o günün ardından bir hafta geçmişti sadece ikimizde birbirimize mesaj olarak günaydın ve iyi geceler demekten başka bir şey yapmamıştık.
Aslı ise işi gereği yurt dışına çıkmıştı. Ben ise şimdi yağız'a kahvaltıya gideceğim.
Bu sırada yağız tekrar ev değiştirmiş ve sahilin oraya taşınmıştı.
Bu süreçte abimin 2. arabasından birini almıştım.

3 gün önce'de bir kaç özel okula cv'mi yollamıştım.
Sabah Gmaile kutuma bakarken bir okuldan görüş gelmişti. Gidelim bakalım.
Giyinmem bittikten sonra gülümsedim.
Çok şeker olmuştum ayol.
Yeşil rengi bana ayrı yakışıyordu.


Yeşil benim rengim bence birde mor.
Aynada sonkez kendime bakıp öpücük atıp ayağıma ayakkabılarımı giydim. Topuklu giymek istesemde bu sıcakta çorapla spor giymiştim.

Bence moda ikonu olmalıydım.
🚲
"Merhaba" yağız beni almayı teklif etsede kabul etmedim. Kendi arabam vardı sonuçta.
"Hoşgeldinnn" yağız elinde menemen tavasıyla kapıyı açmıştı.
"Kusura bakma şunu masaya bırakıp geliyorum" elinde tava önünde önlük ile içeri koştu.
Bende hiç çekinmeden içeri girip kapıyı kapattım. Ayakkabılarımı çıkarıp onun gittiği taraftan geçtim.
"Gece yok muu" diye yağıza sordum.
"Maalesef bugün arkadaşında kalacak", kafa mı salladım. Olsaydı güzel olur du.
"Bu arada sana sürprizim var kahvaltıya birilerini bekliyoruz" hızla gülümsedim.
Kimdi acaba?
"Ya ya ya kim ne olur söyle lütfen söyle nolur nolur söyle yağız söyle lütfen söyle çatlarım ben nolur söyle yağız lütfen ya" aşırı heyecanlanmıştım.
"Şşş sakin ol bu kadar heyecanlancanı bileydim söylemezdim" yerimde zıpladım resmen.
"Ne olur söyle yağız lütfen" derken gözlerimi kıstım.
"Hayır bira-" demesine kalmadan zil çaldı.
"Gel bakalım kim gelmiş" diyerek elimden tutup kapıya götürdü.
Allahım bizdekiler kalp.
Kurban olduğum benide Allah yarattı ama.
Kapıyı açtığımızda aslı bir adam abim ve Leyla vardı birde leynanın çocukları vardı.
"Aslı,abi" diyip ilk ağabeyime sarıldım. Ardında aslıya sarıldım.
Sonra çocuklara sarıldım. Sanırım beni sevmişlerdi.
Leylaya da sarıldıktan sonra adama döndüm.
Elimi uzattım.
"Merhaba sizde hoşgeldiniz asel ben memnun oldum " adam gülümseyerek elimi tuttu.
"Merhaba Kaya Bende memnun oldum yenge" Ne?
"Öhm öhm oğlum mal mal konuşma döverim seni kız kardeşim lan o benim" abimin sözleri ile ona döndü adam.
"Zaten senin değil yağızın sevgilisi değil mi?" Abim köpürmüştü.
"Ulan çocuk var yoksa döverdim seni şimdiye ha" sinirle içeri geçti abim.
Ardından hep birlikte içeri geçtik.
Abim hemen kurulu masaya oturdu elini ekmeğe uzattı.
"Abi sanarsın yemek yemedin hiç" ekmeğini sucuğu atarken bana baktı.
"Gel güzelim sen zaten bir deri bir kemiksin çocuklar sizde gelin hadi gerisi ne yerse yesin bizene" çocukların elinden tutup onları otturdum.
Sofra gerçektende leziz duruyordu.

"Ulan yağız sen varya sen eve çıktığımızdada böyle yapıp kilo aldırdın sonra bir kız kardeşin eline düştüm 2 lokma veriyordu sonra beni 3 lokmalık dövüp tekrar aç bırakıyordu birde bir kötüydü eli yemek yapmayı bilmez çingene kızıydı"
Ağzıma koyduğum lokma durdu.
Yemek yapmayı bilmez...
Erayda beni bundan vurmuştu. Yemek yapamadığım için anne olamamak ile suçlamıştı. Abimde bunu biliyordu.
"Asel güzelim öyle demek istemedim özür dilerim" ağlamak istesemde herkes içinde yapamadım ve gülümsedim.
Sesimi neşelendirerek cevapladım abimi. "Sorun değil alınmadım ben aştım zaten onu" elimdeki lokmayı Ağzıma götürdüm.
Çiğnerken çocukların yemediğini gördüm. Tabaklarına biraz patates sucuk menemen ekledim.
Onlar gülerken göz kırptım onlara.
"Eee aselim sabah güzel haberlerini aldım özel bir kurumda görüşmeye gidiyormusun" abimin dedikleri ile ona döndüm.
"Evet cv'mi yollamıştım en yüksek maaşı olan kurumdan çağırdılar orası bu kadar özelken senin parmağın olduğunu düşünüyorum abicim" abim gülerek kafa salladı.
"Abiyiz biz kızım saksı değiliz" güldüm.
"Biz hala tanışamadık senle doğru düzgün yenge hanım" kayanın seslenişiyle ona döndüm.
Cevap verecekken abim ve yağız onun kafasına vurmuştu.
Aslı kahkaha atmaya başladı ardından çocuklar.
Ben ise cıkcıkladım.
"Ne vuruyorsunuz adama ya yazık aaa" diye kızdım ikisine aslı hala gülüyordu.
"Aslı hanım bakıyorumda çok hoşunuza gitti bunu maaşınızdan kesicem" Ne yani bu adam aslının patronumuydu?
"Pardon kaya bey" diyip gülmesini kesti aslı.
Bu işte bir şey var ama hayrolsun.
"Neyse hadi kahvaltıyı yapın yoksa bu aç ayı ali bitirecek" abim adının anılmasıyla kafasını kaldırdı.
Anlamayınca',da geri tabağına gömdü.
Galiba acıkmıştı.
"Ee sizde ne zaman evlilik asel bayan kadın hanım yenge?" Kayanın sorusu ile şaşırsamda güldüm.
"Vursam dövdü olacak en sonunda ha bak güzel kardeşim asel benim sevgilim değil arkadaşımın kız kardeşi ve benim hastam" evet senin hastanım.
"Hımm demekki sana hastaymış evlensenize ozaman it" diyerek bu sefer vuran kayaydı.
"Ya sabır" diyerek önüne döndü yağız.
Bir süre sonra herkes konuşmaya başladı. Ben elimde çay bardağımla gülerek onları izliyordum.
Çocukların tabaklarına baktım tabakları bitmişti. Bir şeyler ekleyip onlara göz kırptım.
Tek konuşmayan leylaydı. Oda ben gibi gülerek dinliyordu onları.
Hayat çok değişikti gerçekten. Değişik ve acımasız bir hayatta yaşıyoruz
Keşke bu nesilden olacağıma taş devrinde olup au au au diye dinazor kovalasaydım daha iyiydi.
İçimden geçen şeyle güldüm.
"Asel Peki sen düşünüyorsun?" Kayanın bana yöneltiği soruyla bakışlarım ona döndü.
"Dalmışımda tekrar sorsana" masadan "ohoho sesleri hızla yükselirken güldüm.
"Sence evlilik aşkı mı öldürüyor yoksa sorun gerçekten erkektemi?" Sorulan soruya kaşlarımı çattım.
"Bence sorun hem erkekte hem kadında", masadaki herkes şaşkın şaşkın bakıyordu bana. "Bakmayın öyle ciddiyim mesela abi sevgilin bucağı hatırlıyorsun dimi" abim kafa salladığınds devam ettim.
"O sana bağırıyordu sen ona bağırıyordun bazen hiç konuşmuyordunuz bazen susmak bazense hiç susmamak gerekir mesela kavga ettiğinizde o sinirliyse sen susacaksın sen sinirli olduğunda o bir yerde anlıcaksınız ve birbirinizi kavrıyacaksınız"
"Bence asel çok haklı bazen karşıdaki insana hak tanınmalı çünkü sinirliyken içimizi daha rahat dökeriz ve karşıdaki kişi sustuğunda ise içten içe bir teşekkür etmiş oluruz o kişiye dinlediğin için ve sustuğun için" yağızın söyledikleri onu destekledim.
"Asel bu kadar ince bir şekilde anlatamazdın olayı teşekkürler",kayaya gülümsemek ile yetindim.
Bardağı bırakıp tabağıma biraz daha menemen ve sucuk koydum çocuklarda'da az olduğunu görünce onlarada koydum.
"Asel çok yediler sanki" leylaya hayır anlamında kafa salladım.
"Yemeleri lazım özellikle bu yaştan 12 yaşlarına kadar bol besin almaları lazım sucuk kasap sucuğu el yapımı bu onları güçlendirir hem" Leyla bir şey demedi.
Ama onun neden çok yedi dediğini anlamıştım. Derin bir nefes aldım.
"Eee çocuklar nasıl olmuş sizce psikologluğu bırakıp aşçı olayım mı" çocuklar gülerken Bende güldüm.
Yiyip içtikten sonra erkekler masayı toplamıştı. Kahve getireceklerdi.
"Ay kızlar bir şey dicem" aslının sorusu ile ona döndük.
"Ben biriyle yemeğe çıkıcam ama ney giyicem hep birlikte yarın dışarı çıkalım mı buradan sonra",
"Bende mi?" Leylanın sorusu ile ikimizde kafa salladık tabi oda.
"Ama çocuklar?"
"Onlarda gelsin ben onlara bakarım" Leyla kafa salladı olmaz dercesine.
"Ben çıkamam bulur beni siz gidin belki başka sefer burada olursam birlikte gideriz" kafamızı salladık.
Hayat işte yapacak bir şey yoktu.
Yağızın içeri girmesi ile ona döndüm.
"Asel bir benimle gelebilirmisin?" Kafamı salladım.
Bir odaya girdik.
"Asel nasıl başlayacağım bilmiyorum aslında hazırlandım ama işte birden gitti aklımdan kelimeler dur önce bir hediye vermek istiyorum" cebinden büyük bir kutu çıkardı. Şaşırmıştım bu ne demekti şimdi?
"Bu sana doğal taşlardan kendim yaptım"
Gösterdiği yeşil taşlardan Bir kolyeydi.

Çok güzeldi.
"Teşekkür ederim" diyip ona sarıldım.
"Takabilirmisin" saçlarımı tutup taktığında elimi götürüp gülümsedim.
Hiç çıkarmayacağım bu kolyeyi...
"Asel benimle çıkarmısın güzelim sevgilim olurmusun?"
______________________________________