Yalçın Bey'in toplantısının bitmesini beklerken sipariş ettiğim öğle yemeği gelmişti. Kokmaması için terasta yemeye karar vermiştim ve o zamana kadar masamın altında durması gerekecekti. Biraz kokacaktı ama umrumda değildi. O kadar olurdu. Bugün istifamı verişimin üzerinden on gün geçmişti. Yalçın Bey'in inatla yürürlüğe koymamasına anlam veremiyordum. Bana bizzat gitmem için kapıyı açan o olmuştu. Şimdi ise gitmemem için sanki bu süreci uzatabildiği kadar uzatıyordu. Bu durum hoşuma gitmese de henüz itiraz edememiştim. Çünkü potansiyel bir iş bulamamıştım ve işsizlik parasızlık demekti, parasızlık ise iflas... Boş zamanlarımda olduğu gibi iş sitelerinde dolanırken sandalyemin sırtında oluşan oluşan ağırlıkla yan tarafa döndüm. Tablete doğru eğilmiş Yalçın Bey, ekrana dikkatle bakıyordu

