Erman, yorgun ve bitkin bir şekilde Melike'ye bakıyordu. Gözlerindeki acı, pişmanlıkla karışmıştı ama bu ikisinden daha baskın olan duygu, hayatta kalma arzusu gibiydi. "Melike... Bir kavgaya karıştım. Durum çok kötüydü ve kavga etmek zorunda kaldım.” Alnına ve yüzüne bulaşan kanlara aldırış etmeden, gözleriyle etrafa kaçamak bir bakış attı. Doktorların ayak sesleri yaklaşıyordu. "Şimdi doktor gelir. Sana açıklamak için zamanım yok, ancak masum olduğumu bilmelisin. Senin yardımına ihtiyacım var." Melike, duyduklarıyla donakaldı. Yüzünde beliren şaşkınlığı, kızgınlığı perdeliyordu. Masum mu? Bu ne demek şimdi? Aklına gelen ilk düşünce buydu. Ardından, bir anda Zeki'nin ve babasının Erman'ı burada görme ihtimaliyle irkildi. Yüzü gerildi. "Erman, bu tam bir delilik! Sana yardım edemem, baba

