Serenay kaçırılmıştı. Berat ayağa fırladı. Yüzünde şok ve endişe vardı; rengi bembeyaz olmuştu. “Ne oluyor, Demir?” diye sordu, sesi gergin bir tondaydı. “Ne oldu? Adam ne istiyor?” Sandalyeyi sert bir hareketle geriye ittim. Tahta yerden gıcırdadı. “Çıkmam gerekiyor.” “Dur,” dedi Berat, panikle. “Ben de seninle geleyim mi?” Başımı bile çevirmeden cevap verdim. Sesim buz gibi ve kesindi. “Hayır.” Kapıya yöneldim. Her adım, odadaki gerginliği daha da artırıyordu. Ofisten çıkar çıkmaz, binanın koridorlarına yayılan o ağır, soğuk ve baskın hava üstüme çöktü. Asansör kapıları henüz açılmamıştı, ancak adamlarım çoktan koridoru sessizce doldurmuşlardı. Hepsi siyah takım elbiseler içindeydi, kulaklarındaki cihazlar ve tetikteki bakışları her şeyi anlatıyordu. Asansörü beklemedim. Doğrudan

