bc

EVA - Aşıklar Serisi 2

book_age12+
1.1K
TAKİP ET
4.0K
OKU
love after marriage
friends to lovers
dominant
badboy
CEO
mafia
drama
bxg
city
first love
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Rengârenk hayatı bir gecede tek bir renge mahkûm edilmiş bir kadın...

Ve onun hayatına, kendisinin bile sahip olmadığı renkleri bulaştırmayı amaçlayan bir adam.

Fırtınalı bir aşk, cesur bir adam ve onun cesareti karşısında korkan bir kadın...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Hastane Odası
Genç kadın elbisesinin yandan olan fermuarını kapatırken donuk bakışları kaçıncı katta olduğunu bilmediği odasının camından şehrin manzarasını izlemekteydi. Bugün bu odada ki son günüydü. İyi miydi? Bilemiyordu. Zihnindeki hiçbir soruya verecek bir yanıtı yoktu. Sadece karmaşa vardı orada, büyük bir karmaşa. Ve tüm bedenini titreten o çığlık sesleri. Bir kez daha titredi bedeni, kesik bir nefes çekti artık nefes almak istemeyen ciğerlerine. Ah! Yine aynı düşünceler. 'Ölüm yok!' dedi içinden onlarca kez. Öyle bir hata yapmayacaktı, yapmaması gerektiği söylenmişti değil mi? Ruhsuz bakışlarını camdan çekip yatağına doğru ilerledi ve yavaşça üzerine oturdu. Birazdan Jack gelecek ve bu hastahane odasından kurtulacaktı. Sevmiyordu bu odayı ve buna benzeyenleri. Sevmiyordu bu yatağı, bu çarşafı, bu yastığı. Sevmiyordu mahkum olduğu beyazı. Saftı beyaz, tertemizdi, canlıydı. Onun aksine... Bakışlarını günlerini hatta aylarını geçirdiği yataktan çekip hemen karşısındaki duvara çevirdi. Duvardaki büyük aynada gördüğü aksi hiç hoşuna gitmemişti. Sanki biraz daha eksilmişti, biraz daha tükenmişti. Üzerindeki elbiseye kaydı bakışları... beyaz. Yine mahkum edilmişti en temiz renge. Bu renk miydi gerçekten onu hayata bağlayan, bu renk miydi bir gün daha gereksiz yere nefes almasını sağlayan. Güldü haline, eğdi başını.Sarı saçları yüzünün iki yanından indi aşağıya. Acınacak haline gülüyordu en cansız şekilde. Kapının açılma sesini duyduğunda gitme vaktinin geldiğini anlayarak derin bir nefes aldı başını kaldırırken. Aldığı nefes kapıda gördüğü adamla yarıda kesilirken istemsiz bir şekilde tedirgin oldu, ucuna oturduğu yataktan yavaşça baş ucuna doğru kayarken terleyen ellerini nefret ettiği beyaz çarşaflara sürttü. Genç adam alışık olduğu bu tepkiye artık şaşırmıyordu. 'Ben tehlikeliyim' diye bağıran bedenine inat masum bir gülümseme yerleşti dudaklarına. Bu şehirdeki son günüydü ve bir kez daha görmek istemişti onu. Son aylarda kaç kez gelmişti buraya hatırlamıyordu, bahaneye ihtiyacı yoktu, istiyordu ve geliyordu. Bugün çıkıyordu hastahaneden, bakışlarını genç kadının ürkek bakışlarından çekip incelemeye başladı. Beyazlar içinde öyle muhteşem, öyle ulaşılmaz duruyordu ki, ona nasıl ulaşacağını bir türlü bilemiyordu. Onun hareketlenmesi ile bu odada daha fazla kalamayacağını anladı. Buradaki tedavisi bitmişti ancak hâlâ aynıydı genç kadın. O gece bahçesindeki güçlü, sarsılmaz duruşun yerini ürkek, her hareketten irkilen biri almıştı. Dişlerini sıktı, neden bu halde olduğunu bildiğinden aklına geldikçe içinde büyüyen öfkeye mani olamıyordu. Yıkmak istiyordu, parçalamak, öldürmek, ona bunu yapanların sıcak kanını ellerinde hissetmek istiyordu. "Git." Öfkeyle kararan bakışları duyduğu o naif, ürkek sesle yerini şefkate bırakmıştı. Belli ki onu korkutmaya başlamıştı. Başını salladı, her gelişinde olduğu gibi elini cebine attı ve kare şeklindeki çikolata paketini yavaş adımlarla yatağa yaklaşarak az önce onun kaçtığı yatak ucuna bıraktı. Her adımında onun biraz daha gerilemesi sinirlerini bozdu, ondan korkması hoşuna gitmiyordu. Herkesten korkabilirdi ancak ondan korkmasındı. Geldiği adımları bakışlarını genç kadından çekmeden kapıya ulaştı ve geldiği gibi sessizce gitti. Genç kadın ise kapanan kapı ile rahat bir nefes alıp tekrar güvende hissetmenin rahatlığını yaşadı. Gözleri yatağın ucuna bırakılan pakete kaydığında gülmemeye yeminli dudakları küçük bir hareketle kıvrıldı. Bir çikolata paketinin onu güldürmesi ne acıydı. İkinci kez açılan kapı bu sefer bu hastahanedeki son anları olduğunun kanıtıydı. Jack her zaman ki uçuk tarzı ile odaya girdiğimde en geniş gülümsemesini sundu arkadaşına. "Hazır mısın bebeğim?" Eva konuşmaya niyeti olmadığını belli ederek sadece başını sallamış ve az önce bırakılan çikolata paletini sıkıştırdığı çantasını da alarak ayaklanmıştı. Onu kapıda bekleyen Jack' in yanına gelir gelmez hemen koluna girmiş ve biraz olsun güvende hissetmeye çalışmıştı. Uzun bir süre güveneceği tek erkek Jack olacaktı, başka bir erkeğin ona dokunması demek yeni bir kriz demekti. Eva'nın bu hali her ne kadar Jack' in yüreğini parçalasa da bunu ona belli edemezdi. Eva' ya iyi gelen gülüşü o yanındayken her zaman yüzündeki yerini alacaktı. Tedirgin bir şekilde attığı hızlı adımlarla hastahaneden çıkarken bir kez olsun başını yerden kaldırıp etrafına bakmamış, kimseyle göz göze gelmemişti. Bu cesareti aylar önce kaybetmişti. Sonunda Jack'in açtığı kapıdan arabaya bindiğinde ve Jack hemen yanında yerini aldığında rahat bir nefes alabilmişti. "Kızlar evde mi?" dedi kapalı gözleri ardından. Jack her zaman ki coşkulu haliyle konuştu. "Evet, sana muhteşem bir hoş geldin partisi hazırlıyorlar. Leyla kocaman bir pasta yaptı, ah görmen gerek. Onu parmaklamamak için zor tuttum kendimi, tabi Leyla' nın attığı tehditlerinde payı yok değil. Aylin yemek yapamadığı için evi süsledi, her yer balon dolu, çok saçma. Üstelik hepsini bana şişirttiler, neyse ki teknoloji ilerledi de değerli nefesim bana kaldı." Eva sonunda gözlerini açıp yüzünü buruşturdu. "Çok konuşuyorsun." dedi hoşnutsuzluk içinde. Jack kollarını iki yana açıp yüzüne masum bir ifade kondurdu. "Üzgünüm, ben böyleyim." dedi dişlerini gösterirken. Eva onun sözlerine hiçbir tepki vermezken başını koltuğa yasladı. "Biricik ne yapıyor?" Eva' nın bu umursamaz haline gözlerini devirdi Jack. "Ah o mu, tabi ki etrafa emirler yağdırıyor. Aşkından kafayı yemek üzere." Jack şikayetlerini sıralarken farkında olmamıştı ancak Eva' nın dudaklarında mimik bir kıpırdama oluşmuş hemen ardından yine eski haline dönmüştü. Yol boyunca bir an olsun susmayan Jack, Eva' nın aklına çeşitli intihar senaryoları getirirken bunlardan en mantıklısı hızlı giden arabada kendini yola atmaktı. Neyse ki sonunda evlerinin önüne gelen araba ile kendini dışarı atmış ve günler sonra o hastahane odasından başka bir yerde olmanın hazzını yaşamıştı. Sadece birkaç dakika boyunca yaşadığı o sakinlik evinin kapısının açılıp kızların koşarak üzerine gelmesi ile son bulmuştu. O andan sonrası saatler süren bir curcuna olmuştu. Aylar sonra ilk kez kendini ait olduğu yerde ve sevdiği insanlar arasında hisseden Eva belli etmese de o anlardan büyük keyif almıştı. Akşam saatlerinde Aylin' in yaptığı yemeklerden sonra kullandığı ilaçların getirdiği uyku ile Biricik eşliğinde odasına çıkarılmıştı. "Sen burada bekle şimdi." diyen Biricik Eva' yı yatağa oturtup odadaki büyük dolaba yönelmişti. İçinden Eva için bir pijama çıkarıp geri döndüğünde Eva yorgunca pijamalara uzandı. "Kendim giyinebilirim." diyerek ayaklandı. Onun soğuk davranışları Biricik' in kaşlarını çatmasına sebep olurken elindeki pijama takımını ona verdi. "Bana bak sarışın, seni havuza atmamı istemiyorsan düzgün konuş benimle." dedi ce arkadaşının eline uzandı. Suratı tıpkı alınmış küçük bir çocuk gibiydi. "Üzülüyorum sonra, hani ben başkaydım. Ne bu soğuk konuşmalar." Eva ellerini Biricik' ten kurtarıp soyunmaya başladı. "Bu tripleri yanlış kişiye atmıyor musun?" Biricik dudaklarını büküp omuz silkti. "Ona da atacağım günler gelecek." Eva pijama üstünü giyip alt kısma geçti. "Önce sana aşık olmasını sağlamalısın." dedi sesindeki alayla. Biricik bir elini yumruk yapıp kaldırdı. "Oda olacak göreceksin, bu sene içinde onu kendime aşık edip nikah masasına oturtmazsam bana da Biricik demesinler." Eva çıkarttığı kıyafetleri katlarken kaşları havaya kalkarak baktı arkadaşına. Kendinden emin konuşmuştu ve Eva Biricik' in bunu yapacağına emindi. Doruk' un onun elinden kurtulma şansı yoktu, o Biricik Dinçer' di. Sevdiği adam için girişmediği oyun, yapmadığı tiyatro kalmamıştı. "Mümkünse düğünü bahar ayında yap, yaz ayında İstanbul çok sıcak oluyor." Biricik Eva' ya gülerken elindeki kıyafetleri alıp dolaba yöneldi ve oda pijamasını giymeye başladı. O sıra Eva yorgun bedenini tamamen beyaz çarşaflarla bezeli büyük yatağına bıraktı. Biricik üzerini giyinirken bakışlarını odasında gezdirdi. Yine beyaz dedi içinden, o gelmeden Biricik ve kızlar evini baştan aşağıya değiştirmişti. Yavaş yavaş renklenen hayatı yine bir gecede beyaza teslim olmuştu. Biricik üzerini giyinip yataktaki yerini aldığında Eva ona doğru dönüp iki elini yanağının altına koydu. "Kırmızı koltuğum vardı." dedi. Biricik' te tıpkı onun gibi ona dönüp bir elini Eva' nın omzuna koydu. "İleride sana daha güzelini alacağım." dedi sesinde engel olamadığı hüznüyle. Eva' nın tedavisinde sona gelmişken tekrar en başa sarmak Eva' dan sonra en çok Biricik' i etkilemişti. Eva göz kapaklarını usulca kapatıp açarak onayladı onu. "Kısa bir süre de olsa hayatında başka renklerin olması güzeldi." dedi burukça. Biricik dolmak için zorlanan gözlerini yumup kollarını dostuna sardı. "Bir gün tüm o renklere tekrar sahip olacaksın, söz veriyorum." Başı Biricik' in kolunda olan Eva gülümsedi hafifçe. Varla yok arası bir şeydi. "Biliyorum, sen söz verirsen tutarsın." O geceden sonra ki bir hafta kızlar ve Eva bol bol gezmiş ancak kalabalık ortamlardan özellikle kaçınmışlardı. Eva yavaş yavaş alışsa da yine de tedirgin olmadan duramıyordu. Bir haftanın sonunda evde durmanın onu daha kötü bir ruh haline sürüklediğini söyleyerek şirketin başına geçmiş ve o yokken Jack tarafından yürütülen işleri tek tek elden geçirmişti. Bu süre boyunca her akşam kızlardan biri onu zorla şirketten çıkarmış ve eve gelmesini sağlamışlardı. Oysa kulaklarında çınlayan çığlıklar ancak kendini işe verdiğinde susuyordu. Eva' nın yoğun başlattığı iş temposunun sonunda kızlar ve Jack' in zorlaması ile artık sadece mesai saatleri içinde çalışmaya söz vermişti. Sözünü tutmasa bile Biricik tarafından tutulan korumaları onu dakika başı uyararak o koltuktan kalkmaya zorluyordu. Her akşam iş çıkışında kendi arabasının biraz ilerisinde duran aynı model ve plakadaki araba bir süre sonra eskisinden daha dikkatli olan Eva' nın dikkatini çekmişti. Herhangi bir düşmanları yoktu, o arabanın orada durma sebepleri her neyse zarar verici bir şey olmamasını umdu. Aklına gelen bir ihtimal vardı ancak böyle bir şeyin de oluru yoktu. Hastahaneden çıkalı birkaç hafta olmuştu ve bugün Biricik ve kızlar geri dönüyorlardı. Onlara gitmemelerini söylemek için çırpınan bir yanı vardı ancak onlarında kendi hayatları ve işleri vardı. Daha fazla ona bakıcılık yapamazlardı. Neyse ki hissettiklerini gizlemek artık onun için çokta zor bir şey değildi, tıpkı şimdi ki gibi. Eva, dolgun ancak renksiz dudaklarına varla yok arası bir gülümseme yerleştirip başını hafifçe sağa sola salladı. "Olmaz, gittiğinden emin olmam gerek." Biricik yüzüne yalancı bir alınganlık yerleştirip dudaklarını büzdü. "Benden bu kadar sıkıldığını bilseydim daha önce giderdim." "Gerçekten mi? Daha önce belli etmeliydim desene." Eva' nın sözleri ile sessizce kıkırdayan iki arkadaş bir kez daha sıkı sıkı sarıldı birbirlerine. Gerçek dostluklar asla kolay kazanılmıyordu, kazanıldığında ise kolay kaybedilmiyordu. Havaalanında Biricik' in bineceği uçağın anonsu yapılırken, Biricik' in bakışları Eva' nın hemen arkasında birkaç adım gerisinde bekleyen kadın korumaları kaydı. Bakışları tekrar Eva' ya döndüğünde ciddi bakışlarının yerini şefkatli gözler almıştı. " Yanıma gelmek için bir bahaneye ihtiyacın yok, kızlar her an yanında olacak. " " Biliyorum Biricik, beni merak etme. Kızlar nerede kaldı?" diyerek etrafına kısaca göz gezdirdi Eva. "Gelirler şimdi, tuvalet kalabalık olabilir." Aylar önce Biricik, Eva ile kalmaya başladığında kısa süre içerisinde doktorun ve kızlarında fikrini alarak Eva' ya daha iyi geleceğini düşünerek Aylin ve Leyla' yı yanına çağırmıştı. Tabi bunun sonucu olarak abisinin ve Arslan' ın sitemlerini de çekmiş ancak çokta umursamamıştı. Eva arkadaşını başıyla onaylayıp dudaklarına küçük bir gülümseme yerleştirdi. Daha fazlası içinden gelmiyordu, gelemiyordu. Onun tüm gülüşleri yıllar önce çalınmıştı ona göre, yeni yeni kazandığı kahkahalarını tekrar kapalı bir kapının ardına kilitlemiş, kilidini de dibi görünmeyen bir kuyuya atmıştı. Şimdi ona kalan küçük bir gülümsemeydi sadece, en yakınlarına sunduğu. "Sizi karşılayacaklar değil mi? Haber verdin değil mi?" Biricik' in aklına günde sayısız kez Leyla ile konuşma fırsatı yakalamak için kendisini arayan abisi geldiğinde bezgince göz devirdi. Hayır, onun yüzünden belki de biricik aşkı Doruk aradığında telefonu meşgul çalıyordu. "Tabi ki de haber vermedim Eva, yeteri kadar başımı şişirdiler. Bir Arslan kadar olamadı ya şu abim, şeytan diyor sürüm sürüm süründür aklı başına gelsin." Eva, abisinden yakınan arkadaşına tekrar küçük bir gülümseme ile baktı. "Sen önce kendi ilişkini düzelt, eminim Leyla yapması gerekeni yapacaktır." Biricik' in düz dudaklarının bir kenarı hafifçe yukarı kalktığında gözlerinde yanan ışıkları Eva bile fark etmişti. Doruk' un çekeceği vardı. "Merak etme, fazlasıyla sıkıldım bu işten." "Geldik geldik." Leyla, topuklularının üzerinde koşa koşa yanlarına vardığında kendini Biricik' e yaslayıp soluklanmaya başladı. Hemen arkasından da Leyla ile tuvalete gittiğine bin pişman olan Aylin gelmişti. "Of, çok yoruldum. Ben hayatımda böyle kalabalık tuvalet görmedim. Yahu kaç saatlik uçağa bineceksin, makyaj yapmak nedir ya?" Aylin abartılı bir şekilde gözlerini devirip Leyla' ya döndü. "İyi de sende makyajını tazelemek için gittin." "Evet ama benim bir sebebim var sonuçta, bekleyenim var." Leyla hülyalı bakışlarını boşluğa odaklayıp özlem duyduğu adamın hayalini kurmaya başladı. Biricik, Leyla' nın yüz ifadesine bakıp suçlu gibi bir adım Eva' ya yaklaştı. "İyi de abimin geleceğimizden haberi yok ki." Leyla' nın boşluğa dalan bakışları ışık hızında Biricik' e döndüğünde Eva ona yaklaşan arkadaşından bir adım geriye kaçtı. Leyla bu, ne yapacağı belli olmaz. Leyla' nın gözlerinde öfke kıvılcımları parlarken sinirli bir gülüş yerleşti dudaklarına. "Şaka yapıyorsun." Biricik, bakışlarını 'seni kurtaramayız' diye bas bas bağıran arkadaşlarından gezdirip Leyla' ya döndü. "Değil, ama bir sor neden yaptım." "Sormuyorum," diye hafifçe sesini yükselten Leyla, gözlerini kapatıp bir kaç derin nefes aldı. Sabahtan beri yaptığı hazırlıklar boşa gitmişti. " ya da boşver, soruyorum. Neden haber vermedin çok sevgili müstakbel görümceciğim." Biricik, yüzüne sevimli bir gülümseme yerleştirip arkadaşının koluna girdi. "Bak şimdi, biz kaç aydır ortalarda yoktuk. E onlarda şirketin yeni iş anlaşması yüzünden sadece bir iki kez geldiler. Biliyorsun ki şu an Antalya' da ikisi de, zaten aldığım bilete baksaydın inişin Antalya olduğunu görürdün." "Ben hâlâ geçerli bir sebep göremiyorum Biricik." Leyla bir ayağıyla zeminde ritim tutarken bir eli de belindeydi. "Haber verince ne olacak ki? Aynı gün içinde görüşeceksiniz zaten, hiç olmazsa biz yokken ne yaptıklarını görmüş oluruz fena mı?" "Biz yokken ne yapabilirler ki?" Biricik' in Leyla' ya cevap vermesini engelleyen şey tekrar yapılan anons olmuştu. Kızların bakışları birbirlerini bulurken, ayrılığın burukluğu üzerilerine toplanmıştı. "Bakmayın bana öyle, bir veda değil bu, hadi gidin." Eva kaşlarını çatarak konuşmasından sonra kızlarla tek tek kucaklaşmıştı. Belki Biricik' te biraz daha oyalanmış olabilirdi. Kızlar valizleri ile birlikte kendi uçuşlarına ait olan sıraya doğru ilerlerken son ana kadar onları izledi Eva. Biricik ve kızlar gözden kaybolduğundan içindeki soğukluğun arttığını hissetti bir an. Kolları istemsiz bir şekilde birbirine sarılırken arkasını dönüp çıkışa ilerledi. Eva sağında ve solunda bulunan sivil korumaları ile dışarı çıktığında bakışları ister istemez etrafı taramaya başladı. Bunu sık sık yapar olmuştu, içinde engel olamadığı bir korku vardı. Bakışları kendi arabasının birkaç araba ötesinde park edilen oldukça lüks arabaya kaydığında, ön tarafta oturan iki adamın bakışları ile karşılaştı. Adamlar hemen bakışlarını Eva' dan çekerken o hemen çekmemiş, kısa bir süre aracı kısık gözlerle izleyerek hafızasına kaydetti. Aracına doğru ilerleyip onun için açılan kapıdan arabaya bindiğinde ayların yorgunluğu üzerine çökmüş gibi hissetti. "Şirkete mi gidelim efendim?" Kapattığı gözlerini açıp onun söyleyeceklerini bekleyen korumasına döndü. "Hayır, eve gidelim." Gözlerini tekrar kapatıp başını arkaya yasladı. Kapalı gözlerinin arkasında yaşadığı son birkaç ayda ki zorluklar canlanmıştı bir anda. Belki de kızların gitmesinin bir etkisiydi bu. Çok değil, birkaç hafta önce çıkmıştı hastahaneden ve kendini şirketin yoğun iş temposuna bırakmıştı Eva. Başka türlü düşüncelerinin gittiği yerleri kontrol altında tutamıyordu. Arabası yavaşlamaya başladığında Biricik ve kendisine ait olan evlerinin bulunduğu siteye giriş yapmak üzere olduklarını anladı. "Durum ne? Peşimizde mi?" "Bir kaç kez gördüm efendim, büyük ihtimalle peşimizden geliyorlardı." Eva, kadın korumasını başıyla onaylayıp başını camdan dışarı doğru çevirdi. Arabası kendi evlerinin bahçesine girdiğinde kapısının açılmasını beklemeden indi arabadan. "Akşam yemeğine kadar uyumak istiyorum kızlar, sizde dinlenin." "Peki efendim." Eva ifadesiz yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirmek istemişse de başaramamıştı. Evinden içeri girdiğinde bedeni gevşemiş, rahat bir nefes almıştı. İki katlı evinin üst katında bulunan yatak odasına çıktığında üzerini değiştirme gereği duymadan kendini sırt üstü yatağına bıraktı. Bir süre gözlerini kapatarak evini dinlemişti, kızların gitmesinin ardından sessizliğe gömülen evini. Bir süre daha sessizliği dinleyen Eva gözlerini açıp yattığı yatakta yan döndü. Onu takip eden araç aklına geldiğinde sıkıntılı bir nefes bıraktı. Yattığı yataktan doğrulup makyaj aynasına ilerledi ve önüne oturdu. Hemen aynanın önünde bulunan tarağı eline alıp saçlarını taramaya başladığında düşünceleri hastahaneye yattıktan bir ay sonra onu ziyarete gelen adama kaydı. 3 ay önce Luca bazı işlerini halletmek için geldiği şehirde dönüşünü bir gün erteletip uzun zamandır her boş zamanında aklına gelen kişiyi görmeye gelmişti. Peşindeki adamları dışarıda bırakıp yanına yalnızca en güvendiği adamını alarak hastahaneye girdi. "Çiçek almamız gerekiyordu Luca." Heybeti ve görünüşü açısından oldukça dikkat çeken Luca sadece önüne bakarak uzun koridorda ilerliyordu. "Gerek yok." Luca' nın hemen bir adım gerisinde yürüyen genç adam hem patronu hem de dostu olan adama gözlerini devirdi. "Hasta ziyareti için gerekli bir şey Luca, biraz kibar olmaktan bir şey kaybetmezsin. Kızı nasıl etkilemeyi düşünüyorsun?" Bakışları daha önce öğrendiği oda numarasını ararken arkadaşının sorusunu cevapladı. "Öyle bir amacım yok, olsa da çiçek ihtiyacım olan son şey." Sonunda bulduğu odanın kapısının önünde duran Luca gözleri kapıdayken konuşmaya devam etti. "Sen beni burada bekle. Şu kızılı takip etmeyi unutmayın, kimseye görünmek istemiyorum." Sessizce açtığı oda kapısını yine sessizce geri kapattı. Yatakta sırtı kendisine dönük, iki büklüm bir şekilde yatan kızı gördüğümde kısa bir süre kapı ağzında bekleyip uzaktan izledi. Neden buraya geldiğini bile bilmiyordu, sadece bir şekilde bunu yapması gerektiğini düşünüyordu, içinden gelenlere engel olamıyordu. Uzaktan izlemekle yetinemeyen Luca geniş hastahane odasında ilerleyip yatağın diğer tarafına geçerek Eva' nın tam önüne oturdu. En son bir ay önce gördüğü kadın ile şu an karşısında savunmasız bir çocuk gibi yatan ladin kesinlikle aynı kişi değildi. En göze çarpan farklılık ise genç kadının verdiği kilolardı. Bakışları Eva' nın renksiz, solgun ve çökmüş yüzünü tararken zihni iki görüntüyü karşılaştırmakla meşguldü. Oturduğu yerde biraz kıpırdanıp üzerindeki ceketini düzeltirken yataktaki hareketlilikle bakışlarını tekrar Eva' ya çevirdi. Eva yatağında huzursuzca kıpırdanıp kısa süreli gerinmeden sonra yavaşça açtı gözlerini. Luca ise onun bu hareketlerini çarpık bir gülüşle izliyordu. Eva gözlerini sonunda açıp birkaç saniye her zaman bakıştığı tavana baktı, ancak hemen yanındaki karartıyı fark ettiğinde içindeki dürtülere engel olamayarak korkup hemen yatakta toparlandı ve yatağın en ucuna çekilip dizlerini karnına çekti. Eva' nın bu hareketi karşısında Luca gizleme gereği duymadan şaşkınlığını açıkça belli etti. O gece sürekli konuşan, Alex' e profesyonel bir şekilde tekme atan kadının bu hareketi onu oldukça şaşırtmıştı. Şaşkınlığını biraz olsun üzerinden attığında sert ifadesine geri dönüp boğazını temizledi. "Geçmiş olsun, beni hatırladın mı?" Eva, korksa da kaçamak bakışlar attığı adama biraz daha uzun bakıp hatırlamaya çalıştı. Aldığı ilaçlar zihnini fazlasıyla bulandırıyordu, bazen yediği yemeği bile unutuyor, sürekli bir uyku halinde oluyordu. Luca' ya bir süre daha bakıp sonunda hatırladığında tekrar kaçırmıştı gözlerini, cevap vermek yerine de sadece başıyla onaylamıştı. Bakışları sürekli kapıdaydı, bu adamla yalnız kalmak, içinde büyüyen korkuyu körüklüyordu. Şu an istediği tek şey bu odadan kaçıp gitmek, yalnız kalmaktı. Eva' nın bakışlarının ve de düşüncelerinin farkında olan Luca, onu daha fazla rahatsız etmemek amacıyla yavaşça kalktı yerinden. "Sadece iyi olup olmadığını görmek istedim, dolaylı yoldan da olsa bu belayı başınıza ben sardım." İçine derin bir nefes çekip geri bıraktı. "Neyse, kendine iyi bak." deyip elini ceketinin iç cebine attı. Cebinden çıkardığı çikolatayı yatağın hemen yanındaki gece lambasının önüne bıraktı. "Bu tür şeyler sizi mutlu ediyor sanırım." Luca, Eva' dan herhangi bir karşılık alamadığı için gitme vaktinin geldiğini düşünerek hareketlendi ve yatağın önüne kadar yürüdü. Yatağın tam önünde durduktan sonra dönüp Eva' ya baktığında onun bakışları ile karşılaştı. Tabi bu karşılaşma bir saniye ancak sürmüştü, Eva hemen bakışları kaçırmıştı ama yine de Luca için yeterli olmuştu. Luca odadan geldiği gibi sessiz bir şekilde çıktıktan sonra Eva' nın kasılan bedeni biraz olsun rahatlamıştı. Bakışları Luca' nın bıraktığı çikolataya kaydığında farkında olmadan hafif bir şekilde gülümsemişti. Günümüz Eva yumduğu göz kapaklarını titreştirerek açtığında elindeki tarağı tekrar aynanın önüne bıraktı. Bir süre aynadaki aksini izleyen Eva düşüncelerinin gittiği yerlerden korkup yerinden kalktı ve yatağa ilerledi. Yatağın hemen üzerine bıraktığı telefonunu eline alıp Jack' in geçen hafta onun için bulduğu numaraya tıkladı. "Alo" Luca' nın sert ve gür çıkan sesi Eva' nın kulağına dolduğunda istemsiz bir şekilde odada gözlerini gezdirdi. Bazı hareketlerine engel olamıyordu. "Merhaba, Eva ben." "Eva?" Bu seferde Luca' nın şaşkın sesini duymuştu, büyük ihtimalle numarasını nasıl bulduğunu düşünüyordu. Haklıydı aslında, ona ulaşmak düşündüğünden daha da zor olmuştu. "Fazla uzatmayacağım, senden peşime taktığın adamları çekmeni istiyorum. Ve lütfen bir daha karşıma çıkma, benim hayatımda başkasına yer yok, yaptığın şey beni rahatsız etmekten başka bir işe yaramıyor." Sessiz kaldığında karşıdan da bir ses çıkmaması Eva' yı rahatsız etmişti. Kapatmalıydı artık. "Unutmadan, çikolata için teşekkürler." dedikten hemen sonra telefonu kapatmış ve kendini yatağına bırakmıştı. Yine o büyük sessizliğe gömülmüştü. Bir defteri daha açılmadan kapatmıştı, ya da o öyle sanıyordu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
526.1K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.5K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

HÜKÜM

read
225.0K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook