Gizem
Efe ile aşkımız bir tokatla başlamıştı. Aslında onun için başlangıç noktası o tokattı. Bense onu tanıdıkça sevmiş ve aşık olmuştum. Gerçi ablam ve Kerim eniştem olmasa sanırım ancak adliye koridorlarında karşılaşırdık ki o da Allah bilir kaç yıl sonra...
Neyse ki bizim aşkımız abla ve eniştemin aşkı gibi olaylı başlasa da olaylı devam etmemişti. Bir kaç kez benim bir kaç kez de onun kıskançlık krizleri dışında bizim aşkımız büyük badireler atlatmadı. İnşallah öyle de gider. Çünkü ben ablammın çektiği acıların yarısını çeksem sanırım ondan daha büyük kafayı yerdim.
Muhteşem bir düğünle dünya evine girerken bile Kerim eniştem ve ablamın eli üzerimdeydi. Ahh enişte ah! Yaktın yüreğimizi! Daha düğünümüzün üzerinden 2.5 ay geçmişken o kahrolasıca kaza oldu.
Eniştem 3 ay komada kaldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşmiş olduğu için fişini çektiler. Daha önce imzaladığı organ bağışı sayesinde 3 kişiye yeniden hayat olsa da bizim hayatımızdan yüreğimizi yaka yaka gitmişti.
Ablamın 1 yıldır yaşadığını hissettirecek bir olay bile yaşamadık. O da Kerim eniştem ile ölmüştü, sanki. Oysa ne büyük bir heves ne güzel hayallerle bekliyorlardı, bebeklerini.
Kerim eniştem kızının ablama benzemesini isterken ablam oğlunun kesinlikle babasına benzemesini istiyordu. Tam da dedikleri gibi Ayperi ablamın kopyası iken Kerim Ege'de babasının kopyası gibiydi, şimdiden. Yine de bunların hiç birini Kerim eniştem göremedi.
Şimdi ise biz Efe ile kızımızı kucağımıza almıştık. İnsan hamile olduğunu duyurmaya korkar mı? Ben korktum! İnsan doğum sancısı çeker de bunu saklamaya çalışır mı? Ben yaptım. Hem de nefesimi kesen sancılara dayandım ki sabah gidelim, hastaneye diye. Çünkü gece hastaneye gitmeye kalksak ablam kötü olabilirdi. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Beni sancı çekerken gördüğü an bana gelemedi. Olduğu yerde kaldı.
Oysa ben doğumda da yanımda olsun isterdim. O benim küçük annemdi. Doğduğum günden beri annemden çok o bakmıştı bana. Her durumda her zaman benim için fedakarlık yapandı. Mutlu olmayı en çok o hak ediyorken 1 gece de bütün dünyası kararmıştı.
Neyse ki yeğenlerimin doğum günü kırılma noktası olmuş ve ablam kriz geçirip kaldırıldığı hastanesinde tedavi olmayı kabul etmişti. Bu tedavi ona da bize de öyle iyi geldi ki anlatamam.
Nerede ise 2 aydır, eskisinden çok çok iyiydi. Artık ilgilenmediği çocuklarını gözünden sakınır olmuştu. Bu bile bize yeterdi. Artık ne bize ne de kendine zehir etmiyordu, hayatı.
Bugün de 1 aydır bulunduğumuz memleketimizden geri dönmüştük. Nerede ise 2.5 aylık olan kızımız melekler gibi uyuyordu. Melek dediğime bakmayın. Doğduğu günden beri babası ile aramıza giriyordu. Zaten 40 güne kadar Efe bana dokunmamıştı. Doğumdan önceki iki ay da riskli diye birşey yapamamıştık. 40 gün dolunca da memlekete gitmiştik. Orada da ablamın evinde kalmıştık.
Efe'nin Gaziantep'te oturduğu ev kiraydı. Biz evlenince direkt İzmir'e yerleştiğimiz için burada bir ev tutamamıştık. O yüzden Gaziantep'e her geldiğimiz de ablamın Kerim enişte ile aldığı o villa tipi evde kalırız derken ablam hepimizi şaşırmıştı.
İlk duyduğum da şok olsam da bunu neden yaptığını anlayınca yine ona minnetle baktım. Yarın bir gün kötü bir durum olursa kızım da benim içinde birer daire almıştı. Gerçi koskoca beş katlı apartmanı almıştı. Ailedeki herkese ev almıştı.
Artık Gaziantep'e gittiğimde kalacak bir evimiz olacaktı. O yüzden kiracısı çıkacak dediği daire bana ait olduğu için orayı Efe ile zevkimize döşeme kararı aldık. Diğer dairede zaten kiracı vardı. Oranın da kirasını kızımız için açtığımız eğitim hesabına her ay düzenli olarak yatıracaktık.
Evimizi zaten gelmeye son bir hafta kala öğrenmiş ve henüz döşeyemediğimiz için 1 ay boyunca ablamın evinde olunca Efe ile birbirimize çok yakınlaşamıştık. İşte şimdi fırsat bu fırsattı. Aybüke'yi annemin odasına yatıran kocama neler edecektim neler! Aklını seveyim be senin adam!
Odaya girer girmez beni tuttuğu gibi kapıya dayayan kocam dudaklarıma yakıştığında resmen şok oldum. Şoku atlatmam bir kaç saniye sürdü, zaten! Bende en az onun kadar zor durumdaydım. Hemen karşılık verdim. Birbirimizi şehvetle sömürürken dilini ağzıma itti. Resmen ağzımı talan eden adamla nefesim kesildi. Aynı anda kapının kilitlendiğini hissettim.
"Yanıyorum! Yanıyorum kadın!" diyen kocam nefeslenmeden tekrar dudaklarıma kapanınca beni belimden tutup resmen kucağına çekti. Anında bacaklarımı beline sarıp kollarımı boynuna doladım. Dudaklarımız bunca şeye rağmen ayrılmazken benimle birlikte yatağa oturup kucağında tuttu.
Dudaklarımdan ayrılır ayrılmaz, üzerimdeki sıfır kol badiyi eteklerinden tutup başımdan çıkarıp bir kenara attı. Bebek emzirmek için aldığım sütyeni bir çırpıda çıkarıp doğumdan sonra resmen 80 bedenken 90 beden alan göğüslerimi görünce dudağını yaladı.
"Aşkım bunlar gün geçtikçe daha çok mu büyüyor yoksa bana mı öyle geliyor? Offf! Tam emmelik! Kızımın yerinde olmak için neler vermezdim ki? Off be! Günden 20 öğün emebilirim ben bunları!" diyen kocam resmen göğüslerimi iki avucunun içinde yoğurup beni inletti.
"Ahhh! Efe! Canım yanıyor Aşkım!" dedim, kaşlarımı çatıp.
"Yansın be! Benim canım kaç aydır yanıyor biliyor musun? Offf be! Yerim seni bugün, yerim be kadın!" deyip göğüslerimi ağzına almaya çalışınca engel oldum.
"Dur be adam! Kızımın sütünü mü emeceksin? Sakın! Öp ama emmek yok!" dedim.
"Offf tamam be! Ona da tamam! Canım karım benim! Kendimi zor tutuyorum. O yüzden ilki biraz kısa sürebilir. Diğerlerinde daha uzun olacak söz!" diyen kocam beni üzerinden kaldırıp sırt üstü yatağa yatırdı. Anında altımdaki kot pantolonun fermuarını açıp paçalarımdan çekip çıkardı. Kendisi de hızla soyunup üzerindekileri bir çırpıda bir köşeye fırlattı.
Onun o koca canavarı ile bakışırken yutkundum. Bu bu kadar büyük olmak zorunda mıydı? Kim büyük daha çok zevk veriyor demişse halt etmiş. Gelsin bir de bana sorsunlar! Zevk alıyor muyum? Resmen gerdek gecemizde bayılan ben gözümü açtığım da yatağı kıpkırmızı boyanmış görünce tekrar bayılmıştım.
Allah'tan o gün kimseye rezil olmadan ablam hastanelerindeki kadın doğum uzmanını rica edip eve getirmişti. Kerim enişteme söylememesini istemişti, Efe. Ben kendimde olsam ben de bunu isterdim. Efe'nin o gün bana birşey oldu diye aklı gitmişti. İlk kez o gün ağladığını görmüştüm.
Doktor ilk ilişki de kadının çok zorlarınca fazlaca kanaması olabileceğini bunun normal olduğunu fakat kanamanın durmaması halinde ona gelmemizi söylemişti. Bunu duymam beni rahatlatsa bile nerede 1 ay Efe bana dokunmamıştı.
Tabi ki bunun böyle olmayacağını anlayıp Efe'yi ilişkiye ikna eden bendim. O ne kadar olsun senden kıymetli değil. Canın yanıyor. Sana kıyamam dese de ben istedim. Araştırdığım ve doktorunda söylediği şeylerle 2. birleşmemiz daha az acı ile bitince Efe tamamını kullanmadan da bu işi görmüştü.
Zamanla düzenli bir ilişki durumumuz olsa da hala her birleşmede erkekliğini midem de hissetmem beni çok zorluyordu. Bunu ona söylemem gerekmiyordu. O yüzden de hep çok fazla zevk alıyor gibi gözüksem de yine de zevk alıyordum ama acı da vardı. Sadece acımı hissettirmiyordum. O yüzden söyledikleri beni korkuturken:
"Aşkım, yavaş mı gitsek acaba? Bugün ikiyi geçmeyelim. Çoktandır yapmıyoruz ya o yüzden." dedim, yutkunarak.
Üzerime eğilip karnına çıkmış o canavarla kadınlığıma baskı yaparken gözleri gözlerimi buldu. Elleri yatakta dağılıp yüzüme gelen saça gidip onları kulağımın ardına atıp kulak mememi yalarken:
"Korkma aşkım. Hepsini kullanmayacağım. Dikişin vardı hem. İyileşmiş olsa bile zarar görsün istemem." dedi, şehvet kokan ses tonuyla.
Boynumdan başlayıp yalayıp öpen adamla resmen bütün vücudum ona karşılık veriyordu. Kadınlığım kasılırken kollarımı boynuna çıkarıp saçlarının arasına daldırdım.
Benim istekli halim onu deli etmiş gibi resmen hırladı. Tekrar dudaklarıma çıkıp uzunca öptü. Aceleyle tekrar boynumdan başlayıp aşağılara kadar inmeye başladı. Yalıyor, emiyor ve öpüyordu. Bende altında inlerken ellerimin değdiği yerleri okşayıp kadınlığımın sürtünme ihtiyacı ile kendimi ona sürtüyordum.
Her zaman olduğu gibi kadınlığımı hazırlamak için resmen hem parmakları ile genişletip hem dudakları ile emiyordu. 3 parmağını kadınlığıma sokarken aynı zamanda klitorisimi emerken başını kaldırıp benimle göz göze gelip muzip bir şekilde sırıttı. Tekrar üzerime gelip bacaklarımı aralarken:
"Sen iyi ki normal doğum yaptın be karıcığım!" dedi ve hazine bulmuş gibi gülümsedi.
Neden böyle dedi anlamadım ama şuan anlayacak akıl da kalmamıştı, bende. Şuan içimde olmasına ihtiyacım vardı:
"Aşkım! Hadi lütfen! Avukatlığına değil kocalığına ihtiyacım var, şuan! S.k beni! Ne olur! Offf!" diye inledim.
Beni bu adam arsız etmişti, yatakta. Dışarıda ne kadar kibar ve görgülü bir adamsa yatakta ağzı bozuk ve pisti. Nedense o ne kadar ağzını bozarsa ben o kadar azıyordum. Benim dediğim şeyle gözlerime bakıp sırıttı.
"Seni bugün ilk defa köküne kadar sokarak s.kieceğim, karıcığım! Yangınını söndüreceğim. Sabret biraz." diyen kocam beni dumura uğrattı.
"Aşkım ama tamamını sokmayacağım dedin? Olmaz! Hepsini alamam!" diye itiraz edip kalkmaya çalışınca beni yatağa resmen mıhladı.
Kollarımı tek eline alıp başımın üzerinde sabitledi. Korku ile yutkunurken o hala sırıtıyordu. Bu da beni daha da korkutup sinirlendiriyordu.
"Neden gülüyorsun, aptal adam! Kalk üstümden! Nah s.iktiririm sana, kendimi! Eline kuvvet artık! Benden umudu kes!" diye cırladım.
"Senin o terbiyesiz ağzını becermek için sabırsızlanıyorum ama ben önce a.ını s.keceğim! Sana bugün s.kilmenin ne demek olduğunu sonunda göstereceğim, karıcığım! Offf!" diyen Efe, diğer eline aldığı taş gibi olmuş erkekliğini sırıl sıklam olan kadınlığıma sürüp ıslatırken yutkundum.
"Terbiyesiz pislik! Kalk lan üzerimden! Sana yarın dava açarım, hemen! Kalk dedim!" diye son bir kez daha şansımı denedim.
Bu sözüme resmen kahkaha attı. Beni altında biraz daha ezerken:
"Ne diyeceksin hakime? Kocam s.ikini köküne kadar bana gömdü. Bana dünyadaki en büyük zevki yaşattı. Şikayetçi miyim diyeceksin karıcığım?" deyip yine kahkaha attı.
Tam ona laf yetiştireceğim derken dudağıma yapışıp erkekliğini kadınlığıma soktu. Gözlerim fal taşı gibi açılırken resmen ağzının içine çığlık attım.
Öyle bir girip çıkıyordu ki alıştırmak için ucu girip çıkarken biraz daha derine girmeye başlayınca acımadığını yeni fakrettim. Ben ona şaşkın şaşkın bakarken o acımın olmadığını anlamış olacak ki içime biraz daha girdi. Zevkle gelen titreme ile gözlerimi kapatıp altında kıvrandım.
O an dudaklarımdan çekilip üzerimde yükseldi. İki eli göğüslerimi yoğururken içime giriş çıkışı serileşti. Yastığın birini alıp başımın altına korken giriş çıkışlarını izlememi ister gibi bir hali vardı. Gerçekten de o kocaman canavarı içime tam sokmasa da daha önce canımı yaktığı hali ile sokmasına rağmen benim gözlerim acıdan değil ama zevkten kayıyordu:
"Ohh! Bu çok güzel! Canım yanmıyor! Bu nasıl olur! Ohhh!" diye inleyince biraz daha hızlandı.
"Vay a.ına koyayım, senin! Ohhh! Bu çok güzel! Korunmayacaksın! 2. Çocuğu istiyorum, Gizem! Şuna baksana! Nasıl kayıyor, a.ına! Seni sabahlara kadar s.kerim artık ben! Bir doğum daha yaparsan tadından yenmezsin, ohhhh!" diye üzerimde inleyen adamı ilk defa bu kadar kendinden geçmiş görüyordum.
Normal doğum yaptığım için genişleyen kadınlığım onu vakumluyordu ama acımıyordu. Şimdi anlamıştım ve resmen derin bir ohh çektim! Bilsem ilk günden hamile kalırdım! Bende hem zevkten inleyip gülümserken:
"Kocacığım! Olmaz! Baksana, bu yeterli gibi! 1 çocuk yeter bence! Ohhh! Yani bir süre 1 çocuk yeter! Ohhhh! Ahhh!" diye inlerken resmen adam deli gibi içime içime vururken zevkten ölmek üzereydim.
"Ohhhh! Sikeyim! Bu çok güzel! Senin her yerini s.keyim! Nasıl köklüyorum, hissediyor musun, karıcığım! Ohh be! Kadınım benim! Ben daha fazla dayanamıyorum! Geliyorum! Ahhh! İkinci çocuk istiyorum, Gizem! Ahhh! 3 ay müsade! Sonra kem küm yaparsan seni s.ke s.ke ikna ederim! Off siktir! A.ına koyayım! Ahhh! Gel! Benimle!" diyen adamla resmen kendimi kaybettim.
Onun arsız konuşması ve makinalı gibi içimi dövmesi ile resmen ömrü hayatımın en yoğun boşalmasını yaşadım. Onunda benden bir farkı yoktu! Resmen içime fışkırmıştı. Bir iki kez daha içime girip çıkarken bile küfürler edip inliyordu.
Üzerime ağırlığını vermeden öylece içimde kalırken en son yana devrilip beni de kendine çekip alnımdan öptü:
"Kadınım! İlk defa seni s.kerken canın yanar mı diye düşünmedim. Kendimi sıkmadım. Bu harikaydı. Seni çok seviyorum. Kurban olurum ben sana da o baldan tatlı a.ına da! Ölürüm sana, kadın!" deyip dudaklarımdan öpüp beni kendine iyice çekti.
"Bende ilk defa canım yanmadan zevk ala ala altında kıvrandım. İlk defa böyle boşaldım. Canım kocam. Erkeğim. " deyip kalbinin üzerinden öptüm.
Beni çenemden tutup hafif kendine doğru başımı kaldırıp göz göze gelmemizi sağladı. Gözlerinde gördüğüm suçluluk ile dilimi ısırdım. Hala nefeslerimiz düzelmese de konuştu:
"Yani senin hep canın yandı ama bana hissettirmedin mi? Nasıl söylemezsin!? Daha dikkatli olurdum. Özür dilerim, aşkım. Kendi zevkim için canını yaktım için özür dilerim. " dedi, üzgün bir şekilde.
Kollarımı boynuna dolayıp dudaklarından öptüm. Gözlerine bakıp:
"Sen benim bile isteye canımı hiç yapmadın. Gerdek gecesi dışında hiç biri dayanılmayacak bir acı değildi. Hem her seferinde zevk alınca acıyı görmezden geldim, kocam. Hem bak artık canım yanmıyor. Yeniden mi yapsak!?" deyip cilve yapınca biraz yüzü aydınlandı.
"Ben hep hazırım ama senin biraz s.kimi ağzına alman lazım, karıcığım. Ağzını da becermeden içim rahat etmez bu gece! Sana doyamıyorum! Çok güzelsin çok!" diyen kocamla bu gece bize sabah olmayacağını anladım.
Biraz doğrulup onun erkekliği ile bakıştım. Çok agresif duruyordu. Ona doğru yüz üstü sürünerek giderken:
"Çok agresif bugün! Gidip biraz sakinleştireyim, kocacığım! Kendisi tek başına bir birey olduğu için aşırı ilgiye ihtiyacı var gibi. Immm! " deyip yeniden kendine gelmeye başlayan erkekliğini elime aldım. İki elimle birden tutunca ancak elime alıyordum.
Tam ben onu çekip başını ağzıma almıştım ki:
"Ohhhh! Evet! Evet! Devam et, kadınım! Sikeyim! Çok güzel! Ahhh" diye inleyen Efe'nin sesine benim telefonumun sesi karıştı.
"Bu saatte kim arıyor lan, seni? Kim bu gece gece? Anasını satayım!" diyen kocam huysuz huysuz konuşurken:
"Bırak çalsın boşver, kocam! Sen bana odaklan! Ohhh! Çok tatlı bu!" deyip hala erkekliğini ağzıma almaya çalışırken hem inliyor hem de ısrarla çalan telefona ters ters bakıyordu.
"Sikeyim böyle işi! Aç şunu! Kırmadan!" deyip ofladı.
Benim de tadım kaçmış bir şekilde ağzımdan erkekliğini çıkarıp elimle ağzıma sildim. İkinci kez çalmaya başlayan telefonumu alıp bakmadan sinirle açtım:
"Alo?" diye sesim yüksek çıkınca karşıdan bir an ses gelmedi ama sonra kısık bir şekilde:
"Abla!" diyen Ebru'nun sesini duyunca kaşlarımı çatıp telefonu kulağımdan çekip kimin aradığına baktım. Ebru arıyordu gerçekten.
"Ne oldu? Neden sesin öyle çıkıyor? Neredesin sen?" dedim, yatakta oturup.
Efe'de dikkat kesilip benim tepkilerime bakarken kimin aradığını anlamaya çalışıyor, gibiydi!
"Abla! Lütfen gel beni kurtar!" diye hala kısık konuşunca aniden yerimden kalkıp iç çamaşırlarıma bakındım. İkisini de bulup elime alırken:
"Ebru! Neredesin kızım? Ne demek beni kurtar!? Çabuk konum at!" diye bağırdım.
Ebru lafını duyunca Efe'de yerinden fırlayıp baksırına bakınıp:
"Ne oldu? Gizem birşey de? O gerizekalılar yine başlarını belaya sokmuş değil mi? Bu kez gerçekten döveceğim, bu kızları!" diyen kocam sonuna kadar haklı olsa da o giyinmeye başlarken sesi hoparlöre verip acilen iç çamaşırlarımı giyinmeye başladım:
"Abla! Sorma! Cenk! Beni bırakmıyor! Lütfen..." derken telefondan bir erkek sesi geldi!
"Ebru! Ahh Ebru! Beni delirtmeye mi çalışıyorsun sen? Ver şu telefonu! Konuşacağız!" diyen Cenk'ti sanırım. Telefon pat diye kapanınca Efe ile bir birimize baktık :
"Siktim senin belanı! Kız kaçırmak ne lan! Dur bir hemen bizim komiseri arıyorum! Ben onun yedi sülalesini s.ikmezsem bana da Efe demesinler!" diyen kocam benden önce hazırlandıp elinde telefonu ile kapıyı açmıştı, bile.
Giyinip hemen ardından çıktım. Kalbim korku ile deli gibi ararken hızla merdivenden inerken kimseyi uyandırmamak için uğraşırken Efe'de Murat komiseri arıyordu.
Salondan geçerken ablamın orada olduğunu farketmedim bile.
"Efe, bekle. Ebru'yu tekrar arayayım. Belki telefonunu açar! O Cenk'i elime bir geçireyim iyi bir döveceğim!" diye söylenirken:
"Cenk ne yaptı? Neden acele çıkıyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz?" diye endişeyle konuşan ablamı farkedince derin bir nefes çekip geri bıraktım.
"Ebru, aradı. Cenk neden sinirlenmiş bilmiyorum ama Ebru beni kurtar diye aradı. Cenk'in sesi de çok sinirli geliyordu. Telefon kapalı. " dedim, elimdeki telefonu kapatıp.
"Hadi! Nereye gidilecekse çabuk gidelim. Kıza birşey yapmasın! İpek! İpek'i ara! Onlar birlikte idi." dedi ablam, telaşla çantası ve telefonu alırken.
"Hadi o zaman kızlar. Cenk'in evinin adresini gönderdi, Murat! Gidip şu pisliğin ağzını burnunu kırmam lazım!" diyen Efe'nin peşine takılıp kapıdan çıktık. İnşallah evdedirler!