Son dua

400 Kelimeler
Her son yeni bir başlangıç olamazdı. Zira dikiş izleri yalnızca bedene kazınmazdı. Makinanın sesi Azrail'in varlığını hissettiriyordu. Nicolas'ın elleri bu kez Azrail'le savaşır gibi Melanie'nin kalbini bulmuştu. Avuç içleri kaburgalarına baskı yaparken, "Gitme," dedi acı dolu bir sesle. Defalarca elleri kaburgaların üzerinde inip, kalkarken monitörden çıkan ses kesilmiyordu. Daha sert bastırıp, çekti. "Gitmene izin veremem Melanie!" Gür sesi acısını bastıramıyordu. Bir kez daha denedi. Ses kesilmiyordu. Sarı saçlarının ucundan ter damlıyor, tüm gücüyle çabalıyordu. Vaktinin dolduğunu hissediyordu... Diana'dan sonra ilk kez bu eller hayat vermeye çalışıyor Melanie. Bilmediğin şeyler var, bilmen gereken şeyler var. Böyle gidemezsin. Daha sert bastırdı. Ses kesilmiyordu. Kollarında hissettiği elleri savuşturup devam etmeye çalıştı. Bir kez daha denedi. "Öldü dostum. Yapma daha fazla..." "Gidemezsin Melanie." dedi fısıltıyla. Jayse ve Cedric bu kez omuzlarından tutarak Melanie'nin üzerinden geri çekmeye çalıştıklarında tüm gücüyle savuşturarak mini dolaba yöneldi. İçinden aldığı adrenalin ampulünü kırarak büyük bir enjektör yardımıyla çekti. "Delirdin mi!?" "Yaşamak zorunda." Dedi pürüzlü bir sesle. Kimin konuştuğunun dahi farkında değildi. Tek istediği Melanie'nin temiz kalbinin atmasıydı. "On dakikadan uzun süredir bizimle değil Nicolas. Kabullen artık!" Güçlüsün çok güçlüsün, geri dön güzelim. İğneyi kalbinin hizasına getirerek ayı kıskandıracak kadar güzel tenine usulca soktu. İlacı kalbine enjekte ettikten sonra ellerini tekrar göğsünün üzerine koydu. "Geri dön." Dedi fısıltıyla. Gittiğini kabullenmek istemiyorum kızım. Başının arkasında hissettiği namluya dönüp, bakmadı. Ethan'ın Nicolas'ın başına silah dayamasıyla, tüm silahlar çekilmişti. "BIRAK ARTIK!" Diyerek haykıran Jayse'ın silahının namlusu direk Ethan'ın üzerindeydi. Nicolas durmazsa her an bir katliam olabilirdi ancak onun gözü kimseyi görmüyordu. Bırakmadı. Geç kalmış değiliz güzelim. Kendini kontrol edemiyor, Melanie'nin kalbine orantısız güç uyguluyordu. "Y-yeter! En azından r-ruhuna saygınız olsun..." Hope oturduğu taş zeminde kızarmış gözlerini tek, tek herkesin üzerinde gezdirdi. Silah çekmeyen yalnızca oydu. Savaşacak gücü kendinde bulamıyor, sadece acısını yaşamak istiyordu. Biliyordu, ölümle savaşılamazdı. Nicolas ellerini Melanie'nin üzerinden çekerek donmuş vaziyette yere çöktü. Kabullenmek istemiyordu. Ancak Melanie artık aralarında değildi. Silahların kilit sesleri Arena'da ürpertici bir ses çıkarırken, herkes tetikte bekliyordu. Nicolas hariç. Yaşamadığımız şeyler var Melanie. Henüz seni sevdiğimi söyleyemedim. Bilmiyorsun. Hiç bilemeyeceksin. Sorular sor bana. O kadını sor. Dudaklarından öperek cevaplayacağım. Sadece geri dön. Cihazdan çıkan ses kesilerek, yerini düzensiz kalp ritimlerine bıraktı. Alisha'nın çığlığı büyük Arena'da eko yaparken Nicolas içindeki tüm birikmişliğiyle ayağa kalktı. Gözleri makinayı bulduktan hemen sonra Melanie'ye yaklaştı. Buz mavisi gözlerinden akan bir damla elmacık kemiğinde kavis çizerek dudağının kıvrımına dağılırken, güldü. "Seni görene dek Tanrı'ya inanmadığım Melanie..." dedi fısıltılı bir sesle. "Sen Genesis'in Tanrıça'sısın."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE