Melike, hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren büyük bir stres ve endişe bataklığına saplanmıştı. İçindeki duygusal karmaşa, zaten yıllardır mücadele ettiği kleptomani hastalığını da acımasızca tetiklemişti. Karnındaki mucizeyle birlikte büyüyen endişesi, çalma dürtüsünü adeta bir canavar gibi uyandırıyor, kontrol edilemez bir güce dönüştürüyordu. İçinden bir ses; ‘Yapma, Melike, dur!' diye fısıldıyor, ama ayakları onu çoktan mağazanın içine sürüklemiş oluyordu. Bu yüzden, kendini sürekli mağazalarda, pazarlarda veya sokaklarda, tanıdık bir esrarla küçük eşyalar çalmaya çalışırken buluyordu. Çaldığı şeylerin değeri veya ne iş yaradığı onun için bir anlam taşımıyordu. Onlar, sadece bir anlık, kısacık bir rahatlama sağlıyorlardı. Ama bu rahatlama bir rüzgâr gibi esip geçiyor, yerini hızla

