7.BÖLÜM OYLAMA

1239 Kelimeler
Elini tabii ki tutmadım. Sessizce kalkıp yemek masasına geçtim. “Anneciğim, ellerine sağlık. Yemek gerçekten çok güzel olmuş.” “Afiyet olsun kızım.” “Anne, sana bir şey sorabilir miyim?” “Sor bakalım.” “Sen babama nasıl âşık oldun? Çok merak ediyorum.” Handan Hanım biraz utanarak başını salladı. “Eda, kızım… Misafirlerin yanında böyle şeyler sorulur mu?” Nebahat Hanım gülümseyerek araya girdi. “Estağfurullah Handan Hanım. Anlatın anlatın, vallahi ben de merak ettim.” Handan Hanım hafifçe gülüp anlatmaya başladı. “Nasıl başlasam bilemedim şimdi… O zamanlar ben on altı yaşındaydım. Köyde yaşıyorduk. Baban da köyün çobanlarından biriydi. Koyunları otlatırdı. Bir gün bizim koyunları almak için eve geldiğinde beni gördü. Sonradan söylediğine göre kalbi o an hızlanmış. Ondan sonra ne zaman köyde hayvanları toplasa en son bizim eve gelirdi. Sırf beni görebilmek için acele eder, işini çabuk bitirirdi.” Masadakiler gülümseyerek dinliyordu. “Bir gün deden Ramazan ayında babana iftar götürmemi istedi. Bana bir sefer tası verdi ve ‘Bunu Salih'e götür’ dedi. Ben de aldım, yola çıktım. Ama yol çok uzundu… Dağ, bayır yürüdüm. Üstelik oruçluydum, çok susamıştım.” Biraz durup devam etti. “Babanın yanına vardığımda ezan okunmuştu. Yanına gidip ‘Babam gönderdi Salih abi’ dedim. Abi diyordum çünkü benden sekiz yaş büyüktü. Tam dönecekken bana ‘Dur Handan’ dedi. ‘Gel, iftarımızı beraber açalım.’ Ben utandım. ‘Babam kızar’ dedim. O da ‘Kızarsa suçu ben üstlenirim’ dedi. İşte o an… galiba kalbim ona kaydı.” Eda merakla dinliyordu. “Sonra zaman geçti. Biz gizli gizli mektuplaşmaya başladık. Bir gün babam mektubu yakaladı. Bana dönüp ‘Eğer gerçekten seni seviyorsa gelir ister’ dedi. Ben ne yapacağımı bilemedim ama salih'e söyledim. O da ‘Tamam’ dedi. ‘Bir akşam ailemle gelir seni isteriz.’ Gerçekten de sözünün eriymiş. Ertesi hafta ailesiyle birlikte gelip beni istedi.” Handan Hanım gülerek sözünü bitirdi. “İşte bizim hikâyemiz böyle çocuklar.” Eda hayranlıkla başını salladı. “Vay be anne… Böyle aşklar kaldı mı gerçekten?” Handan Hanım gülümseyerek cevap verdi. “Eskilerde vardı kızım. Ne varsa o zamanlarda vardı.” Eda iç çekti. “İnşallah ben de bir gün böyle aşık olurum.” Annesi hemen uyardı. “Senin daha yaşın var kızım. Önce okulunu bitir, sonra bunları düşünürsün.” “Peki anneciğim.” Nebahat Hanım ayağa kalktı. “Handan Hanım, biz artık kalkalım. Epey geç oldu.” “Peki Nebahat Hanım. Hayırlı akşamlar.” Handan Hanım ve oğlu Resul Hoca gittikten sonra anneme döndüm. “Anne, Ramazan ayı ne zaman başlıyor?” “Haftaya pazartesi kızım.” “Beni de sahura kaldırır mısın? Ama her gün.” “Tabii kızım. Hadi şimdi git biraz uyu.” “Tamam anneciğim. Allah rahatlık versin.” 1 Hafta Sonra Annem söz verdiği gibi beni sahura kaldırdı. Yarı uykulu bir hâlde sağa sola yaslana yaslana mutfağa gittim. Masayı görünce gözlerim büyüdü. “Vay vay… Benim canım annem ilk sahurda krep mi yapmış? Gel buraya Handan Sultan!” Annem gülerek elimi itti. “Kız dur, bir yerini yakacaksın!” “Sultanım, yansın yansın… Senin ellerinde yansın, bana bir şey olmaz.” Annem kaşlarını kaldırdı. “Bak hele şu fındık faresine.” Ben hemen itiraz ettim. “Anne! Yine mi fındık faresi? Benim bir ismim var, Eda!” “Ne yapayım kızım, benim için sen hep fındık faresisin.” “Peki Sultanım, sen nasıl istersen.” “İşte böyle, biraz anne sözü dinle.” O sırada babam mutfağa girdi. “Ne var bakalım? Anne kız neye gülüyorsunuz?” “Baba, annem bana yine fındık faresi diyor.” Babam gülerek anneme baktı. “Hanım, bu mu fındık faresi?” “Evet ya, ne olmuş?” Babam bana bakıp güldü. “Bence bu bizim sarı civcivimiz.” Ben hemen karşı çıktım. “Baba! Ben sarı civciv miyim gerçekten?” Babam başını salladı. “Evet kızım. Bizim küçük sarı civcivimizsin.” Ben de gülerek teslim oldum. “Peki… sarı civciv olsun bari.” Sahurumuzu yaptıktan sonra tekrar yatmaya gittik. Ama o gece tuhaf rüyalar gördüğüm için rahat uyuyamadım. En sonunda kalkıp abdest aldım ve sabah namazını kıldım. Secdeden kalkıp selam verdikten sonra dua ettim. Kalbim çok huzurluydu. O gece rüyamda çok güzel birini görmüştüm. Yüzünü net hatırlamıyordum ama kalbimde bıraktığı his çok güçlüydü. Sanki bana doğru yolu gösteriyordu. Uyandığımda içimde bir karar vardı. Okulun bitmesine az kalmıştı. Ben de artık tesettüre girmeye karar vermiştim. Sabah erkenden kalktım. Abdest aldım ve bol kıyafetler giydim. Vücut hatlarım belli olsun istemiyordum. Hazırlanıp aşağı indim. Annem beni görünce şaşırdı. “Hayırdır kızım? Bugün erkencisin.” “Evet anne… Bundan sonra böyle olacağım.” Annem gülümseyerek başını salladı. “İnşallah kızım.” O gün okulda önemli bir oylama vardı. Resul Hocanın okulda kalıp kalmamasıyla ilgili oylama yapılmıştı. Okula girer girmez arkadaşlarıma seslendim. “Selamün aleyküm arkadaşlar.” “Ve aleyküm selam Eda. Hayırdır, tarzını değiştirmişsin.” “Öyle gerekiyordu. Zaten okulun bitmesine iki hafta kaldı.” “Doğru diyorsun.” Tam o sırada öğretmenlerden biri seslendi. “Çocuklar, oylama sonuçları geldi.” Çınar hemen yaklaştı. “Hocam, ben bakabilir miyim?” “Bak bakalım.” Çınar sonuçlara bakıp heyecanla bağırdı. “Hocam! Yüz kişinin doksanı ‘kalsın’ demiş, on kişi ‘gitsin’ demiş!” Resul Hoca gülümseyerek sınıfa baktı. “O zaman ne yapıyoruz gençler?” Herkes bir ağızdan bağırdı. “Kalıyoruz!” Resul Hocanın yüzündeki mutluluğu görmek beni de sevindirmişti. 2 Hafta Sonra Resul Hoca sınıfta karneleri dağıtıyordu. “Evet arkadaşlar, karnelerinizi dağıtıyorum. Sonra mezuniyet töreni var.” Aslında Resul Hoca bizim sınıf öğretmenimizdi. Sırayla isimleri okumaya başladı. “Sema, karnen.” “Özge, karnen.” “Atakan, karnen.” “Kerem, karnen.” “Çağrı, karnen.” Sonunda sıra bana geldi. “Eda, karnen.” “Teşekkür ederim hocam.” Resul Hoca bana bakarak konuştu. “İnşallah çok güzel yerlere gelirsin Eda. Ne olursa olsun bir sorunun olursa ben hep buradayım.” “Teşekkür ederim hocam.” 1 Ay Sonra Annem heyecanla seslendi. “Eda, hadi kızım! Sonuçlara bakalım.” “Geliyorum anne!” Bilgisayarı açtım. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. “Allah’ım… ne olur Din Kültürü öğretmeni olayım.” Sonuç ekranda belirdi. İstanbul Üniversitesi – Din Kültürü Öğretmenliği Ben sevinçle bağırdım. “Anne! Kazandım! Allah’ıma şükür kazandım!” Annem gözleri dolarak sarıldı. “Allah daim etsin kızım. Bunu bir akşam yemeğiyle kutlayalım.” “Tamam anne. Ama şimdi iznin olursa odama çıkıp biraz Kur’an okuyacağım.” “Peki kızım.” İki Gün Sonra Annem akşam misafir geleceğini söyledi ve beni mutfağa çağırdı. “Eda, gel kızım. Yemekler hazır. Tatlıyı da sen yap.” “Peki anneciğim.” Her şey hazır olduktan sonra yukarı çıkıp üstümü değiştirdim. Yeşil bir tesettür elbise giyip aşağı indim. Tam o sırada kapı zili çaldı. “Anne, ben açarım.” “Tamam kızım.” Kapıyı açtığım anda karşımdaki kişiyi görünce şaşırdım. Resul Hoca ve annesi gelmişti. “Hoş geldiniz, buyurun.” Nebahat Hanım gülümseyerek selam verdi. “Selamün aleyküm Eda.” “Ve aleyküm selam Nebahat Hanım.” Kadın gülerek başını salladı. “Şu ‘hanım’ kısmını kaldırsak mı?” Ben de gülümseyerek cevap verdim. “Peki Nebahat teyzeciğim.” “İşte şimdi oldu. Resul oğlum, girsene içeri.” Resul Hoca içeri adım attığında bir an durdu. Eda’yı böyle görmek onu gerçekten şaşırtmıştı. İçinden şu düşünce geçti: “Allah’ım… bu nasıl bir güzellik? Sanki özenle yaratılmış bir kul… Gözlerimi ondan alamıyorum.” (şimdi siz canım okurlarım kesin diyeceksiniz ki bu kız zaten tesettürlü değil miydi öyleydi ama dar pantolon dar kıyafetler giyerdi önceden rüyasında gördüğü şeyden sonra ise tam tesettüre girmiş oldu umarım anlamışsınızdır)🤗☺️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE