8.BÖLÜM:ZAVALLI

1121 Kelimeler
...GEÇMİŞTEN BİR GÜN.... 12 MART 2015 Derin bir nefes alıp masanın üzerinde boş duran bardağa uzandım. Elimin üzerine değen başka bir el ile ateşe değmiş gibi çektim elimi. Gözlerim elime vuran kıza kaydı. ''Halen içiyorum görmüyor musun. Alma kalsın.'' Başımla onayladım. Gülümseyip kıza baktım. ''Affedersiniz ben bardağı boş görünce bitirdiğinizi düşündüm'' Tepsimi masanın üzerinden alıp yavaşça o masadan uzaklaştım. Derin bir nefes alıp boşalan başka masayı temizlemek için geçtim. Masanın üzerinde duran boş bardakları alıp masayı silerken birinin bana seslendiğini duydum. Hızla sesin geldiği yöne döndüğümde az önceki kız olduğunu fark ettim. Tepsimi masanın üzerinde bırakıp ona doğru yöneldim. Bacak bacak üstüne atmış aşağılayıcı bakışları ile bana bakıyordu. Eli ile önünde duran boş plastik bardağı işaret etti. ''Alabilirsin'' Kafamı sallayıp masanın üzerinde duran bardağı elime aldım. Gözüm bardağın üzerinde yazan isimde dolandı bir süre. Ceylan Tanıdığım tüm ceylanlar kendini beğenmiş kibirli insanlardı. Bu kızda da o havayı sezimlemiştim. Derin bir nefes alıp bakışlarımı kıza çevirdim. ''İstediğiniz başka bir şey var mı?'' Elini çenesinin altına koydu. Bacaklarını indirip bana doğru eğildi. Eli ile ona yaklaşmam için işaret yaptı. Gülümseyerek başımı ona doğru eğdim. Gülümsedi. ''Bir an önce gözümün önünden çekilmeni istiyorum. O kadar bakımsızsın ki midemi bulandırıyorsun.'' Gülümsemem sönükleşti. Bakışlarım sertleşti. Ağzımı açıp tek bir kelime dahi etmedim. Yanında ki arkadaşları gülüşmeye başladığında elimde tuttuğum bardağı sıktım. Kız övünürcesine arkadaşlarına bakıp arkasına yaslandı. Gözüm bir süre onun üzerinde gezindi. Kaliteli dizlerine kadar gelen deri çizmeleri, mini boy eteği ,marka olduğu her halinden belli olan bluzu ve parlayan saçları ile çok hoş duruyordu. ''Ne bakıyorsun canım. Anlamadın galiba çekil önümden midemi bulandırıyorsun diyorum sana'' Gülümsedim. Yavaşça geri çekildim. Lavaboya girip aynada yansıyan görüntüme baktım. Kirli, paspal ,dağınık ,çirkin. Haklıydı gerçekten de mide bulandırıcı duruyordum. Ellerim bozulmuş topuzumda gezindi. Saçımda asılı duran beyaz tüy parçasını alıp bir kenara savurdum. Gözlerim saçlarımın üzerinde duran ellerime kaydı. Ellerimi önüme getirip açtım. Yara bere doluydu. Parmaklarım nasırlaşmıştı artık. Eskiden yumuşacık olan ellerim artık bir kaya kadar sertlerdi. Gülümsedim. Elim suya değdiği anda bile krem sürmeden rahatlayamayan ben şimdi ne haldeydim. ''Mide bulandırıyorum'' diye mırıldandım kendi kendime. Kızın bakışları yansıdı aynaya. Aynadan gözlerimin içine aynı bakışları atıyordu sanki. Gözlerimi sımsıskı kapayıp açtım. Gözlerim çoktan buğulanmıştı. Bir insanın göz yaşı hiç bitmez miydi? Her an ağlamak için hazırda göz yaşım vardı. Durmadan ağlıyordum ve göz yaşlarım iç bitmiyordu. Bileklerimi ovaladım. Nabzımı hissetmeye çalıştım. Hissettiğim anda gözlerim kapandı. Bu bana ondan kalma bir alışkanlıktı. Kendimi yalnız hissettiğim her an bana bunu yapmamı söylemişti ve ben her defasında bunu yapıyordum. Gözlerim kapalı bir halde kalp atışımı hissettim. ''Bak artık yalnız değilsin. Çünkü ben burdayım'' Eli parmağımın üzerinde iken söylemişti bu sözleri. Gözlerimde asılı duran yaşlar süzüldü. Onu hatırlamak istemiyordum. Onunla olan anılarımın hepsini yakmak istiyordum ama her seferinde bir yandan tutunup beni buluyorlardı. Onunla olan hiçbir şeyi unutamıyordum. Haklıydı. O tamda parmaklarımın altında atan kalp hızımdaydı. Onu anca ölünce unutabilirdim. Başımı olumsuzca salladım. Kendime hr sabah verdiğim bir söz vardı. Onu unutmak. Her sabah bu düşünce ile uyanıyordum ve biliyordum ki bir sabah uyandığımda onu hatırlamıyor olacaktım. Yanaklarımda ki yaşları sildim. Aynadan saçlarımı düzeltip gülümsedim. Gülümsemem bile mide bulandırıcıydı. En iyi hiç gülmemek diye düşünüp dışarı çıktım. ''Beş numaralı masanın siparişlerini sen götür. Ortadan kaybolma huyunu da terk et artık. iki saattir kaç masaya tek başıma bakıyorum'' Kapıdan çıkar çıkmaz kucağıma yapıştırılan tepsiye ve mesai arkadaşıma baktım. Sadece beş dakikalığına tuvalete gitmiştim ama kendimde ona açıklama yapacak gücü dahi bulamıyordum. Tepsiyi sıkıca tutup beş numaraya yöneldim. Bardağın üzerinde yazan isme kaydı gözlerim. Ceylan Derin bir nefes aldım. Sadece sessizce bardağı bırakıp geri gelecektim. Kendimce telkinlerde bulunup kızın önüne yavaşça bardağı bıraktım. Tepsimi kucağıma bastırdım. Masadaki kimseye bakmıyordum. ''Başka bir isteğiniz var mı?'' Dudaklarım otomatikman iki yana kıvrılırken kendimi zor tuttum. Karşıdan hiç ses gelmeyince kesik bir nefes alıp kafamı kaldırdım. Kız bardağına uzandı. Pipeti elinde döndürmeye başladı. ''Kaç yaşındasın sen?'' Kızla fazla göz teması kurmadan başımı önüme eğdim. Tepsiyi karnıma bastırıp karnımda ki şişkinliği gizlemeye çalıştım. Cevap vermeden öylece durdum. kız elinde tuttuğu bardağı sertçe masaya vurduğunda içinde ki içecek etrafa dağıldı. Gözlerimi sıkıca yumup açtım. ''Sana bir soru sordum'' Derin bir nefes aldım. Önlüğümün cebinde ki bezi çıkarıp dökülen içeceği silmeye başladım. Kız bardağı aynı şekilde masaya sertçe vurduğunda bu sefer üzerime sıçradı .Durmadan masayı siliyordum. Kız bana doğru eğildi. Omzumdan sertçe ittirdiğinde geriye savruldum. Elim istemsizce karnıma gittiğinde kızın gözleri de benimle birlikte karnıma kaydı. Kaşları havalandı. ''Sen hamilesin'' Sorar tarzda söylemişti ama daha çok kendince tasdiklemişti. Elimi ateşe değmiş gibi karnımın üzerinden çektim. Masadaki herkesin gözü bir anda karnıma kaydı. ''Size yeni kahve getireyim'' Fısıltım onlara ulaşmadan arkamı dönüp yürümeye başladım. Gözlerim yine buğulanmıştı. Daha fazla ağlamak istemiyordum. Hele ki şu anda hiç ağlamak istemiyordum ''Kim bakmış buna da bundan bebek yapabilmiş. Ben göz ucuyla bakınca bile midem bulanıyor. Dokunmaya tiksinirim ben buna be'' Duyduğum sözlerle olduğum yere çakılı kaldım. İnsanlar bazen çok acımasız olabiliyordu. Eğer biri onlara karşı susuyorsa daha da acımasız bir hale bürünüyorlardı. Yavaşça arkamı döndüm. Masada duran tek erkekten çıkmıştı az önceki sözler. Hepsi kahkahalara boğulmuştu. Bu kadar komik miydi gerçekten. Halen ayakta duran kızla göz göze geldim. Gülümseyerek bana bakıyordu. Aşağılayacı bir bakışla. ''Bebeğin babası kim bilir neye benziyordur? Bu böyleyse babasının tipini düşünemiyorum bile'' Ayağımı sertçe yere vurdum. Benden bu tepkiyi beklemiyorlar ki gözleri kocaman açıldı. Ayakta dikilen kız yükünü bacağına verip bana bakmayı sürdürdü. Gülümsemeye çalıştım. Bana ne dedikleri umurumda değildi ama ona kimsenin bir şey demesine izin vermezdim. Onun hakkında sadece ben kötü konuşabilirdim. ''İçeceğinizi tazeleyeyim'' Arkamı dönüp yürümeye başladım. Söylediklerini duymamalıydım. Hakkımda düşündükleri umurumda dahi olmamalıydı. Hızla bardağa yenisini koyup üstüne kızın adını yazdım. Derin bir nefes alıp onlara yöneldim. Hepsi pür dikkat bana bakıyordu. Kız oturmuş bacak bacak üstüne atmış bana bakıyordu. ''Afiyet olsun'' Gülümseyerek masanın üzerine kahvesini koydum. Tepsiyi karnımın üzerine koydum. Başım öne eğik bir şekilde geriye doğru bir adım savurdum. ''Sizce adam neye benziyordur? Ben insana benzediğini düşünmüyorum. Kim bakar buna be! Ben olsam bu kızı beş dakika hatta ne beş dakikası bir dakika dahi yanımda tutmaz basardım kıçına tekmeyi'' Hepsi kahkaha atmaya başladığında gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Başım öne eğik bir şekilde öylece duruyordum. Sanki ben bir duvardım söyledikleri tüm sözler bedenime çarpıyor geri onlara savruluyordu. ''Görmüyor musun basmış zaten kıçına tekmeyi. Adam bunu kullanıp işi bitince de fırlatmış bir kenara'' Bedenim bir et yığınından ibaretti artık. Sertçe zemine düştüm. Elimde ki tepsi yuvarlanıp gitti. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. ''Yeter ne yaptım ben size. Susun artık yeter!'' Kız ayağa kalktı. Tepemde dikilen kıza baktım. Bana ucubeymişim gibi bakıyordu. Küçümser bakışlarından birini daha attı. Ardından koluna astığı çantasından cüzdanını çıkardı. Başımdan aşağı süzülen paralara bakıyordum şaşkınca. ''Zavallı'' Öylece durup ona baktım. Bana bakmadan gitti. Bense yerde öylece durmuş boşluğa bakıyordum. Ben ne yapmıştım da tüm bunları yaşamak zorundaydım. Elim karnıma gitti. Gözlerim yerde duran paralara kaydı. Yanaklarım ıslanmaya başladığında yerde duran yüzlüğü avuç içlerime hapsettim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE