20.BÖLÜM

1437 Kelimeler
Sabaha kadar erva ve yağız hareketsiz bir şekilde kalmışlardı erva uyumuş yağız ise bu güzel anı uyuyarak geçirmek yerine sabaha kadar oturmayı tercih etmişti sırf erva uyusun ve rahatsız olmasın diye sabaha kadar hareketsiz kalmıştı sadece elini ervanın karnına koyuyor ve bebeğinin hareketlerini hissediyordu arada attığı tekmelerle canını yaksa da karısının bebeğinin varlığı ervanın onun kollarında uyuması yağıza anlamsız duygular kazandırmıştı sabaha karşı yağız da uyuya kaldığında uyuduğu en huzurlu uyku olmuştu hayatının merkezi olmuştu erva ve bebeği. Sabah ilk uyanan tekrar yağız olmuştu geç uyumasına rağmen erken uyanmıştı ve kendini hiç yorgun veya uykusuz hissetmiyordu mutlu ve huzurlu bir uyku çekmişti yavaş bir biçimde ervayı yatakta uzatıp yorganı örtmüştü üzerine. Şakağına bir öpücük bıraktıktan sonra kalkmak istemese de kalkmıştı yataktan sessiz bir biçimde önce banyoya girip elini yüzünü yıkamış daha sonra da mutfağa inmişti hacer ve tugbanin kahvaltıyı hazırladığını görünce tekrar çıktı mutfaktan tekrar odaya gidip kapıyı açtığında erva halâ uyuyordu sessizce yatağa yaklaşıp saçlarını okşamaya başladı ervanın çok güzeldi yüzü burnu her zerresi güzeldi bu kadının ama şu an onu sinirlendirmek istediği son şeydi ufacık şeye ağlıyor sinirleniyordu hormonları son seviyedeydi biraz uzaklaşıp seslenmeye başladı "Erva hadi uyan güzelim " "Sebep " "Kahvaltı edersin" "Ac değilim" "Peki ya doruk" "Onu bilmiyorum" " Napiyormus bakalım benim oğlum" diyerek elimi karnına atacakken geri çekti yağız şu an onunla tartışmak istediği son şey bile değildi "Kalkacakmısın?" "Pek düşünmüyorum açıkçası " "Uykun mu var hala?" "Evet" "Kahvaltı et sonra tekrar uyu" "Ac değilim " der demez birden karnı acıktık biz marşını çalmaya başlamıştı bile "Miğden öyle demiyor ama" "Biraz acıkmış olabilirim" "Güzelim bu birazın üstü hemde bayaa üstü " "Ne yani ben sürekli acim doymuyorum öyle mi? " "Hayır tabiki ben öyle demek istemedim" "Ne demek istedin peki " "Hamile bir kadın için gayet normal karnında insan taşıyorsun acikman yemen çok doğal " diyince ervanın sınırı geçmiş gibiydi gene ucuz anlatmıştı yağız erva yataktan kalkıp banyoya ilerlediğinde yağız da beklemeye başlamıştı erva hazır olunca birlikte çıktılar odadan o sırada ev halkı da gelmişti eve yağız ve ervayı bir arada görenler oldukça mutlu olmuştu uzun zamandır sürekli kavgalilardi herkes masada yerini aldıktan sonra kahvaltı etmeye başlamışlardı ilerleyen dakikalarda bebeğin yurt dışında doğma konusu açılmıştı herkes bebeğin yurt dışında doğabileceğini söylerken erva "Ne gerek var alengirli işlere eskiden tarlada doğuruyorlarmış hastaneye bile götürmeyin beni hacer abla ve tuğba abla dogurtur beni evde" dediğinde hepsi başta gülmüş daha sonra hala bir doğum planlaması olmadığını söylemişlerdi doğuma 1 ay kadar kısa bir zaman kalmıştı yasemin hanım ervaya bakarak "Ervacigim peki nasıl düşünüyorsun doğumu" "Henüz düşünmüyorum " "Ervacigim normal doğum mu sezeryan doğum mu istersen suda da yapabilirsin" "Ne yani beni küvette mi dogurtacaksiniz tatianaaaa küveti doldur" "Hayır tatlım özel oluyor onlar seni biz dogurtamayız ama acının en aza inmesi için elimizden geleni yapacağız" "Teşekkür ederim" diyip kalktı masadan erva yaren hafif öksürerek "Size söylemek istediğim birşey var ben bu gün sizi erkek arkadaşımla tanıştırmak