Yola çıktığımızdan beri konuşmak için çaba sarf ettim ama bir türlü bir konu açıp konuşamadım. Ben sessiz kaldıkça barış da sessiz kaldı.
Sessiz kalışlarımız sonucu konuşma isteğimden vazgeçip ulus ve bulutu düşünmeye başladım.
Ne çok özlemiştim neredeyse 6 7 aydır görmüyordum.
Barışın ulus ve bulutu bahçesine kabul etmesi büyük şanstı benim için. Çünkü ne lojmanların olduğu yerde nede leyla teyzelerin evin de müsait alan vardı. Benimse onlar için başka bir yerde yer ayarlayabilecek zamanım olmamıştı.
Acaba burayı sevdiler mi?
Barışı sevmelerini beklemiyordum zaten çünkü iki köpeğimde pek insancıl değildi. Allahtan saldırgan bir halleri yoktu ama insanlardan uzak duruyorlardı. Başkalarından uzak durmaları benim için avantajlı bir şeydi ama göreve gitmem gerektiğinde onlara bakacak kimseyi bulamamakta bunun dejavantajıydı. Neyseki arzuyu bulmuştum da bu sıkıntıdan uzun zamandan beri kurtulmuşum.
Ama bu sorun yeniden baş göstericek çünkü arzu yakında evlenip istanbula yerleşecekti.
Ben bunları düşünürken eve gelmiştik. Özlemim ağır basınca arabadan nasıl inip kulubenin yanına gittiğimi bilmiyorum.
Beni gördüklerinde sevinçlerinden üzerime atlamış yere düşürmüşlerdi. Ben yerde onlarla oynamaya o kadar dalmıştım ki barışın geldiğini görmemiştim. Benim yanıma gelip ulus ve bulutu sevmeye başlayınca şaşkınlıktan öylece kala kalmıştım.
Benden bir tepki alamayınca barışa yönelmişlerdi. Ulus ve bulut barışa oyun yapıyorlardı. Bu halleri ile öyle güzel gözüküyorlardı ki anlatamam. Resmen bu güzel manzara karşısında dilim tutulmuştu. Ben bir yandan izliyor bir yandan da ona söyleyeceklerimi düşünüyordum.
Ben izlemeyi sürdürken
Dilimden birden dökülen kelimelerle bende şaşırdım.
"Bende senden hoşlanıyorum"
Ben kendi dediğime şaşırırken barış anlamamış gibi bakıyordu. Bir süre bakışmayaa devam ettik. Bu sırada köpeklerim kendi aralarında oynamaya başlamışlardı.
Barış en son dayanamayıp
"Ne dedin az önce"
"Şey..
Yani evet böyle birden söylemem garip oldu ama aaa zaten böyle söylemeyide düşünmedim ki birden çıktı ağzımdan."
"zehra nasıl dediğinin önemi yok sadece tekrar söylemeni istiyorum"
Böyle demesiyle o birden söylediğim üç kelimelik cümleyi unutmuş gibi oldum. Konuşma yetimi kaybetmiş gibi davranıyordum. Utanmıştım bu yüzden yüzünde bakamıyordum. Zorda olsa cümlemi tekrarlamak için ağzımı açtım
"Bende eee şey ee bende"
"Ne bende zehra. Lütfen tekrala duymak istiyorum"
En son tek seferde birden söylersem rahatlayacağımı düşündüğüm için birden gelen cesaretle
"Senden hoşlanıyorum barış"
Barışın yüzünde kocaman bir gülümseme oldu.
Nasıl olduğunu anlamadan ayağa kalktı ve benide kaldırdı. Bu hız karşısında ben kendimi toparlamaya çalışırken bu seferde kucaklayıp etrafında döndürmeye başladı. Bir yandan kahkahalar atıyor bir yanda da beni döndürüyordu. O güldükçe bende gülmeye başladım. Deli gibiydik ve aslında aşk delilik derlerdi. Bende delilik olduğunu düşünürdüm. Şimdi sevdiğim adamın kucağında gerçekten deli gibiydik. Demek ki aşık olmak delilik değilmiş aşık olunca sevgimizden ötürü deli gibi oluyormuşum. Şimdi güzel yüzüne bakınıyordum oda bana bakmaya başladığında gözlerimiz buluştu. Gülüşlerimiz dondu birbirimize öyle güzel bakıyorduk ki dışarıdan biri bizi görse nazar değdirirdi. Gözlerinde bir tutku vardı ve o gözlerde kaybolmak istiyordum.
Ben gözlerimi geri çektiğimde inmek icin hareket ettim. Barışta inmek istediğimi anlayınca kollarını gevşetti. En sonunda beni yere bıraktığında biraz ani hareketinden dolayı mahçup tu. Ben gözlerimle sorun yok işareti yapınca yüzü hemen aydınlandı ve
"Zehra beni nasıl mutlu ettiğini anlatamam.
Bana hayır diyeceksin diye öyle korkuyordum ki anlatamam.
İyiki iyiki bu kararla beni hayatına kabul ettin."
"Evet kabul ettim ama bu yola çıkmadan önce sanna sormam gereken bazı sorular var. Bu sorulardan sonra tam anlamıyla bir ilişki için adım atarız."
"Tabi sor."
"Biliyorsun ben bir askerim. Görevim gereği uzaklara gidiyorum. Bazende şahit olduğun bu görev gibi uzun süre gelemiyorum. Yani ömrün beni beklemekle geçecek. Sen her defasında benim geri dönmemi sabırla bekleyebilecekmisin?"
"Beklemek gerçekten ama gerçekten çok
zormuş. Bunu sen gittiginde çok iyi anladım. Ama sen benimle olacaksan ve sonunda bana geri döneceksen ve ben bubu bilirsem bekleyebilirim. Bekleyebilirim değil beklerim. Yeterki sen hep bana dön. "
Onun bu kararlılıkla söylediği sözler beni öyle mutlu etmiştiki. Ama bu daha başlangıçtı. Bu yuzden. Hemen diğer soruyu geçtim
" Cevabın benim için yeterli bu yüzden diğer soruma geçiyorum "
" Tabi bekliyorum "
"Benim işim tehlikeli biliyorsun. Ve ben bu gittiğim görevden geri dönemezsem beni kaybetmeyi göze alabilecekmisin? Ve bunu bilmene rağmen benim çalışmamı ve göreve gitmemi isteyecek misin? "
" Biliyorum görevinin tehlike boyutunu. Ama ben sani gönlüme aldığımda da sen görevinin başındaydın. Yani seni bu sebeplerden ötürü kısıtlamam bunun farkındaydım. Ve farkında olarak seni kalbime aldım.
İkinci soruna gelecek olursak.
Söylesene bunu kim göze alabilir.
Hem seni kaybetme ihtimallini bende bilmiyorum ama şöyle bir gerçekte var. Diğer meslekteki insanlarda işlerinden dolayı yararlanabiliyor hatta ölebiliyorlar. Olaya böyle bakarsam katlanabilirim."
Bu kendinden emin cevapları ile yeniden gönlümü feth etmişti. Bunun üzerine kollarım otomatik boynuna dolandı. Benim bu hareketim karşısında bedeni kasıldı. Anlaşılan beklemiyordu bende yaptığımın farkına varınca geri çekilmek için hamle yapmıştım ki barış hemen engelledi ve oda kollarını belime doladı.
"Güzel gözlüm uzaklaşma benden"
İltifatı karşısında utanmıştım
"Utanınca dahada güzel oluyormuşsun"
Onun bu cümlesiyle ben dahada utanmıştım bu yüzden yüzümü göğsüne bastırdım. Barışta bu hareketimle başını başıma yasladı. Bir müddet böyle durduk o sırada oyunlarını bitirmiş bize doğru koşan ulus ve bulut bacaklarımız etrafında sarıldılar. Onların bu haline karşılık bizde çimlere oturduk onlar kucaklarımıza yerleşmişlerdi. Bu hallerimizi dışarıdan birisi görse bizi fotoğraflardı. Çünkü cok güzel bir kareydi tıpkı küçük sevimli bir aile gibi...
________________________________
3 4 saat sonra birlikte çam ağacının altında barışın evden aldığı atıştırmalıklarla çayımızı yudumlamıştık daha sonra kalkmak için hareketlendim.
benim hareketlendiğimi gören barış
Zehra canım biliyorsun ki sabah seni kahvaltı için Ali amcalara götüreceğim. Bence hiç gerek yok burada kal birlikte gideriz. "
" Barış bu uygun olmaz. Ben burada kalmasam daha iyi hem seni rahatsız etmek istemem."
"Ne rahatsızlığı zaten bunu ben teklif ettim farkındaysan.
Bu yüzden saçmalamayı bırak ve ben de kal. Hem biraz daha köpeklerinle vakit geçirirsin. Zaten geç de oldu seni bu saatte bir yere bırakmam. Başına bişey gelir falan hiç gereği yok burda kal."
Onun bu korumacı haline gülmüştüm çünkü benim asker olduğumu unutuyordu bu yüzden hemen hatırlattım.
"Farkındaysan ben bir askerim kendimi korurum heralde dimi."
"Canım biliyorum askersin güçlüsün herşeyi halledersin tamam ama ben rahat edemem endişelenirim. Bu yuzden burda kalıyorsun tamam mı?"
"Tamam madem o kadar endişeleneceksin o zaman seni o strese sokmayayım da burda kalayım."
"Tamam güzelim hadi gel seni odanı göstereyim geçte oldu dinlen."
"Tamam"
Onun bana güzelim demesi bende öyle bir etki etti ki leyla gibi olmuştum.
Ben hareketlenmeyince barış benim arkama geçti ve omuzlarımdan tutup beni eve doğru itmeye başladı. Onun bu haline gülerek tepki vermiştim. Birlikte içeri geçtiğimiz zaman bana alt katta misafirler için ayrılan bir odayı açtı
"Güzelim bu odada kal çünkü bu oda da ebeveyn banyolu. Namazın için abdest almaya kolaylık olur. Hem mutfakta bu katta canım bir şey istediğinde falan beni rahatsız edeceğini düşünmeden gidebilirsin diye diyorum.
Benim odam yukarıda yank seni rahatsız etmem bir şey olduğunda seslenmen yeterli tamam mı. "
Sanki birşey diyecek gibi oldu ama sonra vazgeçti
" Şimdi ben gideyim iyi geceler"
"Tamam o zaman iyi geceler. "
ve odadan çıktı.
O üst kata odasına gittiginde ben de odada şöyle bir tur attım. Baya geniş bir odaydı. Duvarları şarap rengindeydi. Ortada büyük bir yatak vardı. Yatak başlığı ve, şifonyeri ahşaptı keza dolaplar da öyle. Girişin hemen sol tarafında bir kapı vardı. İçeri girdiğimde büyük bir küvet ve lavabo vardı ve çok ferahtı.
İçeri tekrar döndüğümde kapı çaldı
"Canım musaitmisin"
"Tabi gel müsaitim"
Kapıyı açıp içeri girdiğinde elinde bir eşofman bir beyaz tişört ve eşofmanı ait ceket vardı. Onun altında da ambalajı açılmamış havlu vardı.
"Ee şey elbisenle rahat edemezsin diye bunları getirdim."
Elindekileri elime tutuşturdu ve
"Bunlar benim çok fazla kullanmadığım eşyalarım merak etme temizler rahatlıkla kullanabilirsin. Mağlum bende kadın misafir için birşey yok o yüzden yani. Havlu da yeni duş falan almak istersin diye, "
"Teşekkür ederim"
"O zaman ben çıkayım sen de üzerini değiştir dinlenmene bak İyi geceler canım"
"iyi geceler canım"
Onun gitmesiyle bende üstümü değiştirdim kıyafetlerin üzerinde onun kokusu vardı.
Yatağıma geçtiğinde onunla olan bir gelecek hayal etmeye başlamıştım.
Şimdi onun evinde, üzerimde onun kokusu ve aklımda onunla olan geleceğimin hayali ile uykuya geçmiştim.....