9.BÖLÜM O ŞİMDİ ASKER

1003 Kelimeler
Ben etrafa bakarken Eda’nın bir anda kaybolması şaka mıydı? “Nerede bu kız?” diye kendi kendime söylendim. “— Oğlum, nereye?” diye seslendi annem. “— Anne, birine bakıp hemen geleceğim.” “— Tamam, ama geç kalma. Eğlence birazdan başlayacak.” Annemin tek oğlu olduğum için neye heves etse hemen “evet” derdim. Etrafı dolaşırken, bir köşede oturmuş biriyle sohbet eden Eda’yı gördüm. Yanına gitmek istedim ama ne konuştuklarını da merak ettim. Bu yüzden uzaktan dinlemeye başladım. “— Ee Eda, üniversiteyi de kazandın. Sıradaki planın ne?” “— Vallahi Pınar, sonraki planım camide çocuklara hocalık yapmak. Aynı zamanda okulda da öğrencilerimi eğitmek istiyorum.” “— Peki, evlenmeyi düşünmüyor musun?” “— Açıkçası bilmiyorum… Sanki kalbim daha önceden biriyle doluymuş gibi hissediyorum. Allah ne zaman nasibimi karşıma çıkarırsa, o zaman evlenirim.” “— Yani on yıl geçse bile bekler misin?” “— Evet, on yıl geçse bile beklerim.” Bunları duyduktan sonra artık yerime döndüm. Annem ve arkadaşlarım beni bekliyordu. “— Ee asker, hadi eğlencemiz başlasın!” “— Tamam.” Tam eğlence başlayacakken Esad ortama giriş yaptı. “— Eda kızım, hadi sen de katıl.” “— Teşekkür ederim Nebahat teyze ama ben gelmeyeyim. Bana pek yakışmaz oynamak.” “— Peki kızım, ısrar etmeyeyim.” Eda… Sen bana ne yapıyorsun bilmiyorum ama içim kıpır kıpır oluyor. Eğlence bitmiş, sıra kınaya gelmişti. Annem, Eda’yı da yanına çekip kınayı yakmak için müziği açtı. O sırada ayakta duran ve bana bakamayan Eda’ya gözüm takıldı… Ağlıyor muydu? Evet… ağlıyordu. “— Durun! Müziği durdurun!” “— Ne oldu oğlum?” “— Anne, görmüyor musun? Eda ağlıyor!” “— Kızım, iyi misin?” “— Yok, bir şeyim yok… Siz devam edin. Biraz duygusallaştım sadece.” “— Ah kızım ya…” “— Anne, kınayı yakmayın. Herkes böyle ağlayacaksa ben istemiyorum.” “— Oğlum, öyle şey mi olur?” “— Ben biraz otursam iyi olur, Nebahat teyzeciğim.” “— Peki kızım.” Müzik tekrar başladı. Ben oturduğum yerden Eda’ya bakıyordum. O da hüzünlü bir şekilde bana bakıyordu. Eda’nın iç sesi: “Ne oluyor bana? Ben de anlamıyorum… Çok duygusallaştım. Hele arkada çalan müzik beni daha da ağlattı. Neyse ki müzik bitti…” Sıra Resul hocayı otogara bırakmaya gelmişti. Arabalar dolmuş, erkekler camdan sarkıp bağırarak gidiyordu. “— En büyük asker bizim asker!” Otogara vardık. En sevmediğim şey vedalaşmaktı… Nebahat teyze oğlunu gurbete yolluyordu. “— Annem… sen gidiyor musun? Ben sana çok alıştım…” “— Ağlama annem. Altı ay sabret, göz açıp kapayana kadar gelirim.” O sırada kız kardeşleri geldi. “— Abim, güle güle git, güle güle gel olur mu?” “— Tamam canlarım. Annem size emanet… Bir de bakın, şurada bir kız var, görüyor musunuz? Ona da sahip çıkın. O da sizin kardeşiniz sayılır.” “— Tamam abicim, hiç merak etme.” Ne fısıldaştıklarını anlamadım ama “boş ver” dedim içimden. “— Evet, vedalaşma zamanı! Otobüs kalkıyor!” dedi şoför. “— Annem, hakkını helal et…” “— Helal olsun oğlum, öyle deme.” “— Hepiniz hakkınızı helal edin.” “— Handan teyze…” “— Oğlum… benim oğlum yok. Kendine iyi bak, seni oğlum gibi görüyorum.” “— Peki teyzem, siz de kendinize dikkat edin.” Herkesle vedalaştıktan sonra sıra bana geldi. “— Eda…” “— Hocam…” “— Ne olursa olsun planlarından vazgeçme, tamam mı?” “— Tamam hocam. Siz de kendinize dikkat edin. Daha birlikte birçok öğrenci yetiştireceğiz.” “— Tamam. Annem sana emanet. Arada yanına git, yalnız kalmasın.” “— Kardeşleriniz?” “— Onlar başka şehirde okuyor, pek gelemiyorlar.” “— O zaman anneniz siz gelene kadar bana emanet hocam.” “— Teşekkür ederim.” Otobüs hareket etti. “— Allah’a emanet olun, sizi seviyorum!” diye seslendi Resul hoca. İçim parçalanıyordu… Ertesi gün: “— Anne, ben Nebahat teyzeye gidiyorum.” “— Tamam kızım, selam söyle.” Kapıyı çaldım. “— Selamünaleyküm teyzecim.” “— Aleykümselam kızım, hoş geldin.” Bir süre sohbet ettik. Sonra eve döndüm. “— Kızım, nasıldı teyzen?” “— İyiydi anne.” Akşam yemek yedik, sonra abdest alıp Kur’an okudum. Yarın Kadir Gecesi’ydi. “— Allah’ım… kalbimde kim var bilmiyorum ama sen hayırlısını nasip et. Resul hocamı da ailesine sağ salim kavuştur… Amin.” Sabah… “— Kızım kalk, sahur vakti.” “— Geliyorum anne.” Namazımı kıldım, dua ettim. “— Kızım, hadi Nebahat teyzeye gideceğiz.” “— Tamam anne.” Gittiğimizde kızları evdeydi. “— Hayırdır kızlar, ne oldu?” “— Annem hastalandı…” İçeri girdik. Nebahat teyze ateşler içindeydi. “— Teyzem, iyi misin?” “— İyiyim kızım, sadece üşüttüm.” Kızları okula gitti, ben kaldım. Akşam yemeğini hazırladım, ilaçlarını verdim. Sonra telefonu çaldı… Ekranda “Oğlum” yazıyordu. “— Teyze, telefonun çalıyor…” Cevap gelmeyince odaya çıktım. Uyuyordu. Telefonu ben açtım. “— Alo, buyurun hocam.” “— Alo… sen kimsin? Annem nerede?” “— Hocam, ben Eda…” “— Eda mı?” RESULUN İÇ SESİ; askere gittikten sonra ilk defa duyuyordum eda'nın sesini bir değişik hissediyordum ama neden anlamıyordum acaba anneme ne olmuştu da Eda evdeydi hemde bu saate EDA'NIN İÇ SESİ; çok şükür iyiydi annesi uyanınca direk söylerim iyi olduğunu ama neden kalbim tuhaf bir şekilde atıyor onu anlamış değilim Allah'ım neyse hayırlı onu nasip et RESULUN İÇ SESİ; Allah'ım neyse hayırlısını onu nasip et hayırlı değilse etme yarabbim sen hepimiz kalbini bilensin senden medet umar senden dileriz sen kalbimizden geçeni tek bilen sensin amin eda'ya bir şey sormadan annemin arkadan sesini duymuştum - Eda Eda ne oluyor - hiç bir şey olmuyor annen hasta biraz uyandı annene soylerim sonra seni arar olurmu - olur annemede kendinede dikkat et olurmu - olur Allah'a emanet ol hocam - sende kendinede annemede dikkat et demişti değilmi çok tuhaf ama güzel bir histi düşünmesi ☺️ (sizce böyle giderse ne olacak yorumlarda yazın)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE