Bugün buraya geleli 4 ay olmuştu ve helikopterin gelmesiyle eve dönmek için birazdan yola çıkacaktık.
Yola çıktığımızda aklıma barışa vereceğim cevap geldi.
4 aydır görevdeydim ve görev süresi boyunca telefonu açıp kimseyle görüşmemiştim. Aslında telefon çekiyordu ama duygusal bir boşluğa düşmemek ve görevi tehlikeye atmamak için telefonu açıp kimse ile konuşmamıştım.
Şimdi ise görevimi tamamlamış bir şekilde eve dönüyordum. İçim rahattı. Her şeyi ve herkesi özlemiştim bilhassa cevap bekleyen kişiyi.
Gülüşü duruşu bakışı aklıma gelince yüzümde küçük bir tebessüm oluştu.
Aslında cevabımı göreve başlayacağım sabah bahçede vermiştim. Onada söylemiştim oda anlamıştı ama ben korktuğum ve heyecanlandığım için yanlış anladığını söylemiştim.
Hem biraz daha düşünmek en iyisiydi. Belki görevden dönemezdim bu yüzden de cevabımı geciktirmiştim.
Aslında bu ihtimal hep olacaktı.
Düşüncelerimi bilinç altımın boşluğuna yollayıp gözlerimi kapattım.
________________________________
Bir sarsıntı ile gözlerimi araladım.
Mert omzumdan tutmuş beni uyandırmaya çalışıyordu.
"Hadi uyan zehra birazdan karargahta olacağız."
Uyanamadığımı düşündüğü için hala beni uyanmam için sarsıyordu.
"Tamam mert beni sarsmayı bırak uyandım."
Mert yaptığı şeyin farkına varmış olacak ki durdu ve elini omzumdan çekti.
"Kusura bakma uyandığını fark edemedim. Yani boye yüzün kapalıyken nasıl farkedebilirdim ki değil mi ama."
"Haklısın. Hem kusura bakılacak bir durum yok. Takılma böyle şeylere."
Ardından ikimizden önümüze döndük.
Helikopter karargahtaki piste inince hep birlikte teker teker inmeye başladık.
Timdekilerle birlikte önce bize ayrılan bölüme geçtik ve yapılan operasyonların raporlarını hazırladık.
Raporlama işi bittiğinde kamp alalanlarındaki ele geçirdiğimiz evraklar, kayıtlar la birlikte üstlerimize rapor vermek için mertle birlikte ana binaya geçtik.
Toplantı salonunna geldiğimizde mertle birlikkte operasyondaki gelişmeleri ve neler yaptığımızı tek tek anlattık.
Bizim konuşmamız bittiğinde hazırladığımız raporları teslim etmiştik.
Raporların olduğu dosya oldukça büyük olduğu için incelemenin uzun süreceğini bu yüzden incelemelerini daha sonra yapacaklarını, inceleme bitiminde ise tekrardan bir toplantı yapılacağını söyleyip bizi iki üç haftalık evde istirahat iznini verdiler.
Biz mertle toplantı odasından çıktığımızda içimizde tuttuğumuz nefesi bıraktık. Onunda benim gibi nefesini tuttuğunu biilmek beni güldürmüştü. Benim gülmem sonucu oda gülmüştü,
"Sonunda bu işin üstesinden de geldik değil mi?"
"Sorman hata bal gibi de geldik. Baksana 4 aydır görevdeyiz ve elimizde kayde değer çok şey var. Yani ezip geçtik diyorum." dedi gülerek.
Bende gülümsemesine eşlik etim.
" Hadi gel seni evine bırakayım. Ordan da ben ali amcalara geçerim."
Benim teklifime şaşırsada hemen toparlandı.
" Tamam gidelim "
Karargahtan ayrılıp yola koyulduğumuzda ikindi ezanı okunmuştu.
" ilerdeki camide ikindi namazı için dursak senin için sorun olur mu? "
" Tabiki sorun olmaz bende nazımı kılmış olurum böylelikle."
"Taman o zaman camide duruyorum."
Başını sallamakla yetindi.
İlerdeki caminin yakınında bir yere park edip arabamdaki namaz kıyafetimi aldım ardından merttle birlikte camiye girdik.
“senin işin ne zaman biter?"dedi
"Bilmem biraz uzun tutmak istiyorum. 1 saat bana yeter bu senin için sorun olur mu? "
" Tamam o zaman 1 saat sonra burda buluşalım" dedi.
Ardından o erkekler için ayrılan bölüme gitti bende kadınlar için ayrılan bölüme yani ikinci kata çıktım.
Namaz kıyafetlerimi üniformanın üzerine giyip namazımı eda ettim.
Namazımı kıldıktan sonra. Görevde iken kılamadığım bazı namazların kazalarını kılmıştım ama tamamlayamamıştım bu yüzden hemen kazalarını kılmaya başladım.
.......
Saatin dolduğunu haber veren titreşim ile son kazamı da kılıp ayaklandım. Üzerimdeki namaz kıyafetini çıkarıp poşete koydum ve aşağıya indim. Ben merdivenlerden inerken mertte kendi alanından çıkıyordu. Beni görünce
"Allah kabuk etsin" dedi
"Teşekkür ederim amin inşallah. Seninde namazını kabul etsin"
"amin"
Birlikte arabanın yanına geldik ben elimdeki poşeti arkaya bıraktıktan sonra mertin evi için tekrar yola çıktık. Yaklaşık yarım saat sonra bir apartman dairesinin önünde durmamı söyledi.
"Beni bıraktığın için teşekkür ederim sanada zahmet oldu"
"Rica ederim ne demek. Hem ben teklif ettim bubyuzden zahmet edilecek yada sorun edecek birşey yok."
"Tamam o zaman görüşürüz"
"Görüşürüz kendine dikkat et Allaha emanet ol"
Arabadan inip apartmana girdiğinde bende rotamı ali amcaların evine çevirdim.
Aklımda yine barış vardı. Onu görmek istiyordum. Onun bakışlarına gülümsemelerine şahit olmak istiyordum. Onunla ilgili birşeyler farketmek şaşırdığın ve utandığında yüzünde oluşan hareketliliği görmek istiyordum.
Bu dört ay boyunca onu düşünmemek için elimden geleni yaptım ama ne yazık ki pek başarılı olmamıştım. Bazen elime telefonu alıp aramak istemiştim ama ne diyeceğimi nasıl davranmam gerektiğini bilmediğim için aramamıştım.
Yaklaşık 1 saat sonra küçük bir pastanenin önünde durdum içeri girdiğim de yaşlı tonton bir teyzeyle karşılaştım. Onu görünce istemsiz bir şekilde yüzümde bir gülümseme oluştu. Beni görünce
"Hoş geldin asker kızım."
"Hoş buldum teyzem. Evdekiler için sütlü tatlı alacaktım. Buraya bakan başka kimse yokmu? "
"Yok evladım burası benim ben bakıyorum. Yardımcım malzemeler için çarşıya gitti."
"Tamam teyze bana sen vitrindeki gösterdiğim kakaolu pastayı paketleyebilir misin?"
"Tabi kızım sen geç otur ben hemen paketliyorum" dedi ardından yan taraftaki kapıdan başka bir odaya girdi. Bende o gelene kada kasaya yakın pencereden taraftaki masaya oturdum.
Bu sırada içeriyi inceliyordum
Girişten sol tarafta kasa ve unlu tatlı tuzlu mamulleri ve pastaların olduğu bir vitrin vardı. Kasanın hemen arka tarafına düşen bir kapı vardı. Girişin tam karşısında başka bir kapı vardı ve yaşlı teyzede az önce bu odaya girmişti. Sağ taraftada 10 tane masa vardı. Masaların üzerinde renkli kareli örtüler vardı. Her masanın üzerinde farklı farklı saksıda çiçekler vardı. Yanlarında küçük sulama ibrikkleri ve küçük biblolar vardı. Duvarlarda yarıya kadar düz koyu pembe duvar kağıtları vardı. Yarıdan yukarısında ise üzerinde küçük küçük pasta tabak bıçak tarzı pastaneye has desenleri olan duvar kağıdı ile kapanmıştı. Duvarların bazı yerlerinde raflar vardi bu raflarda sarmaşıklar sarıyordu ve bir duvarı tamamen sarmışlardı. Bir köşede ise kocaman bir kitaplık vardı.
Benn incelemeyi bitirmeye yakın elinde bir tepsi ile yanıma geldi. Üzerinde bir tabak dolusu un kurabiyesi ve limonata vardı.
"Kızım bana birini hatırlattın. Oda tıpkı sana benziyordu. Ne yazık ki onu kaybettik. Benzerliğin üstüne birde sütlü tatlı isteyince aklıma nazan geldi oda hep sütlü tatlı isterdi. Hatta bu kurabiyelerede bayılırdı. Belki sende seversin diye sanada getirmek istedim. "
Ben bana benzemesini ve annemin adını işitince donup kalmıştım.
" Siz nazan yıldırım dan mı bahsediyorsunuz? "
" Evet kızımda sen nerden tanıyorsun nazanı? "
" Annem olur kendisi"
"Ah kızım rahmetliye o kadar çok benziyorsun ki anlamalıydım."
"Seni görmek beni çok mutlu etti kızım"
Bir süre yüzüme baktı eliyle yüzümü sevdi. Bu sirada gözleri dolmuştu.
"Hadi kızım sen kurrabiyelerini ye bende siparişini hazırlayayım."
Ne diyeceğimi bilemeyerek sadece başımı salladım.
Ben gecmisle olan hatıraları düşünerek kurabileri yemeye başladım.
Bir süre sonra tabağımı bitirmiş sekilde ayaklandım.
Kasaya geldiğimde
" Çok teşekkür ederim cok lezzetliydi. "
" Afiyet olsun canım kızım."
"Bu arada isminizi öğrenebilirmiyim teyzeciğim. "
"Avjin kızım."
"Tanıştığımıza memnun oldum teyzeciğim bende zehra"
"Adında yüzün kadar güzelmiş kızım."
"Teşekkür ederim teyzeciğim."
Ben ödemeyi yaptım kapıdan çıkacakken bana seslendi ona döndüğümde konuştu.
" Bana yine uğra sana göstermem gereken şeyler var. Muhakkak gel olurmu kızım"
"Tamam uğrayacağım"
Arabaya tekrar çalıştırdığında akşam üzereydi doğru eve sürdüm.
Eve yaklaştıkça heycanlanmaya başlamıştım. İçimde tarif edilemeyen şeyler oluyordu.
Eve geldiğimde sıcaklıktan dolayı leyla teyzeyi bahçedeki kamelyada buldum.
"Sultanım nasılsın beni özledin mi?" diyip yanına sokuldum.
Beni görmesiyle konuşmadan bana kocaman sarıldı. Kendimi kurtardığım sırada beni soru yağmuruna tutmuştu hepsine gerektigi kadar cevap vererek odama çıkmıştım. Duş almak için eşyalarımı alıp banyoya girdim. Dustan çıktıktan sonra saçlarımı kurutmuş ve üzerime mavi çiçekli siyah yazlık bir elbise g giymiştim.
Aşağıya indiğimde leyla teyze mangal için malzemeleri hazırlıyordu. Yardım için hareketlenince beni hemen mutfaktan kovmuş dinlenmem mi söylemişti. Bende sıcak olduğu için bahçedeki hamağa gitmeye karar vermiştim.
Ben dışarı çıktığımda egemende bahçeye girmişti.
Onunlada sarıldıktan sonra gözlerim etrafı taradı ama kimseyi görememiştim. Benim bu halime ege gülmüştü. Daha sonra leyla teyzenin seslenmesiyle mutfağa gitti. Bende leyla teyzenin kamelyada bıraktığı kitabı alıp hamağa yerleştim.
Bir müddet okuduktan sonra yorgunluğun etkisiyle uykkum gelmişti. Kendimi uykunun kollarına teslim edip derin bir uykuya daldım.
_______________________