12 Ekim Çarşamba Birkaç sokak lambası kalmıştı geceye direnen; diğerleri karanlığa bürünmüştü, aynı ruhum gibi. Yolu oluşturan taşların arasında özgürlüğü için çırpınan otlar vardı. Boyunları bükük, birer birer kaybetmiş olduğu yapraklarıyla; hayallerim gibi solmuş çiçekler. Ağlayan bir göz saplanmıştı ölüm soğukluğundaki betona. Damlıyordu gözyaşları birer birer çeşmeden. Bahçe, ölüm sonrası bürünülen yastaydı. Cenazesi vardı bahçenin. Kaybetmişlerdi birini. Sevdiğini. Bir zamanlar capcanlıydı bütün renkler. Kim bilir? Bahçenin ortasında bulunan kocaman çınar ağacının dalına asılmış salıncakta ne kahkahalar atılmıştı? Gülümsemişti çiçekler parlayan güneşi görünce. Güneş utanmıştı şimdi, saklanmıştı. Her şey yastaydı. Salıncak bile mutsuzdu sanki. Esen rüzgarla hafifçe sallanıyordu muts

