Hakan’ın yüzüne buruk bir tebessüm yayıldı. ‘Evet. Ne yapayım, seni seviyorum.’ Duru karşılık vermeye kalmadan ikilinin kulaklarına, fazlasıyla paniklemelerine neden olacak başka bir ses ulaştı. ‘Ula Hakaan! Sen kimi seviyisuun?’ - Duru, babasının sesini duyduğu an telefonu çat diye kapatıverdi. Panikle ayağa kalkarak odasında volta atmaya başladı. Niye kapatmıştı ki şimdi? Olanı biteni de duyamayacaktı. Babası Hakan’ı öldürmeseydi bari. Hakan ise Dursun ustanın sesini duyduğu an oturduğu yere çakıldı. Hareket edemedi. Hâlâ kulağında olan telefonu yavaşça indirip masaya bıraktı. Arkasını yavaş yavaş dönüp Dursun’un suratına bakarken kalbi ağzındaydı. Gergince gülümsedi. ‘Haa, ustam ya. Sen mi geldin?’ Dursun, Hakan’ın yanındaki sandalyeyi çektiği gibi oturdu. ‘He geldum. Şimdi de

