Ablamla birlikte çorba koyma bahanesiyle mutfağa girdik. Ablam usulca altınların olduğu çantayı da getirdi yanımızda. Eniştem fark etti mi bilmiyorum ama umarım daha fazla rezil olmalıyız. Yine de babamla samimi bir muhabbet içindeler. Duru çantayı yuvarlak mutfak masasının üzerine koydu ve ikimiz de üzerine eğildik. Altınların durduğu bez torbayı ve diğer takıların durduğu kuruları çıkarttık. Tek tek açmaya başladık. Eğer sahte değillerse yerli yerinde duruyorlar. “Abla,” dedim sevinçle. “Buradalar. Allah’ım bitti şükür bu lanet süreç!” Birbirimize sımsıkı sarıldık. Ay bitmişti. Babam altınları geri getirmişti ve konu kapanmıştı. Rezil olmadan bitmişti. “Çok rahatladım biliyor musun? Düğünden beri bu konu bıktırmıştı artık. Senin için çok endişeliydim.” “Biliyorum,” diye fısıldad

