bc

Parçalanmış Taç: Prenses Penny’nin Yolculuğu

book_age18+
1
TAKİP ET
1K
OKU
dark
mythology
rejected
dystopian
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Prenses Penny, taç giyme töreni sırasında karanlık bir büyücü tarafından krallığından koparılır ve ölümcül bir evrene sürgün edilir. Bu dünyada hayatta kalmak için savaşmak, öldürmek ve değişmek zorundadır. Her adımda insanlığından biraz daha uzaklaşırken, eve dönüş yolu onu yalnızca krallığıyla değil, kim olduğu gerçeğiyle de yüzleştirir. Penny’nin yolculuğu; güç, suçluluk ve tahtın bedeli üzerine karanlık bir fantastik masaldır.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
BÖLÜM I – TAÇ GİYDİRİLİRKEN
Saray salonu taş kokuyordu. Bu koku Penny’nin çocukluğundan beri bildiği bir kokuydu: soğuk, eski ve affetmeyen. Tavandaki devasa kubbeden sarkan sancaklar hareketsizdi. Ne bir rüzgâr vardı ne de uğultu. Yüzlerce insan nefesini tutmuştu. On yedi yaşındaki Penny diz çökmüştü. Başrahip tacı iki eliyle kaldırırken, Penny’nin omuzları gerildi. Taç ağırdı. Altın olduğu için değil; onu taşıyan herkesin öldüğü söylenirdi. “Krallığın varisi,” dedi başrahip. “Sorumluluğu kabul ediyor musun?” Penny başını kaldırdı. Gözleri kalabalığı taradı. Babası sertti. Annesi korkuyordu. Soylular sessizdi. “Ediyorum,” dedi. Taç başına değdiği anda… bir şey yanlış oldu. Salonun en arkasındaki kapılar kendiliğinden kapandı. Demir sürgüler kilitlendi. Muhafızlar dönüp baktı ama hareket edemediler; sanki kasları taş kesilmişti. Sonra biri alkışladı. Tek bir el. Ses yankılandı. Karanlık pelerinli bir adam sütunların arasından çıktı. Yüzü görünmüyordu ama yürüyüşü sakindi. Acele etmiyordu. Kaçmak zorunda olmayan biri gibi. “Güzel bir tören,” dedi. “Yazık olacak.” Başrahip bağırmak istedi. Sesi çıkmadı. Penny ayağa kalktı. “Sen kimsin?” Adam durdu. Başını hafifçe kaldırdı. Gözleri gölgede kalmıştı. “Büyücü,” dedi. “Ve senin son sınavın.” Bir elini kaldırdı. Zemin çatlamadı. Duvarlar yıkılmadı. Sadece Penny’nin ayağının altındaki taş çöktü. Penny bağırdı ama sesi aşağıda kayboldu. DÜŞÜŞ Soğuktu. Sertti. Penny yere çarptığında nefesi kesildi. Omzu taşa vurdu, dizleri kanadı. Uzun süre kımıldayamadı. Gözleri karanlığa alışırken etrafına baktı. Burası bir saray değildi. Geniş bir ovadaydı. Toprak griydi. Gökyüzü kurşuni. Uzakta sivri kayalar vardı; ağaç yoktu, kuş yoktu. Ama hareket vardı. Toprağın üstünde bir şey sürünüyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı. Başardı. Taç hâlâ başındaydı. Bu iyiye işaret değildi. “İnsan…” dedi boğuk bir ses. Penny döndü. Yaratık insana benziyordu ama çok fazlaydı: çok uzun, çok zayıf, çok aç. Derisi yarı saydamdı, altındaki kemikler seçiliyordu. Elinde paslı bir mızrak vardı. “Buraya düşenler,” dedi yaratık, “ya ölür… ya öldürür.” Arkasından başkaları çıktı. Üç tane. Beş. On. Penny geri çekildi. Etrafı sarılmıştı. “Ben—” dedi, ama cümlesini bitiremedi. İlk mızrak geldi. Penny eğildi. Taşa takıldı. Düştü. Mızrak omzunu sıyırdı. Acı gerçekti. Kan gerçekti. Yerde bir taş vardı. Ağırdı. Keskin kenarlıydı. Yaratık üstüne atıldığında Penny düşünmedi. Taşı kaldırdı. Vurdu. Kemik kırıldı. Yaratık yere yığıldı. Çığlık atmadı. Sadece nefesi kesildi. Penny eline baktı. Kan vardı. Onun değildi. Diğerleri durdu. Biri fısıldadı: “İlk kez öldürdü…” Penny ayağa kalktı. Dizleri titriyordu. Ama kaçmadı. “Eve gideceğim,” dedi. “Önümden çekilin.” Yaratıklar geri adım attı. Bu diyar, onu kabul etmişti. Ama affetmemişti.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
11.7K
bc

ALFABETA (+18)

read
30.2K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

Tutku'nun Esiri

read
27.6K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
25.7K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
8.0K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook