BÖLÜM 8 (+18)

2346 Kelimeler
Leyla siyah kapağı kaldırdığında asla içinden maske çıkmasını beklemiyordu. İki tane biri dümdüz siyah diğeri ise beyaz siyah taşlarla süslenmiş kelebek kanatlarını andıran biçimde göz alıcıydı. Taşlı olanı eline alıp incelemek istedi. Çok güzel görünüyordu. Ama ondan önce Fırat’a baktı. Kocası hala aynı duruyordu, en ufak duygu değişimi yoktu. Dik bakışlarını Leyla’nın gözlerinde gezdirirken “Gideceğimiz yerde kim olduğumuzu asla açıklamayacağız, belli etmeyeceğiz!” dedi. Leyla anlamayıp şüpheye düşerek “Neden? Nasıl bir yere gidiyoruz ki böyle olmak zorunda?” diye sordu. “Mecburiyetimiz var Leyla! Ne düşünüyorsun bilmiyorum ama korkmana gerek yok! Rahat ol!” Leyla daha da meraklanarak ve kocasının söylediklerini rahatlatıcı bulmayıp endişeye bulanırken “Şu sözlerden sonra nasıl rahat olmamı bekliyorsun, şaşıyorum! Fırat, neler oluyor?” diye ciddiyetle sordu. Karısının yüzünü avuçlarının arasına alıp yüzüne yaklaştırdı. Yumuşak ses tonuyla onu etkilemek ve korkmasına engel olmak için rahatça “Çok eğleneceğiz! Şimdiye kadar olanlardan daha farklı olsa da senin eğleneceğini düşünüyorum! Heyecanlı olman çok iyi! Beklediğinin üstünde olacak!” deyip dudağına yine bir öpücük bıraktı. Leyla’nın bir yanı rahatlasa da bir yanı asla susmuyordu. Fırat sözlerinden emin bakışlarıyla karısını süzüp “Göz alıcı görünüyorsun! Şimdi rujunu tazele, beş dakikaya varmış olacağız!” deyip yeniden onu öptü. Koltuğuna yerleşirken şoföre daha hızlı olması için talimat verdi. “Sen daha önce gittin mi? Nasıl bir yer, en azından bunları söyle.” Leyla’ya dönüp bakınca onu çok ikna edemediğini fark etti. Elini tutup “Gitmedim!” dedikten sonra önüne döndü. “Çok metih edilen bir yer, birkaç kişiden duydum.” Maskeler, gizlilik Leyla’ya farklı şeyler çağrıştırmaya başlamışken başının hafiften döndüğünü hissetti. Fırat’ın daha konuşmadığını fark ettiğinde ise çantasından kırmızı, kadifemsi rujunu çıkarıp yeniledi. Yine başı dönünce eliyle kafasını tuttu. Kocası “İyi misin?” diye sorunca “Hafif başım dönüyor.” Diye yanıtladı. “Temiz hava alınca geçer.” Dedi o sırada arabada durdu. Fırat taşlı maskeyi aldı. “Gel, takayım.” Önce Leyla’nınkini sonra kendininkini taktı. Şoföre kapıyı açmasını söyleyip arabadan indi. Leyla dışarı çıkınca ilk işi gözlerini kapatıp derin nefes almak oldu. Şoför ona yardımcı olurken Fırat geldiğinde karısının elini tuttu. “İstersen bana dayanabilirsin.” Zorlukla gözlerini açan Leyla paltosuna rağmen esen rüzgarla titredi. Her yer kapkaraydı. Bir tane ışık bile yoktu. Nereye gelmişlerdi onu bile anlamıyordu. Gözleri biraz alışınca uzun ağaçların olduğunu fark etti. Kocasının yönlendirmesiyle adımlarken gökyüzünde ay ve yıldızlara başını kaldırıp baktı. Eğince yine başı döndü ve bu kez düşecekken Fırat onu kucakladı. “Bana yaslan.” Kocasına dayanarak birkaç adım attıktan sonra malikane kapısı gibi çift kanatlı demirden kapının önüne geldiler. Kimse görünmemesine rağmen ağırca açılan kanatlarla heyecan ve korkuyla bakarak nefes aldı. Yolun sağ tarafına dizilmiş onu geçik golf arabasına benzer açık küçük arabalar duruyordu. Hepsi aynı, kuzgun gibi siyah ve aynı onun gibi kanatları vardı. Diğer yerleri tüylerle kaplı gibi görünüyordu. Binmeleri için hemen biri önüne geldiğinde Leyla başı hala dönmesine rağmen güldü. “Ne yani, uçacak mıyız?” diye alayla sordu. Fırat gülümseyerek “İstersen o da olur.” Dedi. Arabaya binip karısını yanına çekti. Pencereleri film kaplı malikaneden ne ses geliyor ne de içeride birilerinin olduğu belli oluyordu. Leyla’nın bakışları kararırken Fırat duran arabadan inip karısının da inmesini bekledi. Leyla buna cesaret edemeyeceğinde “Hadi, zaten yol uzun sürdü. Geç kaldık.” Diyerek onu teşvik etmek istedi. Ve burada olanların normal olacağını hissettirmeye çalıştı. Leyla indikten sonra Fırat onu yine kendine dayayıp kapıyı birkaç kez tıklattı. Kapı beş saniyenin sonunda açılırken içeriden yükselen basların sesi Leyla’nın kulağına doldu. Fırat onun incelemesine, irdelemesine fırsat vermeden içeri adeta iterken davranışları seri ve yumuşaktı. Kapı onlar girer girmez kapanmıştı. İçeri doğru ilerlerken geniş yerde bir sürü insanın dans ettiğini gördü. Belirli noktalarda renkli ışıklar altında dans eden kadın ver erkekler vardı. Üzerlerinde mayo tipi kostümler, siyah file çoraplar deri ipler, püsküller ve zincirlerle detaylandırılmıştı. Dansçıların hepsinde aynı siyah kuş tüylü maske vardı. Pistte ise çok karmaşık görünen tek tek bakıldığı zaman anlamlandırılan şeyler dönüyordu. Müzik hareketli değil fazlasıyla erotikti, İnsanların bedenlerini kıvırışı, dansları oldukça cüretkar, fazla temas içeriyordu. Bir değil birden fazla kişi birbirine dokunuyor, öpüyor ve dans ediyordu. Herkeste farklı maske vardı ancak hepsinin bakışları aynı duyguyu taşıyordu. Şehvet! İstekli bakışlar öylesine arzuluydu ki; bir kadının kalçası bir erkeğin mahreminde yer bulurken dudakları başka bir adam tarafından sahipleniliyordu. Kışkırtıcı ritimler bazen alçalıp bazen yükseliyordu. Leyla tüm gördüklerini zihninde bir yere oturttuğunda nereye geldiğini anlaması uzun sürmedi. Daha fazla görmek istemeyerek gözlerini kapattı. Yanında duran kocasına bakıp “Fırat! Gidelim!” dedi. Hafızasında kalacak hiçbir detay daha görmek istemiyordu. “Şşş! Adımı söyleme!” diye karısını uyardı. Panikleyen kadın bunu çoktan unutmuştu. “Gidemeyiz! Giriş var ama sabaha kadar buradan çıkış yok!” Leyla “Nasıl? Saçmalama istersen, burada ne yapacağız? Ne için buradayız?” diye sordu. Kimsenin onu duymaması için kısık sesle tepki gösterdi. Yine de diğer herkes kendinden geçmiş gibiydi. Fırat iki eliyle karısını belinden tutup kendine çekti. “Sakin ol, düşündüğün gibi değil! Sadece eğlenmeye odaklan! Burada kimse bizi tanımıyor, adının kim olduğunun önemi yok. Sen Leyla’sın bunu sadece sen biliyorsun! Kim olmak istiyorsan öyle davran!” Kocasının sözleri aklını karıştırırken onu ikna edemediğini anlayan Fırat “Sabaha kadar buradayız, çıkmak istersek olay çıkar ve kim olduğumuzu herkes bilir! Dikkatleri üstümüze çekmeyelim!” dedi ve bununla uyum sağlamasını bekledi. Leyla eğer kocasının kollarında olmasaydı yere düşecekti. Bir kez daha ve daha şiddetli başı dönerken “Lütfen çıkar beni buradan!” Diye fısıldadı. “Tamam. Daha sakin bir yere gidelim!” diyen Fırat onu merdivenlere yöneltti. “Başım çok dönüyor Fırat.” Leyla basamakları kocasının kollarında tırmanırken gördükleri bulanıklaşmaya başlamıştı. Merdivende maskeli erkek garson elinde boş tepsiyle aşağı iniyordu. Onun geçmesi için kenarda durunca Leyla onun yüzüne dikkatle baktı. Gözleri zeytin gibi yeşil miydi emin olamadı. Fırat’ın desteğiyle bir adım atıp onun yanından geçti. Balkonda ilerlerken her odanın kapısının açık olduğunu gördü. İnsanlar girip çıkıyor balkonda bekleyenler içki içiyor ve öpüşüyordu. Gözleri hala bulanık her şey flu görünürken sesleri de duymamaya başladı. Ara ara kulağında ki çınlamayla her şeyin sesi kesiliyor ardından da yükseliyordu. Başını dik tutmakta zorlanıyordu. Kapı hizasına geldiğinde Fırat tam arkasında onu belinden tutarken duyduğu kadın sesiyle başını çevirdi. Oda da sadece kırmızı ışıklar vardı. Aynı aşağıda olduğu gibi odanın zor aldığı bir sürü insan vardı. Burada olanlar dans etmiyor, kimin kimle olduğu fark etmeksizin sevişiyordu. Bazıları yalnızca izliyordu. Leyla fark etmeden adımlarken diğer kapıdan içeriye baktığında daha farklı bir görüntüyle karşılaştı. Sarkık ihtişamlı avizenin sarı ışıklarıyla aydınlanan odada ince uzun avangard, cevizden büyük bir masa vardı. Masanın hemen arkasında yüksek genişçe bir büfe. Kasvetli odada masanın üzerinde deri bağcıklarla elleri kolları yanlara sabitlenmiş çıplak kadın hemen yanı başında smokinli bir adam elindeki üçlü şamdanı havaya kaldırmış yanan mumu onun göbeğinin, göğüslerinin üzerinde gezdiriyordu. Eriyen damlalar kadının tenine düştüğünde kıvranıyor ve bağırıyordu. Yine seyircileri etrafına toplanmış siyah maskelerin gizleyemediği arzulu bakışlarla olanı izliyordu. Kulaklarına dolan kadın çığlığıyla başını sola çevirince balkona yaslanmış kadını, arkasında sert git gelleriyle onu bağırtan adamı gördü. İkisi de giyinikti ancak sevişmelerine hiçbir şey mani değildi. Adam ve kadının yüzüne dikkatlice baktı Leyla her ikisi de aldıkları zevki başkaları görecek diye asla endişe taşımıyordu. Rahatlardı. Başının dönmesinin kesildiğini fark etti Leyla. Görüntüler daha netti, kelimeleri daha iyi anlıyor artık kadınların bağırtısının zevk dolu çığlıklar olduğunu, adamların iniltilerini ayırt ediyordu. Ancak ilk geldiğindeki hisleri yoktu, karşı koymuyor, korkmuyor ve burada olanları normal karşılıyordu. Hala tek başına yürüyebileceğini düşünmediği için kocasını bırakmıyordu. Fırat onu ilerletirken adımlarını durdurdu. Leyla sütunun yanına geçip balkona dayandı. Nefes alırken başını aşağı çevirdiğinde az önceki dans eden kalabalığı daha küçük ama açı farkıyla izledi. Başını kaldırınca üstteki iki katın daha farklı ışıklarla aydınlatıldığını bazılarının yine aşağı diğer katları izlediğini gördü. “İyi misin?” diye soran Fırat’a dönünce cevap vermedi. Kocası aralarda dolanan garsonlardan aldığı ince iki kadehteki şampanyayı karısına uzattı. Leyla kafasının zaten güzel olduğunu hissedip kararsız kalırken “İyi gelecek.” Deyip karısının eline tutuşturdu. Leyla düşünme yetisi yokmuş sadece denilene uymakla zorunluymuş gibi kadehi alıp şampanyadan içti. Fırat “Bi daha?” diye sorarken Leyla cevap vermedi, şüphesiz ki kocası verse yine düşünmeden içecekti. Fırat ileride ki garsona işaret etmesine rağmen onun görmediğini düşünüp içki almak için Leyla’nın yanından ayrıldı. Kata çıktıklarından beri onları izleyen beyaz salaş gömlekli, koyu bej keten pantolonlu adam sırasının geldiğini, artık şansını denemeyi düşündü. Beyaz düz, etrafı simle çevrelenmiş maskesini düzeltip ona yürüdü. Gözünü yine katın karşı balkonunda zevk deryasına boğulmuş gibi sevişen insanların üzerinde tutan Leyla “Merak uyandırıcı, değil mi?” diyen adama döndü. Bakışları yeşil, nefes kesecek kadar yoğun üzerindeyken yutkundu. “İlginç.” Cevabını verdi. “İlk kez buraya geldiğiniz o kadar belli ki,” dedikten sonra kadının biraz tedirgin oluşundan keyif alan adam yarım ağız gülümsedi. Yakına gelip boynuna doğru sokuldu. Sıcak nefesi Leyla’nın teninde gezinerek “Sana unutulmaz bir ilk yaşatabilirim!” dedi. Leyla ondan kurtulmak için başını boşluğa çevirdiği gibi bedenini de çevirmek istedi. Adam izin vermeyip onu belinden tutarak kendine çekti. “Partnerinin de asla hayır diyeceğini sanmıyorum!” Leyla ona karşı koymak isteyerek uzaklaştırırken adam sert ve keskin “Ellerini çek!” dendiğini duydu. Kadının gözlerine baktığında daha rahat olduğunu fark edince partnerin geldiğini ama bundan hoşlanmadığını anladı. Yavaşça okşayarak ellerini Leyla’nın belinden çekti. Adama dönüp başıyla tamam dedi ve Leyla’nın biraz korkuyla küçülen bakışlarına son kez bakıp ayrıldı. Kadehlerden birini karısına verip “Gidelim!” diyen Fırat gergince Leyla’nın boş elini tuttu. Onu peşinden sürüklerken Leyla yanlarından geçen heybetli adama onun zincirlerle çekiştirdiği arkasından gelen yırtık pırtık, köle kıyafetli, yüzlerinde kurumuş kan olan adam ve kadına bakıyordu. Sağa döndüklerinde yine bir sürü oda ve her birinin içinde farklı fantezilerin döndüğü ortamlar vardı. Asansörün önüne geldiklerinde yukarıdan aşağı inmesini beklediler. Kapı iki yana açılınca yerde sızmış boynunun yüzünün her tarafı kırmızı öpücüklerle kaplı adamı gördüler. Fırat önemsemeden asansöre binerken Leyla’da ona uydu. 3. Kata geldiklerinde tüm koridorun kırmızı döşemelerle kaplı olduğunu gördü. Burada ne koridorda insanlar vardı ne de kapılar açıktı. Sesler yoktu, ıssızdı. En sondaki odaya geldiklerinde Fırat kapıya sekiz kez şifreli gibi farklı aralıkla tıkladı. Kapı açılınca içeri girdiler ve ardından yine ağırca kapandı. Fırat beklemeden kadehini bitirirken Leyla odayı inceliyordu. Bir yarısı oval olan odanın alabildiğine uzun dikdörtgen pencereleri ve her pencerenin yanında siyah üzerinde gümüş rengi desenleri olan yere kadar uzanan fon perdeleri vardı. Tavanı baya yüksek, odanın ortasına doğru yatay siyah bir avize iniyordu. Siyah nevresimle kaplı yatağın başlığı buradaki çoğu detayda olduğu gibi yandan görünen iki kuzgun kanadıydı. Oda çok aydınlık değildi, hiçbir şey siyah hissinin önüne geçemiyordu. Fırat karısına dönüp “Biraz daha içki?” diye sordu. Leyla elindekine bakıp başını hayır anlamında sağa sola salladı. Fırat daha çok içmeye ihtiyaç duyduğundan orta sehpanın üzerinde duran viskiden kendine koydu. Leyla ayakta durmaktan yorulup yatağın üzerine oturdu. Kadehi hemen yanındaki abajurun olduğu komodinin üzerine bıraktı. Fırat takımının ceketini çıkarıp elinde viskiyle Leyla’nın karşısına ağır adımlarla ilerledi. Gözleri alkolün etkisiyle biraz kızarmıştı. Gözlerini karısından ayırmadan viskinin kalanını içti. Elindeki bardağı yere bırakınca tok bir sesle düştü. Eğilip elini Leyla’nın iki bacağına koydu, yavaşça bacaklarını ayırıp arasına girdi. Ona eğilirken Leyla dirseklerini yatağa dayayıp bedenlerinin temas etmesi için yarı yatay açıyla durdu. Göz göze gelince Leyla beklentiyle dudaklarını araladı, Fırat’a sormak istediği onlarca soru olmasına rağmen yanan kadınlığının arzusuna boyun eğdi. Göğsü heyecanla inip kalkarken Fırat’ın “Üzerinde hiçbir şey kalmayacak, sadece maskeler buradan ayrılıncaya kadar yüzümüzden çıkmayacak, anlıyorsun değil mi?” diye sorduğunu duydu ve ona boyun eğercesine başını aşağı yukarı salladı. “Güzel!” diyen Fırat ondan büyük bir öpücük alıp “Geleceğim!” diyerek üzerinden kalktı ve lavaboya yöneldi. Leyla kocasının gidişiyle kendini yatağa bıraktı. Elleri göbeğindeyken göğüslerine çıkarıp avucundan taşan dolgunları sıktı. Kasığında hissettiği kasılmayla bacaklarını birbirine yapıştırıp kıvrılırken adam geldi. Yere diz çöküp kapalı olan bacaklarını araladı ve kadının mahremini örtmeyen dantel külotun bıraktığı tahrik edici etkiye kapıldı. Burnundan soluyarak eteği kalçasından yukarı sıyırdı. Başını kadının bacaklarının birleştiği zevk kaynağına yaklaştırıp ağzını kana kana içmek için dudaklarıyla buluşturdu. Kadının dudakları haz dolu çığlıkla aralandı, sesi duvarlarda yankılandı. Kadının kendini kaybetmeden önce hatırladığı tek şey olarak kaldı. &&&&& Çatal kaşık şıngırtılarının eşliğinde ana yemek servisine son veren Leyla yerine geçince Fırat’ın babası Sami bey “Şu balığı senin elinden yemek için kaç gündür sayıklıyorum!” dedi iştahla keserken. Karısı Nazan gelinine bakıp “Tamda dediği gibi Leyla’cığım! Mevsimi geldi, ne diye yapmıyor diye günlerdir sızlanıyor.” Dedi gülerek. Neşeli görünen Leyla “Taşınmadan sonra yeni düzene ayak uydurayım derken bu zamana kaldı. Afiyet olsun!” diye yanıtladı. “Yemekte şahane ama evinizi çok beğendim.” Diyen kız kardeşi Nil’e bakan Fırat “Leyla’yı zor ikna etmiş olsam da sonuçtan bende memnun kaldım.” Dedi. Leyla cevap vermedi. Sami bey tabağının yarısını çoktan bitirirken tadını çıkarmak için ağırdan almaya karar verdi. Gelini ve oğluna bakıp “Yeni ev iyidir, yenilikler tazeler, güzellik katar.” Dedi. Hepsi ona katılırken yaşlı adam “Evi yenilediğinize göre evliliği yenilemek için çocuk fikrini de düşünmeye başlarsınız artık!” deyince Fırat çok hoşlanmayarak “Baba!” dedi uyarırcasına. Leyla ise ciddiyetle onlara bakıp “Siz Fırat’a bakmayın,” dedi tebessüm edip “Yakında bununla ilgili güzel bir haber alırız diye düşünüyorum!” deyince lokmasını ağzına götürmek üzere olan Fırat durdu. Diğerleri duyduklarıyla neşelenip Leyla’ya bir şeyler söylerken kadın adamın elini tutup onun gözlerine baktı. Fırat “Rakı!” dedi. “Dolapta olacaktı. Leyla yardım et, getirelim, balığın yanında iyi gider!” “Bu haberin üstüne içilir.” Mutfağa geçtiklerinde Fırat biraz öfkeli “Seninle bunu konuşmadık, neden onları heveslendiriyorsun?” diye hesap sorarken Leyla bardakları tepsiye koyup “Çünkü geçenlerde bunun olması için her şey sağlandı.” Dedi. Fırat anlamayarak “Ne?” diye sorarken Leyla tepsiyi alıp kocasının kulağına “Korunmadık hem de tüm gece boyu!” deyince adamın bakışları küçüldü. “Ben geçiyorum rakıyı al gel!” Leyla sözlerinden sonra masaya geçerken henüz kocası gelmemişti. Ona emin konuşurken o gece yeniden aklına geldi. Hızlı ritimlerin sonunda adam doruğa ulaşıp kendini kadına akıtırken göğüslerine kapanmış nefesini tutmuş onun ince belini sıkıyordu. Sonunda kendine geldiğinde titreyen bacaklarına rağmen ayağa kalktı, kadını da kaldırdı. Erkekliği tam sönmemişti, isteği ve arzusu da. İnce belinden onu kavrayıp dudaklarına yaklaştı siyah maskesi ve siyah bakışları kadının dudağında gezinirken “Bu geceyi asla unutmayacaksın!” dedi. Kadın haz deryasından çıkıp duyduğu sesi zihninde ayrıştırırken ona hiçbir yer bulamadı. Gözleri korkuyla koyulaşıp “Sen Fırat değilsin!” deyince adam onu arkasındaki yatağa itti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE