1.Bölüm

1336 Kelimeler
Yaşam neydi? Boş bir bardak mı? Yoksa boşalması zor olan bir bulut muydu?. İnsanlardan nefret ediyorum . Kendilerini bir şey sanan ama aslında hiç bir şey olmayan ahmaklarında kendileridir. Bazen olur olmadık şeyler düşünüyorum . Ben acaba çok fazla mı niyetli davrandım onlara. Ya da fazla mı güvendim ? Kafamı birazda daha yastığa bastırıp düşüncelere daldım .Her şey üst üste gelmeye başlamıştı. Hayat gerçekten de çok zordu. Bir an doğup anne ve babasız dünyaya gözlerini açmak yıllarca onu arama çabası , özlemle harmanlanan gözyaşlarımla sevgiyi bekleyen kuş misali bu hayata sıfırdan başlamıştım. Ne zorluklarla ayakta durmuş ve her şeye rağmen metanetimi korumayı başarabilmiştim. Gene aklım düne gitti. O kahvelerinde kaybolan benliğim kendini zor toparlıyordu. Yaşı oldukça büyük durmasına rağmen baya bir yakışıklıydı. Gülümsemesi , kendinden emin rahat duruşu onu benim gözümde bir üst seviyeye yükseltiyordu. Dün bana öyle ahlaksızca teklifte bulunması iyice sinirlerimi bozmuştu. Gözlerimi kapatıp masmavi bir denizde olmayı hayal ettim. Ayaklarımı soğuk suya sokmuş ve batan güneşi seyre dalmışım gibi olmayı düşledim. Ama olmuyordu. Ya normalde filmlerde böyle olmaz mıydı? Kadın hayal eder , yaşadıkları an be an gözlerinin önüne gelirdi. Acaba benim gözlerimde mi sorun vardı? Düşünmeyi , daha doğrusu bir türlü kuramadığım hayallerimi bir kenara bırakıp sıcacık yatağımdan kalktım. Banyoya girip dişlerimi fırçalamaya başladım. Benim lügatım da temizlik çok önemliydi. Bana göre bir kadının yemekten önce temizliğine dikkat etmesi gerekiyordu. Aynada ki ruhsuz suratıma bakıp burnumu kırıştırdım. Sanki 16 yıldır bir evde mahkum kalan genç kızın hikayesini canlandırıyor gibiydim. Saçlarım her tarafa dağılmış ve kıvırcıklaşmıştı. Aylardır fön çekmiyordum. 1 haftadır bu pansiyon odasında sıkışıp kalmıştım. Aslında hiç olmayan dostlarım bile beni aramamıştı. Kimsesizdim işte. Ama gene buna da şükür. En azından bir ismim var. Bavulumdan bir kaç tane kıyafet çıkartıp üstüme teker teker denemeye başladım. En son siyah kotta karar kılıp dudaklarıma hafifçe ruj sürdüm. Oldukça güzel görünüyordum. Bu konuda pek mütevazilik yapamayacağım maalesef . Elime çantamı alıp odadan çıktım . Telefonuma kulaklığımı takıp Son ses I don't Care açıp dinlemeye başladım. Pansiyondan çıkışında önüme gelen ilk otobüse bindim. Zaten yarım saat sonra durakta durmuştu. Gerçekten de bu halk otobüsleri çok kalabalık oluyordu. Bazen tutunacak yer bile kalmıyordu. Sıcak bir havayla terlemeye başlamıştım. Giydiğim kısa kollu tişört daha da terletiyordu beni. Çantamı daha sıkı tutup kendimi karşıyaka'nın yollarına teslim etmiştim bile. İnsanlar gene bir koşuşturma içindeydi. Herkeste ayrı bir telaş vardı. Kimisi belki hastaneye yetişmeye çalışıyorlardır belki de para derdinlerdi. Ama hepsinin tek ortak sorunu yaşama tutunma çabasıydı. Gözlerimi etrafa hızlıca göz gezdirdim. İlk kesişen şey bir kitabeviydi. Tablonun üstüne koskocaman kırmızı harflerle '' Serpil Kitabevi '' yazıyordu. Yanına da gene aynı renkle kalp koyulmuştu. Girmemle birlikte çok sıcak karşılandım. Çalışanlar gülümseme eşliğinde beni raflara yönlendirdiler. Sağ tarafta Aşk romanları sol tarafımda gizem , korku , gerilim vardı. Çalışanların olduğu kasiyer bölümünde ise bu ayın yeni çıkan kitaplarını çapraz şeklinde sermişlerdi. İlk dikkatimi çeken Aden Nur'un yazdığı Kalbimdeki ay tutulması❤ adlı kitaptı. Gayet göze çarpıyordu. Hemen elime alıp sayfaları tek tek çevirmeye başladım. Kağıtlarda buram buram gül kokusu hakimdi. Yaklaşık 600 sayfaydı ama göz gezdirdiğim cümlelerde duygu ön plandaydı. Hemen elimden indirip kasiyere uzattım. Poşete sardıktan sonra parayı verip Kitabevinden çıktım. Ayaklarım gene beni dinlememiş ve sahile doğru yol almıştı Bin bankın üstüne oturup denizi seyre daldım. Masmavi rengiyle o kadar güzel duruyordu ki insan bakmaya kıyamıyordu. Mis gibi kokan rüzgar tozlu yollara karışıyor ve ağaçlardan yaprakları tek tek yola savuruyordu. Doğa bir döngü içindeydi. Yanımda bir hareketlik hissettiğimde Hemen yan tarafıma baktım. Beklediğim kişi kesinlikle o günkü adam değildi. '' Merhaba '' Dedi nezaketen o kadar güzel gülüyordu ki erimemek değildi. Kollarını birbirine sarmış ve maviliklerini denize doğru çevirmişti. Çok yakındık ama kalben birbirimize uzaktık. Kalbim neden bu kadar hızlı atıyordu? Canım yanıyordu şu an . Bu adam bir melek gibiydi. Yakışıklı yüzüne rağmen içinde şeytanlık gezerdi bu gibilerin. '' Burada ne işiniz var ? '' Dedim. Boğazımdaki kuruluk bir türlü geçmiyordu. Biraz daha yanıma yaklaştı. Kokusu mesh etmişti beni. Bir adam bu kadar temiz kokabilir miydi? Her şeye rağmen bu şeytan inanmak istemiyordum. Farklıydım , değişmiştim . Bir an gene düşünmeye başladım . " Seni görmek istedim sadece " dedi. " Neden " '' Kaç yaşındasın ? '' Soruma soruyla karşılık vermişti. '' Sizi alakadar etmez rica ediyorum bana dokunmayın. Şimdi yalnız kalmaya ihtiyacım var '' ''Bana yaşını söyle '' Dedikten sonra yine bana baktı . Of bu adam neden yakışıklıydı ya ? Kahverengi gözlerine zıt olan kumral saçları ve pahalı bir takım elbise giymiş yanımda oturuyordu. Duygularımı artık kontrol edemiyordum . Mavi ve pembe birleşmiş gibiydi. Saçma sapan hareketler yapmaktan korkuyordum. '' 19 '' Dediğimde gülümsedi. Tabi bu ara gamzeleri de ortaya çıkmıştı. Ellerini cebine soktu. Derin bir nefes almıştı bunu soluk alışverişlerinden hissedebiliyordum. Denize bakmaya başladı. Hala kısık kısık soluklar alıyordu. "Seni tanımıyorum " " Tanıyacaksın . " Demiş ve gene susmuştu. Gene aklım yıllar öncesine gitti .Hayata erken atılmıştım. Yıllardır annesiz ve babasız yurtta tek başıma büyümüştüm. Annem ve babam yoktu. Daha doğrusu ben küçük iken beni kimsesizler yurduna bırakmış ve sonra ortadan kaybolmuşlardı. Müdüre ablanın dediğine göre o gece beni alan yurdun sahiplerine annem hiç bir şey dememiş hatta bir damla göz yaşı bile dökmemiş arkamdan . Bunu duyduğumda çok şaşırmıştım. "Beni nasıl buldunuz?" Diye sordum. Adam hala beni takmıyordu. Öylece oturuyor ve cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyordu. Hala susuyorduk. Sanki fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Konuşan tek şey martıların sesiydi. "Size bir soru sordum...!!! " " Benim adım Murat gürmen . Gürmen şirketlerinin tek varisiyim. Yazık ki hiç istemediğim bir hayatta ,istemediğim bir şirkette CEO'yum. Genelde spor yapmayı çok seviyorum . Ayrıca Yemek yemekten nefret ederim . Genelde hazır yemek yemeyi seviyorum . Daha çok lezzetli oluyor. Bir de Çok eğlenceli bir tipim . Gülmeyi de , eğlenmeyi severim . " " Bana bunları neden anlatıyorsunuz?" "Sadece " deyip gene sustu. Kollarımı sıkıca birbirine sardım. Sinirlenmeye başlamıştım . Tam ayağa kalkıp bu küstah adama cevabını verecektim ki çalan telefonumla susmak zorunda kaldım. Çantamdan telefonumu elime alıp arayan numaraya baktım. Tanımadığım bir numaraydı . Cevapla tuşuna bastıktan sonra kulağıma götürdüm. O arada ayağa kalktım . '' Alo '' '' Alo Toprak Yıldız'la mı görüşüyorum ? '' ''Evet buyurun benim '' '' Ben Miyap bankasından Esra Taşdoğan . Geçen bizim Bankadan yüklü bir miktar para çektiniz ve yarın son ödeme gününüz olduğunu hatırlatmak için aramıştım .'' Tamamen unutmuştum. '' Gerçekten mi?'' '' Eee tabii ki de gerçek '' Dedi bilmiş Esra hanım. Tabi ya ben Bursa'dayken para çekmiş sonra da ödememiştim. Şimdi hatırlıyordum . '' Peki bunun bir yolu yok mu yani çok param yok nasıl ödeyebileceğim ki '' Diye kedi sesimle yüzümü somurttum. Her şey üst üste gelmeye başlamıştı. Artık gittikçe canım sıkılıyordu. Parasızlık çok zor bir durumdu. '' Maalesef neyse Toprak Hanım yarın bankaya yatırırsınız parayı '' Deyip telefonu yüzüme kapattım. Gözlerimi kapatıp gene o toprak kokusunu içime çektim. Çoktan gözümden bir yaş damlamıştı. Bu da yetmezmiş gibi 1 haftadır pansiyonda kaldığım geceler için para vermiyordum Omzumda bir el hissettiğim zaman arkama yavaşça döndüm. Murat Bey arkamda durmuş ve bir dost edasıyla omzumu okşuyordu. '' Sana bir teklifim var Toprak Yıldız ?'' '' Soyadımı nereden biliyorsun ?'' Diye sorusuna soru yönelttim. Tabi bu kaşlarını daha da çatmasına neden oldu. '' Az önce konuşurken duydum sizi '' '' Hımm o zaman bütün konuşmalarımızı da duymuşsundur '' Dedim sinirle ve ondan uzaklaştım. Tanımadığım bir adama hemen güvenecek değildim. '' Evet duydum '' Pişkin sırıtarak bana bakıyordu. Gene az önce oturduğumuz bankın üstüne oturup ayak ayak üstüne attı. Ve yüzünde geniş gülümsemesiyle bana bakmaya başladı. Bakışları çok sert ama bir o kadarda ciddiydi. Adamın yüzündeki gülümseme sadece dudaklarında kalıyordu. Gözlerine bile ulaşamıyordu. Uzun bir müddet baktı ve ayağa kalktı. Serbest bıraktığım kolumu tutup beni kendisine yaklaştırdı. Ellerimi tutmuş ve gözlerini benden çekmemişti. Rüzgarla birlikte doğa sanki bize uyum sağlıyordu. Sanki cennete düşmüş gibiydim. Hem üşüyordum hem de terliyordum . İki zıt duyguları şu an bu adamla yaşıyordum. " Güzel bir hayatının olmasını ister misin ?. Hiç para sıkıntısı çekmeden sadece elinin altında bulunan son model bir arabanın olması ve ömrünün sonuna kadar sana yetecek bir para ister misin?" " Nasıl olacak bu?" '' Benimle Evlenir misin Toprak ''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE