Durgun denizin etrafını sana kara bulutlar yükünü boşaltmak için fırsat kollarcasına dolaşıp duruyordu. Yükünü boşaltacaktı ki, hafifleyecekti, hafifleyecekti ki yerine yeni bir gün, yeni umutlar, yeni hayatlar doğabilsin. Belki çok zarar görecekti, belki de dalgalar her kıyıya vurduğunda bir yara daha açacaktı ancak çok daha iyi olacaktı. Şimdi fırtınalar kopsa da, güneş mutlaka yüzünü gösterecekti. Eva' nın kalbi de o durgun deniz gibiydi, fırtınası hiç eksik olmuyordu. Yara üstüne yara alıyor, her yanı kanıyordu. Doğacak güneşi hâlâ görememiştir ancak birgün görebilirdide, hatta belki çoktan yüzünü göstermişti. "Gel." Luca' nın açtığı kapıdan içeri girerken kollarını birbirine sarıp kendini sakinleştirmeye çalıştı. Neden bu adamın peşine takıldığını bilmiyordu, neden ona sığındığını

