2 ay sonra
Hunter artık her şeyini kendi yapıyordu tüm gücü nerdeyse yerine gelmişti çok azimli olduğu için kolay toparlamıştı
Şimdi bir taburede oturmuş bana bakıyordu
Bitkilerim büyümüş sebze vermişti artık son sebzeleri topluyordum bir iki ay boyunca sebze ihtiyacımızı burdan karşılamıştık
Artık yavaş yavaş bir şeyler aşermeye başlamıştım
Özellikle bidon bidon turşu yiyordum
Hunter bana turşu güzeli demeye başlamıştı ilk duyunca baya gülmüştüm sonra ki dediği seferde omuzuna vurmuştum
Duygu yoğunluğum çok fazlaydı her şeye ağlama isteğim vardı ve her zaman ağlıyordum
Hunter ilk zamanlar endişe etsede son zamanlar oda bu halime alışmıştı
Ben ağlayınca gelip sarılıyor yüzümü öpücük manyağı yapıyordu
Beni güldürmeden asla bırakmıyordu
"Yoruldun mu bebeğim"
"İyiyim aşkım merak etme"
"Ne bileyim hamilesin ya"
"4,5 aylık hamileyim henüz bebek bir portakal büyüklüğünde falan"
"Olsun gel kucağıma dinlen"
Hunter'e bakıp göz devirdim
Bana bakıp sırıtıyordu
"Sen kocana göz mü devirdin bakayım"
"Evet kocacığımm"
Ben yeni sebzeler için eğilince popoma hafifçe vurdu bu hareketi beklemediğim için irkildim hem ne ara yanıma gelmişti bu adam
Ben ayağa kalkınca elini belime atıp
"Kocacığım diyen dilini yerim kadın"
"Yesene"
"Çıkar dilini"
"Burda olmaz bir gören olur"
"Olmaz olmaz"
Hunter'in eline vurup koşmaya başladım
Hamile olduğum için yavaş koşuyordum
Arkama dönüp baktığımda Hunter sakin adımlarla beni takip ediyordu ona dil çıkarıp eve girdim
Hunter de eve girip yanıma yaklaştı beni kucağına alıp odamıza götürdü
Beni yatağa bırakınca
"Burda da kimse görmez artık"
Başımı sallayıp onu onayladım
Hunter yanıma oturup yüzümü tuttu ve dudaklarımı uzunca bir süre öptü bende karşılık verdim
Sonra dudaklarını dudağımdan çekip beni göğsüne çekti
"Askerlerin ikisini Kral babamın yanına yollayıp servetimi aldıracağım bebeğim"
"Gerek var mı aşkım"
"Elbette var o altınlar benim alın terim sadece Kral'ın oğlu olduğum için o küçük serveti kazanmadım sayısız görevde sürekli ölüm tehlikesiyle alın teriyle kazandım"
"Bilmiyorum canım korkuyorum Lucas yaşadığımızı öğrenir diye"
"Öğrenmez merak etme benim yazımla bir mektup yollayacağım babama ve servetimin çoğunu aldıracağım bu hem bize hem 3 askerime ömür boyu yeter"
"O zaman çok dikkatli olsunlar tekrar Lucas'ı başımıza sarmayalım"
"Merak etme bebeğim ve o pislikten artık korkma ben yanındayım"
"Sen olmasan ben zaten yaşayamazdım ki aşkım"
"Keşke ruh eşi olsaydık en baştan"
"Keşke bu arada annem ve kardeşim ne yapıyor acaba iyiler mi"
"Bilmiyorum ki bende uzun süredir haber alamıyorum malum başımız beladan kurtulmuyor"
"Beni onlara götürür müsün lütfen".
"Olur gideriz bebeğim ama biraz zor olmaz mı senin için hamilesin"
"Birşey olmaz doğumu mu annemin yanında yapmak istiyorum ve belki benim ülkemde yaşayabiliriz ne dersin".
"Neden olmasın aşkım servetimi de oraya getirsinler küçük bir merkezi yerde köy satın alır hep birlikte orda yaşarız"
"İyi ki varsın Hunter"
"Sende iyi ki varsın güzelim"
***
4 ay sonra
"Hunter bebek geliyor galiba"
Hunter uyanıp yüzüme baktı
"Ne geliyor"
"Bebek geliyor bebek"
Uyku sersemi hali beni gülümsetti
Hemen ayağa kalktı
"Ne yapayım"
"Gidip annemi çağır"
Hunter koşarak annemin yanına gitti küçük bir köy satın alıp orda yaşamaya başlamıştık merkeze yakındı her ihtiyacımızı burda rahatlıkla görüyorduk
Hunter'in üç askeri sayesinde yaşama yeniden tutunmuş hayatımızı yeniden kurmuştuk askerler bize Hunter'in servetinin çoğunu Kral'ın izniyle getirmişti
Kral yaşadığımızı bilse de Lucas bilmiyordu
Lucas'ın çocuğu olmadığı olamayacağı dilden dile dolaşıyordu kaç kadınla denemişse çocuğu olmamıştı en son dillere düşmüş kendini bırakmıştı kimseyi umursamıyordu
Sürekli sarhoş olup hiç bir şeyle ilgilenmiyordu böyle giderse veliaht prens ünvanı elinden gidecekti ve bence olması gereken şey buydu onun asla kral olmaya hakkı yoktu
Lucas Kral olursa halkı büyük bir sefalet bekliyordu
Kral Hunter'in dönmesi için mektup yollamıştı ama Hunter kabul etmemişti benim fikrimde aynı şekildeydi
O saray bizim için kötülükten başka bir şey getirmemişti
Lucas sarayı alıp bir yerine monte edebilirdi elinde ki gücü hiç iyi şeyler için kullanmamıştı
Kadından kadına dolaşıp gönül eğlendirmiş işe yaramazın tekiydi
Kapı açılınca düşüncelerimden sıyrıldım annem ve kız kardeşim hemen gelmişti
Hunter koşarak ebeyi çağırmaya gitti ben doğum yaparım diye köyde bir tane saklıyordu
Doğum sancılarım çoğaldıkça çoğalıyor nefes almama fırsat vermiyordu biraz sonra kapı açıldı bu sefer ebe gelmişti ve Hunter'i dışarıya çıkarmıştı
Hunter'den
Saatlerdir kapının önünde tur atıyordum bu bebek niye doğmuyordu arada karımın çığlıklarını duyuyor içim acıyordu onun acı çekmesine hiç dayanamıyordum
Bir bebek aglama sesi gelince sevinçle kapıyı çaldım Maria'nın annesi kapıyı açıp bir kızım olduğunu haber verdi ve birazdan beni içeri alacaklarını söyledi
Kapıda bir süre daha bekledim ve kapı açıldı Maria'nın annesi beni içeriye davet etti
Derin nefes alarak içeriye girdim Maria yorgun düşmüş baygın gözlerle bana bakıyordu gözleri dolu doluydu
Yanına gidip alnından öptüm
Benimde gözlerim doldu
Ebe bebeği Maria'nın kucağına verdi önce bebeğe sonra birbirimize baktık
"Seni seviyorum bebeğim bu güzel bebek içinde çok teşekkür ederim"
"Bende seni seviyorum hayatım aşkımızın meyvesi için bende teşekkür ederim"
Maria'nın sesi kesik kesik çıkıyordu ebe bebeği kucağından alıp kundakladı bebek uyuyordu
Tekrar Maria'nın alnından öptüm
"Sende uyu bebeğim"
Maria başını sallayıp gözlerini kapattı ebe bu gece evde kalacaktı bir derslik olursa anında müdahale etmek için
Maria'nın yanında annesi kalıp bebeği emzirmesine yardımcı olacaktı
Maria uykuya dalınca beşikte ki bebeğimi izlemeye başladım ne kadar minikti ben onu nasıl kucağıma alacaktım onu incitmemek için sanırım bir yaşından sonra kucağıma alacaktım
Bir süre bebeğimi bir süre karımı izleyip oturma odasına indim
Biraz düşündükten sonra uyuyup kaldım
Güneş açınca uyandım hemen Maria'ma koştum
Kapıyı hafif çalıp içeriye girdim Maria bebeği emziriyordu
Yatağın kenarına oturup bir süre onları izledim artık yuvamız tamamlanmıştı
1 sene sonra
Kızımız leah artık bir yaşında çok tatlı bir kız olmuştu ilk baba dediği zaman annesinin tribini yesemde çok güzel bir histi evlenip baba olma düşüncesi bana çok uzakken Maria sayesinde bu düşünce gerçeğe dönüşmüştü
Onları saklamadan yaşamak isterdim ancak Lucas pisliği yüzünden saklanmaya mecbur kalmıştık
O çok övündüğü unvan elinden alınınca çok mutlu olmuştum onun peşinde ki kız kardeşimiz yani Katherine veliaht prenses olmuştu Katherine iyi bir kızdı umarım ülkeyi iyi yönetirdi
Lucas uzak bir kaleye yollanmış oranın sorumluluğu ona verilmişti hak ettiği yaşamı bulmuş elinde üç beş adamı kalmıştı
Artık sadece canının derdine düşecekti
Tüm düşüncelerimden sıyrılıp Maria'nın yanına gittim ve saçına bir öpücük bıraktım Maria yerde oturmuş kızımızla oynuyordu
"Seni çok seviyorum bebeğim"
"Bende seni seviyorum aşkım"
Bu bölüme kadar gelip okuyan destek veren tüm okuyuculara teşekkür ediyorum iyi ki varsınız ❤️❤️❤️