Sanki kucaklarına bomba bırakmışım gibi kal gelmiş bir şekilde bana bakıyorlardı. Aslında haklıydılar gerçekten beklenmedik bir şey söylemiştim
Onların bu tepkisizliği beni biraz endişelendirmişti bu yüzden
“Evet pat gibi söylemiş olabilirim ama nasıl söyleyeceğimi bilmediğim için böyle oldu. "
Ben kaptırmış kendimi açıklamaya çalışıyordum ki barış elimdeki elini çekip belime yerleştirdi. Ardından kulağıma eğilip
" Sakin ol sen yanlış birşey demedin."dedi.
Onun bu hareketleri bende sakinleştirici etkisi yaratıyordu. Ben sakinleşip tekrak masadakiilere döndüğümde ilk tepki. Sibel den geldi.
"Ayyyy ben bir şeylerin olduğunu anlamıştım. Demek ki sabahki o güzel bakışların sebebi aşktanmış." diyip resmen boynuma atladı.
Onun sarılmasını karşılık verdigim sirada kulağıma
"Şimdi seni rahat bırakacağım ama bana herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacaksın"
"tamam başka türlü senden kurtulamam zaten" diyip birlikte güldük. Ayrıldığımızda yanıma bu seferde arzu geldi once sarıldı geri çekildiğinde
"Bende sabahki olaylardan biraz şüphelenmiştim ama bu boyutta olduğunu bilmiyordum. Neyse biriciğim umarım herşey gönlünce olur inşallah."
Tekrardan ikisininde bana sarılmasıyla içim biraz rahatladı. Biz sarılı haldeyken egemende ayaklandı ve yanımıza geldi. O barışla sarılırken birşeyler diyordu. Ondan ayrılırken bizde kızlarla ayrılmıştık. Benim karşıma geldiğinde :
" Sonunda bizim aşık seni ikna edebilmiş. Sen görevdeyken resmen gözlerimin önünde eridi."
Lafının bitmeye yakın barış egemenin ensesine vurmuştu. Egemen ise bu hale kahkaha atarak güluyordu.
Kızlarda egemenin dediklerine ve barışın ona vurmasından dolayı kıkırdayarak gülüyorlardı.
Barış ise bu durumdan biraz utanmış bir şekilde bana bakıyordu. Ben ona gülümseyince oda gülümsedi.
Egemen tekrar yanımıza yaklaştığında
"Neyse hayırlı olsun umarım gönlünüzdeki herşey gerçekleşir." diyip bana sarıldı. O geri çekildiğinde hep birlikte ali amca ve leyla teyze ye bakmaya başladık.
Leyla teyzeye dikkatlice baktığımda gözlerinin dolduğunu gördüm. Onun bu halini ali amcada farketmiş olacak ki onu teselli etmek icin elini omzuna attı. Onların bu hali beni mahcup etmişti ve açıkçası biraz germişti.
Daha sonra bu hallerine dayanamayıp yanlarına gittim ve leyla teyzeye sarıldım.
Bir süre sarılı halde kalmıştık ve bu durum onu biraz sakinleştirmişti. Onun sakinleşmesi ile ondan ayrıldım ve benim geri çekilmem ile konuşmaya başladı :
"Kızım kusura bakma bu halim seni yanıltmasın sizin adınıza çok mutlu oldum. Sadece annen aklıma düştü. Senin bu hallerini ailen tanık olmalıydı ama mağlesef elimizden birşey gelmiyor.
Sende bizi ailen yerine koymussun belli çünkü ilk bizle paylaştın. O yüzden çok duygulandık ali amcanla. "
"Tabiki ilk size söyleyeceğim sizler benim ailemsiniz."
" Sağol kızım beni kendine yakın gördüğün ve bizi ailen olarak kabul ettiğin için."
Leyla teyzenin bu sözleri üzerine ona sarıldım. Ondan ayrıldığımda ali amca konuştu
"Evet kızım sen bana kemalin emanetisin bu yüzden ne karar alırsan al biz yanında oluruz yeterki sen hep mutlu ol."
Hemen onada sarıldıktan sonra yanımıza barış geldi.
Önce ali amcaya çekinerek yaklaştı ve elini öptü ardından leyla teyzeninde elini öpmek için eğildiği sırada leyla teyze bana göz kırptı anlaşılan barışla biraz uğraşacaktı.
Tam elini tutup öpecekti ki elini çekti. Barış ise elinin öpmesine izin verilmeyince durmak zorunda kalmıştı.
Bu durum hem üzülmesine hemde mahçup olmasına sebep olmuştu, çünkü gülen yüzü düşmüştü.
Leyla teyze uğraşmak adına
"Demek kızımı seviyorsun ayıp değilmi bizim haberimiz olmadan böyle bir işe girişmen. Hem sen bizden izin almadan kızımıza neden açıklıyorsun bakalim
biz onay verecek miydik."
Barış leyla teyzenin bu sözleri üzerine renkten renge giriyor dahada mahçup oluyordu.
Tabi bu durum diğerlerinide şaşırmıştı çünkü onun göz kırpmasın sadece ali amca ve beb görmüştük.
" Tabi sen zehra söyleyince kabul edeceğimizi bildin o yüzden böyle rahat rahat hareket ettin. Bundan sonra gözüm üstünde olucak barış sakın ola bir yanlışını görmeyeyim."
"Anne biraz abartmıyor musun? İkisi de kocaman insanlar ve kendi kararlarını alabilirler. Ayrıca sen Barışı bnden ayırmadın noldu da bu kadar kardeşime yükleniyorsun."
"Sen karışma egemen evet Barışı tanıyorum ama zehra benim elimde büyüdü yani onunla hukukumuz daha önceden."
"Kusura bakmayın leyla teyze ben böyle düşünmemiştim."
"Önce yap sonra özür dile. Yok öyle."
"Ama anne sevmişler neden böyle yapıyorsun az önce zehraya ne karar verirsen ver biz arkandayız diyordunuz. Zehra Barışı kabul etmiş demek ki artık size diyecek birşey kalmadı. Şimdi kardeşimin üstüne gitmeyin."
"Egemen sana karışma dedim. Ayrıca ne demek bize laf düşmez kemal onu bize emanet etti."
"Tamam egemen sen karışma annen haklı izinsiz böyle bir şey yapmamalıydım."
Onlar böyle konuşurken kızlar bana destek olmak için yanıma geldiler.
Hemen Sibel
" Kızım bişey desene ortalık karışıyor."
" Merak etme teyzem Barışı sınıyor. Yani korkulacak birşey yok."
"Yaa demek o yüzden bu kadar rahatsın."-arzu
"Tabiki yoksa ben böyle dururmuydum."
"Tabiki hayır " - arzu
"eee o zaman"
"izleyelim. Yanlız egemen bey Barışı beyi baya seviyor anlaşılan baksana nasıl savunuyor."-Sibel
"Öyle sever. Neyse dur izleyelim."
"Kardeşim annem haklı bile olsa sana böyle kötü biriymişsin gibi davranamaz. Düne kadar sana en sevdiğin yemekleri yapıyordu. Evde kalman için uğraşıyordu."
Annesine dönüp
"Dünden bugüne ne değişti anne. Dünde barış barıştı bugünde öyle. Sadece zehrayı sevdiğini ilk ona söylemesi ve sizden izin istememesi mi onu kötü biri yaptı. Yazık anne yazık ben bana ilk söylediğinde korkutmak için leyla teyzenden çekeceğin var demiştim de bu kadar olacağını bilmezdim."
Leyla teyze egemenin dediklerine biraz üzülmüştü sanırım. Tam bişey diyecekti ki ali amca ondan önce davrandı
" Leyla uzatma artık çocuğu sınamak için fazla ileri gittik dozu daha fazla kaçırma. Egemen sende Barışı kendinden ayırmaman güzel birşey ama kardeşim dediğin kişiyi savunurken anneni üzüyorsun o yüzden dikkat et."
Barış ali amcanın ne dediğini anlamaya çalışırken egemen annesinin yanına gitti
" Özür dilerim anne sesimi yükseltmemeliydim. Affet beni. "
" Sorun yok oğlum ben biraz ileri gittim. "
İkisi sarılınca barış bir onlara birde bana bakıyordu. Anlaşılan hala anlamamıştı bu yüzden yanına gittim ve sarıldım kulağına
"Sakin ol sevgilim leyloş sultan sadece seni denedi yani seni onaylıyor. Tamam mı canım şimdi sakinleş."
Ondan ayrıldığımda yüzündeki mahçupluk ifadesi gitmemişti. Ben onla ilgilenirken omzuma dokunan elle arkama döndüm karşımda leyla teyze vardı. Barışla konuşmak istediğini anlayınca onların konuşması için geri çekildim.
"Oğlum kusura bakma seni deneyeyim derken biraz ileri gittim."
"Olur mu öyle şey kusurluk birşey yok siz haklıydınız ben size saygısızlık ettim."
"Oğlum ne saygısızlığı sen öyle birşey yapmadın. Hem bizden izinde alacak değilsiniz iki yetişkin insansınız."
"Kardeşim sen boşver onu hadi elini öpte bitirelim şu konuyu."
Barış önce leyla teyzeye baktı ardından bana ben onu onaylayınca hareketlendi ve Leyla teyzenin elini öptü.
Geri çekildiğinde leyla teyze hemen barışa sarıldı.
"Barış sen benim için egemenden farksızsın. Seni ayırt etmem bundan sonra bizi tamamen ailen olarak gör çünkü ben seni oğlum olarak görüyorum. Gerçi şimdi damadım da oldun."
Son söylediklerini gülerek söylemişti ve bizde bu son sözlerine gülümsemiştik.
Leyla teyze biraz geri çekildiğinde
" Gel buraya deli kız "
diyip beni yanına çağırdı. Yanına gittiğimde elimden tutu ve barışın eliyle birleştirdi.
" Hep mutlu olun tüm zorlukları böyle el ele atlatın. Rabbim yolunuzu açık etsin inşallah" diyip ikimize birden sarıldı.
Geri geçildiğinde barışla birlikte iyi dilekler için teşekkür ettik. Bizim teşekkür faslının ardından
"Hadi ama olaylara daldık sucuklu yumurtayı soğuttuk. Şimdi oturalım yoksa bir trajedi daha yaşamak zorunda kalacaksınız. Çünkü burda açlıktan öleceğim."
Egemenin bu lafları hepimizi gülümsetmişti. Daha sonra onun masaya oturmasıyla bizde oturmuştuk.
Bir süre kimse konuşmadan kahvaltısını yapmıştı.
Bir ara sibel tuzluğu almak için elini uzatmış ama yetişememişti tam ben alıp vermek için elimi uzatıyordum ki egemen benden önce davranmış ve tuzluğu Sibele uzatmıştı. Sibel tuzluğu alırken elleri birbirine değmişti ve zaman sanki ikisi için durmuştu.