Caroline son kez solgun bir halde sedyenin üzerinde yatan Melanie ve hemen başucunda başını Melanie'nin koluna yaslamış Nicolas'a baktı. İkisi de birbirinden tükenmiş görünüyordu. İyi olacaksınız. Dedi içten içe. Birbirinize iyi geleceksiniz.
Adımları Arena'nın merdivenlerine yönelerek, gizli odadan yukarı çıktı. Tanıdığı, tanımadığı herkes gergin bir halde koltukta oturuyordu. Dolly ve Cedric ise mutfak tezgahının önündeki yüksek taburelere oturmuştu.
"Hayati fonksiyonları normale döndü."
Bakışlar Caroline'a yöneldiğinde, Alisha Carla'ya döndü.
"Ne zaman gideceğiz?"
"Şimdilik Melanie'nin mekan değişikliği yapmaması gerekiyor. En azından kendine gelene kadar." Blake, Carla'nın yerine cevap verdiğinde Carla yorgunca başını salladı.
"Sana minnettarım. Eğer sen olmasaydın..."
"Hayır, hayır. Ben hiçbir şey yapmadım. Melanie yaşıyorsa, Nicolas sayesinde."
Alisha dişlerini sıkarak gülümsedi. "Bu halde olmasının asıl sebebi zaten Nicolas."
"Bunu konuşmanın sırası değil." Diyerek uyaran Carla olası bir kaosun önüne geçmek istemiyordu sadece zamanını bekliyordu. Ethan'lar gittiğinde ise onun için zaman gelmiş olacaktı.
Ethan oturduğu tekli koltukta öne doğru eğilirken, gerginliği Frea'nın gözünden kaçmamıştı. "Burada ne boklar döndüğünü biriniz anlatabilir mi?"
Revenge örgütüne dahil olan Alisha ve Carla hala ABD hükümetine çalışıyorlardı. Örgüt haline geldiklerinin Ethan tarafından bilinmesi her şeyi çıkmaza sokardı. Frea eski bir ajandı. Hope ve Valeria ise sicili temiz kızlardı. Anlaşılan oydu ki, yan komşularının yaptıkları işle ilgili hiçbir bilgileri yoktu. Tek sorun Katherine'di. Zira hükümet tarafından aranan eski Dünya judo ikincisiydi ve artık Ethan, Taylor ve Blake'e ifşa olmuş durumdaydı.
"Her şeye tamam fakat aptal yerine konmaktan hoşlanmıyorum. Bu kız neden vuruldu?"
Ethan'nın Genesis örgütünün üzerinde gezinen şüpheci bakışlarıyla, Eddie oturduğu yerde kasıldı. Ardından aniden oturduğu lacivert koltuktan kalkıp, Arena'nın merdivenlerine yöneldi.
Arkasından bakan Cedric sesli bir nefes vererek, Dolly'e döndü. "Çok sikik bir durumun içindeyiz. Bu herifler burada olduğu sürece rahat davranamıyorum." Dedi kısık bir sesle.
Dolly eliyle Cedric'in sarı saçlarını severken, bakışlarını kızların üzerinde gezdirdi. "Melanie kendine gelene kadar sabredeceğiz. Fakat kendine geldiğinde onu götürmeye kararlı gibiler."
"Nico'nun halini gördün. Asla böyle bir şeye izin vermez."
Dolly sesli bir nefes verirken, "Biliyorum sevgilim," dedi ardından bakışlarını Cedric'in yüzüne çıkardı. "Umarım uzlaşırız."
"Sanmıyorum ama umalım bakalım."
"Sanırım kimse anlatamaz dostum." Diyen Jayse ikili koltuğun arkasından atlayarak koltuğa oturduğunda Caroline'ı kolunun altına aldı. Ethan onun bu rahat cevabına tek kaşını kaldırırken, "Şu an bir polisle konuşuyorsun," dedi uyarı dolu bir sesle.
"Oysa buraya polis kimliğini bırakarak geldiğini sanıyordum."
"Düşüncelerim her zaman değişkendir zenci."
Jayse dişlerini sıkarak Ethan'a baktı. Irkçılık yapanlara karşı bir çizgisi vardı ve Ethan o çizgiyi geçmek üzereydi.
"Biraz dışarı çıkalım mı Ethan?"
Ethan alaycı bakışlarını Jayse'ın üzerinde tutmaya devam ederek varla yok arası başını salladıktan sonra ayağa kalktı. Frea ile birlikte Arena'nın büyük kapısından çıktıklarında, Jayse, "Piç herif," dedi dişlerini sıkarak.
"Senin bu insanların arasında ne işin var Katherine?"
Katherine sıkıntılı bir ifadeyle yanında oturan Taylor'a döndüğünde, Jayse'ın küfürünü duyduğu için veya herkesin belinde bir silah olduğu için bu soruyu yönelttiğini az çok tahmin ediyordu. Ancak asıl sorun Taylor her ne kadar görmezden gelsede kendiydi. "Gerçekten şimdi sırası değil," dedi.
Taylor ellerini saçlarının arasından geçirip dağıtırken, "Nedense şu sıralar bize hiç gelmiyor." dedi kısık bir sesle.
"Ne söylemimi bekliyorsun? Arkadaşım hala kendinde değil. Bu halde sorguya mı çekeceksin!?"
Katherine'nin yükselen sesi gerginliğinin üzerine eklendi. "Aranıyorsun ve abim polis. Farkında değilsen diye söylüyorum Katherine. İçeri girmek üzeresin!"
Alisha güldüğünde bakışlar ona döndü. "Bu o kadar kolay değil Taylor. Yanlış ata oynuyorsun dostum."
Taylor başını iki yana sallarken, "Durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz," dedi sinirle.
"İçeri gireceğim zaman abinin ekip arkadaşlarıyla birlikte izlemeye gelirsin, şimdi izin verirsen biraz kendime geleceğim Taylor!"
"Gitmemi mi istiyorsun?"
"Beni rahat bırakmanı istiyorum. Bu gittiğinde olacaksa şimdi defolup gidebilirsin."
"Katherine!" Carla'nın ikaz dolu sesini umursamadan Taylor'a öfkeyle bakmaya devam etti. Kısa süren bakışmaları Taylor'un ayağa kalkmasıyla son buldu.
"Ben sana içeri girmeni istediğimi söylemedim. Ne yapmamız gerektiğini konuşmak istiyordum ama görüyorum ki benim umurumda olan şey senin umurunda bile değil. Ne halin varsa gör Katherine."
Katherine dudaklarını birbirine bastırarak tek kelime daha etmemek için kendini zor tutarken, Taylor arkasını dönüp seri adımlarla Arena'dan çıktı.
"Siz akıllanmazsınız."
Carla gözlerini Katherine Alisha ve Hope'un üzerinde gezdiriyor, sinirle kollarını kaşıyordu.
"Ne? Ben ne yaptım?"
Alisha afallamış bir ifadeyle Carla'ya bakarken, Carla sinirle güldü.
"Çok ironik olacak ama sırası değil Alisha. Sırası geldiğinde vermeniz gereken bir hesap var."
Tüm konuşmaları dikkatle dinleyen Caroline, Jayse, Dolly ve Cedric'in yanında elbette ki gece dışarı çıkmalarının hesabını sormayacaktı. Bir süre suskunluk olduğunda içeri giren Frea ile bakışlar ona döndü.
"Ethanla konuştum, şimdilik bu silahla yaralama olayı aramızda kalıcak." Dediğinde herkes rahat bir nefes aldı.
"Gittiler mi?"
Katherine'nin sorusuyla başını salladığı sırada merdivenlerden gelen sesle bakışlar Blake'e döndü. Kan olmuş üzerini Cedric'in verdiği kıyafetlerle değiştirmiş, kısa kollu beyaz bir tişört ve altındaki siyah eşofmanla aşağıya iniyordu.
"Ethan ve Taylor nerede?"
"Gittiler." Diyen Carla'ya bakarken kaşları havalandı.
"Beni almadan mı?"
"Melanie'nin hayati değerleri tam anlamıyla düzelmiş değil. Ethan kalmak isteyeceğini düşündü." Frea'nın cevabıyla başını sallarken, "Beni tanıyor." Dedi hafif bir tebessümle.
Fabrikanın büyük kapısının açılmasıyla, gün ışığı içeri doldu. Tüm geceyi burada geçirmişlerdi. Gözler gelen kişiye döndüğünde Alisha oturduğu koltuktan aniden fırladı.
"SENİ ÖLDÜRECEĞİM!"
Jessica altındaki mini etek ve üzerine giydiği siyah askılı bir atletle karşılarında dururken, Alisha'nın ona doğru koşmasıyla korkarak elindeki çantasını yere düşürdü. Ses büyük fabrikada eko yaparken, Valeria hızla Alisha'yı tutmak için ayağa kalktı.
"UTANMADAN NASIL BURAYA GELİRSİN AŞAĞILIK SÜRTÜK!?" Derken yüzüne tüm gücüyle bir tokat attı. Melanie'nin hırsını şu an alabilirdi. Öldüresiye dövebilirdi, fakat Valeria kollarını Alisha'ya öyle sıkı sarmıştı ki, kurtulamıyordu.
Jessica'nın yüzü yana savrulurken, uzun koyu kahverengi dalgalı saçları görüşünü kapattı. Saçlarını geriye savurarak, Alisha'ya doğru öfkeyle bir adım attı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun aptal!?"
"BIRAK BENİ VALERİA! ÖLDÜRECEĞİM. BIRAK!"
"Kızım bir sakin ol, delirdin mi? Niye saldırıyorsun tanımadığın kadına!?"
"TANRI AŞKINA NE TANIMAMASI, BU AŞAĞILIK SÜRTÜK KİM BİLİYOR MUSUN!?" Diye boğazı yırtılırcasına bağırdığında tüm Genesis örgütü ve kızlar toplanmış, Alisha'nın öfkeden kızaran yüzüne bakıyordu. Dolly Jessica'yı olası bir saldırıya karşı arkasına aldı. Bunu yapmak zorundaydı.
"Benim sevgilim."
Nicolas'ın sesi kimine öfke, kimine ise gece yaşanan onca şeyden sonra bir şaşkınlık yaratmıştı. Elleri ceplerinde doğrudan Jessica'ya bakarken,
"Ve ona zarar vereni kendi ellerimle öldürürüm." Dedi tehditkar bir tınıyla.
Alisha bu kez Nicolas'a doğru atağa geçtiğinde Carla elini Alisha'nın koluna koyarak onu durdurdu.
"Biliyor musun?" Derken yüzünde aşağılayıcı bir ifade vardı. "Sen hiçbir şeye değmezsin. Bu kızın o hale gelmesine de öyle."
Hope dişlerini sinirle dudaklarına geçirirken, Nicolas'ın onu kollarından aldığı anı anımsadı. Melanie'ye bir şey olmasından delice korktuğunu o an hissetmişti... Bir nedenin var Nicolas. Dedi içten içe. Umarım Melanie'nin canını daha fazla yakmazsın.