Ziyaret

1852 Kelimeler
Luca arabadan indiğinde hemen arkasından en yakını olan Simon' da indi ve ikili beraber şirketten içeriye girdi. Luca önde ilerlerken Simon onu bir adım arkadan izliyor ve alışkanlık gereği çevreden gelecek herhangi bir tehlikeye karşı gözleri giriş katında geziniyordu. Luca asansöre ilerlerken tek bir el hareketi ile simona onu takip etmemesini söyledi ve onu arkasında bırakırken açılan asansörden içeri girdi. Yukarı çıktığında koridorda gözüne kestirdiği odaya doğru sessizce ilerlerken önüne çıkan bir çalışan ile adımları durdu. Oysa tek istediği en kısa sürede o odaya girip Eva' yı görmekti. Günler, hatta haftalardır onu görmüyordu ve lanet olsun ki onu görmek için delicesine bir arzu duyuyordu. "Efendim, yardımcı olabilir miyim?" "Eva ile görüşmeye geldim, odasında mı?" diye sordu emin olmak istercesine. Genç çalışan patronuna ismi ile hitap eden bu karizmatik adama hem şaşırdı hem de onun ile bir ilişkisi olduğunu düşünerek kibarca gülümsedi. "Üzgünüm efendim, ancak bayan Brown şu an bir toplantıda. İsterseniz odasında bekleyebilirsiniz." Luca, Eva' yı hemen göremeyeceği için içten içe huysuzlaştı ancak bunu belli etmedi. Ciddi ifadesinden ödün vermezken başını hafifçe salladı. " İyi olur, geldiğimden haberi olmasın. Sürpriz olacak." diyerek genç kadına göz kırpıp arkasında ona hayran hayran bakan birini bırakarak Eva' nın odasına ilerledi. "Tanrım!" diyerek neredeyse inledi çalışan kadın. "Adam yakıyor." Luca, bahar çiçeklerinin ferah kokusu ile donatılmış odaya ikinci kez adım attığında hareket etmemeye yeminli dudakları kendiliğinden kıvrıldı. Tüm o stresli işlerinin arasında bu koku onun için güneşin doğuşu kadar güzeldi ve Luca' nın en sevdiği şey güneşin doğuşuydu. Kapının önünde gereksiz yere dikildiğini düşünerek gözlerini odada gezdirip adımlamaya başladı. Önüne geldiği çalışma masasının üzerinde parmaklarını gezdirip diğer ucuna yürüdü. Bu aralar onun fazlasıyla çalıştığından haberi vardı, merak ettiği ise Eva' nın o geceden önce nasıl biri olduğuydu. Bu merak duygusuydu onu Eva' ya çeken şey, o kısacık sürede gördüğü kadını saniyeler içinde birkaç cümle ile kaybetmişti. Onca erkeğin arasında Alex' e, bir kadında görebileceği en iyi tekmeyi atan kadın gitmiş yerine ürkek bir yavru ceylan gelmişti. Bakışları odanın sonundaki beyaz kapıya kaydığında bunu daha önce fark etmediğini hatırladı. Kaşları merakla çatılırken adımları da o yöne doğru ilerledi. Bir yandan Eva' nın özeli olduğunu, izinsiz bakmaması gerektiğini düşünürken içindeki merak duygusuna engel olamadı. Merak ve Eva' yı keşfetme isteği. Eli kapının koluna giderken hafif bir duraksama yaşasa da devam etti ve kapının kolunu indirdi. Ancak kilitli olan kapı ile merakı içinde patladı. Belli ki Eva' nın kimsenin görmesini istemediği bir odaydı. Ancak Luca kimse değildi, olmayacaktı. "Öyle olsun bakalım." diye mırıldanıp arkasını döndü ve odadaki en büyük masaya, Eva' nın neredeyse en çok vakit geçirdiği yere adımladı. Masanın etrafını dolaşıp bu seferde parmaklarını Eva' nın kırık beyaz koltuğunda gezdirdi. Bakışları fazlasıyla düzenli olan masada gezinirken bilgisayarın kenarında kalmış olan çerçeve gözüne çarptı. Koltuğun arkasından geçip çerçeveye uzandı ve birbirine sarılmış üç kişinin olduğu resmi eline aldı. Resimdekilerden biri şu kızıldı, diğeri ise sürekli Eva' nın yanında dolaşan dallamanın ta kendisiydi. Sinirlerini bozuyordu bu adam, tercihlerini bilsede kendine engel olamıyordu. Eva ile bu kadar yakın olması sinirlerini bozuyordu. Eva' nın herkese kilometrelerce mesafe koyarken bu adama bu kadar yakın olması sinirlerini bozuyordu. Onun daha yüzüne bile bakmazken bu adam ile aynı evde kalması sinirlerini bozuyordu. "Lanet olsun, kendine gel Luca." Gözlerini sıkıca yumup durduk yere bakışlarına sinen öfkeyi yok etti. Gözlerini tekrar açtığında bakışları Eva' ya takıldı. Üzerinde yine beyaz bir elbise vardı ancak resim eskiydi, bu her halinden belli oluyordu. Bu da demek oluyordu ki bu resim Eva' nın eski tedavi sürecinde çekilmişti. Peki bu yüzündeki geniş gülümseme neydi? Luca' yı böyle etkilemesi doğal mıydı? Neden bir kadına yakışabilecek en güzel gülüşün ona ait olduğunu düşünüyordu. Göz bebekleri Eva' nın yüzünü incelerken genişleyen dudaklarını, gülerken küçülen ve neşeyle parlayan gözlerini, belirginleşen elmacık kemiklerini...tek tek her bir karesini hafızasına kazıdı. Net bir adamdı Luca, hiçbir şeyden korkmaz, gerçeklerden asla kaçmaz ve üzerine giderdi. O gece Eva' ya duyduğu çekimin giderek artması onu korkutuyordu, ancak yine de ne kalbine ne de mantığına söz geçirebiliyordu. Özellikle bu küçük fotoğraftaki o gülüşü gördükten sonra mantığının sesini duymaz olmuştu. Bu gülüşü bir gün Eva ile göz göze iken görebilecek miydi? Telefonunu çıkarıp çerçevede Eva' nın gülen yüzünü odaklayıp birkaç kare çekti ve telefonunu cebine atarken çerçeveyi de eski yerine koydu. Tüm bunları yaparken oldukça rahattı, her an Eva gelip onu eşyalarını karıştırırken bulabilirdi ancak bu Luca' nın umrunda değildi. Hem belki bu sayede Eva az da olsa onunla birkaç kelime konuşurdu. Çalışma masasının yanında durup camdan dışarıyı izlerken kollarını önünde bağlamak istedi ancak ceketi buna engel olduğu için onu çıkarıp masadaki sandalyelerden birine astı. Şimdi daha rahat hissederken onu rahatlatan kokuyu ciğerlerine hapsetti. Sessizlik içinde geçen dakikalardan sonra odanın kapısının açılıp kapanma sesi ile bedenini hareket ettirmezken sadece başını arkaya attı ve kendine yeni yeni itiraf ettiği, özlediği kadını gördü. Onun ayakkabılarını rastgele fırlatışını, elini ensesine atıp ovuşunu, gömleğinin üst düğmelerini açıp koltuğa uzanmadan önce eteğini pürüzsüz bacaklarından yukarı çekip genişçe yayılmasını kararan bakışları ile keyifle izledi. Bu kadının her hali bu kadar cezbedici olmak zorunda mıydı? Cama doğru dönük olan bedenini de çevirip koltuğa yaklaştı. "Güzel karşılama." düz sesinde saklı duyguların fazlasıyla farkındaydı. Eva az önce ki rahatlığının aksine bir ok gibi yerinden fırlayıp karşı koltuğun arkasına geçtiğinde ona bakan adama hayretle baktı. Ne işi vardı bubadamın odasında? Ve neden kimse ona haber verme gereği duymamıştı? "Sizin ne işiniz var burada?" derken titrek çıkan sesine lanet etti. Korkmuştu. Eva' nın korktuğunu Luca' da fark etmişti. Onu daha fazla ürkütmemek için sakince yürüyüz az önce onun uzandığı yere oturup bakışlarını onun yüzüne sabitledi. Yoksa bakışlarının gideceği yerler karşısındaki kadını daha fazla korkutabilirdi. Ah, bacaklar bir şekilde koltuğun arkasında kalmıştı ancak şu göğüs dekoltesi için iradesini zorluyordu. "Seni korkutmak istemedim, üzgünüm." dedi ve oturması için karşısını gösterdi. "Lütfen otur, sana zarar verecek bir adam değilim Eva. Sana zarar verebilecek son kişiyim. Lütfen çekinme." Luca' nın ses tonundaki kararlılık Eva' nın daha rahat hissetmesi için yeterli olmuştu. Luca' nın ona bir zarar vermeyeceğini o da biliyordu ancak bu bilerek yaptığı bir şey değildi. Sadece başını sallayarak koltuğun arkasından çıktı ve o an yukarı çektiği eteğinden görünen bacaklarını fark etti. Bakışları hemen Luca' yı bulurken onun tam tersi yönde, odanın diğer ucuna baktığını görerek rahatladı ve el çabukluğu ile eteğini aşağıya çekip gömleğinin açık düğmelerini kapattı. Rezil olmuştu. Eva ve Luca bir süre sessizce otururken odanın kapısı çalınıp içeri Eva' nın asistanı girdi. İçecek bir şey isteyip istemediklerini sorarken Eva' nın ona dönen sert bakışlarından korkmuştu. Ne için kızdığını elbette biliyordu ve suçlu olduğunun farkında olarak ondan çekiniyordu. Eva iki kahve istediklerini söyleyip asistanını gönderirken bakışlarını karşısındaki adamın büyük ellerine dikti. Gözlerine bakmaya cesareti yoktu. Bunun onun korkuları ile bir ilgisi yoktu, sadece Luca' nın derin bakışları ile karşılaşmaktan çekiniyordu o kadar. "Bu ziyaretinizi neye borçluyuz?" dedi fazlasıyla resmi bir şekilde. Luca, mesafeli de olsa Eva' nın onun ile konuşmasından büyük bir keyif duyarak öne doğru eğildi. Keşke birazda gözlerine bakabilseydi. "Sadece yokluğumda işler ile ilgili bir sıkıntı yaşayıp yaşamadığını merak ettim." "Bu konuyu otel müdüründen de öğrenebilirdiniz, buraya gelmenize gerek yoktu." derken başını hafifçe salladı ve saçından sıyrılan küçük bir tutam yüzüne indi. Luca parmak uçlarında hissettiği karıncalanmayı düşünmemeye çalışarak gülümsedi. O küçük tutamı kendi elleri ile çekmek ve Eva' nın gözlerinin içine bakmak istiyordu. Lanet olsun ki onu gördüğü her an onunla ilgili bir şeyler yapma isteği giderek artıyordu. "Doğru, bunu ondan da öğrenebilirdim ancak seni görmek istedim. Uzun zaman oldu." diyerek açık bir şekilde niyetini belli etti. Aslında Eva' nın şu an yaşadığı sorunları olmasaydı çoktan yol almıştı ancak Luca Guerra' nın da yavaştan alması ancak bu kadar oluyordu. Eva beklemediği cevap karşısında kısa bir an Luca ile göz göze gelip tekrar bakışlarını kaçırdı. Şimdi ne söylemesi gerektiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Neyse ki odasının kapısı çalındı ve istediklerine kahveler geldi. Böylece Eva' da bir süre rahat bir nefes alıp konunun dağılmasını diledi. Luca kahvesinden keyifli bir yudum alırken bir an olsun bakışlarını Eva' dan çekmiyor, onun her bir hareketini hafızasına kazıyordu. Uyumadan önce onu düşünmek son zamanlarda ona bir terapi gibi geliyordu. Eva' nın konuşmayacağını anladığında bir kez daha konuşmak için atıldı ve kahvesini ortaya bıraktı. Ancak daha ağzını açamadan odanın kapısı izinsizce açılıp içeri şu sinir bozucu herif girdi. "Bebeğim." Jack neşeli sesi ile girdiği odada, her tarafa yayılan ciddiyet ile duraksadı. Bakışları ona 'beni kurtar' diye bakan Eva ve onu öldürecekmiş gibi bakan Luca arasında gidip gelirken boğazını temizledi. "Hoş geldiniz bay Guerra, sizi görmek ne güzel." Luca, duyduğu hitap şekli ile yeterince gerginleşirken burada daha fazla durmaması gerektiğini düşünerek ayaklandı. Eva' da onunla birlikte ayaklanırken bakışları ona bakmayan adama döndü. Onu yan profilden izlerken gözlerini kaçırmıyordu, tam tersi farkında olmadan onu titizlikle inceliyordu. "Sizi de, başka bir gün sizi otelde ağırlamak isterim." dedi Jack' e samimiyetsiz bir şekilde bakarken. "Elbette." Jack ve Luca karşılıklı el sıkışırken, Jack elini kavrayan sert tutuşa karşı hiçbir tepki vermemeye çalıştı. Tanrı aşkına bu adamın derdi neydi? Resmen şu an parmakları birbirine yapışmış olabilirdi. Luca, Eva' ya son bir kez bakmak için başını çevirdiğinde onun inceleyen bakışlarını yakaladı ve gerilen sinirleri bir toz bulutu gibi uçuşup kayboldu. Dudağının bir kenarı yukarı kalkarken bakışlarının kesiştiği kadına göz kırpıp odadan çıkmak üzere geri döndü. Luca odadan çıkıp giderken Jack onun arkasından dudaklarını büktü. "Bu adamın derdi ne? Bir an öldürecek gibi bakıp bir an yüzüme gülüyor. Ah tanrım, çıldırmış olmalı." diyerek balını sağa sola salladı. Bakışları yüzü giderek kızaran Eva' ya döndüğünde elini kaldırıp alnına koydu. "Ateşin mi var senin? Sana dinlenmen gerektiğini söylemiştim." diyerek kızmaya başladı. Eva, Jack' in bahsettiğinin aksine hastalığından dolayı değil yakalanmanın verdiği utançtan dolayı kızarmıştı. Ne vardı da adamı inceliyordu ki? Alnındaki Jack' in elini tutup çekti ve omuzlarını yorgunca indirdi. "İyiyim ben, eve gitmek istiyorum sadece." dedi. Jack, Eva' nın yanağını şefkatle okşayıp elini geri çekti. "Tamam bebeğim, sen eve dön benim halletmem gereken birkaç işim var. İşten sonra eve biraz geç dönebilirim, beni merak etme." Eva, Jack' i başıyla onayladıktan sonra odasında yalnız kalmıştı. Jack çıktıktan sonra masasına dönüp çantasını topladı ve odasından çıkmak üzere kapıya yöneldi. Kapısına birkaç adım kala odasına dönen bakışları masasındaki siyah cekete takıldı. Jack' in miydi? Masaya yaklaşıp ceketi eline alır almaz burnuna dolan odunsu koku ile bunun Jack' e ait olmadığını anladı. Bu Jack' in değil, Luca' nın hâlâ odasında dolanan parfüm kokusuydu. Ani bir kararla ceketi de yanına alarak odasından çıktı ve acele ile otoparka inmeye çalıştı ancak bir türlü gelmek bilmeyen asansör yüzünden Luca' nın çoktan oteline bile vardığına emin oldu. Sabırsız yanı devreye girerken neden böyle bir işe kalkıştığını kesinlikle bilmiyordu. Otoparka inmek yerine çıkacağını haber verdi ve şirketten çıktıktan sonra onu bekleyen arabasına binip otele doğru yola çıktı. Onun orada olacağından emin değildi ama orada değilse bile ceketini bırakıp en azından Meri ile görüşmüş olurdu. Tahmininden uzun süren yolculuktan sonra otelin önünde aracından inip kimseye bakmadan içeri girdi. Adımlarını idari kısma doğru atarken odasının önünden geçtiği Meri' yi yerinde bulamadı. Büyük ihtimalle yine oteli dolaşıp kontrol etmekle meşguldü. Koridorun sonundaki, daha önce girmediği odaya doğru yürürken elindeki ceketi sıktı. Buna hangi akılla karar vermişti ki? Kapısı kapalı olan kapıyı hafifçe tıkladığında içeriden bir ses bekledi ancak beklediği ses gelmeyince burada olmadığını düşünerek geriye döndü. Daha birkaç adım atmıştı ki içeriden yükselen kırılma sesi ile adımları durdu. Tekrar arkasını dönerken temkinli adımlarla kapıya yaklaştı ve kolu tutup yavaşça indirdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE