9. Bölüm

1836 Kelimeler
“Şey.. şey..” diye kekeledim.. Şükrü amca, “Kızım sen.. ne yapıyorsun ki burada” dedi. Sesindeki hayal kırıklığını iliklerime kadar hissetmiştim. “ Ben ona.. Yani Kenana şey.. vurdum kepçeyle” dedim zorlukla. Benim dediğimi duydukları an içeriye adımladılar. Koridorda bir ben bir Melek abla kalmıştık. Kızgın bir ifade ve ateş saçan gözlerle bana bana bakıyordu. Aramızdaki gerilim o kadar yüksekti, tüylerim ürpermişti. Yanlış bir şey yapmışım gibi ne kıpırdayabiliyor ne de konuşabiliyordum. Melek abla yanıma ykalştı ve kulağıma, “Kenandan uzak dur !” dedi ve içeri girdi. Kendimi zorlayarak içeri girdim. Kenan yatakta oturur pozisyona gelimiş konuşuyordu. Rozalin şaşkın, Melek abla kızgın, Şükrü amca ve Hamide teyze ise hayal kırıklığına uğramış gibi bana bakıyorlardı. Muhtemel damat adaylarını ellerinden almış gibi duruyordum. Başımı yere eğdim. Kenan ortamdaki garipliği fark etmiş olacak ki müdahale etme gereği duydu. “Kemal amcanın deposunda bir elektirik kaçağı varmış benden oraya bakmamı rica etmişti. Bende depoya Rananın un çuvalını sırtlandığını gördüm ve ona yardım etmek için ucundan tuttum. Oda korkup yerden aldığı şeyle bana vurdu. Benim hatamdı onu gördüğümde seslenmem lazımdı. Sonrası malum buradayız” dedi. Melek abla hariç herkes de bir rahatlama olmuştu ama benim acilen harekete geçmem lazımdı. Bu yanlış anlaşılmayı ortadan tamamen kaldırmam gerekiyordu ve ilk adım olarakda buradan ayrılmalıydım. “Şükrü amca, madem siz geldiniz bende gideyim. Apar topar iş yerinden ayrıldık geri dönmem lazım” dedi. Ve Kenanın yanındaki ceketime uzandığım anda Kenan bileğimden yakaladı ve, “ İyi olabilirim ama benim bu halimden siz sorumlusunuz. Yani bana bakmanız lazım” ded. Ne! Neee! Neeeeeee! Ağzım açık kalmıştı. “ Hemşire iyi olduğunuzu ve yarın çıkabileceğinizi söyledi” dedim. Başımı çevirip Şükrü amcaya baktığımda birden ayaklandı, “Hasta ziyareti kısa olur. Geçmiş olsun oğlum” dedi ve odadan dışarı hepbirlikte çıktılar. İşte bu bana çok ağır geldi. Beni ailesi gibi kuçaklayan insanları üzmüştüm. Kendimi onlara ihanet etmiş gibi hissediyordum evet belki böyle birşley ortada yoktu ama onlar öyle anladılar. Hayır hayır hemen buradan çıkmam lazım. Kenanın hala elimi tuttuğunu farkettim. Elimi sirkeleyerek ayırdım, “Sana vurduğum için çok ama çok özür dilerim. Ama benim şimdi gitmem lazım beni.. bizi yanlış anladılar” dedim ve odadan kaçarcasına çıktım. Koşa koşa Şükrü amcalara yetiştim. “Beni de eve bırakabilir misiniz?” dedim. “Tamam kızım” dedi Şükrü amca ve aşırı sessiz ve gergin bir şekilde arabaya kadar yürüyüp bindik. Rozalin sessizce, “Neler oluyor” dedi. “Sonra anlatırım” dedim. Acilen bir çözüm bulmalı Kenan ile aramda hiç bir şeyin olmadığını onan kanıtlamalıydım. Ben buraya aşık olmak için gelmedim benim hedeflerim var ve ben bu hedefimi muhakkak gerçekleştirecektim. Önce beni evime bıraktılar. Eve girip durum değerlendirmesi yaptım. Onları nasıl inandırabilirim diye düşündüm durdum. O sıra telefon zil sesim salonda yankılanınca elime aldım. Arayan Rozalindi. “ Hiç bir detay atlatmadan anlatıyorsun kızımm dedi” muzipce. “Kenan herşeyi anlattı ya ne bir eksik ne bir fazlası var. Arkamdan gelince biri bana saldıracak sandım ve korktum panikle ona vurdum. Kemal amca ile hastaneye getirdik o geri döndü çok geçmeden de siz geldiniz” dedim “Aranızda ne var?” biraz duraksadı. “Sana farklı bakıyor.” Dedi. “Saçmalama canım normal bakıyor işte” bu dediğime ben bile inanmadım ya neyse. “ Canım Rozalinim burada beni yalnız görüyor halime üzülmüştür ha.” Sonunda ağzındaki baklayı çıkardı. “Ablam onu seviyor. Babamda onu hep damadı gibi gördü. Bu yüzden hep onları yemeğe yolluyor aralarında birşe olsun diye. Geçen Salı yine görüştüler ama nedense yemek yemeden hemen geri döndü ablam. O gece de Kenanı senin evinin orada görmüş kız yoksa o kıyafetleri senin için mi istemişti? “ dedi. Ben şuan şaşkınlığın elli tonunu yaşıyor bu işin içinden nasıl kurtulacağımı düşünüyordum. Zihnimdeki taşlar bir bir yerine oturmaya başladı Salı akşamı benim ona yemek götürdüğüm akşamdı. Muhtemelen kapıda abime sarıldığımı da Kenan gördü. Ve benimle o yüzden iletişime geçmedi. Hemen acil plan yapmalıyım en hızlısından ve inandırıcısından. “ Alo .. aloo Rana” diyen Rozalini zorlukla fark edip ona “Canım çok yorgunum sonra konuşalım mı ?” dedim ve vedalaşıp kapattık. Kenan aramızdaki her neyse hiç başlamadan biran önce bitmeliydi. Bitmeliydi ama nasıl? Sabah ilk iş hazırlanıp evden çıktım. Planım hazırdı. Bu kısır döngü birazdan son bulacaktı. Önce markete girip kocaman bir orkide aldım ve Şükrü amcalara varıp zile bastım. Hamide teyze kapıyı açıp her zamanki gibi beni şevkatle sardı. , “Hoş geldin kızım geç kahvaltı masası hazır yiyelim dedi” yanağından kocaman öpüp, “Bu çiçekler sana Hamide teyzem” dedim ve içeri geçtim. Çiçeklere zaafi olduğun biliyordum. Herkes masaya geçti ama beni gören ufak bir şaşkınlık yaşıyordu. Yukardan Melek ablanın gayet zarif bir şekilde indiğini görünce hemen fırladım, yıkama yağlama işlemi başlasın. “ Ooo Melek ablamm bu ne güzellik. Su gibi olmuşsun.” Islık çaldım. “Abla cildin ne kadar güzel nereye gidiyorsun benide götürsene. Oha! bu nasıl ince bir bel maşallahın var ablacım” dedim ama nasıl sırnaşıyorum görmeniz lazım . Neye uğradığını şaşıran Melek abla bir bana bir ev halkına baktı. Biranda onu gıdıklamaya başlayınca gülmeye başladı sonra belime dolandı, “Hadi aşağıya inelim canım “ dedi gülerek masaya oturduk. Kahvaltılıklardan aldıktan alırken bana çay barağını uzatınca herkese gülümsedi. Şükrü amca, “Kızım Kenan ile bugün o marketler zincirini ikna etmeye çalışın.” Dedi. “Şükrü amca izninizle birşey açıklamak istiyorum.” Biranda masada soğuk rüzgarlar esmeye başladı. “Kenan bey, bir kaç kere bana çok zor anımda yardım etti. Ona çok şey borçluyum onun sayesinde size kavuştum. Kenan beye çok minnatarım .Ailem beni, iyilikle gelene iyilikle git diyerek büyüttü. Geçen gün onun kaşını yardığımda onu öylece hastanede bırakamazdım oda beni bırakmamıştı. Ama hepsi bu. Daha önce açıklamaya fırsatım olmadı. Ben sözlüyüm.. sözlüm şuan askerde ve benim okulum bittiğinde onun askerliği bitmiş olacak.” Ne saçmalıyorum ben ya. Ben değilmiydim evlenmemek için ondan kaçan! Lanet olsun onu resmen sözlüm olarak kabul ettim. Millet hayretle bana bakıyordu. Ve devam ettim, “Yusufu bilirsiniz Hasanoğullarının en küçüğü. Onun ile sözlüyüm. Buraya geldiğimde bu konuyu açacak ortam olmadı. Açıkcası günler çok hızlı geçti.” Masada melek abla dahil herkes derin bir nefes aldı. Sonra Şükrü amca bana döndü, “ Onlar aşiret değiller miydi. Adnan nasıl verdi?” işte bu beklenmeyen soruydu bende bilmiyordum ki. “ Sevdik..” Altı harf, iki hece.. Ağzımdan çıkan bu sesler o kadar zor geldiki yüreğim burkuldu. Gözlerim doldu. Ben ondan nefret ediyorum nefret! Lanet olası Yusuf ilk defa bir işe yaramıştı. Kenanla bir ilişkim olamayacağını anlayan ev halkı rahatladı. Sakince kahvaltımızı yapmaya devam ederken, zil çaldı gelen Kenandı. Melek abla etekleri uçuşarak masadan kalktı ve Kenanla birlikte çıktılar. İşte herşey buraya kadarmış.. Evet ben Kenana aşık değildim ama onun çekimine girmiştim. Onu gördüğümde kısa çaplı minik minik heyecanlanmalarım hoşuma gitmişti. Kokusu geldiğinde vücudumu saran bir rahatlama.. Güldüğünde gözlerinde açılan cennet bahçeleri beni başka duygulara sürüklüyordu. Belki ilerleyen zamanda aramızda birşeyler olabilirdi. Ama artık bu ihtimal Yusufu sözlüm olarak ilan ettiğim an tamamen ortadan kalkmıştı. Eminim ki Melek abla bu durumu Kenana bildirecekti. “Hamide hanim, bir tatlı yapsan da yesek” dedi Şükrü amca. Ben yaparım diyerek fırladım. Tatlıyla işim bittikten sonra vedalaşıp okula geçtim. Hocalar bizlere çeşitli projeler dağıttı ve araştırıp sunum yapmamızı istediler. Mishel ile ekip olduk. Bizim projede Amerika daki Çin sokağıydı. Orayı araştırıp projeyi hazılayacaktık. 2 gün sonra için anlaşıp okuldan eve geçtim. Evimde Çin sokağı hakkında bilgi edinmek için laptobumun karşısın da saatlerce vakit harcadım. Önemli yerleri ve tapınaklarını araştırdım. Notlarımı alarak geceyi sonlandırmak için odama çıktım. Üzerimde hem büyük bir rahatlama hemde hüzün vardı. Ama olması gereken buydu. İki gün sonra sabahın erken saatlerinde Mishel ile anlaştığımız yerde buluştuk. Ağzım açık şekilde Çin sokağına bakıyordum. Abi adamlar buraya bildiğin küçük Çin i kurmuşlar ya.. beni biri gözümü kapatıp buraya koysa yemin ediyorum Çindeyim zannederim. Ara sokaklara ilerledik ve en büyük tapınaklarının önünde durduk. İçeri girmemiz için ayakkabımızı çıkarmamızı istediler. Hemen hemen yerin fotoğrafını çektim ve mishelde notlar aldı. Tapınaktan sonra sokakların fotoğraflarını çektik, sokak satıcıları ve sokak yemeği kültürü çok fazlaydı. Mishel ile ayrılıp iki ayrı sokağa dağıldık. Toplamda 5 saat süren araştırmamızın yeterli olacağına karar verdim. Aşırı derecede acıkmıştım. Misheli aradım oda, “Bana bir yakışıklı buldum sende gel konum atıyorum”dedi. Attığı konuma doğru yürüyorum burası bildiğin barlar sokağı gibi. Tekrar aradım emin olmak için barın dışına çıktı ve misheli gördüm. İçeri girdik ama benim üzerim buraya uygun değildi. Hele ben hiç uygun değildim. Ama bu sefer bir çılgınlık yapabilirdim dimi. Hem üzerimdeki stresi de atmış olurum. Biraz dans etmekten bir zarar gelmez dimi. İçimdeki mantıklı yanım hemen devreye girdi. ‘ sen tam bir salaksın. Kıbrıs da bile bara gitmedim burada gidersen..’ hemen onu susturup işime bakmalıydım. Onu az daha dinlersem buradan koşarak uzaklaşacaktım. “Mishel sen geç ben wc ye gireceğim” dedim. Wc ye girdiğimde tayıtımı çıkardım üzerimdeki tunik mini bir elbise oluverdi. Uzun kollarımı dirseklerime kadar çektim saçlarımı da açıp suyla islatıp kabarttım. Makyajımı da yapınca artık bir bar için uygundum. Hadi bakalım şimdi eğlenme zamanı.. Bara geçip Misheli buldum yanında bir kaç çocuk daha vardı. Hani bu Çinliler çirkindi. Allah çarpar zalimin oğulları bune yakışıklılık. Pürüzsüz bir ten, fresh bir koku, ince uzun boylar ve hülyalı bakan gözler. Ağzım açık yakışıklıları süzdüm. Mishel kulağıma eğilip, “ Beğendiğin varsa söylemen yeter bebek.” Dedi arsız şey. Elime hemen bir kokteyl verdi buz gibiydi bir dikişte içtim. Bir tane daha istedim. Yorgunluk ve açlığın üzerine kokteyl beni biraz sersemletince Mishele dönüp, “Alkol mu vardı bunun içinde?” diye sordum. “Tabi ki “ demesin mi? Ve ben neden sersemlediğimi anlamıştım. İyiden iyiye çakır keyif olmuştum bile. Mishel kolumdan tutup piste çekince dans etmeye başaldık. Hoplamak.. zıplamak.. eğlenmek... ben bunu çok uzun zamandır yapmıyordum. Kaygısızca hareket etmek nasılda güzel birşeymiş. Etrafımızda o Çinli yakışıklılar gelince dansa devam ettik ama ben alkolun etkisiyle sendelemeye başlayınca çinli çocuğun biri beni belimden tutup kendine çekti. Bu iyi değildi işte. Hoşlanmamıştım. Yoruldum diye bahane ederek bara geçtim tabi ki o çocukta peşimden geldi. Barmene “İki Margarita” dedi onuda içince ben artık insanları çift görmeye başladım çünkü alkol dayanıklı biri değildim. Aklıma birden Kenan geldi. Telefonumu çıkartıp ona mesaj attım,“ duyguz!! Soğuk nevale” diye. Anında aradı. Şok oldum! “Rana “ dedi. O kalbimi eriten sesiyle. “Evet” dedim dilim dolanarak. “Neredesin!” dedi şaşkınca. Neredemiyim? Ben şöyle bir etrafıma baktım. Mantıklı sesim ‘bardasın salak ‘ dedi çemkirerek. “ Sana ne! Buzdan Adam!” dedim. Ve telefonu kapatıp bara bıraktım. Birer Margarita daha kondu önümüze onuda içtim. Adını bile bilmediğim Çinli çocuk iyice sırnaşmaya başalyınca acilen bu ortamdan ayrılıp evin yolunu bulmam gerektiğini anladım. Çocuk sinek gibi yapıştı dans edelim diyip duruyor benim sinirlerim bozuluyordu. Mishel yanıma gelince ona, “Ben artık gidiyorum”dedim. “ Bebeğim daha yeni eğleniyorduk”dedi. “Benim için yeterli canımm” diyip yanakarından sulu sulu öptükten sonra çantamı, ceketimi alıp hesabı ödedim. Çinli hala peşimde bu seferde, “Otele geçelim yorgunsan” demesin mi? “ Hayır!!” diye cevap verdim. Bir hızla onu ittirip çıkısa yöneldim. Sendeleye sendeleye merdivenleri çıkarken gücümün bittiğini hissediyordum. Gözlerim kaymaya başlamıştı, içimdeki mantıklı yanım çoktan valizini toplayıp gitmişti bile. Daha fazla dayanamayıp merdivene çöktüm oturdum. Gözlerim kapandı ve finishh...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE