandığını gösteriyordu. Geçmiş olsun Umay, Toprak abini de kaybettik! "Sen otur istiyorsan ben doldurayım!" dedi abim. Evet, kesin bunlar mercimeği fırınlamış. Hele böyle bir günün üstüne mümkün değil abimin gözleri beni görsün. Ama unuttukları bir şey var ki aralarını yapan bendim! Nankörler! Orhan abim ve Beril yengemin arasını da ben yapmıştım. Sanırım hep kendi bacağıma sıkıyordum. Sofraya oturduğumdan beri aralarında olan gizli saklı cilveleşmeler midemi bulandırıyordu. "Yeter!" dedim sonunda dayanamayarak. "Utanmasanız burada torun yapacaksınız anamla babama!" İnsanım yani, sabırda bir yere kadar! "Ne biçim konuşuyorsun sen kızım?" "O biçim! Neyse, Yaman abim de olmadığına göre ben de çıkıp gideyim, koca ev size kalsın! Anca doyarsınız birbirinize!" dedim ayaklanarak. "Kız tekne kazıntısı... Abisinin gülü... Sen kıskandın mı bizi ya?" "Yoo!" dedim titreyen sesimle. Her an ağlayabilirdim. Niye kıskanayım ki? Zaten evlendikleri zaman abimin maksimum 2 ay dayanabileceğini söylemiştim. Hemen hemen 2 ay süre dayandı. Yani tahminimde yanılmadım. "Dün gece dediklerim için özür dilerim Umay. Ama tam iş üstündeyken yakalanınca sinirlendim doğal olarak. Bir de senin izlediğini fark edince utandım! Bacımsın kızım sen benim!" "Benim randevum vardı çıkmam lazım." dedim dediklerine cevap vermeden. "Ne randevusu?" "Psikiyatriste randevu almıştım, oraya gideceğim." "Tamam, bekle beraber gidelim." "Tek gideceğim abi." "Tek olmaz gülüm. Bekle, beraber gidelim. Ben de zaten doktor araştırıyordum sana. Madem sen buldun, gidelim hadi!" Gonca'ya baktım. Onayının olmasını istiyordum. Ne de olsa bugün resmen evliliklerinin ilk günüydü. Belki istemiyordu eşinin dışarı çıkıp onu yalnız bırakmasını. Gözlerini büyük bir samimiyetle yumarak onayladığını belli etti. "Tamam, gel o zaman!" dedim. ••• "Ne zaman ikinci kez hala oluyorum?" dedim abime. "Umay! Sen benimle çok mu samimi olmaya başladın acaba bacım?" "Abi... Dün dediğini hatırlamamı ister misin? Yemin ediyorum bir küserim, bir daha konuşmam senle!" "Tripçi seni! Bilmiyorum Umay. Daha çocuk muhabbetini konuşmak için çok erken." "Aşık oldunuz yani sonunda!" "Umay! Şansını zorlama abim!" "Tamam tamam! Ama sana kırgınım. Evlendiğinden beri beni hep boşluyorsun. Zaten evlenen unutuyor beni. Odama bile gelmez oldun artık." "Biliyorum gülüm, farkındayım. Gonca'nın geçirdiği süreç ağır olduğundan, hassas dönemde olduğundan biraz onunla ilgilendim. Ama seni aksattığımın farkındayım." Şimdi Toprak abim benim de ağır dönem yaşadığım sıralar böyle yanımda olduğu için trip de atamıyordum. Yani Gonca'ya nasıl davranıyorsa bana da aynı şekilde davranmıştı. "Dün gece gelecektim yanına konuşmaya ama malum... Tek bırakamadım Umay." "Görürsünüz! Ben de sevdiğim adamla evlendiğim zaman hiçbirinizi görmeyeceğim!" dedim. "Senin sevdiğin mi var Umay hanım?" dedi. Sesi öfke barındırıyordu. "Yoo! Şey... Geldik hastaneye."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE