Ben Verda size bu satırları sessiz çığlıklarımı duymanız ve beni bir nebze olsa anlamanız için yazıyorum...
Koca bir zenginliğin içinde yokluk yaşanır mı ben yaşadım.. Söz konusu tabi ki de para değil.. Sevgisizlik...
Anaokuluna giderken çocuk aklımla başladı aslında sorgulamalarım.. Çünkü herkesin annesi veya babası okula bırakıp alırken beni babamın şöförü bırakıp alırdı.. Annem bir kere bile okula gelip öğretmenle konuşmadı mesela.. Yada babam sadece etkinlik ve gösterilerde boy gösterir büyük bağışlar yaparak boy gösterirdi.. O yüzdendir ki okuduğum okulların en prestij sahibi öğrencisi bendim.. Çünkü biz çok zengindik..
Evde de durum hiç değişmedi aslında ne bir sabah saçlarımı okşayarak uyandıran anne ne de başarılarım karşısında aferin diye alnımı öpen baba.. Dadım olmasa yüzüme gülen yok.. Ahh be Gülümser dadı hep yüzü gülen gözleri ışıl ışıl olan ve beni gerçekten sevdiğini düşündüğüm tek insan... Hastalandım başımda gecelerce bekledi.. Doğum günlerim karne hediyesi hep dadımdan geldi.. Bir tek onsekizinci yaş günümde hediye aldı babam son model bir araba ama sanki hediye verir gibi değil kafama fırlatır gibi..
Birde ağabeyim var benim Dağhan hayatı hiç ciddiye almayan nerede akşam orada sabah, her gün farklı biriyle takılan, sürekli sarhoş haftada en az bir kere karakoldan toplanan ama hep baş tacı olan... Benden tam yedi yaş büyük..
Abiler kardeşlerini hep koruyup kollamaz mı benim abim öyle değil işte.. Salonda top oynarken kırdığı vazonun suçunu da üzerime attı komşunu arabasına çarptığı zaman da beni suçlu ilan etti.. Arkadaşlarımın da var abileri görüyorum okulda kardeşlerini kollarının altına alıp yürüyorlar seni hep koruyacağım der gibi.. Ama benim ki sanırım bana özel..
Bir tek lise ikinci sınıftayken sürekli benimle okuluma gelip gitti bir dönem ama nasıl böyle sarılıp öperek ayrılmalar arabasına yaslanıp beklemeler ve yanına gidince kolunu omuzuma atmalar falan.. Abim benimle ilgileniyor artık beni seviyor koruyor diye ne sevinmiştim.. Meğerse üst sınıfta okuyan bir kıza kafayı takmış onunla arayı bulmak içinmiş tüm ilgili hareketleri.. Kızla çıkmaya başlayınca eskiye geri döndü düşünün işte yaşadığım hayal kırıklığını...
Dedem ve babaannem vefat edene kadar az da olsa ilgilendiler benimle aslında.. Ama büyüdükçe farkettim ki sevgi değildi bana gösterdikleri sanki mecburiyet yada bir görevi yerine getirmek gibi bir şeydi.. Mesela asıl işleri tesktil olmasına rağmen büyük bir at çifliği vardı dedemin ve yarış atları yetiştirilir sonrada büyük meblağlara satılırdı.. Bir hafta sonu çiftliğe gittiğimizde Akkız adlı atın doğum yaparken öldüğünü öğrendik.. Yavrusu nasıl güzel anlatamam.. Seyisle dedem konuşurken bende yavruyu sevmeye çalışıyorum.. Veteriner yetişemiş o yüzden öldü hayvan dediğini duydum Ahmet amcanın.. Veteriner olsaydı ölmez di annesi bu güzel yavrunun madem öyle bende veteriner olurum anneni getiremem ama başka yavruların annesiz kalmasını engellerim belki dedim yavruya sarılıp galiba dedem duymuş söylediğimi... Al senin olsun o zaman bu yavru dedi bir anda sanki bir mecburiyeti yerine getirir gibi.. Annesi gibi bembeyaz yavru "Dede adı ne olsun.." dedim sevinçle.. "Sana verdik işte adını da sen koy.." dedi azarlar gibi.. İyi de ben ne yaptım ki... Eve döndüğümüzde babam ve annem söylendi uzun bir süre neden atı bana vermiş sonuçta İngiliz kısrağıymış satılsa çok para edermiş falan.. Babaanneme baktım belki bir şey der diye.. "Neyse olan olmuş artık babanızın lafının üstüne laf söylemeyin susun.." dedi.. Yaa abimin üç tane atı var benim hiç olmadı neden diyemedim... O yavru ile benimde Veterinerlik hayallerim büyüdü.. Ta ki üniversite sınav sonuçlarına kadar.. Babam yıllardır eğitimin için çok para harcadım Moda tasarım yazacaksın dedi.. Babanın görevi çocukları için harcamak değil miydi.. Sustum ona da tamam.. Çocuk değilim beni sevsinler diye yapmıyorum artık istediklerini sadece bana nankör demesinler diye herşeye eyvallah diyorum sadece...
Şu klasik cemiyet hayatı sözü var ya büyüdükçe o hayatın içine de girmem gerektiğini söyledi babaannem bir keresinde.. Annem "Bu çirkinlikle ne O insanların içinde ne işi var anne.." dedi.. Demek çirkinim ve annem beni o yüzden sevmiyor algısı oluştu bende bu kez de Aylarca aynaya bakıp ağladım...
Buğday ten ela göz ve Kumral saçlarımla çirkindim işte.. On yedi yaşıma kadar sürdü bu utanç Ta ki annemin kuaförü olan bir kadının sözlerini duyana kadar.. "Ayy Nurgül bu nasıl bir güzellik böyle.. kaşlar efsane hele şu yeşille kahve karışımı gözler şahane..." diyene kadar.. Benim gözlerim güzel miş... Ama annem "Ehh işte idare eder.." dedi küçümser bir tavırla... "Öyle deme Nurgül bu kız daha on yedisinde su gibi su.." diyen kadın.. "Sen annene bakma güzelim O'nun güzellik anlayışı çok başka bir kaç seneye kadar camianın gözdesi olunca anlarsın ne demek istediğimi. " deyip sarıldı bana.. Annem şimdiye kadar hiç sarılmadı biliyor musunuz.. Bayramdan bayrama oda mecburi bir görevi yerine getirir gibi...
"Geldik küçük hanım." Şöförün kapıyı açıp söyledikleri ile birbirini tutmaz düşüncelerden sıyrıldım.. Arabadan inerken İyi dersler diyen Metin abiye başımı saklayıp kampüse doğru yürürken aklım bugün ki seçmelerdeydi.. Geçen hafta hocanın yaptığı duyuru İtalya'ya gitmem için bir fırsat yarattı bana bakalım eğer tasarımım beğenilirse beni boğan bu kasvet ten biraz olsun kurtulabilirim..
"Verdaa kız sonuçlar belli olmuş hoca ilk ders açıklayacakmış. " Yanıma koşarak gelen sınıf arkadaşım olan Kerime.. kısa bir nefes aldıktan sonra "Gerçi birinci belli ikinci kim acaba.." dedi ukala bir tavırla.. "Kimmiş." dedim.. "Kim olacak canım tabi ki ben.." dedi kendinden emin bir şekilde.. "Ne diyeyim hayırlı olsun.." dedim merdivenleri çıkarken.. "Ay sonunda bu şehirden ailemden kurtulacağım.." Söyledikleri. ile durdum bir an.. "Neden ailenden kurtulmak istiyorsun ki..." sorduğum soruyla omuz silkip.. "Ya defalarca anlattım ya Babam kendi yolundan gidip hukuk okumamı istedi tıpkı abimle ablam gibi ama ben Tasarımcı olmak istedim diye her gün konuşup duruyor bu bölümden bir halt olmaz diye... İtalya beni hayallerime bir adım daha yaklaştıracak.. Ve ben O ülkeden dünyaca tanınan bir tasarımcı olarak döneceğim.." dedi.. Vay be hayallerinin peşinden gitmek için ailesini karşısına almak hiç bir zaman o kadar cesaretli olamadım ki ben..
Çok kalabalık değil ama İtalya heyecanı ile sanki arı kovanı gibi uğuldayan sınıftaki ses hocanın girmesi ile kesildi.. Herkes heyecanla ben ise gerginlikle bekliyorum... Kazansam ailem nasıl tepki verecek hiç bir fikrim yok çünkü...
"Evet bu gün büyük gün... Dünya moda devi Valencia Santo tarafından yapılan yarışmayı kazanan arkadaşınız sadece yarışmayı kazanmakla kalmadı bir yıl boyunca bütün eğitim giderlerini karşılayacağına dair bir mail gönderdi.. Bunun sonunda Sn Santo firması ile sözleşme imzalama ve belki ileride O'nun gibi bir moda ikonu olma şansı olan arkadaşınız.. Verda Doğan oldu arkadaşlar..." Verda Doğan ben yanlış mı duydum acaba derken tüm sınıf bana döndü..
"Verda tebrik ederim.. Valencia hanım mailinde özellikle sadeliğin zerafetin ve şıklığın adı diye bahsetmiş tasarımından.." diyen hoca elindeki kağıdı almam için bana uzattı... Bir tebrik mektubu.. Ben şimdi ne yapacağım... Başvurumu dahi söylerken deliren babam bir de kazandığımı duyunca küplere binecek... Ama Kerimenin sözleri geldi aklıma ailemi karşıma aldım.. Peki ben yapabilirmiyim...
Kaya'dan..
Ne demek lan kız İtalya'ya gidiyor.. En yakın adamın Kazım'ın söyledikşeri ile deliye döndüm.. Tam iki yıldır ilmek ilmek işlediğim planım bozulmuştu çünkü.. Nasıl gider lan...
Abi bizde anlamadık ki.. Geçen hafta katıldığı yarışmada birinci olmuştu ama babası asla göndermem burada gözümün önünde olacaksın demiş içerdeki adamımız öyle söyledi.. Kız babasının sözünden çıkmıyor diye üzerinde durmadık meselenin meğerse babasından gizli hazırlık yapmış.. ama bir şekilde ulaşacağız diyen Kazım başını önüne eğerkerken ben ne yapacağımı düşünüyordum...
Dağhan denilen şerefsiz kardeşimin hayatını mahvetti ve babası olacak şerefsizde oğlunun tüm pisliklerini örtbas etti.. Benim annem ve babam hergün evlat acısıyla kavrulurken... Dağhan şerefsizi gününü gün edip geziyor... Çok az kalmıştı aslında ama Verda denilen kız tüm planımı bozdu.. Madem planım çöp oldu şimdi daha farklı bir şekilde daha da acıtarak alırım intikamımı...
****
Yeni kurgu yeni heyecan ve yeni evlat gibi Kaya ve Verda ne yaşayacak merak ediyor musunuz ben çok merak ediyorum....