Yardım et Gecehan

1046 Kelimeler
Karanlıktan korkan bir kızın tüm siyahları sevmesinin hikayesi aslında bu. 17 yıllık hayatı boyunca karanlık dehşet vericiydi. Ve sonra karanlığı silen bir yüz geliyor. Beyazlarla gelip, siyahlarla dönüyor. Siyaha ışık yakmak için geldim ama ben de karardım. Başım beton zeminin soğukluğunu taşıyordu. Genzimin tam ortasına oturmuş bir yumru vardı. Kalkmam gerektiğini biliyor ama uygulayamıyordum. Soğuk beni iliklerime kadar yakıyordu. O kadar zıttı bedenim buraya. Ve o kadar ait değildi. Gözlerimi açmak işkence gibiydi. Ensemde vuku bulan ağrı tüm bedenime yayılıyordu. Oda beklediğimin aksine karanlık değildi. Zemin betondu. Kararmaya yüz tutmuş demir kelepçe beni odanın köşesindeki uzun bir boruya bağlıyordu. Aslında terk edilmiş bir eve benziyordu. Pencereler kırıktı, odaya soğuğu davet ediyordu. Rengi solmuş duvarlar yıllardır buraya kimsenin gelmediğine işaret ediyor gibiydi. Kelepçenin izin verdiği ölçüde doğruldum. Sol bileğimden bağlı olan kelepçe kolumu acıtıyordu. "Uyuyan güzel uyanmış?" Duyduğum sesle irkildim. Gözlerim konuşan kişiyi ararken çok beklememe gerek kalmadı. Adam için düşündüğüm ilk şey karizma olduğuydu. Uzun boylu, hafif kiloluydu. Ama bu kilo onu kötü göstermiyordu. Aksine bir hava katıyor gibiydi. Adamda beğenmediğim tek şey suratındaki çirkin sırıtıştı. "Sende kimsin?" Adam bana yaklaşırken tek kaşını kaldırdı. Gecehan neredeydi? Bu adam kimdi? En son yaşadığım şeyleri hatırlamaya çalıştım. Gecehan'ın arabaya koşuşu... Bana koş diye bağırması... Ve ağzıma kapatılan bir el... Anlık görüntüler hafızama doluşurken korku büyük bir yükle oturdu içime. "Benim kim olduğum önemli değil güzelim. Önemli olan neden burada olduğun." Adam tam önüme gelmiş bana yukarıdan bakıyordu. Sahi neden buradaydım ki? "Neden buradayım?" dedim tahriş olmuş boğazımın el verdiği ölçüde. "Bir test için." Kaşlarımın çatıldığını hissedebiliyordum. "Test mi?" dediğim anda loş ve geniş odada Gecehan'ın sesi yankılandı. "Bırak ulan beni!" Korku bu sefer kendim için değildi. "Son kez uyarıyorum lan, bırak!" Onu kim tutuyorsa bırakması onun selameti için en iyisi gibiydi zira Gecehan'ın sesi buzdan farksızdı. Ben bile ürkmüştüm. Bir patırtı olunca istemsizce irkildim. "Seni uyarmıştım." diyen Gecehan'ın rahat sesi odayı doldurdu ve ardından onu gördüm. Üzerinde yine siyahlar vardı. Üzeri tozlanmıştı. Ve onun simsiyah gözleri beni buldu. Gözlerinde endişe aradım ama göremedim. Daha çok rahatlamışa benziyordu. Gözleri bende biraz daha oyalandıktan sonra yanımdaki adama kaydı. Gözlerinde öyle bir öfke gördüm ki bu öfke bana karşı olmasa bile geri çekilme isteği uyandırdı. Gecehan başını sağa doğru hafifçe eğdi. "Ne halt ediyorsun lan sen?" Sesinin sakin çıkması fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Adam tek kaşını kaldırdı. "Test." dedi kısaca. Odada başka kimse olmamasına rağmen nasıl bu kadar rahat davranıyordu bu herif? Eceline mi susamıştı? Hele ki elimizde bir adet gözü dönmüş Gecehan varken. Gecehan'ın sakin adımları adamın el işaretiyle durdu. "Test öyle mi pezevenk?" Sesi alaylı ama bir o kadar da ölümcüldü. "Test. Yıllar önce bana yaptığın gibi." Adamın söyledikleri Gecehan'ın ona gözlerini kısarak bakmasına sebep oldu. Kuşku gördüm kısılmış gözlerinde. Hatırlamaya çalışıyordu. "Hatırlamaya çalışma, Aras. Bizzat tanık olacaksın." Adam eliyle benim elimin bağlı olduğu borunun hemen üzerinde başlayan pencereyi işaret etti. "O pencerede 2 keskin nişancı var." Onun için bu kadar rahattı demek herif. Odaya 10-15 kişi girdiğinde Gecehan kıpırdamadı bile. Benim içimde ona karşı büyük bir korku uyanmışken onun gözleri hala kısık hesap yapıyor gibiydi. İçimde beliren korku öyle büyük, öyle güçlüydü ki altında ezilecek gibiydim. "Eğer birazdan yapacağım şeye karşı tek bir adım bile atarsan, uyarıyorum tek bir adım, kızı vuracaklar." Bunun üzerine odadaki herkesin gözü benim üzerime döndü. Gecehan'ın gözleriyle buluşturdum gözlerimi. Gözlerinde veya yüzünde hiçbir ifade yoktu. Bana karşı hiçbir korku belirmedi yüzünde. Bekledim, ufacık, küçücük bir ifade aradım, bulamadım. Gözlerimi kaçırdım, adama sabitledim gözlerimi. "Burada 17 kişi, dışarıda ise 46 kişi var. Onları geçemeyeceğini anlamış olacağını düşünüyorum." Adamlara başıyla bir işaret verince 10 kişi Gecehan'ı tuttu. Gecehan da kas oynamadı. Adam yine emir verince 7 kişi benim tarafıma yürüdü. Kafam karışmıştı. Gecehan'ın yüzüne baktığımda yüzünün kasıldığını gördüm. Sonunda bir ifade yakaladım. "Hayır." Sesi ve yüzü emir veren adama dönmüştü. Sesinde belirgin nefret ve öfkenin yanında duyduğum endişe olamazdı, değil mi? "Seni şu anda öldürmek o kadar kolay ki Aras." Adam sırıtıyordu. "Öldür lan o zaman pezevenk!" Sesi öfkeliydi ama hala yerinden kıpırdamıyordu. "Daha iyi bir fikrim olmasa inan bana seni şuracıkta öldürmek acayip cazip olurdu." Hala anlayamıyordum? Gecehan'ı öldürmeyecek olması elbette içime bir su serpmişti ama ne yapacaklardı ki Gecehan'a? Ah, lanet olsun! Lütfen işkence yapmasınlar, lütfen, lütfen... "Ama dediğim gibi ilk önce bir test yapmam gerekiyor. " Bileğimi boruya bağlayan kelepçeyi çıkartıp beni sertçe ayağa kaldırdılar. Ayağımın üzerine hala basamıyordum. İki adam beni tutarken ayakta durmak kolaydı. Ama sahi niye beni tutuyorlardı ki? "Seni öldürürüm!" Gecehan adama hırlar gibi konuşurken gözleri bendeydi. Gözlerimi kısıp ona baktım. Ve mükemmelliğiyle bir kez daha çarpıldım. İçim onun güzelliğiyle güzelleşirken adamın sesini duydum. "Yerinden kıpırdadığın an, kız ölür." Adamın sesi en az Gecehan'ın sesi kadar korkutucuydu. Kolumu tutan iki adam beni bırakınca ayağıma baskı uyguladığım için yerimde sıçrayıp beni bırakan adama yapışınca adam resmen beni silkeledi. Ayakta durmaya çalışırken sinirle soludum. Sağ yanağıma değen bir acıyla ne olduğunu anlayamadan yerde buldum kendimi. Beynim olanları ağır çekimde bana sundu. İşkence yapacakları Gecehan değildi. Bendim! Yerde doğrulmaya çalıştım ama karnıma yediğim tekme beni tekrar yere savurdu. Uzun bir solukla acıya dayanmaya çalıştım. Gecehan'a döndüm. Yüzü kasılmıştı ve anlayamadığım bir ifadeyle bana bakıyordu. Gülümsedim."İyiyim." Bunun üzerine yediğim tekme benim söylediğimin aksini ifade ediyordu. Zorlukla nefes aldım. Kahkaham mutluluktan çok uzaktı. "İyiyim ben." Yine Gecehan'a döndüm. Siktir. Beni kurtaramazdı. Elimle karnıma gelen tekmelerin acısını dindirmeye çalıştım ama yüzüme gelen tekme tüm dünyamı kana buladı. "Ah..." İnlemem ağzımdan istemsiz çıkıyordu. Acıyı engellemenin yolu çığlıktan geçiyordu ama ben acımı dışa yansıtamıyordum. Gözlerim Gecehan'ı aradı. "Acıtmıyor... " Ama acıyordu. Karnıma gelen darbe bir kez daha sarstı beni. Burnumdan akan kan dudaklarımın üzerine geldi. Ve ordan da çeneme. Bir tekme daha... "Ah..." Acıyordu. Gerçekten acıyordu. Ayağa kaldırıldığımı fark ettim. Gözlerimin önüne bir perde çekilmiş gibiydi. İki yanımda beni tutan eller canımı acıtıyordu. Yüzüme yediğim tokat o kadar şiddetliydi ki kulağım çınladı. Yere düşmemi engelleyen tek şey bu iki koldu. Gözlerimi araladığımda görüş alanıma giren ilk kişi Gecehan oldu. Yüzünde gördüğüm endişe, öfkesinin yanında sönük kalıyordu. Bana yardım etmiyordu. Edemez miydi? Yüzüme gelen ikinci tokat -yoksa üç müydü?- nefesimin kesilmesine neden oldu. Kollar beni tutarken ben çoktan karanlığa tutunmuştum bile. Ayaklarım beni yer çekimine maruz bırakıyordu.Düşecektim, biliyordum. Son bir nefes topladım ciğerlerimden, son bir kuvvetle konuştum... Elim boşlukta asılı kaldı, ulaşamadım. "Gecehan bana yardım et." Karnıma vurulan son darbe hayatımı o çok korktuğum karanlığa taşıdı. O son darbe hislerimi de vurdu... Ve ben yok olmaya başladım....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE