Hayatın yorgunluğunu o kadar çok içimizde taşımışız ki küçük bir şeyde doluyoruz ve boşaltmak istiyoruz. Bazen buralardan gitmek istiyor ama nereye kaçacağımızı bilmediğimiz için tekrar tekrar üzülüyoruz . Hayat garip bir saat gibiydi. Yeri geldi mi duran ama canı istedi mi çalışan saatti işte. Ne yaparsak yapalım bu dünyada sorumluklarımızdan kaçamayız. İnsanlar garipti , değişikti insanlar. Biz kaçtıkça onlar peşimizden geliyordu.
Bir aile sıcağı istemek bu kadar zor mu? Karşımda duran ve kahvesinden yudum alan adama baktım. Kim bilir ne derdi vardı? Acaba beyinden mi yoksa ruhen mi kafayı sıyırmıştı ? Belki de hastaneden falan kaçmış yıllarca kendini gizlemiştir. Üzülmüştüm bu adam için. Ne olursa olsun delilere yardım etmek gerekir.
Derin bir nefes aldım. Hangi salak böyle birini zorla alıkoyardı ki ancak kafasını yitiren insanlar saçma sapan hareket girişimlerinde bulunurdu. Şekil A 1 karşımda şu an .
Gözlerimi bir kez daha ona çevirdiğimde izlendiğimi fark ettim. Kahvesiyle tostunu bırakmış ve peçeteyle ağzını siliyordu ve hala da beni izliyordu. Bir türlü bitiremediğim tostumu masaya bıraktım.
'' Doydun mu? '' Eliyle tostumu göstererek .
'' Evet ''
'' Kuş gibi yedin bunla doyulur mu? İstersen başka bir şeylerde yiyebilirsin ?''
'' Doydum '' Dedim ve yemekleri kendimden uzaklaştırdım. Gene bana bakıyordu. O kahvelerini bir türlü üstümden çekmiyordu. Hani insan belli bir yerden sonra rahatsız olur değil mi?''
'' Eee artık amacını söylesen de ben de artık pansiyona geri dönsem ''
'' Oraya bir daha gitmeyeceksin ''
'' Pardon ''
Ellerini göğsünde birleştirip bana bakmaya başladı. Gözleri kısılmış sanki avını bekleyen bir avcı gibiydi. Hala sert duran yüzü ciddiyetini bozmamıştı. Bir an buradan gitmek ve artık insanlardan uzak durma düşüncesi aklımdan geçti.
'' Ailen var mı ? '' Dediğinde buğulanan gözlerimle ona baktım.
'' Yok ''
'' Nerede yaşıyorsun?''
'' Bu sorgu ne ya '' Deyip hızlıca kalktım. Artık tahammül de bir yere kadardı be!!!
Kolumdan tutulmamla ona doğru çekilmem bir olmuştu. Kahveleri daha sert daha çatık kaşlarla bakıyordu.
'' Dinle !!! ''
'' Ne var ya ne var !!! Ne yapacaksın ailemi !! Yeter ya bıktım tamam mı ? Ne istiyorsun benden !''
'' Benimle evlenmeni istiyorum '' Demiş ve sımsıkı koluma sarılmıştı. Onu kendimden uzaklaştıramıyordum bile. Nasıl bir şeyin içindeydim ALLAH'ım .
'' Evlen benimle . Bırak seni dünyanın en mutlu insanı yapayım '' Dedi ve kendini benden uzaklaştırdı. Dudaklarını diliyle yalayıp bana baktı. Uzun bir müddet dilimiz değil bakışlarımız konuştu.
'' Neden ? Beni tanımıyorsun bile ''
'' Her şeyi anlatacağım Toprak ama önce ne olur gel arabaya binip sakince konuşalım '' Dedi. Ellerini bana uzattı. Kibarlıktan ellerini tutup arabasına bindik. Çalıştırmadı motoru. Sadece telefonu kökten kapatıp bana çevirdi bakışlarını.
'' Benimle evlenmeni istiyorum çünkü bir eşe ihtiyacım var ''
'' Neden ?''
'' Hani seni ilk gördüğüm an vardı ya. Çocuk düşmüştü onu tutmuştun . İşte o çocuğun dayısıyım ben . Babası ablamı öldürüp hapishaneye düştü. O da elime kaldı. 2 yıldır ben ona bakıyorum. Beni babası artık bellemiş. Ama babası her an hapishaneden çıkıp çocuğu benden alabilir . Bu yüzden hakimler karşısında mutlu bir aile tablosu çizmeliyim . Anlıyor musun beni?''
'' Ben ne diyeceğimi bilemiyorum '' Dilim damağım kurumuş gibiydi. Kelimeler ağzımdan yuvarlanıyor top halini alıyordu. Şu an çok iyi anlıyordum .
'' Ne olur düşün bak sana çok para vereceğim. '' Dediğinde bankaya olan borcumu hatırladım. Aslında şu ara paraya çok ihtiyacım vardı. Ama kararsız kalmıştım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Ortada küçücük bir çocuk vardı.
'' Kaç yaşında ''
'' 5 ''
'' Daha çok küçükmüş. Peki bu evlilik nereye kadar sürecek ''
''18 yaşına bastığında bitecek bu evlilik ''
'' Neden 18 '' Diye sorduğumda gözlerini benden kaçırdı yola bakmaya başladı. Derdi vardı . Ama bana hiç bir şey söylemiyordu. İste şimdi kapana kısılmış gibiydim.
" O zaman reşit olacak " Kolumu bıraktı ve yavaş yavaş benden uzaklaşmaya başladı. Sıktığı yeri ovalamaya başladım. Kafam karışmıştı.
" Ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Bak seni doğru dürüst tanımıyorum bile. Ayrıca çok gizlisin . Hala anlamaya çalışıyorum ama taşlar yerine oturmuyor bile.... Neden .... Sadece o çocuk yüzünden mi? Hem eğer diyelim evlendik ve hakim karşısına çıktık . Ve çocuğu sana verdiler o zaman evli kalmamıza bile gerek kalmayacak . Neden 18'ini doldurmayı bekleyelim ki? " Tüm sorularımı bir anda sormuş ve cevabını bekliyordum.
" İki ay sonra gidiyorum da ondan "
"Neden ? Nereye? Nasıl????? "
" Nedenini sorma sadece bu evliliği kabul et " Dediğinde anlamayan gözlerle ona baktım . Biz evlenecektik ve ben onun nereye gideceğini bilmeyecektim öyle mi???
" Temelli mi?" Diye sordum . Hala kafam karışıktı. Esen rüzgarla birlikte üşüyen bedenimi kollarımla sardım . Az önce hava güneşliyken şimdi buz gibi olmuştu.
Ey yedi iklimi kuşatan Rabbim sen nelere kadirsin .
" Evet temelli . Kabul edecek misin?"
" Diyelim ki kabul ettim bana neler olduğunu söyleyecek misin ? "
" Zaman gösterecek " Dedikten sonra ellerimi tutup beni arabaya soktu. Şimdi ısınan arabayla biraz daha sıcakladım.
" Nereye gideceğiz "
"Evimize ."
"Ama kabul ettiğimi söylemedim ki "
" Söylemene gerek yok kabul etmek zorundasın sana ihtiyacım olduğunu biliyorsun? " Güldüm sadece . Araba yavaş yavaş hareket etmeye başladı. Pansiyonda eşyalarım kalmıştı.
" Eşyalarım vardı pansi..."
Sözümü keserek " Akşam şoförüm halleder ". Göz kırpıp arabasını sürmeye devam etti. Bana bundan bir hafta önce böyle ani bir evlilik alacağımı söyleselerdi asla inanmazdım.
Ahh hayat sen nelere kadirsin.
Araba durduğunda büyük gösterişli bir villanın önünde durduk. Yavaşça inmeye başladık. Bu o villaydı. Daha önce ilk geldiğim yerdi. Elini uzatıp elimi tekrar tuttu. Hızlı adımlarla yürümeye başladık. Hemen kapıyı açan genç bir kızdı. O gün ki teyze yoktu. Genç kadın bana gülümseyip içeriye davet etti. Hala tereddüt içindeydim . Murat'a baktığım onaylayan bakışlarıyla o da içeri girmemi bekliyordu. Yapılacak bir şey yoktu. İkimizin de birbirimize ihtiyacı vardı. Elden başka bir şey gelmiyordu. İçeri girdim . Gene o salon karşıma çıktı. O zarafetini parlaklığını göstermeyi eksik etmeyen salon ...
" Hoş geldiniz Murat bey , ve hanımefendi " dedi. Murat gayet sevecenle hoş buldum dedi. Bende sadece bir baş selamı verdin . Hala elleri elimdeydi.
" Meryem seni tanıştırayım müstakbel karım Toprak " Dediğinde kadın gayet eşsiz gülümsemesiyle bana baktı. Sanki her şeye hazırlıklı gibiydi. Şaşırmamıştı. Kafam hala karışıktı.
"Memnun oldum Toprak hanım " Deyip önümüzden çekildi . Murat'la birlikte merdivenleri çıkmaya başladık. Bir yandan yürürken diğer yandan evlilik hakkında konuşuyorduk .
Bir kapının önünde durmuştuk.
Altın kaplama kapı vay be
Odadan içeri girdik. Gayet şık döşenmişti. Her şey planmış gibiydi. Sanki plan yapılmış ve sonucu beklemiş duruyordu.
" Burası da odan Toprak " Eliyle reverans etti. Siyah beyaz bir yatak, kırmızı bir dolapla oda harika duruyordu. Şifonyerin üstü makyaj malzemesiyle doluydu. Yatağın üzerinde sayamayacağım kadar çok elbise vardı. Her elbisenin seçimine uygun tasarlanmış sık ayakkabılar boy gösteriyordu. İnanılmaz biri Murat. Şu halime bakıyorum ve ne kadar çok seviye geçtiğimi bir kez daha anlıyorum . Neden beni seçmişti ki ... Neden ben ??
" Beğenmedin mi? "
"Yoo beğendim "
" O zaman neden suratın asık " O kadar mı içimde geçen fırtınayı yüzüme vurmuştum . Sorusuna cevap vermeyip yatağın kenarına doğru geldim . Her şey iyiye gidiyordu ama hala içimde bir yerlerde mutsuzluk hormonu salgılanıyordu.
" Yarın nikah memuru gelecek. Zaten büyük bir düğün olmayacak . Gayet sade sadece şahitlerin bulunacağı küçük bir nikah. Ayrıca odamız ayrı olacak merak etme . Her ne kadar evlenecek bile olsak bunun sahte bir evlilik olduğunu her ikimizde biliyoruz. Değil mi Toprak ?"
" Hı hı tabii ki de " Dedim ve yatağın üzerinde duran sade beyaz elbiseyi elime alıp göz geçirdim. Her şey çok garipti .
" İyi o zaman seni odanda baş başa bırakıyorum " Deyip kapıdan çıkmıştı. Yalnızlığımla baş başa bırakarak . O gittikten sonra ayağa kalktım . Ve pencerenin önüne gelip devasa manzarayı izlemeye başladım. Bütün günün yorgunluğu bu manzarayla silinebilecek gibiydi. Doğru karar aldığımı düşünüyordum . Paraya ihtiyacım vardı. Bankaya olan borcumu ödeyecektim . Her şey üst üste gelmeye başlamıştı. Kafam iyice allak bullak olmuştu. Sadece o çocuk 18 yaşını doldurana kadar bu ama mahkumdum . Belki zamanla boşanabilirdik. Belki de beni istemeyecek ve bizzat o evliliği bozacaktı. İçimden dualar ederek yatağa yattım. Bir süre sonra zaten uyumuştum ...