Öküz Mü Melek Mi

1257 Kelimeler
Seher Alper’in sorusuna nasıl bir cevap vermem gerektiğini düşünüyordum. Durumumu en iyi anlatacak bir şey bulmalıydım. Ama yılan gibi bakışları üzerimdeyken, tilki gibi kurnazlığını da elden bırakmıyordu. Ben bir akrep olmuş, zehrimi kendime sokmaya hazırlanırken hastane odasının kapısı açıldı. Neyse ki rahatladım. Kurtarıcı öküzüm, yani Altay, burnundan soluyarak tekrar imdadıma yetişmişti. Ona karşı nasıl hissetmeliydim? Bana kızmış, hakaret etmişti. Ama sonuçta yine buradaydı, karşımdaydı işte. Melek mi, öküz mü olduğuna sonradan karar vereceğiz artık. “Ne işin var senin burada?” Alper, iğrenç bir gülümsemeyle, “O canım abim de geldi işte! Hayırdır abi, kardeşine hoş geldin demek yok mu?” Altay, sinirle, “Defol git bu odadan,” “Aşk olsun abi, şehirli kızlar sana yetmedi, şimdi de köylü kızları mı beceriyorsun?” Altay burnundan solumakta haklıydı. Bu tam bir şeytandı. Kendimi bu iğrenç iftiradan savunabilirdim, ama Altay’ın benim için verdiği mücadeleyi izlemek daha keyifliydi. “Senin o pis suratını dağıtmadan önce çık git,” dedi Altay, dişlerini sıkarak. Alper, alaycı bir şekilde, “Sen de hiç espriden anlamıyorsun, abiciğim,” diyerek bana doğru yaklaştı. Tam başımın üstünde dururken, alçak bir sesle, “Kendine güzel bir hikaye bulmuşsun, ha? Kedi olalı bir fare yakaladın sonunda,” Bu da neydi böyle? Eğilip beni öpmeye mi çalışıyor? Olamaz! Altay, kurtarıcı meleğim, kurtar beni! Sinirle ona bakarken, Altay’ın eli imdadıma yetişti. Eliyle Alper’i yakasından tuttuğu gibi kendine çekti. Alper daha ne olduğunu anlamadan, yüzünde Altay’ın yumruğunu hissetti. Canımsın Altay. Ama hâlâ öküz. Alper, dudaklarından akan kanı diliyle yalarken, “Sıkılırsan bu saf kandan bana da ayır,” diyordu, alaycı bir şekilde. Altay bir yumruk daha savurdu, ama bu sefer Alper kendini korumayı başardı. Kapıya doğru ilerlerken, ellerini dudaklarına götürüp öptü, sonra alaycı bir şekilde bana doğru üfledi. Altay spordan gelmiş olmalıydı. Üzerinde dizlerine kadar uzanan şortları ve kaslarını ortaya çıkaran spor atleti vardı. Biraz da terliydi. Sanırım spordan sonra duş almamış ve üstünü değiştirmemişti. Ben, halimden memnun bir şekilde ona bakıyordum. Memnuniyetim tabii ki Alper’in yaptıklarından değil, Altay’dan kaynaklanıyordu. Aşağılık herif, kapıdan çıkarken bile beni tahrik etmeye devam ediyordu. “Ne işi var onun burada?” diye sordu Altay, hâlâ sinirli bir şekilde. “Bana mı sordun, aşkım?” dedim, ona bakarak. “Senin dışında başka biri var mı?” diye karşılık verdi. Aşkım dediğime alınmamıştı. Bu bir başlangıç olabilir mi? Canımmm, çok tatlı ya! “Ne yapabilirim? Ben mi aldım içeri? Gözümü açtığımda buradaydı,” dedim, masum bir ifadeyle. “Bir daha onunla konuşmayacaksın!” diye sertçe emretti. “Beni bırakıp giden sendin. Suçlu ben mi oldum şimdi?” dedim alaycı bir tonla. Bu oyunu sevmeye başlamıştım. Beni kardeşinden koruyan bu öfkeli ve kıskanç adam, acaba aşiretimden de korur muydu? “Seni tanımıyorum kızım, tamam mı? Sen de beni tanımıyorsun. Bir an önce ayağa kalk ve defolup geldiğin o ahıra geri dön!” dedi, öfkeyle. Yine başladı işte. Yok arkadaş, bize hayal kurmak bile suç! *** Altay Hâlâ bana aşkım falan diyor ya, delireceğim yeminle. Alper’e ilk defa vurmuyorum ama tanımadığım biri için mi? İşte bunu ilk defa yapıyorum. Peki neden? Bu köylüye dokunacak mıydı? Öpecek miydi? Kendimi kaybetmiştim. Birazdan babam ve cici annemi de başıma salar. Tanımadığım biri için yaptıklarıma bak. “Ahırına geri dön,” dediğimde yüzü ekşidi. “Beni kullanıp atacak mısın?” “Sana elimi bile sürmedim,” dedim öfkeyle. “Hem kimsenin dokunmasını istemiyorsun, hem de ‘elimi sürmedim’ diyorsun. Aşkım, iyi misin?” dedi alaycı bir tonla. “Aşkın falan değilim senin! Neden anlamıyorsun?” “O zaman çık git. Bir daha dönme,” dedi, gözlerimin içine bakarak. “Lan dua et kadınsın!” diye çıkıştım, sabrımı zorladığını hissederek. “Ne yapacaksın? Alper’e vurduğun gibi bana da mı vuracaksın?” Niye böyle yapıyor bu kız? Bu cesareti nereden alıyor? Yanına gidip elimi başına götürürken, “Ateşin mi var? Halüsinasyon görüyorsun herhalde,” Elim alnına giderken teninden yükselen sıcaklığı hissettiğimde yine yutkundum. Sinirden olmalı. Başını çekerek, “Dokunma bana! Madem sevgili değiliz, bana dokunmaya hakkın yok,” dedi sert bir şekilde. “Nasıl bir hayalin içindesin anlamadım ki,” dedim, şaşkınlıkla. “Bu hayalde sen artık yoksun, merak etme. Ayağa kalktığımda def olup gideceğim ahırıma,” diye karşılık verdi. Alınmıştı. Bunu fark etmiştim. İyi, gerçekleri görmesi iyi. “Hah, şöyle yola gel,” “Züppe,” diye mırıldandı. “Bana mı dedin?” dedim sinirle. “Başka birini görmüyorum burada,” dedi alaycı bir şekilde. “Sen çok olmaya başladın,” diyerek üstüne yürüdüm. Ela gözlerine ilk defa bu kadar dikkatli bakıyordum. Beni içine çeken bir uçurum gibiydi. Kendimi geri çekmem lazımdı, düşmeden önce. “Git başımdan,” dediğinde gözleri buğulanmaya başlamıştı. Beni kötü hissettirmek istiyordu, ama hissetmiyordum. Hem arabamın önüne atlayıp intihar etmeye kalkıyor hem de beni sevgilisi olarak görüyor. Bu işte bir gariplik var. “Gitmezsem ne yapacaksın?” dedim, gözlerini sıkı sıkıya üzerime dikmişken. Sanki inat sadece onda var. Sustu. Cevap vermiyor, bir de alınıyor ya… “Ter kokuyorsun,” dedi birden, tamamen alakasız bir cevap. Bir adım geri çekilip koltuk altlarımı kokladım. Alper’i burada görüp sinirle odaya dalarken, nasıl çıktığımı bile hatırlamıyordum. “Sen alışık olmalısın bu kokuya, ne de olsa ahırda tezek kokusu…” Diyordum ki, “Öküz,” dedi birden, sözümü yarıda kesti. “Öküz mü?” dedim, biraz da şaşkınlıkla. Aslında biraz hak etmiştim. “Evet, sarı öküz. Sana verdiğim isim bu,” dedi, dudakları alaycı bir şekilde kıvrılarak. O dudaklarının öyle kıvrılmasını neden bu kadar fark ettim şimdi? Bu yeni ismim beni çileden çıkarması gerekmiyor muydu? Ama içimden gelen bir dürtüye engel olamıyordum. Teni… boynu… Ne yapıyorum ben? Madem oyun istiyordu, peki… Nasıl tahrik olmuştum. Acaba fark etti mi? *** Seher Elini alnıma koyduğunda nasıl da kızardım. Ama fark ettim, onun eli de kızarıyordu. Hafif bir titreme vardı. İlk defa bir erkeğin dokunuşu beni bu kadar heyecanlandırmıştı. Üstelik sadece alnıma dokunmuştu. Eğer bana hakaretler etmeseydi… Boynuma sarılıp “aşkımm” demesini beklemezdim ama en azından böyle sert davranmasaydı. Bu oyunu ben kurmuştum. Şimdi neden ona karşı bir suçluluk hissediyordum ki? Gözleri gözlerime değdiğinde ne kadar içten baktığını fark ettim. Dudaklarıma mı bakıyor? Boynuma mı… Neden yutkunuyor bu? Deli kalbim, bu kadar hızlı atma! Nasıl olsa seni yakında kapı dışarı edecek. “Öküzdü resmen,” diye düşündüm. Nasıl titrediğimi fark etmiyor muydu? Bana bu kadar yakınken uzanıp dudaklarımı öpse karşı koyar mıydım? Ter kokuyordu. Yapmazdım. Hayır, yalan. Kafam çok karışık. Kaslarını gösteren bu atlet, o şortlar… Gözlerim! Önüne dön, sana emrediyorum! *** Diyarbakır / Hasan Ağa’nın Konağı “Hasan Ağa! Hasan Ağaaa!” diye elinde bir telefon sallayarak konağın kapısına dayandı Şivan. “Ne oldu Şivan? Bu saatte kapıma ne diye dayanırsın?” diye sordu Hasan Ağa, sinirli bir şekilde. Öfkeden burnundan soluyan Şivan, nefes nefese, “Seher… Seher İstanbul’daymış,” “Şeytan görsün onu! Şerefimizi beş paralık edip kaçtı, demek oraya kadar gitmiş!” “Ağa, araba çarpmış, şu an özel bir hastanede yatıyormuş,” dedi Şivan, öfkeyle. “O arabanın altından sağ çıktığına pişman olacak, Şivan. Ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğim!” “Ağa, hafızasını kaybetmiş diyorlar. Kendine çarpan adamı sevgilisi sanıyormuş.” “Ne?! Bir de namusumuzu mu kirletiyor o o… o.ruspu” Hasan Ağa, öfkeden kelimeleri zor çıkarıyordu. “Bana bak Ağa, eğer o adam kıza elini sürerse ve dedikleri doğru çıkarsa, anlaşma bozulur,” dedi Şivan tehditkâr bir sesle. “Evime kadar gelip beni tehdit mi ediyorsun, Şivaaaaan?” diye bağırdı Hasan Ağa, ayağa kalkarak. “Nasıl anlarsan anla, Ağa! Kan parası olarak o kızı bana verdin. Şimdi de torunun başkalarının koynunda.” “Sus! Seni deyyus! Kanına mı susadın sen!” “Kızı sağ salim getir, Hasan Ağa. Yoksa bu kan yerinde durmaz!” dedi Şivan, gözleriyle meydan okuyarak.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE