Ben Agner'in iyiliklerine minnetlerimi sunmak ve onun takımında yer alabilmek için var gücümle çalışırken, O da bana her konuda destek olmaya devam ediyordu. Bunu bazen birkaç heveslendirici sözle, bazen ufak hediyelerle ve bazen de bana gizlice verdiği taktiklerle yapıyordu. Onun her hali, konuşması ve yaptığını duyduğum her görevi beni bir kafes gibi içine çekiyor, orada tutsak ediyordu. Agner Haken benim olmayan babam olmakla kalmamış, sanki ileride ne olmak istediğimin temsili haline gelmişti. Ben de bir gün Agner gibi olmak için can atıyordum. Artık kardeşler yurduna geleli üç seneden fazla olmuştu. On sekiz yaşıma girmek üzereydim. Aslında ben hangi gün doğduğumu bile bilmiyordum ama Agner bana bir kimlik oluştururken yeni yılın ilk gününü yazdırmış. Bu benim yeni bir hayata başlam