istiyorum" Yağızın çenesi gerilmiş kaşları catilmisti "Senin ne zamandan beri bir erkek arkadaşın var " "Pek uzun bir zaman değil abicim yeni" yasemin hanım gülümseyerek "Tabiki tatlım ne zaman gelecek " "Onaylarsanız bu gün " yiğit bey zoraki bir tebessümle "Tabiki gelsin bu gün " diyip kalktı masadan yağız yanındaki kadına baktığında yüzünde hüzünlü bir gülümseme vardı acı çeken bir gülümseme aile yokluğunu hissettiği belliydi hele en ihtiyacı olan zamanda anne olacağı zaman yoktu annesi "Izninizle dün gece uykumu pek alamadım biraz dinlenmek istiyorum " diyip kalktı masadan "Güzelim nereye daha karpuz kesecektik" "Karpuuz mu vaaar " gülen yüzü parlayan gözlerini görünce olmasa da oldururdu yağız "Buldururum güzelim " diyip efeyi aradı yağız bu gün o karpuz gelecekti bu eve "Efeyi mi arıyorsun gene " başını sallamıştı yağız sadece "Peygamber sabri varmış adamda tuvalete gitsen efe diyeceksin " diyip merdivenlere yöneldi erva odaya çıkıp uyumak istiyordu acısı geçsin istiyordu günler biran önce bitsin ve tutsaklığı sona ersin istiyordu odaya çıkıp uzandı yatağa aldı telefonunu eline biraz oyalandı telefonda uyuyamiyacagini anladığında yataktan kalkıp bebeğinin odasına gitti belkide başına gelen en güzel şey olacaktı babasını sevmiyordu ama onu sevecekti o doğduktan sonra belkide yağız bebeğini ondan alıp gönderecekti olmaması için dua ediyordu ama güvenemiyordu yağıza kıyafetlerine dokundu patiklerini sevdi o minicik ayakları bu patiklerle ısınacaktı gülümsedi erva kıyafetlerine baktı babasının ilk aldığı kıyafetler patikleri tulumu çok güzeldi öptü kokladı onları elini karnına atıp hissetmeye çalıştı bebeğini yakında kucağında olacaktı annesinin en büyük destekçisi olup yaralarını saracaktı böyle olmasını istememişti erva bir gecelik bir ilişkiden sevmediği bir adamdan çocuğu olsun istememişti ama artik yapacak birseyi yoktu keşke annesi olsaydı yanında acaba nasıl bir kadındı silik bir görüntüydü yüzünü hiç hatırlamıyordu sadece uzun boyu zarif bedeni ve uzun saçları vardı gözleri doldu çenesi titredi en ihtiyacı olduğu zamanlarda yoktu saçlarına dokundu erva yıllarca yurtta bitli gezmişti bitli olduğu için kimse sevmez arkadaş olmazdı yoktu ki saçını tarayan temizleyen bir annesi yurttaki anneler yapmazdı banyoyu bile zor yaptırırdı tırnaklarına baktı bu sefer yurttan çıktığı günden beri kısaltmamıştı dibinden kesip kanatirlardi hep canı yansa dahi umursamazlardı düşündü erva neden bıraktı beni "Neden bıraktın beni anne neden ne yaptım ben sana uslu mu durmadım üzdümmü seni affet özür dilerim gel nolur gel sana çok ihtiyacim var bul beni yanımda ol anne olacam ama anne sevgisini bilmiyorum nerdesin kimsem yok benim kimsesizim ben şu koca evde penceresiz kaldım anne" Diye dökmeye başladı gözyaşlarını kendini izleyen yağızdan habersiz tutunduğu beşiğe vurmaya başladı elini "Neden neden neden " O kadar sert vuruyordu ki yağız kendi canının yandığını hissetti ama erva hissetmiyordu sınır krizi geçiriyordu yağız gidip gitmemek arasında kararsız kalmıştı kendine zarar vermesinden korkarak yaklaştı yanına "ALLAH KAHRETSIN BAKAMIYACAGIN ANNELIK YAPMIYACAGIN COCUGU NIYE DOGURURSUN KI NEDEN NEDEN BIRAKTIN BENI NEDEN NE YAPTIM BEN NEYDI GUNAHIM KIME NE ZARARIM DOKUNDU BENIM ALLAH KAHRETSIN " yağız ervaya sarılıp sakinleştirmeye çalışırken erva onu da itmişti kendinden parmagini sallayarak "DOKUNMA BANA DOKUNMA SENDEN DE ONLARDAN DA NEFRET EDIYORUM HEPINIZDEN ONLAR BIRAKTI GITTI SEN KULLANDIN BENI YETER ISTEMIYORUM YETER BIRAK BENI ARTIK BIRAK SENI GORMEK ISTEMİYORUM SESINI DUYMAK ISTEMIYORUM " "Yapma güzelim sakin ol bak kendine de bebegimize de zarar veriyorsun " "Ya en büyük zararı bize sen veriyorsun sen istemiyorum ben bu evde kalmak istemiyorum senin esirin olmak ne istiyorsun ne gösteririm bebeğini saklamam yalvaririm bırak artık beni bırak " Oldugu yere çöktü erva hıçkıra hıçkıra ağlıyordu sarsılıyordu omuzları yağız birşey demedi sarıldı saçlarını okşadı "Erva'm kalk odana geç güzelim uyu biraz" ayağa kalkıp itti yağızı "Bana ervam deme ben senin hiçbirşeyin değilim ben senin değilim bu bebek doğsun hemen bitecek bu saçmalık " diyerek çıkıp gitti odadan yağız olduğu yerde kaldı kalkacak mecali yoktu ne zordu bu olanlar seviyordu aşıktı ervaya ama yaptığı hatalar ervanın ondan nefret etmesini sağlıyordu oturdu uzun süre oğlunun odasında saat geç olmuş aşşağıdaki hareketlilikle kendine gelip inmişti herkes duymuştu kavgalarını ama kimse gelmemişti cesaret edememişlerdi gitmeye yağız salona girdiginde arkası dönük bir adam oturuyordu iyice adimlayip karşısına geçtiğinde denizi görünce şok olmuştu ama kız kardeşi için şimdilik birşey demiyecekti annesinin yanına geçerek "Erva yedi mi birşeyler " "Hayır hiç inmedi aşağıya " herkes üzülüyor ama ellerinden hiçbirşey gelmiyordu gözlerinin önünde eriyen bir kadın vardı ve inadı kırılmayan bir oğulları erva inmemişti o gece aşağıya yemek te yememişti herkesi reddediyordu sabah olduğunda yiğit beyin yoğun ısrarı üzerine inmişti masaya yalandan yaptığı bir kahvaltıdan sonra kimseye bakmadan "Bi kaç eksik eşya var almam gereken " yaren ve yade ervaya bakarak "Istersen birlikte gidebiliriz hem vakit geçirmiş oluruz sinemaya gider yemek yeriz" erva omuzlarını silkerek fark etmez dedikten sonra kalkıp hazırlanmaya başladı hepsi hazır olduktan sonra evden çıkmış avm ye gitmişlerdi erva eksik eşyalarını aldıktan sonra yaren gelen telefonla yanlarından ayrılmıştı yade de lavaboya gitmiş ervaya da otoparka inmesini söylemişti erva otoparka indikten sonra inmişti yade heryeri arasa da bulamamıştı ervayı tüm avm yı aramış her tarafa bakmıştı ama yoktu son çare yağızı aramak olmuştu Bi kaç çalistan sonra açan yağıza cevap hakkı tanımadan ağlayarak "Yağız erva yok" "Anlamadım abla " "Erva yok ben lavaboya gitmiştim ona da otoparka inmesini söyledim ama şimdi yok her yeri aradım ama yok " "NE DEMEK YOK ABLA BEN KARIMI SIZE EMANET ETTIM SIMDI NE DEMEK YOK" kan beynine sıçramıştı yağızın şirketten nasıl çıktığını şaşırmıştı ablasının yanına avm ye gidip aradılar ama yoktu erva telefonuna ulasilamiyordu eve gittiklerinde yasemin hanım tedirgindi yaren ve yade kendilerini suçluyordu yağız ise ne yapacağını bilmiyor çaresiz di efeyi arayarak "Arayın lan her tarafı bulmadan dönmesin kimse o kadını yerin dibine de girse bulup getirin bana" diyerek telefonu kapatmıştı Hepsi bizim suçumuz" dedi yade ağlayarak yağız sinirlerine daha fazla hakim olamayıp "EVET HEPSI SIZIN SUCUNUZ SAHIP CIKAMADINIZ BI KADINA NEREDE ABLA KARIM NEREDE YOK SABAH BU EVDE KARSIMDA OTURAN KARIM ŞIMDI YOK" Herkes çaresiz herkes sessizdi yağız delirme noktasında çatacak yer arıyordu karısı yoktu ortalıkta ve yağız haber alamıyordu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE